ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Yaratılış ihtira
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yaratılış ihtira  (Okunma Sayısı 540 defa)
20 Ekim 2010, 16:56:54
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 20 Ekim 2010, 16:56:54 »



Yaratılış / İhtira


Kainattaki canlı-cansız her varlık türü, kendi içinde birtakım kanun ve prensiplere göre hareket eder. Her kanun ve prensibi inceleyen ayrı bir fen ve felsefe vardır. Her yeni keşif ve her yeni icat bu fen ve felsefeye bir malzeme vermekte, belki de yeni bir fen ya da felsefe doğurmaktadır.
Her fen kainatın bir parçasıyla ilgilenir ve kendine özgü bir takım kanun ve prensiplere sahiptir. Hareket programları ne kadar düzgün ise ilgilendiği kainat parçasındaki kanun ve prensip de o derece düzgün ve yüksektir. Bir şeyde kanun ve prensip yoksa o şeyin intizamından da söz edilemez. Mesela “her askerin bir üniforması vardır” şeklinde verilen hüküm, askerlikteki kanun ve prensiplerin olmasına bağlıdır. İşte bunun gibi, fenlerin hareket programını incelediğimizde karşımıza çıkan kanun ve prensipler, kainattaki nizam ve intizamdan haber vermektedir. Bu bağlamda her bir fen parlak bir delil olup eşyanın yaratılmasındaki hikmet ve faydaları göstermektedir. Varlık aleminde birbiri ardına yaratılan eşyadaki bu hikmet ve faydaların görülmesi, işte bu kanun ve prensipler sayesinde olur. Her bir fen yaydığı ışıkla, kainatın icat ve ihtira'sını tesadüflere bağlamaya çalışan sapık fikirleri ve düşünceleri taşlayan ve adeta yakan birer yıldız olurlar.
Bilim adamları, yaprağa yeşil rengi veren plastidin kloroplast olduğunu oraya koyarken, bahar mevsiminde ortaya çıkan bütün yeşil yaprakların bütün hücrelerini inceleyerek bu sonuca varmış değiller. Bunun yerine genel bir yaprak özelliğini taşıyan birkaç örnek üzerinde çalışmış, daha sonra bu sonuca varmışlardır. İşte bunun gibi, kainattaki bir takım sırları anlamak için kainatın tümünü araştırmaktansa, şu birkaç örneğe dikkat edip genel maksadımız olan “tam nizam ile ihtira'” fikrine bir derece yaklaşabiliriz.

PERİYODİK CETVELDEKİ ELEMENTLERİN AKLI VAR MI?

Gözle görülmeyen mikroskobik bir mikroorganizma, küçüklüğüyle beraber pek ince ve benzeri olmayan bir makine gibi işlemektedir. Gerek hayvancık gerekse bitkicik olan bu mikroskobik canlının meydana gelip gelmemesi eşit ihtimallidir. Meydana gelmesi bir veya birden çok sebebe bağlı olduğu gibi, sebepsiz olarak meydana gelmesi imkansızdır. Meydana gelmesi için gerekli olan bu sebepler tesadüfi ya da tabii sebepler değildir. Çünkü o mikroorganizmadaki ince nizam, bir ilim ve şuurun eseridir. Tabii sebepler ise periyodik cetveldeki yüz sekiz elementten müteşekkil ilimsiz, şuursuz ve cansız şeylerdir. Akılları hayrette bırakan o ince makinenin, bu yüz sekiz elementin bir takım ölçülerle ve tesadüfen bir araya gelmesiyle yapıldığını iddia eden adam, bu yüz sekiz elementin her bir zerresine Eflatun'un şuurunu, Calinos'un hikmetini vermeli, ayrıca o mikroorganizmayı oluşturan yüz sekiz element arasında sürekli işleyen bir de haberleşmenin bulunduğuna inanmalıdır. Bu ise öyle bir safsata ve hurafedir ki, varlığı inkar eden en meşhur felsefecileri bile utandırır.

BEN SANA, SEN BANA, HEM HAKİM HEM MAHKUM !

Böyle bir fikirde, maddenin esasında bulunan çekme ve itme kuvvetinin, bölünmesi mümkün olmayan bir parçada birlikte bulundukları kabul edilmiştir. Yani her bir zerre, manyetik alan olarak bir başkasını hem çekiyor hem itiyor, bir başkasına hem emir veriyor, hem de ondan emir alıyor, hem ona hükmediyor hem de ona mahkum oluyor. Halbuki bir birlerine zıt olan bu kuvvet ve yaptırımların beraber bulunmaları mümkün değildir. Birisi varsa diğerinin olmaması gerekir.

PEKİ BU KAİNATI BİRARADA TUTAN KANUN VE PRENSİPLER KİMİN VE NEREDEN GELDİ?

Bu zıt unsurların bir arada bulunmaları, madde alemindeki kanun ve prensiplere uymadığına göre, başka bir alemin, dolayısı ile de o alemin sahibinin kanun ve prensiplerine uymakla mümkün olabilir. Bu zıt mana ve kuvvetlerden maksat Allah (cc)'ın kanunları ise, tabiat ismi verilen fıtri kanunlar ile ve yine Allah (cc)'ın kudretiyle mümkündür. Aksi halde maddi alemde adı konulamayan bir mesele haline gelir. Kanunluktan tabiata, hayalden gerçeğe, varmış gibi düşünmekten olmuş gibi düşünmeğe, alet olmaktan yapan olmağa çıkmak, maddi alemdeki hiyerarşiyi bozar.
İşte mikroskobik bir canlının, makroskobik fabrikasındaki nizam ve intizam akıl ile görüldüğü takdirde, aklın da içinde bulunduğu başın yukarı kalkarak kainata bakması halinde, kainat yüzündeki bu yüksek nizamın pek açık ve okunaklı bir şekilde görünmemesi imkansızdır.

BİR SON Kİ BAŞI YOK!!!

Her ferdin ve o ferdin dahil olduğu her türün ya da populasyonun kendine özgü müstakil bir vücudu vardır. Başlangıcı olmayan hiçbir populasyon yoktur. Çünkü bütün türler; meydana gelmeleri mümkündü de bu yüzden meydana gelmiş değillerdir. Ayrıca birbirlerinden değişime uğrayarak ayrı bir tür ya da populasyon haline geldiklerini kabul etmek de ilmen mümkün değildir. Bir kısım eşyanın alemde yaşanan tagayyür ve tebeddül ile yeni vücuda geldiği göz ile görülmektedir ve ortadadır. Bir kısmının ise yeni ve ilk defa vücuda geldiği aklın kabul ettiği bir gerçektir. Demek, hiçbir şeyin ezeliyeti cihetine gidilemez. Mutlaka bir başlangıcı vardır. Mesela;

NE OLSAM! VE KİME BENZESEM ACABA?

Zooloji ve botanik ilimlerinde ispat edildiği gibi, canlılarda tür sayısı dört yüz bin civarındadır. Bu türler için birer ilk fert ve ilk ata lazımdır. Ayrıca üreyerek çoğalabilmeleri içinde bunlara birer eş gerekmektedir. Türler için gerekli olan bu ilk fert, ilk eş ve ilk atalar, meydana gelmek zorunda oldukları bir yerde idiler de oradan buraya gelmiş değiller. Öyleyse meydana gele de bilirlerdi, gelmeye de bilirlerdi. Gelmeleri için mutlak surette bir vasıtaya ve bir sebebe ihtiyaç var. Ama ilk fert ve ilk ata olacaklarından dolayı kendilerinden önce meydana gelmiş bir vasıta ve sebep de yok. Kime ve neye benzeyeceklerini, ayrıca buna nasıl karar vereceklerini de bilmiyorlardı. Bilemezlerdi de. Çünkü “bilmek”leri yoktu. Öyle ise başka hiç yolu yok; vasıtasız, Allah (cc)'ın kudreti ile, benzersiz bir icat ve eşine rastlanmayan bir keşif yani bir yaratılış ile meydana geliş söz konusudur ve zaruridir. Bu türlerin teselsülü yani sonsuza uzanıp gitmeleri de mümkün değildir. Bazı türlerin bir başka türle birleşerek yeni bir tür oluşturması sonucuna varmak da yanlıştır. Çünkü iki türün ortak yapımı olan fert, ya ölü doğar ya da mutlak surette kısır kalır ve döl vermez; dolayısıyla üreyemez ve bir türün başlangıcı olamaz.

YUMURTA TAVUKTAN ÇIKTIYSA TAVUK NEREDEN ÇIKTI?

Hülasa: İnsanlığın ve diğer canlıların oluşturdukları populasyonların başlangıcı, en başta bir babada kesildiği gibi en nihayeti de bir oğulda kesilip bitecektir.
Peki bunca canlı türü ve cansız alem, her biri kendine özgü kanun ve prensibi nasıl elde etmiş ve diğer kanun ve prensipleri nereden biliyorlardı ki onlardan farklı hale gelmişler?
Tabiattaki vasıta ve sebepler; cansız ve basit yapılı olmalarının yanında, akıl ve bilinçleri olmadığı halde, bütün akılları hayrette bırakan “türleri eşine rastlanmayan bir keşif ile icat etmeleri” imkan haricidir. Aynı tür populasyonu içinde bulunan ve aynı gen havuzunu paylaşan ve verimli döller hasıl etmeye kabiliyetli her bir ferdin bile bir diğerine benzememesi, işin bu tabakasında da eşine rastlanmayan bir keşif ve icat edilmenin var olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla her bir ferdin yaratılışını vasıta ve sebeplere vermek yalnız bir imkansızın değil hadsiz imkansızın kabul edilmesi anlamında bir hezeyan olur.

ADINI KOYMAK İŞE BAŞLAMAKTIR, İŞİ BİTİRMEK DEĞİL...

İnsanoğlu olarak, bilmediğimiz bir şeyle karşılaştığımızda yapacağımız ilk iş, onun adını koymak olur. Adını koyduğumuz bu şey genel manada neye benziyorsa önce o guruba sokarız, diğer guruplarla benzer ve ayrım noktalarını tespit eder, mevcut hangi fennin ya da felsefenin kanun ve prensiplerine uyuyorsa bundan sonraki çalışmaları o yönde yaparız. Mevcut her hangi bir fennin ya da felsefenin kanun ve prensiplerine uymuyorsa yeni bir fen veya felsefe ortaya çıkmış olur. Bu yeni fen ya da felsefenin de tabi ki yeni kanun ve prensipleri olacaktır. Bu kanun ve prensiplerin belirleyicisi olarak elbette araştırmayı yapan insanoğlu değil, adı konan şeyin yapısı ve özellikleri olacaktır.
Öyleyse; adını koyduğumuz her canlı ya da cansız varlığın ilk atasından en son oğula kadar eşi ve benzeri olmayan bir keşif ile icat edilmelerinin adı: İHTİRA' yani yaratılıştır. Eşi ve benzeri olmayan bir keşif ile icat edilen yaratıkların, eşi ve benzeri olmayan bir kaşifinin, bir mucidinin ve bir yaratanının olması kadar da doğru bir şey yoktur.
İnsan bilmediği şeye düşmandır. Bilmediği şeyi bildikçe ve tanıdıkça merak ve düşmanlık duygusu kalkar, yerine huzur ve güven duygusu gelir. İlk defa karşılaştığı ya da bilmediği bir şeye, ihtira' penceresi ile bakarsa, onun koymuş olduğu kanun ve prensipler sayesinde merak ve endişesi gider, huzur ve güveni elde eder. Her şeye bu pencere ile bakmaya ne dersiniz?




Dr. Zafer Tel
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Yaratılış ihtira
« Posted on: 06 Nisan 2020, 18:25:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yaratılış ihtira rüya tabiri,Yaratılış ihtira mekke canlı, Yaratılış ihtira kabe canlı yayın, Yaratılış ihtira Üç boyutlu kuran oku Yaratılış ihtira kuran ı kerim, Yaratılış ihtira peygamber kıssaları,Yaratılış ihtira ilitam ders soruları, Yaratılış ihtiraönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &