ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Bir yüzü tanımak
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bir yüzü tanımak  (Okunma Sayısı 717 defa)
28 Mayıs 2010, 11:40:27
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 28 Mayıs 2010, 11:40:27 »



Bir Yüzü Tanımak


BİR KARİKATÜRİST, birkaç kalem darbesiyle ünlü bir kişinin resmini çizdiği zaman, onu tanımakta zorlanmayız Gerçi bir karikatürü nasıl olup da bu kadar zahmetsizce tanıdığımızı düşünmeyiz; fakat bu son derece esrarlı bir olaydır ve bilim adamlarını uzun süredir meşgûl etmektedir

Buna karşılık, dünyanın en ünlü kişilerinin robot resimlerini çizdirecek olsanız, ortaya çıkan resmi hiç kimse tanıyamıyor! Bir karikatüristin basit bir iki hareketle başardığını, robot resim çizen ressamlar veya bilgisayar programları beceremiyor

Bilim adamlarının, karikatüristlerin başarısı üzerinde uzun uzadıya durmaları, sadece basit bir meraktan ileri gelmiyor Bu başarının sırrı çözüldüğü takdirde, insanlığın önemli bir sırrı da açıklığa kavuşmuş olacak: Birbirimizi nasıl tanıdığımızı öğreneceğiz

Birbirimizi nasıl tanıdığımız sorusu, pek çoğumuza çok basit gelebilir Verilecek cevap da hazır gibidir: “Herbirimiz diğerinden farklıyız da ondan” Fakat gözümüzün önünde bir grup Çinli dizilecek olsa, işin hiç de bu kadar kolay olmadığını fark etmeye başlarız O zaman da “Şu Çinliler birbirini nasıl tanıyor?” diye merak etmeye başlarız

Bu şaşırtıcı bir soru gibi gelebilir; fakat bir Çinliye soracak olsanız, alacağınız cevap çok daha şaşırtıcı olacaktır: “Herbirimiz diğerinden farklıyız; ya siz birbirinizi nasıl tanıyorsunuz?” Çinliler bizim için ne kadar birbirine benzer görünüyorsa, biz gayr-ı Çinliler de onların gözünde o derece birbirimize benziyoruzdur
Bu durumda hangi taraf haklı dersiniz?

Doğru cevap: Her iki taraf da İster Çinli olsun, ister Amerikalı, ister Türk, ister Kızılderili, bütün insanlar birbirine son derece benzeyen yüzlere sahiptir Bu, elbette ki, bütün yüzlerin tıpatıp birbirinin aynı olduğu anlamına gelmez; ama aradaki farklar hiç de sandığımız kadar derin değildir Yüzlerin birbirinden çok farklı görünmesi, bizim onlara bakarken kullandığımız farklı yöntem sebebiyledir

Eğer biz bir otobüsü elektrik direğinden ayırt ederken izlediğimiz yöntemle insanları tanımaya kalksaydık, Greta Garbo ile İndira Gandi’yi birbirinden ayırmakta çok, ama çok zorlanacaktık Nitekim bugün dünya üzerinde yaşayan insanlar arasında çok az sayıda da olsa bazıları böyle bir işlemi asla başaramıyorlar

1997 yılında, Kanada’da trafik kazası geçiren CK (tam adı açıklanmıyor) isimli bir hasta, kaza sonrasında okuyup yazamaz ve eşyayı tanıyamaz hâle gelmişti Toronto Üniversitesinde yapılan testlerde, CK’nın hayvan, çiçek, mobilya, araba gibi eşyayı bile büyük güçlükle ancak tanıyabildiği görüldü Fakat insanları tanıma konusunda CK’nın hiçbir problemi yoktu Bir kurşun kalemi tanıyamayan hasta, insanları birbirinden ayırt etmekte hiç zorlanmıyordu

Bu, beyinde insan yüzünü tanımakla görevli bölgenin farklı bir bölge olduğu yolundaki görüşleri haklı çıkaran bir vak’a olarak kayıtlara geçtiCK’nın beyninde hasar gören bölge, eşyayı tanıma işlevini gören bölgeydi İnsan yüzünü tanımakla görevli bölgede ise herhangi bir hasar meydana gelmediği için, hasta da bu konuda bir sıkıntı çekmiyordu

Peki, nasıl oluyor da bu bölge, meselâ bir domatese veya mantara bakarken değil de sadece insan yüzüne bakarken faaliyete geçiyordu?

