ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Kıskançlık Allah'a İsyandır
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kıskançlık Allah'a İsyandır  (Okunma Sayısı 1032 defa)
27 Aralık 2010, 10:09:46
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 27 Aralık 2010, 10:09:46 »



Kıskançlık, Allah'a İsyandır


"Gerçekten insan tahammülsüz, hırslı, aceleci ve sabırsız yaratılmıştır. Başına bir fenalık gelince feryat eder; hayır dokundu mu kıskanç ve cimri kesilir." (el-Meâric, 19-21) Meâric Sûresi'ndeki bu âyetlerde buyrulduğu gibi, insanın temel yapısında, iyiliğe ve kötülüğe hızlı bir şekilde eğilim var.
Melekler gibi sırf iyi değiliz. Alnımızın yazısında hata işlemek de var. Ama kendimizi kontrol etmek, duâ etmek, tevbe etmek, şuurumuzu tazelemek gibi özellikleri olan aklımız ve irâdemiz de var. Hepten köşeye sıkışmış değiliz. Elimizde birçok donanım var.
İnsanız. Dünyada en zor şey insan olmak... Hele de Allâh'ın istediği ölçekte insan olmak; hayvanlaşmadan, hayvandan da aşağı rezilliklere düşmeden...
İnsanız, iyiye de meyyaliz, kötüye de... İmtihanın zorluğu da işte burada... Dağların kabul etmediği, göklerin kabul etmediği emânet bu, işte... Nefsimiz var ve yaratılışımızdaki temizliği kaybetmeden, kötü yanımızı terbiye ede ede, kalb-i selîm ile Allâh'a dönmek emânetini, "elest bezmi"nde almışız. İnsan olmak, işte bu sözü tutmaya gayret etmek... Marifet burada!.. Kalbi kirletmeden, bozmadan tertemiz bir şekilde Rabb'e geri dönmekte...
Kötüye meyyal yaratılmışız. Özümüzde bir doz kıskançlık, bir doz nefret, bir doz öfke, bir doz incinme, bir doz küsme gibi özellikler var. Bunlar, hepten gereksiz özellikler değil!.. Olmasalardı hayat dururdu. Dozunda, yani Allâh'ın müsaade ettiği ölçülerde kullanılan öfke, kötülüklerin önüne geçer. Allah için sevmek, Allah için nefret etmek var. Sevdiklerimizi kıskanırız. Onların kötülük görmemeleri için kıskanıp uyarmak iyidir. O da Allâh'ın râzı olduğu ölçüde bir kıskançlık olacak. Kızımın saçını, kollarını, haram olan hiç kimsenin görmesini istemem. Hem de bu durumdan nefret ederim. Çünkü kızım, özel biridir ve herkesin seyirgâhı değildir. Ona çirkin bakışların gelmemesi için kıskanırım. Ona zarar geleceği endişesindendir bu... Eğer kıskanç olmasam, her şeye izin veririm ve ağır sonuçları hep birlikte öderiz. Evimin perdelerini çekerim, akşam olunca... Kıskanırım evimi, kem gözlerden, kötü sözlerden... Yani Allâh'ın bu kötü gibi gördüğümüz bazı vasıfları bize vermesi, hadd-i zâtında kötü değil. Bıçağın kullanılması gibi bir şey... Niyetinize göre... Bıçakla adam öldürülür diye evde ekmek kesmekten mahrum olan yoktur herhalde... Yani iyiye de kullanılır, kötüye de...
En büyük mesele, görünüşte sevimsiz gelen, kıskançlık gibi vasıfların kötüye kullanılmaları... Çığırından çıkmış kıskançlık, Hazret-i Yûsuf'u, kardeşlerinin kıskançlıktan kuyuya atması gibi, aynı kanı taşıyan insanların birbirini yok etmeyi isteyecek kadar gözlerin dönmesine, aklın tamamen uçup gitmesine sebep olacak bir noktaya getirebilir insanı... O zaman insanlıktan çıkılmış demektir. Kabil'in kardeşi Habil'i öldürmesinin sebebi de kıskançlık. Dünyada ilk öldürme sebebi, kıskançlık...
Allah Rasulü'ne peygamberliği yakıştıramayan, kendilerini bu işe daha lâyık gören kıskanç Yahudiler ve müşrik Araplar, işi kıskançlığın had safhası "hased" noktasına kadar getirip Peygamber Efendimizi öldürmeye dahî yeltendiler. Hased, kişinin gözünü öyle bir karartıyor ki, yok etmekten başka bir şey düşünemez oluyor insan... Hased etmenin kâfirlere has bir özellik olduğunu bildiriyor Allah Teâlâ:
"Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; size bir kötülük dokunsa, ondan dolayı sevinirler." (Âl-i İmran, 120)
Başkalarının malı-mülkü, yakışıklı ya da güzel oluşu, lüks arabası, giydiği kıyafetleri, konforlu evi, mutlu geçimi, hatırı sayılır üniversitelerde okuyan başarılı çocukları kıskanılır toplumda...
Kıskançlığın kaynağının bencillik, güven eksikliği ve sevgi paylaşmazlığı olduğunu söylüyor psikologlar. Kıskançlığın temelinde üç büyük tehlikeli hâl bulunuyor: Egoistlik, bilgisizlik ve sevgisizlik.
Kıskançlar, kıskandıkları kişilerin hayatını kendilerinin hak ettiğini, kendilerinin herkesten daha değerli olduğu fikrini taşıyorlar şuuraltlarında. Kıskançlık, bir sevgi göstergesi veya ölçüsü değil, aksine çoğu zaman güvensizliğin bir işareti... Kaybetme korkusu ağır basan insanlarda kıskançlık had safhada oluyor. Babamızın sevgisini-ilgisini kaybetme, patronların sevgisini-ilgisini kaybetme, eşimizin sevgisini kaybetme... Kaybetme korkusu, en çok da kendimize güvenememekten geliyor.

* * *
Genç bir hanım, çok rahatsız olduğu ve yeni keşfettiği bir duygusunu anlatmıştı. Çok korkup endişelenmişti, acaba bu durum hased noktasına gelir mi diye... Üç arkadaşlarmış, aynı üniversiteyi bitirmişler. İkisi evlenmiş. Evlenenlerden biri akademik kariyer yapıp hayatını eşi ile birlikte Amerika'da bir üniversitede devam ettiriyormuş. Bunların çocukları olmamış. Diğer arkadaşı evlenmiş, çocukları olmuş. Bu genç hanım ise, evlenmemiş, birçok öğrencisi olan başarılı bir öğretmen... Yıllar sonra bir vesîle ile buluşmuşlar. Arkadaşının çocuklarını görüp çok etkilenmiş; artık bir anne olan arkadaşı daha bir farklı gelmiş kendisine... Diğerinin akademik başarılarını, eşi ile çok güzel şartlarda yaşadığını öğrenip ondan da çok etkilenmiş. Bir de kendisine bakmış; ne akademik kariyer var, ne evli, ne de çoluk çocuk sahibi. Hâlâ yalnız, şu dünyada bir çakılı çivisi yok!.. Evine dönünce kalbindeki gerçek duygunun imrenme değil, kıskançlık olduğunu hissetmiş ve bu kadar dînî eğitimine rağmen nasıl böylesi basit duyguları taşıyabildiğine şaşırmış.
"-Onun şunu var, senin daha hiçbir şeyin yok!.. O evli, sen hâlâ bekârsın. Onun hayat tarzı ne kadar konforlu, sen hâlâ sürünüyorsun! Hepimiz aynı eğitimi aldık ve hepimiz eşit derece güzeliz. Neden onlarda bulunan bu imkânlar bende yok?" diye soruvermiş kendi kendisine...
Her soruyu sorabiliriz de, bu sorular, Allâh'a isyana götürecekse, taksîme rızânın ötesine, kadere isyana dönecekse, çok tehlikeli sularda yüzdüğümüz de bir gerçek.

* * *
İnsanız, aklımız, nefsimizle birleşince başımıza kıyaslar yapmak sûretiyle çok işler açar. En önemlisi de kıskançlık, kaderi sorgulama noktasına geliyorsa:
"-Neden bana o imkânları vermedin?" cümlesinde kilitleniyorsa, işte bu nokta, en kritik nokta... Çünkü bu noktadan sonra kişi, aklını başına almaz, tövbe edip bu hâlinin düzelmesi için Allâh'ın yardımını talep etmezse, iyice gönle yerleşecek olan bu duygu, bir sonraki adımı olan "hased"e dönüşüyor.
Artık insanların başına gelen güzel şeyler bizim sinirlenmemize, mutsuz olmamıza; insanların başlarına gelen kötü şeyler de içten içe, sezdirmeden ciddi ciddi memnunluk duymamıza sebep oluyor. Başkalarının yanında üzülmüş gibi yapıp, hadd-i zâtında sevinmek, insanı kendi içinde bir kişilik bölünmesine sürüklüyor ki, münâfıklık da böyle bir şey olsa gerek!...
Bunun dışında bir felaket daha var ki, insan fıtratı ile zıtlaşıyor; böylece kendisine yavaş yavaş yabancılaşıyor. Çünkü insan olmak, başkalarının sevincine sevinip, acılarına üzülmek, onlar için en güzel temennîlerde bulunmak iken, iş tamamen tersine döndüğünden, insanlıktan uzaklaşan kişi, bu kez kendisi ile yabancılaşıyor.
Ronald Barthes, kıskançlığın insanın kalbini kemiren bir dert olduğunu söylüyor.
"Birini kıskandığım zaman;
«kıskanç olduğum için»,
«kıskançlığım sebebi ile kendimi kınadığım için»,
«ben ne kadar kıskansam da kıskandığım insanda hiçbir değişiklik olmayacağını bildiğim için»,
«kendi düşüncelerimle dışlandığım, saldırgan ve bayağı birisi olduğuma dair zararlı klişelere benliğim kapıldığı için» dört kez acı çekiyorum." diyor.
Kişinin kalbinde kıskançlık yerleşince kıskandığı kişinin dedikodusunu da yapmaya başlıyor, gıybetini de... O kişiyi insanların gözünde küçük düşürmek için her fırsatı değerlendirip elinden ne gelirse her şeyi yapmaya çalışıyor. Bu kez hem günah hânesi kara kara lekelerle doluyor, hem de tek başına kaldığı zamanlar kendisinden nefret ediyor. Tanıyamıyor kendisini...
"-Ben nasıl insanların acılarından zevk alırım!" diye kıvranmaya başlıyor.
İşin en fenâ boyutu ise, kişinin "hasetçi hâlinden rahatsızlık duymayıp, kendisine dert bile etmeden kötülükleri artırmaya devam etmesi"... Öyle bir girdabın içine giriliyor ki, çıkabilene aşk olsun!.. Allâh'ın yardımı olmadan, Allâh'a kaçmadan çok zor bir çıkış bu...
Hazret-i Ali, hasedi, sonu helâk ile biten hastalığa benzetiyor.
"Hased eden, daima hastadır, cimri insan daima fakirdir. Hased bir dert ve hastalık olup, hased eden veya olunan helâk olmadıkça çaresi bulunmaz." demekte.
Çünkü hased, Allah Teâlâ'nın bir kimseye ihsân ettiği nîmetlerin, o kişinin elinden çıkmasını istemek demek... Hasedçi bunu başarabilmek için pek çok fitnelere başvurarak kalbinin saflığını, temizliğini yok ediyor. Peygamber Efendimiz, o sebeple buyurmuşlardır ki:
"Hased, ateşin odunu yakıp yok etmesi gibi insanın iyi huy ve amellerini giderir, yok eder." (Ebu Davud, Edeb 44; İbn Mâce, Zühd 22)
Böylesi bir hasedçiden korunmak için Allâh'a sığınmaktan başka ne yapabiliriz?
"Hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, karanlığı yırtan nûrun Rabbine sığınırım." (el-Felâk, 5) buyrulmakta Kitâb-ı Mübîn'de...
Üstü düzey bir yönetici ile konuşmuştum, bir keresinde. Onun da "hased etmek" gibi bir hastalığı vardı. Kendi alt kademesinde çalışan bir hanımı çok kıskanıyor ve kadına en ağır görevleri veriyordu. Bu kıskançlığın sebebi ise, kadının başarılarının patronları tarafından fark edilip, kendi yerine getirmelerinden duyduğu endişe idi. Daha doğrusu, bundan korkuyordu.
Rızkı veren Allah'tır. Taksimi de O yapar. Kimine az verir, kimine çok verir; bunlar hep imtihan sebebidir. Biz, kimsenin eline verileni, ne ondan alabiliriz, ne de verilenden fazlasını ona verebiliriz. Bu taksîmâtı da bilemeyeceğimize göre hasedin mânâsı nedir? İş, cinnet noktasına gelirse, ne yapılır?
...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kıskançlık Allah'a İsyandır
« Posted on: 29 Mayıs 2020, 06:20:22 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kıskançlık Allah'a İsyandır rüya tabiri,Kıskançlık Allah'a İsyandır mekke canlı, Kıskançlık Allah'a İsyandır kabe canlı yayın, Kıskançlık Allah'a İsyandır Üç boyutlu kuran oku Kıskançlık Allah'a İsyandır kuran ı kerim, Kıskançlık Allah'a İsyandır peygamber kıssaları,Kıskançlık Allah'a İsyandır ilitam ders soruları, Kıskançlık Allah'a İsyandır önlisans arapça,
Logged
27 Aralık 2010, 11:14:10
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« Yanıtla #1 : 27 Aralık 2010, 11:14:10 »


   Herkesin bir eksisi, bir de artısı vardır. Kimse mükemmel olamaz, mükemmel olan sadece ALLAH'tır. Ve "el-Hakîm" olan Allâh'ımız, hikmetin dışında bizlere rol biçmez.
Başımıza gelen her ne ise, Allâh'ın hikmeti gereği, o bizim için en iyisidir.
Mutlaka herkes bulunduğu her konumda Allâh'a hizmet edebilir.
ALLAH, kullarını niyetleri ile değerlendirir, mevkîleri ile değil.
Kalpleri ile değerlendirir, elbiseleri ile değil!..
Kulluğu ile değerlendirir, çocuk sayısı ile değil!..
İnsanlara faydalı olması ile değerlendirir, insanların ona hizmet etmesi ile değil!.
İnsanları kıskanmak, daha ileri götürüp haset etmek gereksiz... Çünkü kimse bizim rakibimiz olamaz!.. Hepimiz, özümüzde biriciğiz ve özeliz.
.


çok güzeldi..Rabbim ebeden razı olsun,değerli kardeşim..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 27 Aralık 2010, 11:17:09 Gönderen: Gulinur »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
27 Aralık 2010, 11:16:06
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« Yanıtla #2 : 27 Aralık 2010, 11:16:06 »

Amin ecmaın cümlemizden inş kardeşim....
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
18 Şubat 2011, 15:21:12
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« Yanıtla #3 : 18 Şubat 2011, 15:21:12 »


  Mâdem ki taksimatı yapan ALLAH -celle celâlühû-'dür; rızâ lâzımdır kullara... İyi niyet ve kadere rızâ... Kıskanç kimse, hiçbir şeyi elde edemez, etse de asla mutlu olamaz. Allâh'ın rızasına muhalif işlerde huzur yoktur zira..

   Kıskançlığın temelinde yatan duygu;maalesef Rabbimizin taksimine razı olmamak..olamamak..Dünyaya geldiğimizde hiçbir şeye sahip değiliz..Giderken de öyle..Aradaki kısacık hayatı,hırslara kurban etmek akıl alacak gibi değil..Ama insanız işte..Zaaflarımız var..Rabbim hayra tebdil eylesin..Nefsin elinde oyuncak olmaktan korusun hepimizi..İnşaallah..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &