๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ => Dini makale ve yazılar => Konuyu başlatan: Sefil üzerinde 12 Şubat 2011, 12:44:56



Konu Başlığı: Demek Yaşamak
Gönderen: Sefil üzerinde 12 Şubat 2011, 12:44:56
    Hekimoğlu İsmail
   
Müslüman'ım demek başka, Müslümanca yaşamak başkadır!..
 

Bir gün yanıma bir genç geldi. Dedi ki: "Ağabey, biliyorsun askerliğimi yaptım ve bir işe girdim. Ben istedim ki hayatımı bir gayeye vereyim, onun peşinde koşayım.


Onun için üzülüp onun için sevineyim. Bu sebeple yerli yabancı pek çok kitap okudum. Gazeteleri takip ettim. Siyasetle uğraştım. Yine de aradığımı bulamadım. Şimdi elimde olmayan sebeplerle sinirleniyorum, yakınlarıma zarar veriyorum. Hatta bazen uyku hapı cinsinden müsekkinler alıp komaya girmişçesine yatıyorum."

Ona dedim ki: "Anladığım kadarıyla kendini bir gayeye verememişsin; çalışmaların da boşa gitmiş gibi... Nasıl bir gaye aradığını da bilmiyorum amma Müslüman'ın esas gayesi ALLAH rızasını kazanmaya çalışmaktır. En büyük gaye budur. Bu gaye yeryüzündeki bütün insanlara yeter; her insanı tek tek meşgul eder.

İnsan, hayatını meydana getiren unsurlarda ALLAH'ın emirlerini ve yasaklarını aramalıdır, o emirlere en iyi şekilde uymaya çalışmalıdır. Bunları yaparken cemiyete de tamamen yabancı düşmemelidir. Bugünün insanı yorulmadan maddi manevi kazanç sağlamaya çalışıyor. Halbuki bir gaye uğrunda terlemek, yorulmak hatta bazı hususlarda çile çekmek hayatın esasıdır; böylece insan hayatın tadını çıkarır."

O genç ile sohbet ederken aklıma bir ihtiyarla yaptığımız sohbet geldi. Romatizmalarından, vücut ağrılarından, geleceğe güveni olmadığından bahsetmişti. "İlaçlarla fazla meşgul olma. İnsanı gençleştirecek bir ilaç keşfedilmedi. Şayet dinç kalmak, hayattan lezzet almak istiyorsan vücudun tahammül etmese bile yine de çalışmak zorundasın." dedim.

İnsanlar, rahatlıktan rahatsız olmaya başladı. Şimdi suni dertler peşinde koşulmaya başlandı. Rahatlık zannettikleri o hayat kendileri için hastalık oldu.

Sandalye bulan, haline şükretmeyip koltuk takımı alamadığı için gözyaşı döküyor. Bir de iman zayıflığından dolayı istikbal endişesi belirmiş, herkes halinden şikayetçi. Şunu unutmamak lazımdır ki, suni dertlerle dertlenene, tabii dertler gelmeye başlar.

Barla Lahikası'nda, Bediüzzaman Hazretleri bir doktora yazdığı mektupta diyor ki: "Mevcudat içinde en kıymettar hayattır; ve vazifeler içinde en kıymettar, hayata hizmettir; hidemat-ı hayatiye içinde en kıymettarı hayat-ı faniyenin hayat-ı bakiyeye inkılap etmesi için sa'y etmektir."

ALLAH rızası için yaşanan bir ömür, hizmetin ta kendisidir. Ahirete, bir ömrün hesabını vermeye gidiyoruz, öyleyse kendimizi şimdiden hesaba çekelim... Çünkü çok zaman isimler ve sıfatlar insanı kurtarmaz. Önemli olan ameller ve hareketlerdir.

Yani...

Müslüman'ım demek başka, Müslümanca yaşamak başkadır!..
  [/color]


Konu Başlığı: Ynt: Demek Yaşamak
Gönderen: Ekvan üzerinde 12 Şubat 2011, 13:13:59


     Barla Lahikası'nda, Bediüzzaman Hazretleri bir doktora yazdığı mektupta diyor ki: "Mevcudat içinde en kıymettar hayattır; ve vazifeler içinde en kıymettar, hayata hizmettir; hidemat-ı hayatiye içinde en kıymettarı hayat-ı faniyenin hayat-ı bakiyeye inkılap etmesi için sa'y etmektir."


      Rabbim bu gerçeği gönüllerimize duyur ki;Senin razı olacağın hizmetler nefsimize ağır gelmesin..Ahirette bize faydası olmayacak boş işler bizi kendisine oyuncak etmesin..Her an Seni düşünen,Seni Anan,Senin sevginle dopdolu gönüller diliyoruz..Lütfeyle..Kerem eyle..Ya Rabbi..


Konu Başlığı: Ynt: Demek Yaşamak
Gönderen: Sueda üzerinde 12 Şubat 2011, 18:44:51
Sandalye bulan, haline şükretmeyip koltuk takımı alamadığı için gözyaşı döküyor. Bir de iman zayıflığından dolayı istikbal endişesi belirmiş, herkes halinden şikayetçi. Şunu unutmamak lazımdır ki, suni dertlerle dertlenene, tabii dertler gelmeye başlar.

Bu satırları okuyunca aklıma babamın konuşmaları geldi; Bizim zamanımızda mal mülk yoktu, gençler bir araya gelir yuvayı kurar eşya mal mülk vesile der zamanla para denkleştirip almaya çalışırdı... Oysa şimdi gençler hazır, dayalı döşeli evlerde buluyorlar kendilerini evlenince... Eee uğraşacak birşey kalmıyor geriye, birbirleriyle uğraşıyorlar... Kavga gürültü kıyamet... Ve yoksulluğun perçinleştirdiği sevgileri, varlık darmadağın ediyor...

Belki de eksik olan tek şey yetinme duygusu... Ne demişler, fakir insan malı az olan değil arzusu çok olandır... Dolan cüdanlar yürekleri boşaltıyor belki de...

Oysa neyin garantisi var ki şu fani dünyada... Bu doymazlık neden, bir saniye sonrasında  olmama ihtimalimiz varken...

Rabbim şuurlu müminlerden, sadece müslümanım diyen değil müslümanca yaşayan müminlerden eylesin bizleri... Allah razı olsun... Selam ve dua ile...