Geceleme, Nafaka Ve Benzeri Hususlarda Zevceler Arasında Kasm
(1/1)
Eflaki:
Tanımı

"Kaseme" fiilinin masdarı olan "kasm" kelimesinin lügat anlamı, bir şeyi paylaştırmak ve herkese payını vermektir. "Kısım" ise, payın kendisi demektir. Örneğin "tarladaki kısmım (pa­yım) ekin veya tahıldaki kısmım (payım)" gibi. Kısım kelimesinin cem-i mükesseri, "aksârrTdır. "Himl" ve "ahmâl" gibi.

Fıkihçilann ıstılahında kasm´ın mânâsı, bazısı kitabî, bazısı müs-lüman da olsalar, eşler arasında geceleme hususunda erkeğin ada­letli davranmasıdır. Zevcelerin hepsi hür iseler, onlar arasında eşit taksîmât yapılır. Yani bir zevcenin yanında ne kadar gecelemişse, öte­kinin yanında da o kadar gecelemesi gerekir. Eşler arasında câriye varsa, hür kadın bu hususta cariyenin iki katı hakka sahiptir. Ya­ni hür kadının yanında iki gece, cariyenin yanında bir gece süreyle geceleyecektir.

Yiyecek, içecek, giyecek ve barınak gibi hususlarda yapılan har­camalarda eşlere eşit nafaka vermek vâcib değildir. Aksine onlardan her birine, haline uygun nafaka-i misil vermek vâcib olur. Nafakada eşlerden hiçbirine zulmedilemez. Onlardan birine, nafaka-i mislinden az vermek haramdır. Kocanın, zevcelerinden her birine lâyık olan hak­kını verdikten sonra, onlardan birine dilediği şekilde ve miktarda ay­rıcalık tanıması caiz olur. Çünkü bu durumda teberru etmiş olmaktadır. Ancak böyle yaparken bu nedenle meydana gelebilecek olan fitne ve fesatları göz önünde bulundurması gerekir. Ayrıcalık yap­ması, aile bireyleri arasında bozuşmaya, kin ve buğza yol açacak, ço­cuklar arasında nefret ve düşmanlığın meydana gelmesine neden olacaksa böyle yapması caiz olmaz. Yoksa caiz olur.

(71) MÂLÎKÎLER dediler ki: Geceleme hususunda câriye eşler, hür eşlerle aynı haklara sahiptir.

(72) HANEFÎLER´in bu hususta iki görüşleri vardır. Bazıları nafakada zev celerin değil, kocanın durumunun esas alınması gerektiği görüşündedirler. Buna göre nafakada da zevceler arasında eşitliğin sağlanması gerekir. Nafa­kadan maksat, yiyecek, içecek, giyecek ve barınağı kapsayan şeydir. Bazıla­rı da derler ki, nafakada karıların ve kocanın durumları birlikte esas alınır. Nafaka, kocanın mâlî gücüne göre hesaplanır ve sonra da durumlarına göre kanlara paylaştırılır. Yoksul karıya, zengine oranla daha az nafaka verilir. Nafaka hususunda aralarında eşitlik sağlamak zorunlu değildir. Kendi rızâ-larıyla zevceler arasında eşitlik sağlanırsa ne âlâ! Aksi takdirde zengin kadı­na, yoksula oranla daha çok nafaka verilir. Mûtemed ve müftâbih olan görüş budur. Buna göre Hanefîlerle diğerleri arasında bir fark yoktur. Zîra amaç, haksızlık yapmamak ve zulmetmeksizin her zevceye, lâyık olan hakkını ver­mektir. Her birine hakkını verdikten sonra, içlerinden herhangi bîrifle dile­diği kadar fazla vermekte serbest olur.

Mâlîkîler´in eşlerden bazısına fazla verme hususunda iki görüşleri vardır. Koca, zevcelerinin tümüne nafaka-i misil vererek haklarım öder ye sonra da içlerinden sadece birine fazla nafaka verirse, bazıları bunun sahih olduğunu, bazılanysa sahih olmadığını söylemişlerdir. Sahih olduğunu söy­leyenlerin görüşü mûtemeddir. Mâlikî mezhebinin bilinen en makbul görü­şü de budur.
Navigasyon
Mesajlar
TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc