๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ => Dini makale ve yazılar => Konuyu başlatan: Sümeyye üzerinde 19 Aralık 2010, 16:33:04



Konu Başlığı: İncitme can gönül yap
Gönderen: Sümeyye üzerinde 19 Aralık 2010, 16:33:04
"İncitme can, gönül yap/ İncinme incitenden"

Okunan bir şiirden kulağıma takıldı ve insanın güzel söz duymaya olan fıtrî ihtiyacı üzerinde düşündüm.. Şöyle diyordu; "Bana güzel bir şey söyle, kalbim sevinçle dolsun.. " Tedirgin, perişan, panik ve kuraklık içindeki insanların güzel söz duymaya, tatlı söz işitmeye iştiyakını dile getiriyordu.

Kalpleri yeşerten güzel söz olduğuna göre, kuraklıktan şerha şerha yarılmış; şâk şâk olmuş sînelerin yangınına güzel sözle koşmak gerek.

".. Güzel söz; kökü yerde sabit ve dal budağı yukarılarda olan hoş bir ağaca benzer.." Yediveren misali her mevsim ayrı bir meyve verir!.. Güzel söz için ne güzel teşbih..

Bir kırık kalbi, bir viran gönlü tamir etmek, güzel söz söylemekle mümkün ve bu durum sahralar kadar koyun sahibi olmaktan daha mühim, daha güzel, daha kârlı!

Kararan dünyalara aydınlık getirmek.. Sıkıntılı kalplere yumuşaklık, inşirah sunmak ve karşılık beklememek.. Perişan ruhları huzur ve sükûnu kavuşturmak, insanları yalnızlıklarından çekerek kurtarmağa çalışmak, hoş söz söylemek. Kökü yerde, dalları budakları semâda güzel bir ağaç olmak demektir. "İncitme can, gönül yap/ İncinme incitenden" dememiş mi Erzurumlu İbrahim Hakkı?

Kalpleri hayata kavuşturmak. İnsanı diriltmek.. Birçok kimselerin kalpleri, ruhları öldürmek hususundaki inatlarına rağmen, şifâ taşımak, onu harâb olmaktan, kâtil olmaktan muhafaza etmek ne kudsî bir iş..

"Yunus, ne hoş demişsin.
Bal ü şeker yemişsin
Ballar balını buldum
Kovanım yağma olsun"


diyebilmek; güzel sözleri kendimize mal etmekle, gayr-i iradî dilimizden dökülecek derecede bir vird edinmekle mümkün.

Gökler; susuzluktan yanıp kavrulan, toz duman haline gelen yeryüzüne şefkat edip acıyor, bulut bulut ağlayarak suluyor. Döktüğü gözyaşları ile kupkuru yeri yeşertiyor. Hayata kavuşmasına vesile oluyor.

Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarırmış. Demek söylemesini bilmek lâzım. Öyle diyor Yunus "Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz/ Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz/ Söz ola kese savaşı; söz ola bitire başı/ Söz ola ağulu aş, yağ ile bal ede bir söz" Isırır gibi konuşan, hırçın, bıçkın, asabî, iğne batırır gibi, bıçak sokar gibi konuşan intanları sevebilir misiniz? Bir de merhem sürer, kevser sunar gibi konuşan, huzûr iklimleri oluşturan, meltem meltem esen insanlara bakın.. Sanki birer cennet bahçesidirler.


Taha TAHSİN