Bilim adamları, domatesi, mantarı ve daha başka sebzeleri kullanarak insan yüzüne benzer bir şekil yaptıkları zaman, CK bunu tanımakta da zorlanmadı Hasta “Şurası ağız, burası burun, burası göz” diyor; fakat şekil bozulunca, ağzı, burnu veya gözü teşkil eden sebzelerden hiçbirini tanımıyordu Şekil ters çevrildiğinde, parçalandığında, yahut üst ve alt kısımlar yer değiştirdiğinde, CK yine bu şekilden bir anlam çıkaramıyordu Öyleyse, tıpkı karikatüristin birkaç basit kalem darbesi gibi, insan yüzünün genel heyetini teşkil eden ve beyindeki özel bölgeyi harekete geçiren bir şekil, bir tür şifre bulunmalıydı En azından şimdilik, bilim adamları bizim birbirimizi böyle bir şifre sayesinde tanıdığımızı düşünüyorlar

İnsan yüzünü ayırt eden işlemler, beynimizde o kadar hızlı ve “doğal” bir şekilde cereyan eder ki, bu işlemleri gerçekleştiren beyin sisteminin karmaşıklığı hiçbir zaman dikkatimizi çekmez Oysa biz birbirimizin yüzüne baktığımızda, beyinlerimizin farklı bölgelerinde algılama, tanımlama, hissetme, hatırlama, karşılaştırma gibi pek çok işlem, saniyenin beşte biri kadar bir zaman içinde gerçekleşivermektedirBu arada, göz ve ağız hareketlerini izleyen, yüz ifadelerini okuyan ve sayısız yüz ifadesini birbirinden ayırt eden bölge ve sistemlerin de farklı bölge ve sistemler teşkil ettiğini ve yüz tanıma ve hatırlama ile âhenkli bir şekilde işlediğini unutmamamız gerekir

Bir yüzü tanımak ne kadar önemli ise, daha sonraki görüşte onu hatırlamak da en az onun kadar önemlidir Aksi takdirde, insanların yüzlerini birbirinden ayırt etmiş olmamızın fazla anlamı kalmazdı Bizim birbirimizi tanımamız ve hatırlamamız, bir bilgisayar üzerinde çalışmamıza benzetilebilir: Bir insanın yüzüne baktığımızda, ekranda açık bir dosya üzerinde çalışıyoruz demektir

Sonra, bu dosyayı nasıl sabit disk üzerine kaydediyorsak, gördüğümüz insan yüzünü de hafızamızın bir yerlerinde saklarız Sonra, aynı kişiyi tekrar gördüğümüz zaman, bilgisayar üzerinde kaydettiğimiz dosyayı bulup tekrar açar gibi, o kişiyle ilgili bilgileri de hafızamızın derinliklerinden çıkarıp gözümüzün önündeki yüzle karşılaştırmamız gerekecektir
Laboratuar araştırmaları, insanların iki gün önce gördükleri yüzü, yüzde 96 kesinlikle hatırlayabildiklerini göstermiştir Daha sonraki haftalar ve aylar boyunca bu miktar düşmekte, dört aydan sonra ise çok daha keskin bir düşüş görülmektedir


Bu saklama ve hatırlama sisteminin nasıl işlediği ise bütünüyle meçhulümüzdür Ne olursa olsun, arşivin dinamik bir biçimde tutulduğunu ve sürekli olarak güncellendiğini biliyoruz Sık sık erişilen “dosyalar” daha canlı ve köklü bir biçimde hafızada yerleşiyor, uzun zaman kullanılmayanlar ise sanki git gide uzak köşelere “taşınıyor,” sonra da atılıp gidiyor Bu arada, hafızamızda iyice yer etmiş birisinin, meselâ eski bir dostun görüntüsü, biraz buğulu bir şekilde de olsa öylece saklanıyor ve yıllar sonra biz o dostla tekrar karşılaştığımız zaman eski ve yeni resimleri karşılaştırıp saçlarına düşen akları ve yüzünde derinleşen hatları ayırt edebiliyoruz

Bütün bunlar, sıradan bir gün içinde yüzlerce defa hiç düşünmeksizin yapıp durduğumuz şeylerdir Böyle bir yeteneğin insan hayatında ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu bilfiil bilen pek az sayıda insan var dünyada Onlar, “prosopagnosia” denen yüz körlüğüne müptelâ kişiler

Yüz körlüğü, ya kalıtsal olarak görülüyor, ya da bir ârıza nedeniyle sonradan ortaya çıkıyor İnsan beyninde yüzü tanımakla görevli küçük dokunun bir yerinde küçük bir pıhtılaşma, bir ufacık tıkanıklık, bir besin yetersizliği, buna yol açabiliyor Ve o zaman insan, anne veya babasını bile ayırt edemez hale geliyor Hattâ aynadaki görüntüsüne çarptıktan sonra kendi kendisinden özür dileyebiliyor!


Kendinizi, yeni bir işyerinde farz edin İlk günleriniz biraz sıkıntılı geçecektir Herkesle tek tek tanıştırılırsınız; kimin odası nerede, kimin masası ne tarafta, bunları öğrenmeye çalışırsınız Şu Ahmet, bu Selma, ötekisi Erol’dur Bir gün içinde bütün bunları ezberleyemeseniz bile, sonraki günler yavaş yavaş ortama ve insanlara ısınırsınız Hiç kimse, hemen yanı başınızdaki masada çalışan arkadaşınızı, bir ay sonra size tekrar tanıtmaya kalkmaz
Fakat aradan ay değil, yıllar geçecek olsa, yüz körlüğüyle malûl bir kimsenin durumunda değişen hiçbir şey olmayacaktır Çünkü onun için bir kimseyi ilk defa görmekle bin beş yüzüncü defa görmek arasında hiç, ama hiçbir fark yoktur

Bir yüz körü, problemini şu sözlerle anlatıyor: “İnsanların yüzlerini, netleşmemiş bir objektiften görüyorum Yüzden başka herşey netResim çekiliyor, fakat arşivlenmiyor Tıpkı boş veya yanmış bir film gibi O anda görmekte olduğum kişiyle geçmişte görülenler arasında hiçbir bağ yok”

Çevresindeki insanları birbirinden ayırt edemeyen bir kişinin sıradan bir gününü tasavvur etmek kolay bir iş değildir Yüzlerin olmadığı bir dünya düşünün: Eşinizde, çocuklarınızda, anne ve babanızda, komşunuzda, arkadaşlarınızda, dostlarınızda, sokakta gördüğünüz insanlarda yüzler dümdüz olmuş Kime bakışınızı çevirseniz tek tip bir flu maskeden başka bir şey göremiyorsunuz Gördükleriniz size hiçbir şey hatırlatmıyor Gerçek dünyadan kaçıp bir film seyretmeye kalksanız, kahramanlarını birbirinden nasıl ayırt edeceksiniz?

“Birkaç ay önce çekilmiş filmleri fotoğrafçıya bırakmıştım,” diyor böyle birisi “Çeşitli ortamlarda çekilmiş fotoğrafları incelerken, resimlerden birini gösterip ‘Bu şirin kız da kim?’ diye sordum Fotoğrafçı güldü: ‘Torununu tanımadın mı yoksa?’”

Böyle durumdaki bir hastanın yapabileceği belli başlı şey, daha başka ipuçlarından yararlanmak suretiyle insanları tanımaya çalışmaktır Saç modeli, sakal, elbise, yürüyüş biçimi, ses, bu ipuçları arasındadır Fakat bunlardan hiçbiri güvenilir ölçüler teşkil etmiyor Bir kurdela taktığında saç modelinin bir anlamı kalmıyor; yürüyüş biçimi, otururken bir işe yaramıyor; civardaki en uzun boylu olarak hatırlanan bir kişi, daha uzun boylu birisi çıktığında artık tanınmaz oluyor Hasta, birisini kahkahasından tanıyorsa, onunla ancak neş’eli günlerinde merhabalaşacak demektir
Eğer “prosopagnosia”nız varsa, sokakta yürümek belki de dünyanın en sıkıntılı işi demektir sizin için

Çünkü her an tanıdık biriyle karşılaşıp onu tanımamak gibi bir tehlikeyle karşı karşıyasınızdır Hattâ yürüyüş biçimi, saç modeli, boy pos gibi ipuçları bile böyle bir durumda fazla işinize yaramaz Çünkü insanı tanıma işlemi, normal olarak beyinde bir saniyenin beşte biri kadar zamanda olup biten bir iştir ve muhatabınız sizi böylesine çabuk ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.033


View Profile
Re: Bir yüzü tanımak
« Posted on: 22 Mayıs 2019, 06:09:37 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bir yüzü tanımak rüya tabiri,Bir yüzü tanımak mekke canlı, Bir yüzü tanımak kabe canlı yayın, Bir yüzü tanımak Üç boyutlu kuran oku Bir yüzü tanımak kuran ı kerim, Bir yüzü tanımak peygamber kıssaları,Bir yüzü tanımak ilitam ders soruları, Bir yüzü tanımakönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &