ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > İslam ın çevre bilincine katkısı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İslam ın çevre bilincine katkısı  (Okunma Sayısı 674 defa)
07 Ekim 2010, 15:06:39
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 07 Ekim 2010, 15:06:39 »





İslam'ın Çevre Bilincine Katkısı

Son yıllarda çevre temizliği, çevreyi korumak, ekolojik dengeye zarar vermemek gibi konulara basın yayın organlarında çok sık yer verilmekte ve çokça vurgu yapılmaktadır. Toplumda ise vurgulanan bu hususları hayata geçirebilmek için dernek vakıf gibi sosyal oluşumlar meydana getirilmektedir. Bu organizasyonlar insanların dikkatlerini konuya yoğunlaştırmak, insanımızda bir çevre bilinci oluşturmak için çeşitli faaliyetler yapmaktadırlar.

Hayatta insanı motive eden ve yapması gereken işleri onun için kolaylaştıran pek çok dinamik vardır. İnsanı motive eden en önemli unsurlardan biri de dindir. Bu faaliyetleri yaparken dini motivasyondan yararlanmak insanların işlerini kolaylaştıracaktır. Buna bağlı olarak dinî kaynakların mezkur konu hakkında söylediklerini ortaya koymak, insanımızın bu hususlarda daha duyarlı davranmasına yardımcı olacaktır. Biz de bu yazıda dini kaynakların bu hususlarda neler söylediğini ve nasıl bir yönlendirme yaptığını ortaya koymaya çalışacağız.

Evrendeki varlıklar birbiriyle bağlantılı hiyerarşik bir düzen meydana getirmektedir. En küçük ve en az karmaşık birimler kendilerinden daha büyük ve kompleks üst sistemlerle etkileşim içinde çalışırlar. Her düzeydeki birim kendi içinde dinamik bir bütündür ama üstündeki veya altındaki birimlerle bağlantısı olmaksızın varlığı düşünülmez. (Musa Tosun, "Psikolojik Açıdan Çevre ve İnsan", İnsan ve Çevre, İstanbul 1992, s.56-57) İnsan da tabii varlığı itibariyle bu sistemin bir parçasıdır, ancak psikolojik varlığı ve kurduğu sosyal oluşumlarla diğer varlıklardan farklı bir yapıya ve şuur düzeyine erişir. Tabii ilişkisinin ötesinde diğer varlıklarla bilinçli bir ilişkiye girer.

Kısacası bizler kurulu bir dünyaya doğmakta, fakat sosyal hayatın ürettiği bir bilinçle doğal çevremizle ilişki içine girmekteyiz. Çocukluktan itibaren gerek ailemiz ve gerekse yakın sosyal çevremizden aldığımız düşünce ve davranış tarzıyla tabii çevremize yaklaşırız. Dolayısıyla sosyal çevremizin görmediği veya görmezden geldiği pek çok şeyi biz de görmeyiz. Çevremizde farkına varmamız ve korumamız gereken bir çok şey olmasına karşın, çoğunlukla bunların farkında bile olmayız. Çünkü bunları ya biz kurmamışızdır, ya da her gün göre göre alışkanlık kazanmışızdır. Her an teneffüs ettiğimiz havanın, ışık ve ısısına muhtaç olduğumuz güneşin, havamıza oksijen üreten ve bize psikolojik bir haz veren yeşilin, içimizi açan berrak mavi gökyüzünün, zümrüt yeşili rengiyle insanları kendine çeken denizin varlığını ancak bunlar olmadığı zaman, ya da kullanılamaz hale geldiğinde fark ederiz. Fark ederiz de insan için ne büyük bir değer olduklarını o zaman anlarız.

Bu tabii düzen, Yüce Allah tarafından yaratılmış ve bize bahşedilmiştir. (Bkz. Kur'an, 14/32; 16/12, 14; 22/65; 29/61; 31/20; 35/13; 39/5; 45/13) Bu, Allah'ın insana verdiği değerin bariz bir göstergesidir. Kur'an-ı Kerim yeryüzü ve gökyüzündeki canlı cansız bütün varlıkların belli bir ölçü ve dengeye göre yaratıldığından beyan ederken (Hicr 15/16-20; Kamer 54/49), insanın tabiattan faydalanma esnasında bu ölçü ve dengeyi bozmaması gerektiğine de dikkat çekmektedir (Rahman 55/7-12). Ölçülü ve dengeli biçimde tabiatla ilişki içine girmek, insan türünün mümkün olan en uzun sürede tabiattan faydalanması sonucunu doğuracaktır. Başlangıcından itibaren kıyamete kadar insanlık tabiatta olanı kullanacak, ondan faydalanacak ve hayatı için gerekli olan şeyleri elbette ki ondan çıkaracaktır. Ancak tabiattaki maddelerden bir kısmı hemen kullanıma uygun olup, pek çok madde ise ham halde bulunur. Ham halde bulunanlar ise üretim mekanizmalarından geçirilerek kullanıma uygun duruma getirilir. Bu yüzden insan, ihtiyacı olan pek çok şeyi üretmek zorundadır. Ama üretme, aynı zamanda tabiatta olanı tüketmek demektir. Bu yüzden tüketirken olduğu kadar üretirken de dikkatli olmak gerekmektedir.

Tabiatta olanı tüketirken dikkat etmemiz gereken çok önemli bir husus vardır ki o da ekolojik denge dediğimiz tabiatın düzenine (ekosistem) zarar vermemektir. Fakat ne yazık ki insanoğlu çoğu zaman bundan gaflet içindedir. Yapıp ettiği icraatlarda doğal çevreye onulmaz zararlar vermekte, akıl almaz tahribatlar yapmaktadır. Şu iyice bilinmelidir ki, çevreye zarar vermekle insanoğlu aslında bindiği dalı kesmektedir. Doğanın sorumsuzca tahrip edilmesi, çevrenin umursamaz bir tavırla kirletilmesi, tabiattaki sınırlı şeylerin hor kullanılması, tam bir mirasyedi tutumudur. Kendi kazanmadığını çarçur eden mirasyedi nasıl ki bir süre sonra eli boş ve perişan bir durumda kalırsa, çevreyi düşüncesizce tahrip edip kirletenler de kendi yaptıklarının cezası olarak yaşanmaz bir dünyanın içinde kendilerini bulacaklardır. Kur'an-ı Kerim de insanlara isabet eden bir kısım musibetlerin kendi yaptıklarının bir sonucu (Şuarâ, 42/30), hatta "İnsanların kendi elleriyle yapıp ettiklerinin bir sonucu olarak yeryüzünde bozulma başladı. Belki dönerler diye Allah (c.c.) yaptıklarının bazı kötü sonuçlarını onlara tattıracaktır" (Rum 30/41) ayetiyle yaptıklarının bir cezası olduğunu vurgulamaktadır.

İşte hava ve suların kirliliği, dünyanın yeşilsiz bırakılarak çölleştirilmesi, ozon tabakasının incelip delinme tehlikesiyle karşı karşıya kalması bunlardan bazılarıdır. Fakat bu sonuçlar, insanlar için bir sürpriz değildir. Kendi yaptıklarının doğal bir sonucudur. Nitekim insanlık, sanayi ve teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği 19. Yüzyıldan bu güne geldiğinde bu sonuçlarla karşılaşmıştır. Meşhur Rus düşünürü Tolstoy'un, insanlığın teknolojik alanda ilerlemeyi gerçekleştirirken ahlak alanında acımasızca yaptığı tahribatı tasvir ederken söylediği şu sözler gerçeği ne kadar açıkça yansıtmaktadır: "Tarihin hiç bir döneminde 19. yüzyıldaki kadar maddi başarıya ulaşılamadı. Fakat, Tarihin hiç bir döneminde giderek canavarlaşan şimdiki Batı dünyası kadar ahlâksız, insanın hayvani duygularına hiç bir kısıtlamanın getirilmediği bir hayat da yaşanmadı. 19. yüzyılda ulaşılan maddi ilerleme gerçekten muazzam, fakat bu ilerleme Neron'un zamanında bile şahit olunmayacak şekilde ahlâkın en temel şartlarını ihmal etme pahasına satın alındı ve halen de satın alınıyor." (Tolstoy, Din Nedir?, çev. Murat Çiftkaya, İstanbul 1995, s. 33)

Toprağımızı çoraklaştıran, nehirlerimizi, göllerimizi kurutan, denizlerimizi balıkların bile yaşayamayacağı bir kirliliğe büründüren sanayi atıklarının, şehirler kurma adına ormanları talan etmenin, medeniyet adına üretilen fakat havaya zarar veren unsurların tedbiri alınmadığı takdirde karşımıza çıkacak olan manzara bundan başkası değildir. Bir Kızılderili kabile reisinin söylediği gibi biz bu dünyayı atalarımızdan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldık. Bizler bu sorumsuz tavırlarımızla dünyamızı kendi adımıza zararlı hale getirdiğimiz gibi çocuklarımız için de yaşanmaz bir dünya bırakmak üzereyiz.

İnsanlığın önünde bir ışık olan Yüce dinimiz İslam'ın, dinî alan kabul edilen sadece inanç ve ibadet konularında bizlere bir takım görevler yükleyip de hayatın diğer alanlarını boş bıraktığı düşünülmemelidir. İslam insan hayatının her yönüyle ilgili emirler, tavsiyeler ve uyarılar yapmaktadır. Dolayısıyla üzerinde durduğumuz bu konuyla ilgili bir takım emir, tavsiye ve uyarılarda da bulunmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.

İlk olarak İslam Müslümanlara bütün varlıklara saygı duymayı, onların hayat hakkına ilişmemeyi öğretmektedir. Çünkü her Müslüman, "Yedi kat gök, yeryüzü ve bunlarda bulunan varlıklar Allah'ı tesbih ederler. Onu övgüyle tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur" (İsrâ 17/44) inancını taşır. Buradan hareketle Müslümanların çevreyi sorumsuzca tahrip etmeyeceğini/edemeyeceğini, tabiatı bilinçsizce kullanmayacağını/kullanamayacağını söyleyebiliriz. Bu husus, çevre bilincinin oluşması açısından önemli bir noktadır. Bu bilinci alan bir kimsenin çevreyle ilişkisi de ona göre ölçülü olacaktır. En azından çevresindeki varlıkları kendisinin dost ve yardımcıları görecektir. Onlardan faydalanırken dengeyi bozmamaya dikkat edecektir. Kur'an-ı Kerim'in israfı haram, savurganlığı şeytanın kardeşliği sayan beyanları (A'raf 7/31; İsra 17/26-27, 29-30; Taha 20/81) ile Peygamber Efendimizin (s.a.s.) akarsu dahi olsa abdest alırken israf edilmemesi gerektiğine dair uyarıları da (İbn Mace, İkame, 193) Müslümanlarda çevre şuuru oluşturmada önemli bir temel olacaktır.

İkinci olarak Müslüman bir insan kendisinin Allah'ın isimlerine mahzar olduğuna, bu isimlerin kendisinde tecelli ettiğine inanır. Allah'ın isimlerinden birisi Kuddus ismidir. Kuddus, mukaddes, temiz, pak olan demektir. Bu ismin bir tecellisi olarak Yüce Rabbimiz yeryüzünde sürekli olarak meydana gelen tabii kirlenmeleri kurmuş olduğu ekolojik sistemle sürekli olarak temizlemektedir. Her mevsim ölen binlerce hayvan leşleri, kurumuş bitki artıkları istihaleye (kimyevi bir değişime) tabi tutulmakta ve temizlenmektedir. Ayrıca rüzgârlar vasıtasıyla yeryüzü adeta süpürülmekte ve yağmurlarla yıkamaktadır. (Bu hususu Bediuzzaman nefis bir üslupla 30. Lem'a'nın Birinci Nüktesinde anlatmaktadır.) Bu noktada Müslüman Kuddus isminin bir yansıması olarak kendisini ve çevresini temiz tutması gerektiği inancıyla hareket eder ve üzerine düşeni yapar. Ayrıca Müslüman'ın Allah'ın ahlakıyla ahlâklanması gerektiğini öğütleyen bir kutlu söz/birkelam-ı kibar vardır. Bu konu bağlamında düşünülecek olursa, çevre bilincine sahip olma ve çevre kirliliğinin önüne geçmenin de Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanma olarak değerlendirilmesi gerekir.

Üçüncü olarak Kur'an-ı Kerim Allah'ın yeryüzünü imar görevini insana yüklediğini beyan eder. Bir ayette "Sizi yeryüzünde yaratıp, orayı imar etmenizi dileyen Allah'tır" (Hud 11/61) buyurulmaktadır. Ayette geçen "isti'mar" kelimesine te...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İslam ın çevre bilincine katkısı
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 07:56:03 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İslam ın çevre bilincine katkısı rüya tabiri,İslam ın çevre bilincine katkısı mekke canlı, İslam ın çevre bilincine katkısı kabe canlı yayın, İslam ın çevre bilincine katkısı Üç boyutlu kuran oku İslam ın çevre bilincine katkısı kuran ı kerim, İslam ın çevre bilincine katkısı peygamber kıssaları,İslam ın çevre bilincine katkısı ilitam ders soruları, İslam ın çevre bilincine katkısı önlisans arapça,
Logged
07 Ekim 2010, 16:53:58
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« Yanıtla #1 : 07 Ekim 2010, 16:53:58 »

Allah razı olsun inşAllah emeğine sağlık ablam
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &