๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ => Dini makale ve yazılar => Konuyu başlatan: ღAşkullahღ üzerinde 27 Ekim 2010, 15:08:11



Konu Başlığı: İlk insan ve günahların kaynağı
Gönderen: ღAşkullahღ üzerinde 27 Ekim 2010, 15:08:11
İlk İnsan ve Günahların Kaynağı


 
   Cenab-ı Hak, marifetine muhabbet ederek mahlukâtı yarattı. Bu mahlukat içerisinde en üstün mahiyette ve en mükerrem olarak insanı var etti. İlk insan, ve onun başından geçenler bütün insanlık için bir nümune ve ibret manzarasıdır.
   Cenab-ı Hakk, meleklere insanı yaratacağını ve onu halife kılacağını haber vermiş, ona ruhundan üfledikten sonra, secde etmelerini emretmiştir. Meleklerin hepsi ve o sırada cennette yaşayan cinler bu emri kabul etmişti.
   Fakat Allah'ın va'di gerçekleşip insan, bir sûret halinde karşılarına çıkınca İblis böbürlenmiş, kendisinin ateşten, Adem -aleyhisselam-'ın ise topraktan yaratıldığını ileri sürerek secde etmemiştir. Allah, şeytanın bu isyanı ve kibri sebebiyle onu cennetten uzaklaştırmış ve cezalandırmıştır. İblis, bununla da kalmayarak, kendini azdırmasına sebep olarak Allah Teala'yı görmüş, insana hasım olmuş ve Cenab-ı Hakk'dan Âdem'i ve onun neslinden gelecekleri azdırmak üzere mühlet ve izin istemiştir. Hikmet ve ibretlerle dolu bu hadiselerden sonra, takdîr-i ilahi, iblise bu izni vermiştir.
   Daha sonra Havva validemiz yaratılmıştır. İblis, Hazret-i Adem'i ve Havva anamızı, cennette ebedi kalacakları vadiyle ve yeminler ederek kandırmış ve Allah'ın yasakladığı meyveyi onlara yedirmiştir. Bunun üzerine Allah Teala, onları yeryüzüne indirmiş ve binbir çetinliğiyle bu dünya hayatı başlamıştır. Adem -aleyhisselam- ve Havva validemiz yıllarca yaptıkları hataya tevbe etmişler ve sonunda Allah tevbelerini kabul ederek onları bir araya getirmiş, Hazret-i Adem'e nübüvvet ve suhuf vermiş, onu kendi nesline peygamber kılmıştır.
   Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, bu kıssayı da tahlil eden, hadis-i şeriflerinde insanlara şu ikazı yapmıştır:
   "Günahların zeminini oluşturan şu üç hatadan sakının: Kibir, ihtiras ve hased!."

   Kibir:
   Kibri, insanın kendini beğenmesi, kendinde güç olduğu zannına kapılması diye özetleyebiliriz. Kişiyi en çok helake götüren haslettir.
   Şeytan kibirlenmiş, kendisinde büyüklük görmüş ve "onu topraktan, beni ise ateşten yarattın." diyerek, Hazret-i Ademin dış şekline bakmıştır. Allah'ın emrini ve bu emrin azametini görememiştir. Hâlık'ı görmemiş, mahluku görmüştür.
   Şeytan'ın, Allah'ın emrini yerine getirmesine mani olan şey, aklî kıyaslarıydı. Bunun temelinde ise kibir yatmaktaydı. Zira Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- "Kibirden sakının, şeytanı Adem'e secdeden men'eden kibirdir." buyurmuşlardır.
   Ahmed er-Rufaî hazretleri, buyurmuşlardır ki:
   "İblis nefsini gördü. Ben Adem'den hayırlıyım." dedi, bu sözü helakine sebep oldu.
   Karun malına baktı. "Bu malı bilgimle elde ettim." dedi. Yerin dibine girdi.
   Melekler manevi dünyalarıyla övündüler, "Ademoğlu kan dökecek, fesat çıkaracak dediler." Allah da onlara secde etmeyi emretti."
   Hatem-i Esâm'ın dediği gibi:
   "Ne mertebede olursan ol, nefsine güvenme. Sakın muhteşem konaklara, verimli bağ, bahçelere aldanma. Cennette daha güzeli var. Zira Âdem'in başına gelen Cennette geldi. Adem cennette aldandı.

   İbadet-keramet çokluğuna aldanma. Bâlum bin Bahura, ism-i Azam'a mahzardı. Her istediği yerine geliyordu. Ama "soluyan kelp" misali verildi. (Araf, 176)
   Abidlerin, zahidlerin, salihlerin yanında bulunduğuna aldanma. Sâlebe Rasulullah'ın yanında bulunuyordu.
   Amellerinin çokluğuna aldanma. İblis'in taat ve ibadeti de çoktu."
   Allah'a yaklaşma yolunda kibir yoktur. Vuslat, kibrin zıddı olan "hiç"e varmakla olur.

  İhtiras:
   Adem -aleyhisselam-'ı yasak meyveye sevk eden Cennette sonsuz kalma arzusuydu.
   İhtirastan dönüş tevbeyle olur. Hazret-i Adem'in tevbesi sözde kalmadı, fiile geçti. Cenab-ı Hakk'ın afvını celbetmek için tevbelerin, âyet-i kerimede geçtiği üzere, "tevbeten nasûha" seviyesinde olması gerekir. Nasuh tevbe, kalpte sonsuz bir pişmanlık duygusu ve o günaha bir daha asla dönmemek azim ve gayretidir.

   Hased:
   Allâh Teala'nın ilahî taksimine karşı çıkmaktır. Hazret-i Adem'in oğulları Kabil ve Habil'in arasını açan bu hastalıktır. Nihayetinde bu hastalık, Kabil'in Habil'i öldürmesine kadar götürmüştü.
   Hasedden kurtulmanın çaresi "kanaat"tır. Gönüller kanaatle zenginleştiği ölçüde, her kes ilahi takdirin kendisine verdiğiyle yetindiği ölçüde hasedden kurtulabilir.
   Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- "hasedin iyilikleri, bir ateşin odunu yaktığı gibi yakıp yok ettiğini" haber vermiş, insanları hasedden uzaklaştırmaya çalışmış, bununla birlikte, hayırlı işlerde gıbta etmeyi tavsiye etmiştir:
   "İki kişiye gıbta edilir: Malını Allah yolunda harcayan zengine ve ilmini infak eden âlime."
   İslam'ın gayesi, insanı ihyâ etmektir. Kalbin, kulluk için çirkin ahlakı, güzel ahlaka tebdili zaruridir. Kalbin bu hastalıklarıyla mücadele eden Tasavvuf ilk insan ve ilk Peygamberle başlar.



 Mehtap Bahar


Konu Başlığı: Ynt: İlk insan ve günahların kaynağı
Gönderen: Safiye Gül üzerinde 27 Ekim 2010, 19:30:32
Esselamu aleykum.Allah razı olsun değerli paylaşımlarınız için.Rabbim bizi kötü hasletlerden korusun.Bize örnek bir müslüman olarak yaşamayı nasip etsin de başkalarının hidayetine de vesile olalım inş..


Konu Başlığı: Ynt: İlk insan ve günahların kaynağı
Gönderen: ღAşkullahღ üzerinde 27 Ekim 2010, 19:58:38
 Aleykum selam

Rahman hepimizden razI olsun, amin inşaallah kardeşim


Konu Başlığı: Ynt: İlk insan ve günahların kaynağı
Gönderen: Ekvan üzerinde 27 Ekim 2010, 20:54:15
Rabbim razı olsun ..çok güzel bir paylaşım..ve rep..Her zaman ki gibi..tam zamanında...şifa niyetine okuduk inşaallah..


Konu Başlığı: Ynt: İlk insan ve günahların kaynağı
Gönderen: Rüveyha üzerinde 16 Mayıs 2016, 21:47:21
Esselamu aleykum ve rahmetullah..İlk insandan bu yana bu kötü hasletler daha artmış durum da Rabbim bizleri tüm kötü hasletlerden muhafaza eylesin İnşaAllah.Rabbim razı olsun