ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışı  (Okunma Sayısı 481 defa)
08 Aralık 2010, 19:47:42
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 08 Aralık 2010, 19:47:42 »



Müslümanların Genelinde İslamî Ölçünün Olmayışı
   

Ayşegül AVCI
   

Yaratılışımızın gayesi tabi ki sadece Allah’a kulluktur.

Yalnız Allah’a kulluk, sadece iman ettim, inandım diyerek, ve bunu da sadece sözle ifade etmekle olmaz.

Çünkü insanlar inandık demekle bırakılsalardı onların imanlarının hiçbir etkinliği olmayacaktı ve bunu da Allah-u Teala şu ayetinde belirtmiştir.

Yoksa insanlar inandık demekle bırakılı vereceklerini sandılar. Andolsun ki biz onlardan öncekilerini imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah doğruları ortaya çıkaracak yalancıları da ortaya koyacaktır.

“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?

Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.” (Ankebut 2,3)

Allah’a kulluk Allah’ı razı etmekle olur, eğer bir insan hayatının her sahasında Allah Resulü Hz. Muhammed (sav) vasıtasıyla göndermiş olduğu emir, nehiy ve nizamlara göre yaşarsa, yani İslamî hayatı bir bütün olarak yaşarsa ancak bu şekilde Allah’ı razı etmiş olur ve ancak bu şekilde Allah’a kulluk vazifesini yerine getirmiş olur. Tabi ki buda sadece İslamî cemiyetinin olmasıyla daha da mümkündür. Çünkü Allah (svt) insanı içtimai (sosyal) bir varlık olarak yaratmıştır. Yani insan tek başına diğer insanlardan soyutlanarak ferdi bir yaşam değil de sosyal bir yaşam sürmektedir. Bu fikri özelliği gereği insan içinde bulunduğu cemiyetin hayatını yaşamak zorunda kalır, yani cemiyet hayatı insana tesir eder, yön verir.bundan dolayı, tesir altında kalmadan engeller olmadan ve İslam’ı bir bütün olarak yaşayabilmemiz için İslamî cemiyetinde yaşamak gerekir.

İslamî cemiyeti ise, İslamî fikir, mefhum, kanun, duygu ve nizamların insanların hayatına hakim olmasıyla oluşur, ve bunları hayata hakim kılacak olan İslam devleti olmadan İslamî cemiyeti olmaz. O halde Hilafet Devleti olmazsa olmaz cinsinden bir zaruret ve en önemlisi kurulması için çalışmak tüm Müslümanların üzerine farzdır. Bu farzın önemini, zaruretini, idrak edip gerekli çalışmayı yapanlar elbetteki çoğunlukta, fakat bu çalışmayı yaparken bu çalışmanın önüne bin bir zorluk, güçlük, sıkıntı ve engeller çıkmaktadır. Ve bu zorluk ve sıkıntılardan biriside Müslümanların genelinde İslamî ölçünün olmayışıdır. Hatta İslam’ın ne demek olduğundan bile habersiz olmalarıdır.bundan dolayı İslam’dan olmayan ölçülere tabi olmuşlardır, ve buda Müslümanların günümüzde genelinin İslamî ölçüyü anlamadıklarının açık bir göstergesidir. İslam’a inandığını ve onun mensubu olduğunu söyleyen ümmet için İslam’dan olmayan ölçülere tabi olması ve İslam’dan uzak kalması kadar acı ve vahim bir durum olamaz. Örneğin:

Domuz haramdır diyorlar, ondan tiksiniyorlar fakat faizde haramdır, ama ona koşuyorlar. Halbuki faizin en hafifi annesi ile zina etmesi olarak vasfedildiği halde onunla amil olanlar ve Allah ve Resulüne savaş açan Müslümanlar var.

Demokrasi bir küfür bir şirk olduğu halde, söz artık hakkındır bir gün değil her gün demokrasi olsun diye övgüler düzenleyen Müslümanlar var.

Laiklik küfürdür Allah’a kafa tutmak olduğu halde bu işe dini karıştırma diyen Müslümanlar var.

Münkeri gördüğünde değiştirmek gerekirken, zaman sana uymazsa sen zamana uy diyen Müslümanlar var.

Amellerin ölçüsü sevap ve günah olması gerekirken fayda ve zararı ölçü alan Müslümanlar var.

Kadın korunması gereken bir ırz olduğu halde karısının, bacısının, açık saçık dolaşmasını savunan ve bundan zevk alan Müslümanlar var.

Allah kafirlerden ve müşriklerden yüz çevirmeyi emrettiği halde onlarla uzlaşmayı, dost olmayı savunan Müslümanlar var.


Evet buna benzer daha çok örnekler vardır , ve bir Müslüman böylesi durumlara nasıl düşer, elbetteki İslamî ölçüden yoksun oluşundandır. Ve işte zorluk ve engelde buradan çıkıyor, onlara mesela delilleriyle hilafet Devletinin önemini, kurulması için çalışmanın farziyetini anlatırsın ve Şer-i hükümlere teslim olmalarını beklerken onlar meseleye başka ölçülerle bakarlar ve karşı çıkarlar ve bu durumda yapılan çalışmada ortaya çıkan engellerden biridir. Ve bu yazımda İslamî ölçünün anlaşılmasına doğru ve faydalı olacağı için kısaca izah etmeye çalışacağım.

Muhakkak ki insan hayatında hakkın, batılın, iyinin, kötünün, doğrunun, eğrinin, güzelin, çirkinin, hayrın, şerrin kendisi ile belirlediği bir ölçünün olması kaçınılmazdır. Ve tüm hayatta lazımdır. Çünkü dünyada en büyük nimet imandır. İmanın getirdiği yüksek ideal ise, Allah’ın rızasına nail olmaktır. Yani, Allah ve Resulünün getirdiklerine, sarsıntıya, şüpheye ve tereddüde düşmeden akli bir tasdikle tam anlamıyla bağlanmaktır. Ve biz Müslümanlar inanıyor ve mutlaka inanmalıyız ki, Allah-u Teala bizi yalnızca kendisine kulluk yapmamız ve kulluktan imtihan olmamız için yaratmıştır. Yani, hayatın gayesi yalnızca Allah’a kulluk yapmaktır. Ve bunun için de Allah-u Teala gerekli ve geçerli ölçüleri göndermiştir ki, insan bu ölçüler yani, Şer-i Hüküm’ler doğrultusunda yaşamış ve Allah’a kulluk etmiş olsun. Ve işte Allah-u Teala’nın hayat için geçerli olarak gönderdiği ölçülerin tamamı İslam’ı oluşturur. Yani, İslam, Allah’tan gelen hayat için bir ölçü, başka bir deyimle, hayat için bir nizamdır. İşte özellikle Müslümanlar hayatın her sahasında hayata bakarken, hayatı değerlendirirken ve yaşamlarını sürdürürken hep İslamî ölçüye tabi olmaları gerekir. Yani, hayata bakışları İslamî açıdan olmalı. Aksi halde onların hayatlarına İslam’dan başka ölçüler hakim olur ki, bu onların yaratılışlarının gayesi dışında yaşam sürmelerini, başka bir deyimle, imtihanı kaybedip dünya ve ahirette hüsrana uğramalarına neden olur.

Nitekim Allah-u Teala İslamî ölçünün dışındaki ölçülere tabi olmayı, batıla tabi olmak ve şeytana ve tağuta uymak, haddi aşmak gibi tabirlerle zikretmiştir ve bunu da şu ayetinde belirtmiştir.

“Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. (Başka) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti.” (En’am 153)

A) İncelediğinde görülür ki; insan hayatı, insanın Rabbisiyle, nefsiyle ve diğer insanlarla olan münasebetinden müteşekkildir (oluşmaktadır).

İnsanın Rabbisiyle olan münasebetindeki ölçü: İtikat ve belirli ibadetlerden oluşmaktadır.o halde insan yaratıcısı olan rabbisine nasıl inanmalı ve onu nasıl takdis etmeli yada ona nasıl ibadet etmeli. Mümin amillerini Allah’a olan bağlantısının bilinci yani o yüce Allah’ın varlığına inancının üzerine ve onun emir ve yasaklarının ölçeğinde icra ederse o zaman yaşamını o ruhi zemin üzerine oturtmuş olur. (buda İslam akidesidir) ve bunu tüm işlediği fiillerde hisseder ve bundan dolayı Müslüman birey yaşamında Allah’ın emir ve yasakları doğrultusunda belirlenen çizgi üzere hareket edecektir. Çünkü var olmanın gayesi Allah’a imandır. Şayet bu gayesini kaybederse ve bütün değerlerini yitirip ve yaratıcısına yüz çevirip yasak olan çizgi dışına çıkar sapıtırsa ne kadar çabalasa da kalbi sükuneti ve iç huzur düzeyini bulamayacağından dolayı asla mutluluğu huzuru bulamayacaktır.

Çünkü Allah rızasından beslenmeyene iç huzur yoktur. Yüce rabbim mutluluğun, huzurun kendi rızasını kazanmanın dışında gerçekleşmeyeceğini birçok ayetinde belirtmiştir. Ve cennet nimetlerini Allah’ın rızasına endekslemiştir ve bunu da şu ayetlerinde belirtmiştir.

“Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedi kalmak üzere altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetti. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte büyük kurtuluş da budur.” (Tevbe 72)

“Onların Rableri katındaki mükâfatları, zemininden ırmaklar akan, içinde devamlı olarak kalacakları Adn cennetleridir. Allah kendilerinden hoşnut olmuş, onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. Bu söylenenler hep Rabbinden korkan (O'na saygı gösterenler) içindir.” (Beyyine 8)

Nitekim insanın herhangi bir iş yaparken Allah’la ilişkisi içersinde olduğunu idrak etmesi ve yaptığı her iş, işlediği her fiil Şer-i ölçülere ters düşmeyecek kaydıyla yapmalıdır. Ve neticede daima ahiret boyutundan bakmalı, yani, o işin sonunda günah mı sevap mı kazanacak, cehennem mi cennet mi var? Daima bunları gözeterek amel etmeli.

B) Ve insanın kendi nefsiyle olan münasebetindeki ölçü; yiyecekler, giyecekler ve ahlak konuları içerir ve incelendiğinde görülür ki; insanın nefsi, kendisidir. Yani, ona yaratıcısının vermiş olduğu fıtri özelliğidir ki bunlar, uzvi ihtiyaçlar (acıkma, susama, uyuma gibi…) ve içgüdüler (nevi, beka ve dindarlık) ihtiyaçları nasıl, hangi ölçülere göre veya ne şekilde giderecektir. Bu ölçü de yine Allah’tandır. İnsanın yapısı gereği de böyle olmalıdır. Çünkü kişi bu özellikleri bir şekilde gidermesi gerekir ve bunları sırf nefsi doğrultusunda giderirse sonuç olarak insanı sapıklığa, huzursuzluğa götürür.

Bundan dolayı doğru ve düzenli şekilde giderilmesi için doğru nizamlar gerekiyor. Bu da ancak Allah’tan gelir. Çünkü insanın hakkında neyin hayırlı neyin şerli olduğunu ancak kendisini yaratan Allah-u Teala bilir. Şu halde Müslüman nefisleriyle alakalarında sadece İslamî ölçüye yani, Allah’ın göndermiş olduğu ölçüye tabi olmalıdır ve bazı kişiler nefsimizi terbiye edeceğiz diye Allah ve Resulünden gelen ölçünün dışına çıkmakla Allah indinde nefislerini terbiyesizleştiriyorlar ve bu fikri özelliğini öldürmeye çalışmakla kendilerine zulmetmekteler.

Müslüman herhangi bir insan değildir. O düşüncesinde arzu ve duygularında ve davranışlarında rabbisinin terbiye disipl...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışı
« Posted on: 17 Ekim 2019, 18:02:50 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışı rüya tabiri,Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışı mekke canlı, Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışı kabe canlı yayın, Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışı Üç boyutlu kuran oku Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışı kuran ı kerim, Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışı peygamber kıssaları,Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışı ilitam ders soruları, Müslümanların genelinde islamî ölçünün olmayışıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &