ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Nefse öl deme ol de
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nefse öl deme ol de  (Okunma Sayısı 493 defa)
13 Temmuz 2010, 17:24:51
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 13 Temmuz 2010, 17:24:51 »



NEFSE "ÖL" DEME "OL" DE !



Nefsin mahiyetini incelemek, hakikaten ağır ve yorucu bir konu… Asırlarca Kelamcıların, Tasavvufçuların, Felsefecilerin, Ahlâkçıların, Ruhçuların, Ruhbanları başını ağrıtan bir mesele olmuştur…
Nefis, çok geniş anlamlı bir kavramdır… Değişken ve halden hale giren bir nefisle karşı karşıyayız…
İlk etapta nefsin çağrışım yaptığı anlamlara bir göz atalım…
Bir şeyin zatı, kendisi… Ruh… Cins, tür… Öz, öz varlık, kişilik… Vicdan… İnsanda emredici güç, dinamik… Kalp… Şehvet, arzu ve gazabın başlangıç yeri, yatağı…
Nefs, tek tek kişiler, kişilerin benliği, ‘‘ene’’ si anlamındadır… Ben idrakine sahip olan varlık…
Kişi ve zat demek olan nefs, insanın maddi-manevi öz varlığı ve öz benliğini oluşturan bir iç mayadır…
Nefis, ‘‘kendi kendinin farkında olan, ben idrakine sahip şuurlu zat’’ tır…Yani, nefis sahibi varlıklar bilinçli varlıklardır, nefis bilinçle ilgilidir…
Bu tanımları yaparken dualist bir anlayışa düşmemek gerekir…
İrfan ekolüne göre insanın nefis-akıl-kalp üçgeninde cereyan eden imtihanında nefis negatif kuvvetlerin merkezi olarak algılanır… Adeta nefis şeytanın kullanabileceği bir santral pozisyonundadır…
İnsanın önünde var olan iyilik, güzellik ve doğruluk büluğ çağı ile birlikte nefs ve güçleri tarafından bencillik maskesi ile örtülmeye başlanırBaskın olan, ayartıcı, baştan çıkarıcı, kışkırtıcı benliktir…
Şeytani özellikler heva üzerinden insanı kuşatırken, melekî güzellikler kalp ve vicdan üzerinden insana etki eder… Akıl ayırt edici, ayrıştırıcı bir rol üstlenir… Akıl, nefsinde, kalbinde hizmetine girebilir…
İnsan nefsinde üç temel kuvvet vardır:
1-Kuvve-i gadabiye (öfkenin gücü)…
2-Kuvve-i şeheviye (şehvetin gücü)…
3-Kuvve-i akliye (aklın gücü)…
Bu üç kuvvet akleden kalbin kontrolüne verilirse insan halife misyonunu kuşanır…
Akleden kalbin denetiminde öfkenin gücü; şecaata (iyiliğe) dönüşür… Şehvetin gücü, iffete inkılab eder… Aklın gücü de hikmeti yakalar…
Akleden kalp sisteme hakim oldukça şecaat, iffet ve hikmet buluşmasından adalet çıkar…
Nefsi, akl-ı selim ve kalb-i selim ile kuşatıp silm (İslam)e teslim olmasını sağlamak gerekir… Tabii ki, bunun içinde önce vahiyden gelen ışığı akla ve kalbe yüklemek mecburiyeti vardır…
Aksi taktirde nefsin istekleri karşılandıkça, ruhun alanı daralır…
Potansiyel insanın, hakiki insana dönüşmesinin önündeki engel nefsin hevasıdır… Yani peşine takılıp gidilen nefsani arzulardır… İnsandaki vahşeti ancak vahiyle durdurmak mümkündür… Çünkü İkbal’in ifadesi ile: ‘‘Yol kesenler, Kur’an-ı okuyup öğrenince yol gösterici oldular’’ Haramilerden sahabi çıkaran, eşkıyayı evliya kılan vahyin sırrıdır…
Nefis ciddi bir tezkiye ve terbiyeye tabi tutul duğu zaman, hevaya muhalefet, Rabbine muvafakat ettiği görülecektir…
Peki nefis terbiyesi nedir?
Nefis terbiyesi,insan terbiyesi demektir… Aklın, kalbin, ruhun, iradenin, bedenin vahyin disiplin ve düzenine bağlı kalmasıdır…
Nefis terbiyesi, kullukta ayar ve amellerde yeni bir kıvam demektir…
Terbiye, ekmele, eşrefe, ahsene yönelik ulvi bir seferdir…
Bu terbiyenin temelinde Allah’a teslimiyet vardır… Rabbani disiplinde karar kılmak vardır… Allah’ın ruhundan üflenen insanın, Allah’ tan bağımsız bir yaşamı reddetmesi vardır…
Bu terbiye sisteminde; Müslüman canının istediği gibi yaşayamaz… Kafasına göre takılamaz… Allah’ın istediği gibi yaşamak zorunluluğu altındadır…
Nefsin insan ruhu üzerinde iki baskı alanı vardır: İstemek ve sahip olmak…
Ad, ünvan, şan, şöhret, mülk, makam, para, rütbe, kariyer, itibar vs Habire bunları istemek ve sahip olmak arzusundadır insan… Bu kontrol edilmediği zaman sonuç sömürü ve savaşa varacaktır…
Terbiye odur ki; tüm bu isteme iştahını ve sahip olma güdüsünü meşru ve maruf zemine çekmektir…
Nefsin duyum ve fonksiyonları şeytanın etkisine açıktır… Şeytanın güdümüne giren nefis benlik, bencillik, bireysellik belasına maruz kalacaktır… Şeytan, nefsin arzularından hareketle kalbe nüfuz etmeye çalışır… Kalbe fesat tohumları ekmeye başlar…
İşte bu aşamada tedbir ve terbiye kaçınılmazdır…
Temel hedef nedir? Nefsi adam etmektir… Daha doğrusu adem olmaktır…
İslam’ın derdi insanın çamurlaşmadan, insanlaşmasıdır…
Örnek oluşturmak… Denge unsuru olacak merkez kişilikler yetiştirmek… Dünya da herkes bir gösteriş dalgasına kapılıp gidiyorken, İslam’ın insanı ise, ihlas ve takvası ile farkını ortaya koyabilendir…
Kendini yönetebilen, kurabilen, koruyabilen, hükmedebilen, dizginleyebilen insan İslam’ın insanıdır… O insan kendini bilen, haddini bilen, Rabbini bilen insandır
Nefsine hükmedemeyen kişi, sınır, ölçü, kural, hukuk tanımayan, tuğyana aday olan insandır… Ondan adalet, merhamet, ahlak, beklenebilir mi?
Terbiye almamış insan hamdır, hırçındır,huysuzdur, huzursuzdur hep…
Ruhunu, benliğini yitirmiş insan zarar deposudur… Nefsin galebesi ve baskısı yaşama dar açıdan bakmayı doğurur… İç güdüleri ile hareket edenler, terbiye yoksunu zavallılardır… Kıskançlık, kızgınlık, cinsellik, aç gözlülük onların iç dünyalarına hakim olmuştur… Artık ‘‘i璒 leri geçmiş, ‘‘deri’’den ibaret bir ‘‘hi璒tirler…
Kişilikleri gelişmez… Paylaşımları olmaz… Özveri, vefa, sadakat, sevgi lügatlerinden silinmiştir…
Esasta bu olumsuzlukları tetikleyen beşeri hırslar ve şehvetlerdir…
Nefis insana hep ‘‘daha, daha’’ der… Daha çok kazanç… Daha çok üretim… Daha çok tüketim… Daha çok başarı… Habire rekabet… Sürekli reklam… Şöhret, servet, şehvet sınır tanımaz olur… ‘‘Daha, daha’’ demenin ne hukuku, nede ahlâkı vardır… Bu ‘‘Rabbena hep bana’’ mantalitesi ile kendisinden başka kimseyi görememe körlüğüdür…
Bu amansız yarışta kendini paralayan, ruhunu parçalayan bir mahluk karşımızdadır… Yükselmek, kazanmak için ezen, sömüren, soyanların çoğaldığı bir sektör oluştu… Riyakârlık, hilekârlık, sahtekârlık ‘‘yüz kızartıcı’’ suç olmaktan çoktan çıktı, ‘‘iş birlilik’’ olarak kabul gördü… Çılgınlıklar, çirkinlikler alkışlanır oldu…
Ülkelerin kodamanları, bürokratları, ağababaları, yalan, talan, soygun düzenlerini yürütürken ne doyumsuz nefisler taşıdıkları aleme malum değil mi?
Tarihte ve günümüzde bir çok savaşın nedeni ihtiras, öfke, kin ve husumet kusan azgın nefisler değil midir?
Halkına kan kusturan despot yöneticilerin temel sorunu kudurmuş heva ve hevesleri değil midir? Saltanat ve nefsaniyet davası güdenlerin yüzlerine yansıyan kin ve husumet iç dünyalarındaki vahşeti ele veriyor… Bu ululanma belası insanlığa pahalıya mal oluyor…
Uçuruma yürüyen gençlik , nefsi tutkuların kurbanı… ‘‘Özgürlük söylemi’’ nefsin dizginlerini serbest bıraktı… Moda, marka, model, modernite nefsi kışkırtmanın çağdaş tuzakları…
Kardeşlerimiz en fazla nereden yara alıyor? Vahdetin önündeki en büyük engel nedir? Müslümanlar arası sorunlar, fikri midir yoksa nefsimidir? Nefisler arası savaşı kim durdurabilir?
Kendi zaaflarını yenemeyenler etrafa da zarar veriyorlar…
Tahammülsüz, sabırsız, geçimsiz, vefasız, özverisiz ilişkilerin gerisinde depreşen nefisleri göreceksiniz?
Tekmeler, çelmeler, ithamlar, yargısız infazlar hangi haklı gerekçeye dayandırılıyor? Merhamet, hak, adalet, ahlak ayak altı ise, vicdan suküt etmiş, insaf kurumuş ise, bunun nefisle ne ilgisi var, diyebilir miyiz?
Cahiliyenin putlarına ilan-ı harp edilirken, nefis putu okşanıyorsa, bu ne yaman çelişki, değil mi?
Evet, önce içimizdeki canavarı görelim…
İnsanın içindeki haset çamurda yıkanan, şehvetle beslenen şeytani duyguları teşhis etmek gerekmiyor mu?
İçimizdeki ‘‘fücur’’ gündelik hayatımıza, ilişkilerimize, toplumsal dokumuza sirayet ediyor… Hatta himaye görüyor… ‘‘Seri katil’’ soğukkanlılığı ile ruhumuzu katlediyor…
Günah işlemekteki bu cesaret nereden geliyor?
Allah’a isyandaki bu pervasızlığı nasıl anlamak lazım?
Gırtlağına kadar harama batmış, iliklerine kadar günaha bulanmış, hâlâ kendilerine toz kondurmayanlar! Kendilerini halis, muhlis Müslüman görmeye devam ededursunlar…
Kendimizi nasıl temize çıkarabiliriz ki? Rabbimiz Kitab’ında şöyle buyururken:
‘‘Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın…’’ (Necm-32)
Hz Yusuf (as) şu gerçeğe vurgu yaparken:
‘‘Ben nefsimi temize çıkarmıyorum’’ (Yusuf-53)
O halde bize düşen görev; nefsi savunmak değil, sorgulamaktır…
Rasulallah (sav) uyarısına kulak vermektir…
‘Akıllı kimse nefsini sorguya çeken ve ölümden sonrası için çalışanlar’’ (Tirmizi)
Bunun için, ‘‘Nefis terbiyesi’’ üzerine felsefik, teorik münazaralar gerekmiyor… Tasavvufi, kelamı tartışmalara boğulmak da doğru değil…
Bizim bağlı olduğumuz terbiye sisteminde; yoga, meditasyon, diyet, perhiz, nefsi cezalandırmak istenmiyor…
Nefsi ‘‘öl’’dürmek değil, ‘‘ol’’ durmak esastır… İslam, nefsi ne öldürmeyi, ne de azdırmayı öneriyor…
İslam nefis tezkiyesi için herhangi bir merasim,protokol, prosüdür, hiyerarşik silsile ön görmüyor…Bu amacı gerçekleştirmek için, ‘‘meyyitin gassala teslimiyeti gibi’’ birilerine teslimi nefis etmek diye bir kural yoktur… Kendinden vazgeçerek, kendini yok sayarak bir arayışa girmek değil, kendi kalarak, varoluşunu sürdürerek, şahitlik ve sorumluluk yüklenerek hayatta aktif rol almak, doğru olan budur…
Yine nefis tezkiyesi için halvet, uzlet şartı yoktur… Toplumsal sorumlulukları ertelemekle, içe kapanmakta, hayata sırtını dönmekle, dünyadan el-etek çekmekle istenen amaç gerçekleşmeyecektir… Takva hayattan kopmak değildir… O zaman silik, sessiz, pasif bir kişilik oluşacaktır…
Olması gereken ise münzevi değil mütevazi bir yaşamdır…
Burada önemle üzerinde durulması gereken husus ,insanı ve İslamı bütünlüğü içinde ele alıp ,anlamaktır… Bütünü zedeleyen parçacı anlayışlara düşmemektir…Tüm boyutları ile meseleyi idrak etmektir…Üzerinde...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Nefse öl deme ol de
« Posted on: 19 Ağustos 2019, 02:20:22 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Nefse öl deme ol de rüya tabiri,Nefse öl deme ol de mekke canlı, Nefse öl deme ol de kabe canlı yayın, Nefse öl deme ol de Üç boyutlu kuran oku Nefse öl deme ol de kuran ı kerim, Nefse öl deme ol de peygamber kıssaları,Nefse öl deme ol de ilitam ders soruları, Nefse öl deme ol de önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &