ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > İslamî hayata yönelis fedakarlik ister
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İslamî hayata yönelis fedakarlik ister  (Okunma Sayısı 506 defa)
08 Aralık 2010, 17:06:13
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 08 Aralık 2010, 17:06:13 »





İSLAMÎ HAYATA YÖNELİŞ FEDAKARLIK İSTER


“İman edip salih ameller işleyenlere gelince, halkın en hayırlısı da onlardır.” (Beyyine 7)

İslam bir hayat nizamıdır. Hilafetin kaldırılması ile İslam hayat nizamı olmaktan uzaklaştırılmış, insanlarda sadece soyut, hayatta tesiri olmayan bilgiler ve kırıntıları kalmıştır. Günümüz Müslümanları hayatlarında İslam’ı hakim kılmak gibi bir amale yönelmediklerinden bu konumda (soyut İslami bilgilere sahip olmaktan) uzak değillerdir. Hayatlarını başka nizamların tanzimine terk etmişler veyahut bulundukları konuma sessiz kalıyorlar.

Müslümanlar hayatlarını küfür sistemlerinden gelen düşünce doğrultusunda düzenlemeleri haram olan bir iştir. Aslında Müslümanlar üzerinde var olan durum, hal ve hareketlerini İslam’a göre düzenleme zorunluluğunun bulunmasıdır. İslam bu hususta davranışların kontrol altına alınabilmesi için hayatın her alanında düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenlemelere bilgi edinme, eğitim, bir şeylere vakıf olma noktasında değerlendirilerek ele alınma gibi bir bakış açısı yanlış bir kavrayış olur. İslam’ın asli özelliği pratik hayata hitap ediyor olmasıdır. Eğer İslam fikirleri hayattan kopuk bir şekilde ele alınırsa tarihi ve coğrafi bilgiler şeklinde bir yaklaşıma sebebiyet verebilir. Bu gün gelinen noktada Müslümanların İslam’a yaklaşımları ne yazık ki bilgilenme şeklinde kendini gösteriyor olmasıdır. Bir çoklarının zihninde teorik olarak İslami bilgiler mevcut olduğu bir gerçektir. Bu, ne o kişinin kendisini kurtarmasına ,ne de başkalarına yönelik aktiviteyi oluşturmaya yol açar. Bundan dolayı amelsiz bir İslam’dan söz edilemez. Bu gün İslami hayatın yaşanmamasının ana dayanağı budur.

İslamın hayata dönmesi, Müslümanların hayatlarında etkin olması elbette ki mucizevi bir olay değildir. Bu iş için gerekli olan proje ve plan Allah tarafından Resulü yolu ile bütün detaylarına kadar çizilmiş ve de gösterilmiştir. Bu gün Resulullahın hayatta olmaması bu işin bir daha yapılmayacağı anlamına da gelmez. Allah’ın Resulü bu proje ve planı kendisinden sonra hayata geçirmekle mükellef kıldığı insanların vasıflarını da açıklamıştır. Burada bir sınıf ayırmaksızın İslami mükellefiyetlerin her Müslüman üzerine farz olduğunu da bildirmek gerekir. Bununla beraber sorumluluk noktasında ilme vakıf olanların mesuliyetlerinin daha ağır olduğunu ifade etmek gerekir. Resulullah (sav) bir hadisinde şöyle buyurdu:

“Alimler peygamberlerin varisidirler.” (Ebu Davut; İlim 1)

Bu gösteriyor ki, alimlere, ilim ehline büyük yükümlülükler düşmektedir. Onlar ümmetin önünde birer lokomotif konumundadırlar. Ne yazık ki ilim ehlini bu gün üç zafiyet içerisinde görüyoruz:

1- İslam’ı kendi menfaatleri doğrultusunda kullanarak dünyalık elde etme meşguliyeti: Uzun yıllar emek sarf ederek elde ettikleri ilimlerini dünyalık meta amacıyla kullanmak bir çok ilim ehlinin asli görevi arasına girmiştir. Hatta bu noktada Rönesans öncesi ve şu an Vatikan Hıristiyanların konumu gibi bir durum hasıl olmuştur. İlim ehli kendilerine tahsis edilen kurumlar yolu ile zengin olmanın, din adına ümmeti sömürme hususunda çok hırslı davranmaktadırlar. Resulullah (sav) bu hususta şöyle buyurdu:

“Ahir zamanda, dinle dünyayı talep eden insanlar zuhur edecek.” (Tirmizi, Zühd 60)

Bu insanlar bütün cömertliklerini dünya için sarf ederler, hayatta hangi nizam işlerse işlesin onlar için tek hedef dünyalık yığmaktır. Bunun için ilim ehlinin İslami hayat yönünde etkisini ne yazık ki göremiyoruz.

İslam memleketlerinde din adına oluşturulan kurumlara, vakıflara, binalara, iş yerlerine, organizasyonlara yoğun bir şekilde ağırlık verildiği gözlerden kaçmamaktadır. Bütün bunlar din adına olurken Allah’ın dinini ikame, hayatta yeniden tatbik edilme noktasında hiçbir atılım yapılmadığı gibi İslam’ın hayata hakim olması için yapılan çalışmalara engel olarak, ümmetin İslam’a karşı gösterdikleri sadakatlarının yönü değiştirilip başka zeminlere aktarılmaktadır. Bunun yanında ilim ehli cimri olunca ümmette ilim ehlinin tavırlarından etkilenerek büyük fedakarlıklardan kaçınmaktadır.

2- İlimlerini gösteriş için kullanırlar: Toplumun içerisinde bir çok ilim ehli görürsünüz ki onlar hevalarını putlaştırmışlardır. Öyle ki; insanların içerisinde kibirlenerek, ilimleriyle öğünerek dolaşırlar. Bu insanlar ilimlerini hayata geçirme noktasında cimri oldukları gibi başkalarının kendindeki ilme sahip olmasını da asla arzulamazlar. Bunlar, toplumda kendilerine sürekli değer verilsin, dikkatler daima üzerlerinde olsun isterler.

Bu gün şahsi ihtirasları nedeniyle ümmeti küçümseyen, onlara değer vermeyen ilim ehli toplumun en tehlikeli insanları konumundadır. Elde ettikleri diplomaları, fıkıh ilmi, hadis ilmi, tefsir ilmi, güzel sesli hafızlıkları ile topluma yukarıdan bakan binlerce insan vardır. Kendi konumlarının alimlik, ümmeti de sürekli saygı gösteren, el bağlayan, hürmet gösteren, tabi görüp sınıfçılık oluştururlar. Ümmetle aralarında bu şekilde derin uçurumlar meydana gelir. İşte bu, gerçek manada alimliğin ölüşü, sınıfsal bir zümrenin doğuşu demektir. Bu, ümmetin İslam’a olan yönelişini zayıflatır, seviyeyi düşürür, gerçek manada müçtehit ve ilim ehline karşı olan güveni sarsar. Ayrıca bunların ilimleri topluma etki etmediği gibi ilimleri boğazlarından aşağı geçmez. Allah’ın Resulü bu gibi kişiler hakkında şöyle buyuruyor:

“Kim alim geçinmek, sefihlerle münazara yapmak ve halkın dikkatlerini kendine çekmek gibi maksatlarla ilim öğrenirse Allah o kimseyi cehenneme atar.” (Tirmizi ilim 6)


Bunların İslâmı hayata geçirmek için fedakar olmadıkları için ilimleri ile hayatla ilişki kurmada gerekli hassasiyeti göstermeyerek ilimlerinde aşırı cimri, heva ve hevesine tabi olmuş, kendini beğenir bir hayat yaşadıklarını görürsünüz. Koltuklarına, köşe minderlerine ve makamlarına yapışmış bu insanlar ruhani din adamları sınıfını oluşturmakla İslami hayatın önünde en büyük çakıl taşlarıdırlar.

3- Doğruları yanlış gösterme hasleti: İslam ümmeti bu gün iki çetin çatışmanın içerisindedir. Birincisi; doğruları görme, ikincisi; doğrulardan saptırılmadır. Ümmet bu gün doğrulara muhtaçtır ve bu doğruları ümmete ulaştıracak ilim ehline ihtiyacı vardır. İslam ümmeti daima doğruya tabi olmuştur ve de bu vasıf onlarda mevcuttur. Resulullah (sav) şöyle buyurdu: “Mü’min, sonu cennet oluncaya kadar hayır işitmekten asla doymayacaktır.” (Tirmizi; İlim 19)

Ne yazık ki; ümmetin önüne düşen ilim ehlinin büyük bir kesimi ümmetin bu duyguları ile alay edercesine oynamaktadırlar. Onlar İslamın hükümlerini saptırmak gibi büyük bir cahiliyenin içerisine düşmüşlerdir. Düzenden korkma, düzenin verdiği imkanlardan son derece yararlanma, elde ettiği imkanlarla rahat bir hayat arzulama istekleri onları İslamı saptırmaya yöneltmiştir. Yönetimlerin önlerine koyduğu bir avuç dünyalık için, hain idarecilerin isteği doğrultusunda İslam ümmetinin yönünü başka kesimlere yönelterek onları ya yanıltıyorlar veyahut ta oyalama taktiği güdüyorlar. Bu gün ümmet bu tip kişilere itimat ettiklerinden dolayı küfür düzenlerine hoş görülü yaklaşır olmuştur. Ümmet, asli vazifesi olan İslami hayatı ikame etme düşüncesinden uzaklaşmış, dünya ve ahiret işleri diye işlerini iki kısma ayırmış, yönetimin mollalarınca akıtılan zehirlerle mistik bir hayata bürünmüşlerdir. Devlet mollaları ve şuursuz ilim ehli günü birlik fetvalarla ümmeti doğru yoldan saptırma yönünde cehtlerini göstererek bütün cömertliklerini sunarken, Allah’ın üzerlerine olan lanetini ve azabını unutmuş gözüküyorlar. Allah (cc) şöyle buyuruyor:

“İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara apaçık gösterdiğimiz hidayet yolunu gizleyenlere hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder.” (Bakara 159)

“Ey ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?” (Al-i İmran 71)

“De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.” (Al-i İmran 99)

Günümüzde İslam ümmeti gereğinden fazla ilim ehlinin ışığına muhtaçtır. Çünkü kafirler ve hain idareler bütün güçleri ile ümmetin üzerine çullanmışlardır. Bu noktada ümmeti yönlendirecek, sabrı tavsiye edecek olan ilim ehli ise tam tersine ümmeti yalnız bırakmıştır. Bildiklerini saklayarak ümmeti uyarmaktan, onları küfrün zulmünden kurtarıcı reçeteleri sunmaktan kaçar olmuşlardır. Bu halleri onları ateşten kurtarıcı değildir.

Resulullah (sav) şöyle buyurdu:

“Kim, bir ilimden sorulur, o da bunu ketmedip söylemezse (kıyamette) ateşten bir gem ile gemlenir.” (Tirmizi; İlim 9)

Hüccetu’l-İslam der ki: Hz. Muaz (ra)’dan rivayete göre şöyle demiştir:

“Ülemadan bazıları vardır, ilmini saklar, bu ilmin başkasında olmasını da sevmez. İşte böyleleri cehennemin en dibinde yer alacaktır.” (Küt. Sit. C.7 s. 310)


İlim ehli, korkaklıklarını üzerlerinden atıp ümmetle bütünleşmenin zamanının geldiğini artık göstermelidirler. Fedakarlıklarını İslam ümmetinin önüne düşerek, Allah’ın dinini yeryüzünde yeniden hakim kılmak için kullanmak üzerlerine farzdır. Sahabe ilmi talep ederken aynı anda onu hayata hakim kılmak içinde bir çaba sarf ediyordu. Onlar bu hususta gösterdikleri fedakarlıklarından dolayı en büyük mükafatlarla müjdelenmişlerdir.

Fedakarlık; yüce değerler için her şeyi (mal, aile, çocuk sevgisini) aşarak hayatını hiçe sayıp o değer uğruna kişinin kendisini feda etmesidir. Bu, cömertlikte sınır tanımama anlamına gelir. Müminin asıl hasletlerindendir. Bunu sahabenin bir olayı ile örneklendirmek istiyoruz:

Zübeyr b. el...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İslamî hayata yönelis fedakarlik ister
« Posted on: 18 Ekim 2019, 11:41:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İslamî hayata yönelis fedakarlik ister rüya tabiri,İslamî hayata yönelis fedakarlik ister mekke canlı, İslamî hayata yönelis fedakarlik ister kabe canlı yayın, İslamî hayata yönelis fedakarlik ister Üç boyutlu kuran oku İslamî hayata yönelis fedakarlik ister kuran ı kerim, İslamî hayata yönelis fedakarlik ister peygamber kıssaları,İslamî hayata yönelis fedakarlik ister ilitam ders soruları, İslamî hayata yönelis fedakarlik isterönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &