๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ => Dini makale ve yazılar => Konuyu başlatan: ღAşkullahღ üzerinde 30 Ekim 2010, 15:43:04



Konu Başlığı: Müslümanların birbirleri üzerindeki hakları 1
Gönderen: ღAşkullahღ üzerinde 30 Ekim 2010, 15:43:04
MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİ ÜZERİNDEKİ HAKLARI – 1



İslâmiyet, âdetâ bir haklar manzûmesidir. Haklar, önce ana hatlarıyla “Hukûkullah=Allah’ın hakları” ve “Hukûku’l-ıbâd=Kulların hakları” diye iki kısma ayrılır.

Kul hakları çok çeşitlidir: Ana-baba hakkı – evlâd hakkı, hoca hakkı – talebe hakkı, eşlerin karşılıklı hakları (karı – koca hakkı), komşu hakkı, umûmî olarak müslümanların hakları, gayr-i müslimlerin hakları …gibi muhtelif haklar vardır.

Üzerinde kul hakkı bulunduğu hâlde ölen kimse, Cennet’e giremez. Sevgili Peygamberimiz, “müflis”i ( iflâs etmiş kişiyi) ta’rîf ederken buyurdu ki:

“Müflis, şu kimsedir ki, kıyâmette, amel defterinde pek çok namaz, oruç ve zekât sevâbı bulunur. Fakat, bazılarına çeşitli yönlerden zararı dokunmuştur. [Kimini dövmüştür, kimine sövmüştür.] Sevâpları, bu hak sâhiplerine verilir. Hak sâhiplerinin hakları ödenmeden önce, bu kişinin sevâpları biterse, onların günâhları, bunun üzerine yükletilip Cehennem’e atılır.” [Müslim]

Tabîî ki bir kimse, üzerine kul hakkı geçirmişse, bundan dolayı kâfir olmaz; ama muhakkak kul haklarını ödemesi lâzımdır. Bu dünyâda ödemezse, “Âdil-i mutlak” olan Allahü teâlâ, âhırette ondan, hak sâhiplerinin haklarını alıverir. Sevâplarından bir kısmı alınıp onlara verilir. Böylece (sevâplarından bir kısmını vererek) kul hakkını öderse, Cehennem’e girmez. Hiç sevâpları yoksa, yahut hak sâhiplerine verildiği için bitmişse, kul hakkı olanın günâhlarının bir kısmını yüklenir. Şehit olan kimselerin kul borçlarını Allahü teâlâ öder.

Hadîs-i şerîfte zikredildiği gibi, üzerine hak geçen kimsenin, verecek sevâbı kalmazsa, borçlarını ödemek için Cehennem’e girer. Cezâlarını çektikten sonra Cennet’e giderler. Bilindiği üzere, dünyâda da, borçlu kimseler,  haczedilecek bir şeyleri kalmamışsa hapsediliyorlar. Yalnız kâfirler, Cennet’e giremezler. Müslüman, ne kadar çok günâhkâr olursa olsun, günâhlarının cezâsını çektikten sonra, muhakkak Cennet’e girer. Fakat Cehennem’de cezâ çekmek öyle kolay değildir.

Demek ki, kul borcu olan, bu dünyâda iken helâllaşmalıdır. Kul borcu ile ölürsek, birçok sevâbımız, hak sâhiplerine verilir, sevâbımız kalmazsa, onların günâhlarını yüklenmek zorunda kalırız.

Kul hakkını, Allah’ın hakkından önce ödemek gerekir. Kul hakkı olan günâhların affı güç ve azâpları daha şiddetlidir. Başkasının hakkını yiyen, onunla helâlaşmadıkça, affa uğramaz. Ya’nî üzerinde kul hakkı bulunanları Allahü teâlâ affetmez ve bunlar Cehennem’de cezâlarını çekerler.

İşlenen günâhta kul hakkı da varsa, kul hakkını hemen ödemek, onunla helâllaşmak, ona iyilik ve duâ etmek de gerekir.

Mal sâhibi, hakkı olan kimse ölmüşse, ona duâ etmeli, çocuklarına ve vârislerine borcunu verip ödemelidir. Çocukları, vârisleri bilinmiyorsa, o miktar parayı, fakîrlere sadaka verip, sevâbını hak sâhibine niyet etmeli, ona bağışlamalıdır.

Bir kimsede, mâlî, nefsî, ırzî ve mahremî hakkı olan bir kişi, bu hakları bilmeden, “bütün haklarımı sana helâl ettim” dese, o kişi bütün haklardan kurtulmuş olur mu? şeklinde bir suâl sorulacak olursa, bunun cevâbı olarak kitaplarda “Evet” denildiğini görüyoruz.

Kalben değil de, sözle hakkını helâl eden, helâl etmiş olur mu? Evet helâl etmiş olur.

Hattâ biri, hakkını önce helâl etse, sonra da vazgeçse, vazgeçtiğini bize bildirmezse, âhırette yine hak talebinde bulunamaz. Bildirse bile bulunamaz.

Hakkını, mü’min-kâfir, herkese helâl etmek câiz midir? Câiz ve iyidir. Âhirette kendisine karşılık olarak çok sevâb verilir.

 

Çeşitli şekillerde hak geçmektedir. Meselâ çok kimsenin hâtırına gelmeyecek bir husûsu dile getirelim:  Müslümanların, namaz kılmayan kimseler üzerinde hakları vardır.

Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri buyuruyor ki:

“Namaz kılmıyan, namaz kılmamakla bütün mü’minlere zulmetmiş olur. Çünkü her namazda, (Es-selâmü aleynâ ve alâ ibâdillahis-sâlihîn) = [Selâm, bize ve Allah’ın sâlih kullarına olsun] demekle, bütün müminlere duâ ediliyor. Her gün beş vakit namazda yirmibir defa tekrar edilen bu duâdan, müslümanları mahrûm bırakmış olur. Yanî  hakları olan bu duâyı terketmiş olur. Kıyâmette bütün mü’minler bu haklarını alırlar.”

Bu durumda, bir kimse namaz kılmamakla, hem Müslümanlara yapması gereken duâyı terk etmiş oluyor, hem de onların duâlarından istifâde edemiyor.

Peki bir müslümanın diğer bir müslüman üzerindeki başka hakları nelerdir?

Kendisine yapılmasını uygun görmediği şeylerin başkalarına da yapılmamasını ister. Ya’nî her müslüman, diğer müslüman kardeşlerini en az kendisi kadar düşünür.

Zâten hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:

“Kendisi için sevdiğini, istediğini, din kardeşi için de sevmiyen, istemiyen kâmil mümin olamaz.” [Buhârî]

“Müslümanların dertleri ile ilgilenmiyen, onlardan değildir.” [Hâkim]

“Allah indinde en makbûl amel, bir mü’mini sevindirmek, kederini gidermek, borcunu ödemek veya karnını doyurmaktır.” [Beyhekî]

“Bir mümini sevindireni, Allahü teâlâ kıyamet günü sevindirir.” [İbn-i Mübârek]

“Bir kimsenin üzüntü ve sıkıntısını gidereni veya bir mazluma yardım edeni, Allahü teâlâ yetmişüç defa mağfiret eder.” [Harâaitî]

 
RAMAZAN AYVALI