๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ => Dini makale ve yazılar => Konuyu başlatan: Zehibe üzerinde 03 Kasım 2010, 12:39:25



Konu Başlığı: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Zehibe üzerinde 03 Kasım 2010, 12:39:25
Derinlerde Boğulma

Doç. Dr. Süleyman Derin


Soru: Tasavvufi konuların derinliğini kavramak için nasıl bir yol takip edebiliriz? Bazı insanlar en temel ilmihal bilgilerini bilmeden fena ve beka gibi kavramlardan bahsediyor, ne dersiniz?

Her ilimde olduğu gibi tasavvufta da genele ve özele hitap eden konular vardır. Dünyadan kalben yüz çevirmek, farzları yerine getirmek, haramlardan kaçmak ve nafilelere dikkat etmek, kalbi manevi hastalıklardan korumak, niyetimizi düzeltmek gibi meseleler her salikin öncelikle öğrenmesi gereken elzem konulardır.

Zaten tasavvuf yolcusu bu temel konuları öğrenir ve yaşarsa, bunun sonucunda cezbe, fenâ, gaybet gibi yüksek halleri tabii olarak tadacaktır.

Günümüzde tasavvufa yapılan eleştirilerin en büyük sebebi öncekilerin ciddiyetle takip ettiği tedricilik prensibine bugün fazlaca riayet edilmemesidir.

Her ilimde başlangıç seviyesinde okunması gereken kitaplar ile sonlara yaklaşanların okuduğu kitaplar bir değildir, nasıl ki bir bebeğin beslenmesi için ihtiyaç duyduğu besinler bir yetişkine göre farklı ise, mübtedî bir salik ile müntehi (tasavvufta kemale ermiş) bir sufinin istifade ettiği kaynaklar farklıdır. Mesela Gazali’nin İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Serrac’ın Luma’ gibi eserleri her mübtedi sâlikin okuyabileceği eserler iken, İbn Arabî Hazretlerinin Fütuhat-ı Mekkiyyesi ve Füsûsü’l-Hikem’i herkesin kolaylıkla anlayabileceği kitaplar değildir, zira bunlar müntehi sufiler için kaleme alınmıştır. Bu eserleri okuyanlar ciddi bir dini eğitim almamışlar ve bir kâmilin terbiyesinde bulunmamışlarsa pek çok konuyu yanlış anlamaları kaçınılmaz olacaktır.

Bu sebeple sufiler daima kendilerine gelen saliklerin manevi mertebelerine göre onlara muamele etmiş, onların ihtiyaçlarına göre tedrici bir terbiye metodu izlemişlerdir. Öncelikle onların temel ilmihal bilgilerini öğrenmelerini sağlamışlardır.

Bugün fıkhın en basit kurallarını bile bilmeyen ve İslam’ın temel şartlarını yerine getirmeyen insanların en muğlâk konularda fikirler beyan etmeleri, Hz. Mevlana ve İbn Arabî gibi Hakk dostlarının yüksek seviyeden sözlerini ulu orta dillerine pelesenk etmeleri tasavvufun yanlış anlaşılmasına hatta inkârına sebep olmaktadır. Bundan dolayı tasavvufu sevenlerin kullandıkları sözleri şeriat terazisi ile tartmaları gerekmektedir. Bir sufi “ben bir şey hakkında onun düşmanlarından değil, dostlarının yanlış tutumundan korkarım.” diyerek bu konuya dikkat çekmiştir. Yani bir harekete zarar verenler, genelde onun muhalifleri değil dostları olmaktadır.

Şeyh Zerruk’a göre İslam’ın apaçık konularını öğrenmeden, bir insanın  sufilerin uzun riyazetler sonunda elde ettiği ince ilimleri öğrenmeye kalkışması kendi nefsine ve hevasına aldanmasıdır. “Özellikle de ibadetlerin fıkhî boyutunu öğrenmeden, manevi hallerin sünnete uygunluğunu bilmeden, nefsini kötülüklerden temizlemeden tecelli peşinde koşan veya bunları iddia edenler aldanmıştır” der.1

Bugün Bayezid-i Bistami, Hallac-ı Mansur, İbn Arabî, Mevlana gibi büyük Allah dostlarının sözlerini anlamaya çalışan ama Kuran ve sünnetin emirlerine karşı umursamaz görünen insanların varlığı her ne kadar yeni bir şey olmasa da ciddi olarak günümüz tasavvufunun bir meselesidir. Bu büyük insanların sözlerini halkın gözünde bir makam kazanmak için kullananları; Hz. Mevlana kuşları avlamak için onların seslerini taklid eden avcılara benzetir.

İbn Ataullah İskenderî’nin bu konudaki şu sözü gerçekten önümüzü aydınlatan önemli bir prensip olmalıdır: “Gaybi bilgilerden senden gizli kalan işlere muttali olmaya çalışmaktansa, nefsinin senden gizli kalan ayıplarına muttali olmaya çalışman çok daha hayırlıdır”.

Sufilere göre kulluğun vazifelerini yerine getirmeden keşf ve gaybi bilgilerin peşinde koşmak, şatahat türü bilgilerle meşgul olmak, kalbi kötü hastalıklardan boşaltmadan (tahalli), güzel ahlak ile süslemeyip (tehalli) de, tecelli ile uğraşmak şeytanın oyunundan başka bir şey değildir. Diğer bir deyişle de şeriat, tarikat ve hakikat sistemine girmeden direkt olarak bu yolculuğun son halkası olan hakikat boyutuna atlamak insanı yoldan çıkarır.

Günahlar Nasıl Tedavi Edilir?

Soru: Sufilere göre günahlar kaç çeşittir ve tedavi usulü nasıldır?

Maneviyat yolu olan tarikatlar, insanları Allah’tan alıkoyan günahlardan, sonra da onu dünyaya bağlayan sevgilerden korumak üzerinde yoğunlaşırlar.

Günahlar; büyük-küçük, kula - Allah’a karşı işlenen suçlar, mala-cana karşı yapılanlar gibi pek çok tasnife tabi tutulmuştur.

Bunlar içinde İmam Gazali Hazretlerine ait olan tasnif kapsayıcılık açısından çok güzeldir. Ona göre dört çeşit günah ve günah kaynağı vardır.

Bunlardan ilki ve en hafifi behimî yani hayvani dürtülerin sevk ettiği günahlardır. İçki içmek, zina etmek, helal haram kaygısına girmeden her şeye sahip olmaya çalışmak gibi günahlar bu sınıfa girer.

İkinci çeşit günahlar ise gadab saiki ile işlenen günahlar olup bunlar da insanları dövmek, adam öldürmek gibi daha çok intikam niyeti ile işlenen günahlardır. Gazali bunlara subuî yani yırtıcı hayvan günahları adını verir.

Üçüncü çeşit günahlar ise daha rafine günahlar olup şeytanî günahlar olarak isimlendirilir. Bunlar ince bir zekâ ürünü olup insan dolandırmak, yalan söylemek, başkalarını kandırmak gibi günahlardır. Münafıklık ve insanları sapıklığa çağırmak da bu sınıftaki günahkârların bariz vasıflarıdır.

En son ve en tehlikeli günah motivasyonu Rububi sıfatlardan yani ilah olma arzusundan kaynaklanan günahlardır. Bu sınıfta olan nefisler kendini herkesten üstün görür, bilgisi, varlığı ve gücü ile mağrur olur, ölümsüz olmayı ister, hiçbir hatasını kabul etmez ve herkesten saygı bekler, hiç bir zaman özür dilemek istemez. Başkalarının hayatını kontrol etmek, insanlara şekil vermek ve onları kendine kul etmek ister, bir bakıma buna biz firavun hastalığı da diyebiliriz. Bu daha çok kontrolsüz bir maddi refah içinde olan veya elinde güç bulunduran insanlarda görülür.

Sufilere göre tehlikesi en büyük ve tedavisi en zor sınıf bu tür günahlardır, zira Hakk’a karşı büyüklenmek, kibirlenmek ve hatta üstü kapalı da olsa ilahlık iddiasında bulunmak insanı helake götüren en büyük günahların başında gelir. Zaten böyle insanlar diğer çeşit günahları yani behimi ve subui günahları da kolayca işleyebilir.

Maalesef bugün insanlar behimi günahları günah sayarken, kibir ve ucübü, özgüven; adam aldatmayı da iş bilirlik ve tüccarlık olarak görmektedirler. Halbuki bunlar insanı helak eden günahların en başında gelmektedir.

Tarikatlar bu günahların tedavisinde nurani ve nefsanî yol olmak üzere genelde iki ana tutum izlerler.

Nakşîlik gibi nurani tarikatlar ruhu zikir ve tefekkür ile öylesine nurlandırır ki artık salike bu tür günahları işlemek imkânsız hale gelir. İçinde bulunduğu yüce haller onu esfeli safilin günahlara düşmesine engel olur.

Nefsanî tarikatlarda ise bu günah çeşitleride zıddıyla tedavi edilir, mesela behimi bir günah olan cimrilik ve bencillik durumunda olan saliklere başkalarına infak etmesi tavsiye edilir. Gadaplı olan birine, kendisi gibi aksi birine hizmet etmesi ve ona sabretmesi öğretilir. Kibirli birine ise kibrini kıracak işler yaptırılır. Böylece salik ahlakını güzelleştirir.

Ne var ki tasavvuf kitaplarında teorik olarak anlatılan bu reçeteler mürşid-i kâmil elinde uygulanırsa gerçek faydayı o zaman verir.

Dipnotlar: 1 Ahmet Zerruk, Kavaidü’t-Tasavvuf, Şam, Dârul-Kalem, 2004, s.33


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: somuncu üzerinde 03 Kasım 2010, 13:35:41
Allah(cc) İnsani iki önemli aygıtla donatmıştır.Bunlardan biri vicdan,diğeri ise nefistir.Vicdan manevi olarak insanda polis vazifesi görür.Nefis ise insanı heva arzu ve duygularının tatmini için ölçüsüs bir şekilde tatmin yolunu gösterir.Nefsin isteğini,vicdan, akıl ve irade süzgecinden geçirerek zararlı veya yararlı olduğunu anlayabilen bir hassas cihaz vazifesi görür.Eğer insan vicdan mekanizmasını devre dışı bırakırsa,nefsin eline düşer canavarlaşır.Vicdanı Üstad Said Nursi şöyle anlatmaktadır:En küçük günahlarda dahi küfre giden bir yol vardır.Vicdanı beyaz bir sayfaya benzetmiş ve insanın küçük bir şey görüp işlediği günahlar örneğin:Birinin bahçesinden canı çektiği için izinsiz bir üzüm koparıp yemek bize küçük gelebilir,ama vicdanın beyaz sayfasında bu amelimiz bir siyah nokta olarak not edilir.Her küçük görülüp işlenen nefsi istekler vicdan beyaz sayfasını karalaya,karalaya artık vicdan üzerinde beyaz yer bırakmayacaktır.Tamamen siyaha dönen beyaz sayfa artık hassasiyetini kaybedeceğinden manevi polis vazifesini yapamaz hale gelecektir.Bir üzüm tanesinden bir şey olmaz diyen nefis,artık tabiri caizse deveyi hamuduyla götürür hale gelecektir.Cihaz devre dışı kalacaktır ve insan şeytanın dahi hayret edeceği bir hale gelecektir.Halbuki bu cihazlar doğru kullanıldığında insanın insanlığını tamamlamaya ve Allah'a yaklaşmasına vesile olacak cihazlarken,amacına uygun kullanılmadığında insanı küfre götüren cihazlar haline getirilmektedir.Rabbim hepimizi bu cihazları doğru kullanıp kendisine yakınlaşanlardan eylesin.


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: ღ۩Bilgin۩ღ üzerinde 03 Kasım 2010, 13:45:30
tasavvuf edebine riayet eden her insan hakkaniyete varır bizzat denenmiştir.

Risalei okuyana kitaplar açılır burda bizzat denenmiştir.

O kimsenin diliyle okuduğu ile anlatımı ile vs ile bunların ne anlaşılması mümkündür nede anlatıldığında uygulanması kalbini fikrini zikrini takva seviyesinde ilerlet sonra sonuca kendin şahit ol.

bu şekilde sonuca ulaşmanız mümkün denenmiştir ulaşılmıştır.

saygılar...


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: somuncu üzerinde 03 Kasım 2010, 15:59:56
Değerli yorumcu,o kimsenin diliyle derken neyi kasdettiğinizi tam anlayamadım yorumunuzda bahsettiğiniz o kim?


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Ekvan üzerinde 03 Kasım 2010, 23:00:06
günahların tedavisinde nurani ve nefsani yol olarak iki çözüm sunulmuş..güzel paylaşımınızı aklımıza yazdık..Allah razı olsun..Rabbimiz günahı günah olarak görebilmeyi lütfetmişse bize ümitvar olmalıyız diye düşünüyorum..çünkü bütün tedaviler hastalığı kabul ile başlar..Rabbim Senden başka kimseye muhtac etmeyecek şifalar ihsan eyle bize..amin


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Ekvan üzerinde 04 Kasım 2010, 06:37:18
Değerli somuncu kardeşim..Hocamızın yorumunda söz ettiği sizin de sorduğunuz O:bu yazı bana hitaben yazılmış diyebilen herkestir..Mesela ben nefsim adına diyebilirim ki bahsedilen O benim..Rabbim aklımızı ve ğönlümüzü safiyete ve aslına ulaştırabilenlerden etsin hepimizi..O akıl ve o kalp tertemiz bir emanet olarak teslim edildi bize..İnşaallah biz de tertemiz olarak emanetleri sahibine teslim edebiliriz..amin


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: somuncu üzerinde 04 Kasım 2010, 11:55:12
Değerli manas isimli yorumcu:Bana cevap olarak sizin dönmüş olmanızdan dolayı size müteşekkirim,çok anlayışlı ve nazik bir uslup kullanmışsınız.Benim soru sormama sebebiyet veren kardeşimiz tenezzül edip fikrini açıklamadı.Fikirler ortaya konarken saygı çerçevesi içerisinde kalmak gerekir.Ben yine ÜSTAD'IN sözüyle cevap vermek isterim:Benim mesleğim haktır diyebilirsin,buna hakkınız var.Yanlız benim mesleğim haktır demek,kardeşlerinizin hakkına tecavuzdür.Selamlar.


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Damla üzerinde 12 Şubat 2016, 18:02:20
Esselamu aleykum..Paylaşım için Rabbim razı olsun..


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Pelinay üzerinde 12 Şubat 2016, 18:16:56
Ve aleykumusselam ve rahmetullah;Ne var ki tasavvuf kitaplarında teorik olarak anlatılan bu reçeteler mürşid-i kâmil elinde uygulanırsa gerçek faydayı o zaman verir.


işte bütün bir paylaşımın kilit noktası.Rabbim bizleride inşallah gerçek faydaya ulaşabilenlerden eylesin.Allah razı olsun paylaşım için.


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Rabia 7 üzerinde 12 Şubat 2016, 18:19:50
Selamun aleyküm.
AMİN AMİN AMİN.Bizler faydalı şeyler yaparız ve bilgisi olan herkesle birlikte oluruz inşAllah. (AMİN).
Allah c.c razı olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Edanur üzerinde 12 Şubat 2016, 20:35:53
Aleykümusselam
Rabbim razı olsun Insaallah paylasimdan dolayi


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Mustafa/Samed üzerinde 12 Şubat 2016, 21:54:22
Ve Aleykümüsselam. Paylaşım için Rabbim razı olsun.


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Ceren üzerinde 12 Şubat 2016, 23:51:58
Aleykumselam.Allahin emir ve yasaklarina uyan tasavvuf ehli olan allah dostlarinin yolunda giden ve onun feyzine ulasan kullardan olalim insallah....


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Mehmed. üzerinde 17 Eylül 2019, 22:01:34
Ve aleykümüsselam Rabbim paylaşım için razı olsun


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Sevgi. üzerinde 18 Eylül 2019, 02:47:41
Aleyküm selâm Rabbim bilgiler için razı olsun inşaAllah


Konu Başlığı: Ynt: Derinlerde Boğulma
Gönderen: Ceren üzerinde 18 Eylül 2019, 19:48:12
Esselamu aleyküm. Rabbım razı olsun bilgilerden kardeşim....