ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > Divanı Kebir > Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruz
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruz  (Okunma Sayısı 682 defa)
21 Ekim 2010, 10:53:37
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 21 Ekim 2010, 10:53:37 »



811. Biz, kitap yazmaktan başka bir bilgisizlik bilmiyoruz.

Mefa-îlün, Mefa-îlün, Fe'ulün 

(c. HI, 1536)

Biz aşıklarız, gel, aramıza katıl, katıl da sana aşk bahçesinin kapısını açalım. Gel, gölge gibi evimizde otur, biz aşk güneşinin komşularıyız.

• Bizler dünyada can gibi göze görünmüyoruz. Aşıkların aşkı gibi bizim nişanımız, izimiz belirmiyor.

• Aşkımız görünmüyor ama, eserleri meydanda, sararıyoruz, soluyoruz. Bu hal aşka bağlı. Çünkü biz can gibi hem gizliyiz, hem görünüyoruz, meydandayız.

• Sen, söylediğin her şeyden vazgeç de yücelere bak. Biz yücelerin de yücesindeyiz, ötelerdeyiz.

• Sen, bir çukurda mahpus kalmış, başka tarafa akamayan bir su gibisin. Bize gel, bize katıl, bozulmaktan, kokmaktan kurtulursun! Çünkü biz, coşkun akan bir aşk seliyiz.

• Biz, yokluk aleminde her şeyimizi harcamış kişileriz. Biz, kitap yazmaktan başka bir bilgisizlik bilmiyoruz.

 

812. Ben ateşten bir ağaç gördüm.

Mefa'îlün, Mefa'îlün, Mefa'îlün, Mefa'îlün, 

(c. III, 1414)

• Ben, ateşten bir ağaç gördüm. "Ey benim sevgilim!" diye bana seslendi. 0 ateş, beni çağırıyordu. Yoksa ben îmran oğlu Musa mıyım?

• Belalara düşerek çöllere daldım. Kudret helvası, bıldırcın yedim. Kırk yıldır Musa gibi bu çölün etrafında dönüp dolaşmadayım.

• Ey benim canım, gel, sen bir Musa'sın! Bu beden de senin sopandır. Bedenini sevdin mi, bedenini tuttun mu; onu ağaçtan bir sopa yaparım. Bedenini attın, hor gördün mü; onu, hünerler sahibi ejderha haline korum.

• Sen bir îsa'sın, ben de senin bir kuşunum. Sen, balçıktan bir kuş yaptın. Bana bir üfürünce canlanır, kanatlarımı açar, göklere uçarım.

• Ben, Medine'deki mescidin direğiyim. Peygamber bana dayanarak hutbesini söyledi. Bir başka yere dayanınca ben ayrılık derdiyle ağlar, inlerim.

• Ey efendiler efendisi! Ey padişahlar padişahı! Ey suretler, şekiller yaratan, fakat suretlerden, şekillerden münezzeh olan Allah! Beni ne şekle sokacaksın? Bunu ben bilemem ki, bunu ancak Sen bilirsin.

 

813. Biz, yücelere gidiyoruz.

Fa'ilatün, Fa-ilatün, Fa'ilün 

(c. IV, 1674)

• Biz yücelerden, ruh aleminden geldik. Yine yücelere gideriz. Biz, vahdet denizindeniz, yine denize gideriz.

• Biz ne öteki alemdeniz, ne de bu alemden. Biz, mekansızlık alemindeniz, yine mekansızlık alemine gideriz.

• Başımızı bir dalga gibi kendimizden çıkardık, yine kendimizi seyretmek için böyle yükselerek yolumuza devam ederiz.

• Haydi yol arkadaşlarını, varacağın durakları hatırla da, bizim her an durmadan ezel alemine doğru gitmekte olduğumuzu bil, anla!

• Bizim başımızda yüksek himmetler vardır. Bir yücelerden ta büyük ve eşsiz Allah'ımıza gideriz.

• Ey söz, sus artık! Benimle beraber gelme! Sen dünyada kal! Bak, biz kıskançlıktan ötürü dostun yolunda bizsiz gideriz.

• Ey bizim varlık dağımız! Yolumu bağlama, kapama! Bana engel olma! Biz,Hakk yolcusunun en son varacağı durak olan Kaf dağına, zümrüd-i anka gibi gideriz.

 

814. Ben dünyaya mensup değilim, ben ötelerdenim.

Mefa'îlün, Mefa'îlün, Mefa'îlün, Mefa'îlün, 

(c. III, 1427)

• Ben ötelerdenim, ruh alemindenim. Bu dünya düşüncesinde değilim. Ben, ne sudan ne de topraktanım. Benim bu dünya ile ilişkim yok!

• Yukarılarda, gökyüzünün sonsuz boşluğunda sayısız yıldızlar varmış, denizlerde inciler bulunurmuş. Ovalarda nergisler, yaseminler, güller açarmış. Ben, bunlarla da ilgilenemem.

• Ben öyle bir manevî zevke dalmışım ki, neşelerden, sevinçlerden bile usanmışım, bıkmışım. Gönlümün yarinden başka, hiç bir kimse bana yar olamaz, beni neşelendirmez!

• Ben, aşk ırmağının suyuna düştüm, yıkandım, renkten ve kokudan arındım. Sevgilimin, kalbimde açtığı yaranın zevki aşkına düştüm de, merhem aradığım yok!

• Ben güzel gülüşlü îsa'yım. Şu ölü dünya benimle dirildi. Fakat ben Allah'a mensubum. Benim, Meryem'le bir ilgim yok!

• Ben, aşktan, sevgi sözünü duydum da susmayı kendime huy edindim. Aşka deyiniz ki; "Ben artık dostla konuşurken 'hayır, neden' sözlerini söyleyemem."

 

815. Nerede olursan ol sen, her yerde hazır ve nazırsın.

Müstef'ilün, Müstefilün, Müstef'ilün, Müstefilün, 

(c. III, 1377)

• Ey gönül gibi hem benimle beraber olan, hem de benden gizlenen sevgili! Sana gönülden selam veriyorum. Sen, Kabe'sin. Nereye gidersem gideyim, sana yönelirim, sana varmak isterim.

• Nerede olursan ol, sen her yerde hazır ve nazırsın. Uzaktan bize bakarsın. Adını anınca, gece bile olsa ev aydınlanır.

• Göze görünmeyen bir sevgiliysen, her an niçin gönlümü incitip duruyorsun? Eğer sen, göz önünde isen ne diye olmayacak düşüncelere kapılıyorum?

• Beden bakımından uzaksın ama, gönlümden gönlüne açılmış bir pencere var! 0 pencereden, ay gibi hırsızlamacasına sana haber gönderir dururum.

• Ey güneş! Sen, uzaklardan bize nurlar gönderiyorsun. Ey senden ayrı düşmüşlerin canı! Canımı sana kul, köle etmedeyim.

• Kulakta da sen varsın, akılda da, coşkun gönülde de! Fakat bunlar da oluyor ki, sen, benimsin! Sen bensin! Seni böylece övmedeyim, anlatmadayım.

 

816. Ben garip bir kişiyim. Başımda senin sevdan var!

Fe'ilatün, Fe'ilatün, Fe'ilatün, Fe'ilatün, 

(c. III, 1611)

• Yapma ey dost! Ben garip bir kişiyim. Başımda senin sevdan var! Ben dertliye, yurdundan ayrı düşmüş ben garibe hoş bir şekilde bak! Ben, seni istemekteyim. Başka isteğim yok!

• Senin aşkınla mestim, kendimden geçmişim. Benim, kendimden bile haberim yok! Hep seni durmadan istemekten ötürü, başımı bile kaşıyamıyorum.

• Gönlüm neden nurlandı, aydınlandı, neden ikbale erdi; sana söyleyeyim.

• Bu garip gönlümün aynasında, senin güzelliğini, eşsizliğini, hissediyorum, buluyorum da ondan!

• Ey dost, kıyamet gününü düşün de beni azarlama, ayıplama! Ben senin kınla coşmuşum, dalgalanıyorum. Bütün dalga olmuşum. Bütün coşkun olmuşum. Çünkü bende senin vahdet denizinin mübarek incisi bulunmaktadır.

• Gönül sarayına girip seni görmek istiyorum. Gafletimin kapıcısı beni içeri bırakmıyor. Beni başından savmak arzusunda ama, o bilmiyor ki, ben gizli  gönül penceresinden seni seyretmedeyim, temaşadayım.

• Bundan sonra artık coşmayayım, kıyametler koparmayayım. Bende senin aşkından söz eden gönlün varken, artık kim benim gönlüme , hükmeder?

 

817. Sen ne bilirsin ki, ben, gönülde hangi padişahla beraberim?

Mefa'îlün, Mefa'îlün, Mefa'îlün, Mefa'îlün, 

(c. HI,1426)

• Sen ne bilirsin ki, ben iç alemde nasıl bir padişahla oturmaktayım? Sen benim sararmış yüzüme bakma, benim demir gibi sağlam ayaklarım var!

• Ben, yüzümü beni yaratan ve bu dünyaya getiren o padişaha tamamıyla çevirmişim. Beni yarattığından ötürü, ona binlerce şükrüm var!

• Ben bazen güneşe, bazen içi incilerle dolu denize benziyorum. Taştan, topraktan yaratılmış, değersiz bir varlık gibi görünüyorsam da, iç yüzümle, en azîz, en şerefli bir mahlukum.

• Şu dünya küpünün içinde, bir arı gibi vızıldar dururum. Fakat sen, sadece benim bu sızlanmalarıma bakma, benim balla dolu bir kovanım var!

• Şu çarkı döndüren su, ne de korkunç! Fakat ben, o suyun dolabıyım. 0 suyun üstünde hoş, tatlı iniltilerle dönüp duruyorum.

• Her cüz'üm açılmış, neden solayım, perişan olayım? Altımdaki burak eğerlenmiş bekliyor. Neden eşeğe kul olayım? Ayağımı akrep sokmadı ya, neden aydan geri kalayım? Sağlam bir ipim var, neden bu kuyudan çıkmayayım?

• Can güvercinlerine, bir güvercinlik yaptım. Ey can kuşum, uç, benim bunlardan da sağlam yüzlerce kalelerim var!

• Evlere vurur, evlere düşersem de, ben, mana güneşinin ışığıyım. Ben, topraktan, sudan doğdum. Anam balçıktır. Fakat ben, akîkim, altınım, yakutum!

• Sen, herhangi bir inciyi görürsen, o incinin içinde, öte yüzünde başka bir inci ara! Çünkü her zerre; "İçimde bir define saklıdır!" diye söylenip durmaktadır.

• Her inci sana; "Güzelliğimle yetinme, alnımda parlayan nur, içimde yanan ışıktan ileri geliyor." demektedir.

• Ben sustum. Sende gerçekleri anlayacak akıl yok! "Gören, anlayan bir can gözüm var!" diye kulağını sallama, kendini aldatma!

 

818. Yücelerden gelen yücelere gitmek ister.

Fa'ilatün, Fa'ilatün, Fa'ilatün, Fa'ilat 

(c. III, 1585)

Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruz
« Posted on: 19 Ekim 2019, 22:32:55 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruz rüya tabiri,Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruz mekke canlı, Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruz kabe canlı yayın, Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruz Üç boyutlu kuran oku Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruz kuran ı kerim, Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruz peygamber kıssaları,Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruz ilitam ders soruları, Kitap yazmaktan başka bilgisizlik bilmiyoruzönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &