ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Dört Mezheb Fıkhı > Ekin Ve Meyvelerin Zekâtı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ekin Ve Meyvelerin Zekâtı  (Okunma Sayısı 3201 defa)
01 Şubat 2010, 16:53:51
Eflaki
Gökte oturan melek
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.997



« : 01 Şubat 2010, 16:53:51 »




Ekin ve meyvelerin zekâtının farzlığı, önce belirtilen umûmî delilin yanısıra buna ek olarak Kitab ve Sünnet’teki husûsî delillerle de sabit olmuştur. Kitab’taki delil şu âyet-i kerîmedir:

“Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hur­madan), ekin(ler)i, zeytinleri, narları -birbirine benzer ve benzemez şekilde- yaratan hep O’dur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesin­den yeyin, hasad günü onun hakkını verin.” [224]

Sünnet’teki delil ise şu hadîs-i şeriftir:

“Göğün suladığında öşür (onda bir), su kovasının veya dolabının suladığında ise öşrün yarısı (yirmide bir) vardır.” [225]
Bu hadîs-i şerîf, yukarıdaki âyet-i kerîmenin üstü kapalı geçtiği yerleri açıklığa kavuşturmuştur.

Ekin ve meyvelerin zekâtının şartlarına gelince, önce anlatılan ze­kâtın genel şartlarının yanısıra, diğer bazı şartlar ve mezheblere göre detaylı hükümler vardır. Bunları aşağıda her mezhebe göre ayrı ayrı anlatmış bulunmaktayız.

Hanefiler dediler ki: Akıllı ve baliğ olmak, zekâtın genel şartlarındandır. Çocuğun ve delinin malından zekât vermek vâcib değildir. Ancak bu iki şart, ekin ve meyvelerin zekâtında geçerli değildir. Buna göre çocuğun ve delinin ekin ve meyveleri zekâta tâbidir. Bilinen şartlara ek olarak ekin biten arazinin öşür arazisi olması da şarttır. Haraç arazi­sinde biten ekinler zekâta tâbi olmazlar. Yetiştirilen ürünlerle gelir sağla­mak ve araziyi geliştirmek de kasdedilmiş olmalıdır. Şu halde odun, ot, fârisî kamışı, hurma dalı gibi şeylerden ötürü zekât vâcib olmaz. Çünkü bu gibi şeyler, tarlayı geliştirmek bir yana, ayrıca tarlaya zarar verirler. Ama bunlar kesilip satılır ve böylece fayda sağlanırsa, kıymeti de nisâb miktarında olursa zekâtını vermek vâcib olur. Zekâtın tahakkuku için tarlanın bilfiil ekilmiş olması gerekir. Oysa haraç böyle değildir. Haraç, sahibinin ekmeye muktedir olduğu tarıma elverişli tarlalar için tahakkuk eder. Sahibi ekmeye muktedir olduğu halde ekmezse zekât vâcib olmaz. Takdiren nema bulması hesaplandığından haracı vermek vâcib olur. Ze­kâtın vücûb sebepi, üzerinde yetişen ekinle gerçekten gelişen ve nemâlanan tarladır. Haraç ise bunun tersine olup onun vücûb sebepi takdiren de olsa tarlanın gelişip nemâlanmasıdır. Yağmur suyuyla veya akarsularla sulanan tarlalardaki ekin ve meyveler öşüre (onda bir oranında zekâta) tabidirler. Tarlada yetişen buğday, arpa, darı, pirinç, hububatın bütün çeşitleri, baklagiller, koku elde edilen bitkiler, gül, şeker kamışı, kavun, karpuz, hıyar, patlıcan, aspur, hurma, üzüm ve bunlardan başka meyvesi kalıcı olsun olmasın diğerleri; az da olsalar çok da olsalar, zekâta tâbi olurlar. Bunların öşürlerinin verilmesi için nisâb miktarında olmaları, üzer­lerinden bir sene geçmiş olması şart değildir. Keten, keten tohumu, ceviz, badem, kimyon, cin elması, dağdaki ağaçlar gibi, kimsenin mülkü olma­yan ağaçlardan toplanan meyveler zekâta tâbi olmazlar. Karpuz tohumu, kına tohumu, buy tohumu, patlıcan tohumu gibi ekmekten başka bir işe yaramayan tohumlar da zekâta tâbi değildirler. Tarlaya âit olan hurma ağacı ve diğer ağaçlar da zekâta tâbi değildirler. Ağaçtan çıkan zamk ve katrandan da zekât alınmaz. Pamuk tiyekleriyle muz da zekât kapsa­mına girmez. Ekine harcanan masraflar ekin sahibine aittir. Tarlada yeti­şen ürün, hiç bir masraf çıkarılmaksızın zekâtlandınlır. Sahibi, ekini ol­gunlaşmadan satarsa, zekâtı onu biçen müşteriye âit olur. Sebze ve mey­velerin zekât vakti, bunların dal üzerinde oluşup da bozulmayacaklarından emîn olunduğu ve yararlanılacak mertebeye ulaştığı zamandır. Ki ze­kâtları biçim anında verilir. Hububatın zekât vaktine gelince, bunların ölçülüp yabancı unsurlardan arındırılmasından sonradır. Sahibinin dahli olmaksızın telef olan, üründen zekât yükümlülüğü düşer. Bir kısmı telef olursa, o kadarının zekâtı sakıt olur. Sahibinin zarurî olarak yeyip geçin­diği miktarı da zekâttan muaftır.

Şafiiler dediler ki: Ekin ve meyvelerin zekâtı, öncekilere ek ola­rak üç şartla vâcib olur:

1. Ekin ve meyveler buğday, arpa, pirinç, darı, bakla, mercimek ve nohut gibi istenilerek yenenlerden olmalıdır. Buy, tere, şahtere, keten, anason gibi yemeye elverişli olmayan şeyler zekâta tâbi olmazlar. Acı bakla gibi zaruret hâlinde yenen nesneler de zekâta tâbi olmazlar.

2. Ekin ve meyveler, belli olan gerçek kişilerin mülkü olmalıdır. Meselâ mescidlere vakfedilmiş olan ekin ve meyveler zekâta tâbi değildir­ler. Çünkü bunların belli bir sahibi yoktur. Yine bunun gibi çöldeki sa­hipsiz hurmalıklardan elde edilen hurmalar da zekâta tâbi değildirler.

3. Ekin ve meyveler tam olarak nisâb miktarında veya daha fazla olmalıdırlar. Üzüm ve hurma dışındaki meyveler zekâta tâbi değildirler. Buna göre şeftali, erik, ceviz, badem ve incir zekâta tâbi olmamaktadır. Üzüm veya hurmanın rengi belli olur, kabuğu yumuşar, yemeye uygun hâle gelirse veya ekin ya da taneler tam olarak olgunlaşırsa, yani yemeye elverişli olduğu açıkça görülürse, zekâtını vermeden önce sahibi, sadaka verme şeklinde de olsa üzerinde hiçbir tasarrufta bulunamaz. Şu halde taze buğdayı (firik) ve yeşil baklayı yemek, biçercilerin ücretini vermek, zekâtı vermeden önce caiz olmayacaktır. Mûtemed olan görüş budur. Ekin ve meyveler beş vesak tutarında olan nisâb miktarım bulmadıkça zekâta tâbi olmazlar. Fazlası da miktarına göre hesâblanıp zekâtlandırılır. Bir vesak altmış sa’dır.

Tabiî bu söylediklerimiz, hububatın çamur ve topraktan arındırılmış ve kabuktan temizlenmiş olması halini ilgilendirmektedir. Bunlar pirinç çeltiği gibi kabuğuyla birlikte saklanılan şeylerden olurlarsa veya içlerine çamur ya da toprak karışmış olursa, nazar-ı itibâra alınmaz. Bu gibi ya­bancı unsurlardan tasfiye edilmedikçe ve nisâb miktarını bulmadıkça ze­kâta tâbi olmazlar. Nisabın da tek cins ekin veya meyve ile doldurulmuş olması gerekir. Nisabı tamamlamak için, meselâ buğdayı arpaya eklemek doğru olmaz. Diğer ekin ve meyveler de birbirlerine eklenmezler. Bu yılın ekin veya meyvesi, nisabı tamamlamak için geçen yıhnkine eklenmez. Ama aynı sene içinde bir defadan fazla ürün elde edilirse nisabı tamamlamak için bu iki mahsûl birbirine eklenebilir. Çünkü iki mahsûl arasına tam bir sene girmemiştir. Hububatın zekâtı, biçimle tahakkuk eder. Meyvelerinki ise göze görünecek şekilde olgunlaşmalarıyla tahakkuk eder. Üzü­mün ilk ağızda çıkanı ile son ağızda çıkanı, nisabı tamamlamak için bir­birine eklenirler. Ama hurmada durum böyle değildir. Yıl içinde müker­rer olarak elde edilen hurmalardan ilk ağızda çıkanlar, nisabı tamamlar­larsa zekâtlandırılır. Nisabı tamamlamazlarsa, ikinci ağızda çıkan hurma­lara eklenmezler. Zekât olarak verilmesi vâcib olan miktar, sulama adedi­ne göre değil de, ekinin yetişme müddetine göre değişir. Ekin veya hurma yağmur suyu ile, ya da aletsiz olarak nehir suyu ile, ya da ekinin suyu kökünden içmesi yoluyla sulanırsa öşüre (onda bir oranında zekâta) tâbi olur. Ekin veya meyveler dolapla, kaldıraçlı kovayla veya satın alınan suyla sulanırlarsa, sulama zahmeti çok olduğu için, yirmide bir oranında zekâta tâbi olurlar. Ama bir tarlada her iki sulama yöntemi mevcûd olur­sa, sulama türleri çeşitli de olsa, öşrün dörtte üçü, yani % 7,5 oranında zekâtlandırılırlar. Çünkü esas olan, sulama türlerinin birden fazla olması değil de, ekin veya meyvenin yetişme müddetidir.

Hanbeliler dediler ki: Ekin ve meyveler, önce belirtilen şartlara ek olarak iki şartla zekât kapsamına girerler:

1. Ekin ve meyveler depo edilip saklanmaya müsait olmalıdırlar.

2. Zekâtın vücûbu esnasında nisâb miktarına varmış olmalıdırlar. Burada nisâb miktarı, tanelerin kabuk ve samandan ayıklanmasından, hur­ma ve yaprakların kurumasından sonra, geriye kalan ekin ya da meyve­nin beş vesak miktarını bulmasıdır. Beş vesak üçyüz sa’dır. Bu da 1428, 4/7 mısır rıtılıdır. Zekâta tâbi olan şeyin taneli olup olmaması, ya da yenmeyen veya yenen bir nesne olması farketmez. Buğday, bakla, reşad (maydanoza benzer bir bitki) tanesi, turp tanesi, hardal tanesi, za’ter, çöven otu, Arabistan kirazı, hurma, kuru üzüm, badem, fıstık, fındık gibi ekin ve meyveler zekâta tabidirler. İnnap, zeytin, hindistan cevizi, incir, dut ve diğer meyveler, şeker kamışı, lahana, şalgam, soğan, turp, alaçehre, çivit, portakal, pamuk, keten, safran ve aspur, saklayıp depola­maya elverişli olmamaları dolayisıyle zekâta tâbi olmazlar. Kabukları içinde depolanıp bekletilen pirinç ve yulafa gelince; bunlar, on vesak miktarında olurlarsa zekâtlandırıhrlar. Vârid olan haberler buna delâlet etmektedir. Bu ikisinden başka hububatı, kabukları içinde takdir etmek, ayıklamadan zekâtlarını vermek caiz olmaz. Bu ölçeklerde baz olarak, buğday ve mer­cimek gibi orta ağırlıktaki hububat alınır. Bunların ağırlığına yakın öl­çekte olanlar, aynı ağırlıkta olmasalar da zekâta tâbi olurlar. Çünkü öl­çekte aynılık, ağırlıkta da aynılık gibidir. Ama ağırlıkta nisâb miktarına varıp da ölçekte nisâb miktarına varmayanlar zekâtlandırılmazlar. Aynı yılın ürünleri olmaları şartıyla ayrı cins ekinler, nisabı tamamlamak için üst üste eklenirler. Senede iki defa tutan hurma ağacının hurması da, nisabı tamamlamak için üst üste eklenir. Yağmur suyuyla sulanan ekin ve meyveler öşüre (onda bir oranında zekâta) tabidirler. Âlet ve makinalarla sulanan ekin ve meyveler öşrün yansı nisbetinde zekâta tabidirler. Tarladaki ekin veya meyvelerin yansı yağmur suyuyla, diğer yarısı da âlet ve makinalarla sulanıyorsa öşrün dörtte üçü, yani % 7,5 oranında zekâta tâbi olurlar. Tarlanın yarısından fazlası bir yöntemle, geriye kalan yarıdan az kısmı ise diğer bir yöntemle sulanıyorsa, bunlardan ürün için daha çok fayda sağlayan y...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ekin Ve Meyvelerin Zekâtı
« Posted on: 18 Eylül 2019, 06:17:22 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ekin Ve Meyvelerin Zekâtı rüya tabiri,Ekin Ve Meyvelerin Zekâtı mekke canlı, Ekin Ve Meyvelerin Zekâtı kabe canlı yayın, Ekin Ve Meyvelerin Zekâtı Üç boyutlu kuran oku Ekin Ve Meyvelerin Zekâtı kuran ı kerim, Ekin Ve Meyvelerin Zekâtı peygamber kıssaları,Ekin Ve Meyvelerin Zekâtı ilitam ders soruları, Ekin Ve Meyvelerin Zekâtıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &