ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Sevgi hırsızı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sevgi hırsızı  (Okunma Sayısı 493 defa)
22 Kasım 2010, 15:19:27
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 22 Kasım 2010, 15:19:27 »



Sevgi Hırsızı


“Nasıl yani, benim çocuğum hırsız mı?” diye söze başlayan Kevser Hanımın, üçüncü görüşme randevumuza da gelmeyeceğini düşünürken, nefes nefese kalarak içeri girmiş ve fazla vakti olmadığını, ne diyeceksek hemen söylememizi, kendisini fazla meşgul etmememizi istemişti.

Gerçekten de Kevser Hanımın, bize ayıracak öyle uzun bir vakti yoktu; çünkü çalışan bir kadındı Kevser Hanım ve aynı zamanda 16 yaşında bir çocuğu olan çalışan bir anneydi.

Kocası devlet memuru olduğu için evin gelir-giderleri bir birini dengelemiyor, buna bir de çocuğun okul masrafları eklenince Kevser Hanım beş yıl önce çalışmaya, iş hayatına atılmaya karar veriyordu. Bitirmiş olduğu İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin İktisat diploması onu özel bir iş yerinin Genel Müdürlüğüne kadar getiriyor ve artık tam bir iş kadını oluyordu Kevser Hanım. Toplantılar, iş seyahatleri, iş yemekleri, davetler, alınması gereken yeni kararlar ve bitirilmesi gereken bir yığın iş derken Kevser Hanım, bir ailesi olduğunu unutuyor. Kendisini eşine ve çocuğuna değil; işine adıyor.

Kocası bu durumdan hiç rahatsız değildi. Çünkü kendisinin bile çalışmasına lüzum kalmayacak derecede ekonomik güce sahip oluyordu. Fakat çocukluğunun ilk yıllarından itibaren anne sevgisi ve şefkatinden mahrum olarak büyüyen, kreşlerde ve yatılı okullarda, aile sıcaklığı ve ilgi eksikliği ile lise birinci sınıfa gelen tek oğulları Batuhan, bu durumdan pek de memnun kalmıyordu.

İlköğrenimini zar zor bitiren; ortaöğreniminde ise sürekli problemler çıkarıp hem arkadaşlarını, sınıfını, hem de okul yönetimini rahatsız eden Batuhan, liseye gelmişti. Lakin böyle giderse liseyi bitiremeyecekti; çünkü almış olduğu disiplin suçları ve en son okuldan uzaklaştırılma hadisesi Kevser Hanım’ın bitmek bilmeyen işlerine bir yenisini eklemişti.

İşine gösterdiği ilginin onda birini ailesine özellikle çocuğuna göstermeyen Kevser Hanım, işte böyle bir günde bize gelmiş ve bunun faturasını sanki bizde ödemek istercesine çocuğundan yakınmaya başlamıştı:

Onun her istediğini aldığını…

Tüm maddi ihtiyaçlarını karşıladığını…

Kimseye muhtaç etmediğini…

Okutmak ve “Adam etmek” için kazancının çok büyük bir kısmını ona ayırdığını…

En iyi okullara gönderdiğini; fakat onun her gittiği yerde problemler çıkardığını, sorun ürettiğini söylemiş. Hâsılı onunla ilgilenmemizi istemişti Kevser Hanım.

“Ya babası” dediğimde, Kevser Hanım:

Asıl sorun belki de o, demiş ve kocasının duyarsızlığından, umursamazlığından, paraya düşkünlüğünden, çocuğun tüm sorumluluğunu kendisine bıraktığından, hiçbir veli toplantısına katılmadığından, okula çağırıldığı halde hiçbir şey yokmuş gibi boş verdiğinden bahsetmişti.

Bu, Kevser Hanımın ilk gelişiydi. Daha doğrusu Batuhan’ı alıp bize getirişi, onunla ilgilenmemizi, onun için ne gerekiyorsa yapmamızı isteyip on dakika sonra çok önemli bir toplantıya yetişeceği için müsaade isteyip hemen ayrıldığı ilk gündü.

Aradan geçen iki ay zarfında üç defa ayrı ayrı görüşmeye çağırdığımız halde, muhakkak bir mazeret beyan ederek, özür bildiren Kevser Hanıma, son davetimizde durumun önemini anlatmıştım ve mutlak surette görüşmemiz gerektiğini, Batuhan’ın sanıldığından daha çok sorunu olduğunu ve bu konuda ailesiyle yani kendisiyle görüşmemizin Batuhan’ın ruh sağlığı için çok önemli bir yeri olduğunu anlatmıştım.

Bu konuda babanın duyarsızlığını bildiğim için kendisiyle görüşmem gerektiğini de özellikle vurgulamıştım. Bunun üzerine Kevser Hanım, telefonu kapattıktan yarım saat sonra büromuzda olacağını söylemişti.

Öncelikle Batuhan’ı nasıl yetiştirdiklerini sorduğumda, Kevser Hanım, bir iktisatçı mantığıyla ve her şeye metâ cinsinden bakmayı öğrenen bir iş kadını tavrıyla, bana, ilk gün anlattığı şeyleri tekrar anlatmıştı. Yani Batuhan’a ekonomik olarak, madde ve metâ cinsinden her şey verilmiş, sunulmuştu. Fakat onun ruhuna dokunacak şekilde, mâna aleminden hiçbir şey verilmemişti.

Ana şefkatinden uzak, sevgi ve ilgiden yoksun olarak büyümüş, bir aile sıcaklığını, aile huzurunu tadamamıştı Batuhan...

Anne işte, anne toplantıda, anne davetteydi…

Babadan zaten haber yoktu… Vurdum duymaz ve “bir şey olmaz”, “alışır”, “kendi başının çaresine baksın”, “yaşaması gerekiyor”… mantığıyla hareket eden, cebinde paranın sıcaklığını hissediyorsa rahat uyuyan, bunun dışında derdi olmayan bir babaydı…

Batuhan açtı…

Sevgiye…

İlgiye…

Birlikteliğe…

Aile sıcaklığına…

Anne şefkatine…

Anne ve babasının onu kucaklamasına…

“Yavrum” “oğlum” deyip ona değer vermelerine…

Tatlı bir söze…

Bazen bir uyarıya, bir nasihate;

Bazen de takdir edilmeye açtı Batuhan…

 

Oysa;

Batuhan terkedilmişti:

En yakınları tarafından…

Kendisi için en önemli ve en değerli varlıklar tarafından terkedilmişti.

Varlıkta, yokluğu tatmıştı Batuhan…

Bu açlık doyurulmalı, bu açlık kapatılmalıydı.

Başını okşayan hiç kimsesi yoktu onun dünyasında.

Batuhan’ın başka bir isteği de yoktu.

 

Bu bir yoksunluktu…

Bu bir eksiklikti…

Bu bir ihtiyaçtı…

O halde doyurulması gerekiyordu;

Fakat nasıl, nerede ve kim tarafından doyurulacaktı?

Bu sorular kapalı olduğu için, bu sorular cevapsız bırakıldığı için; Batuhan, bu ihtiyaçlarını daha kısa bir yoldan halletmeyi tercih etmişti: Hırsızlık.

Batuhan hırsızdı… Lakin bu hırsızlık maddi olanlara yönelik değildi. Mânevi boyuttaki değerleri, ruha hitap eden şeyleri çalıyordu Batuhan.

Sevgi hırsızlığı gibi…

Sevgi hırsızı, mâna hırsızı, huzur ve mutluluk hırsızı olmuştu Batuhan. Çünkü o bunlarsız yetişmişti. Kendisinde yoksa tüm bunlar, hiç kimsede olmamalıydı.

Eksikliğini derinden yaşadığı sevgiyi, birlikteliği, huzur ve mutluluğu nerede ve kimde görürse kıskanıyor, onu çalmak, onu yok etmek istiyordu.

Batuhan’ın arkadaşları arasında, sınıfta ve okulda problemler çıkarmasının nedeni buydu. Kendisinde olmayan bir şey kimsede olmamalıydı. Ve böylece hırsızlığa alışmıştı Batuhan.

***

Kevser hanım, tüm bunları dikkatle dinlemiş ve sanki “O halde ne yapmamız gerekiyor?” dercesine mahcup bir edayla bana bakıyordu.

Bu halden sonra ne yapılabilirdi?

Giden geri gelir miydi?

Boşluklar doldurulabilir miydi?

Bozuk bir temel üzerine inşa edilen bir yapı sarsıntılara dayanabilir miydi?

O halde ne yapmak gerekiyordu?

 

Kevser Hanıma öyle bir soru sormalıydım ki, Batuhan’ın bu noktaya gelmesindeki tüm hataları, yanlışları kabullenebilmeli, sorunun Batuhan’dan değil; kendisinden, babasından yani aileden kaynaklandığını anlayabilmeliydi. Öyle bir soru olmalıydı ki cevabı da içerisinde gizli olmalı ve başka hiçbir şey söylemeden, direnç göstermeden kendi hatalarını kabullenebilmeliydi.

Kevser Hanıma sorum şuydu:

“Siz ve eşiniz, bu olayın neresindesiniz?”

Başını hafifçe öne doğru eğen Kevser Hanım, ne diyeceğini bilemez bir halde yutkunmuş ve: “Cevap vermek zorunda mıyım?” diyerek, hiç beklenmedik bir atakla ayağa kalkmış ve kendisini çok fazla meşgul ettiğimi, yapacak birçok işi olduğunu söyleyip gitmek için müsaade istemişti.

Üç-beş saniye içerisinde zihnimden o kadar çok şey geçmişti ki… Fakat ne yapmam gerektiğine hemen karar vermeliydim. Zira aynı atmosferi bir daha yakalayamaya bilirdim. Kevser Hanıma bu kadar yaklaşmışken, onu köşeye sıkıştırmışken, son darbeyi de vurmalı, gerçeklerle istemese de yüzleştirmeliydim.

Kevser Hanım, diyerek söze başlamıştım. Bu soruya cevap vermek istemeyişiniz ve akabinde hemen apar topar çıkmak, yani kaçmak isteyişiniz benim için en güzel cevap oldu.

Sorumuza cevap vermek zorunda olmadığınız dibi gitmek zorunda da değilsiniz! Ne kadar meşgul olursanız olun, hiçbir iş annelik görev ve sorumluluklarının önüne geçemez, geçmemeli, geçmesine de müsaade edilmemeli.

Fakat siz işinize göstermiş olduğunuz bu itinayı, kendi öz çocuğunuza göstermediniz. İşte bu nedenledir ki siz bu olayın her yerindesiniz.

Batuhan’ın çaldığı her şey sizin ondan esirgediklerinizden başkası değildi. Batuhan para çalmadı, eşya çalmadı, kimsenin özel, şahsi mülküne dokunmadı. Neden?.. Çünkü siz onun tüm maddi ihtiyaçlarını karşılıyordunuz. Fakat küçük bir tebessümü, az bir birlikteliği, duygu yüklü bir seslenişi, bir dokunuşu, ilgiyi, sevgiyi, hoşnutluğu ya da yeri geldiğinde bir uyarıyı; yeri geldiğinde ‘aferin’ dolu bir takdir sözünü ona çok görmüştünüz ve onun tüm bu manevi ihtiyaçlarına cevap verememiştiniz.

Parayla her şeyi halledebileceğinizi zanneden sizler, bunu çocuklarınıza da uygulayarak aynı sonucu görmek istemiştiniz. Oysa para dediğimiz şey ruha dokunamıyordu.

Hatırlıyorsanız eğer, iki ay önce Batuhan ile birlikte buraya geldiğiniz ilk günde, kendi çocuğunuzu sanki dünyanın en kötü çocuğuymuş gibi tanıtmış, kendi yapmış olduklarınızı (maddi olarak) saymış; fakat karşılığını alamamış olmaktan yakınmıştınız. Üstelik o da yetmezmiş gibi her gittiği yerde yeni problemlerle karşınıza çıkması, sizin o yoğun iş temponuza bir yenisini eklemişti.

Bu nedenle şöyle demiştiniz Batuhan’ı bize getirdiğinizde: “Onunla ilgilenmenizi istiyorum!”  Sonra da yine acil bir toplantıya yetişmek için apar topar çıkıp gitmiştiniz.

Ve şimdi aradan geçen bu iki aydan sonra, size tüm bunlardan sonra, tek bir şey söylemek istiyorum:

Batuhan’ın bir ps...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sevgi hırsızı
« Posted on: 22 Eylül 2019, 02:45:49 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sevgi hırsızı rüya tabiri,Sevgi hırsızı mekke canlı, Sevgi hırsızı kabe canlı yayın, Sevgi hırsızı Üç boyutlu kuran oku Sevgi hırsızı kuran ı kerim, Sevgi hırsızı peygamber kıssaları,Sevgi hırsızı ilitam ders soruları, Sevgi hırsızıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &