๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ => Dini makale ve yazılar => Konuyu başlatan: Sümeyye üzerinde 20 Temmuz 2010, 14:12:46



Konu Başlığı: Az da Olsa Devamlı Olma
Gönderen: Sümeyye üzerinde 20 Temmuz 2010, 14:12:46
Az da Olsa Devamlı Olma


Hz Aişe validemizden rivayet edilen bir hadis-i şerifte Kâinâtın İftihar Tablosu’na, "Amellerin hangisi Allah Teâlâ'ya daha sevimlidir?" diye sorulunca:

"Az da olsa en devamlı yapılandır" buyurmuşlardır (Buhârî, Rikak,18; Müslim, Müsafirîn, 216-218; Ebû Davud, Tatavvu, 27; Nesâî, Kıyamü'l-leyl 19; İbn Mâce, Zühd, 28; Ahmed b Hanbel, 2/250)

Bu hadis-i şerif, cevâmiu’l-kelim denilen, Efendimiz’in az sözle çok engin ve çok derin manaları ihtiva eden sözlerindendir Dolayısıyla üzerinde uzunca durmaya değer bir hadistir Bu sözleriyle Efendimiz, hem insanın tabiatına en uygun bir davranış biçimini ifade etmiş, hem de dünya ve ahirette insanı muvaffakiyete götürecek mühim bir sırrı ilan etmiştir

Evet nice çalımlı, debdebeli, şaaşalı, görkemli başlayan işler vardır ki, sağlam takipçileri, ısrarlı müdavimleri olmaması sebebiyle bir müddet devam etse de netice itibariyle akîm kalmış hatta unutulmuş gitmişlerdir Ancak öyle işler de vardır ki, sâde bir yapıda mütevaziâne bir başlangıcı olmuş, ama itkanla, ısrarla, sabırla devam edilerek süreklilik kazanmış ve çok uzun ömürlü olmuşlardır
Cenâb-ı Hak, Kur’an-ı Azîmüşşân’da ibadetlerde de devamlılığın esas olduğunu vurgulayarak şöyle buyurmaktadır ''Namazlara ve orta namaza (ikindiye) devam edin; gönülden boyun eğerek Allah için namaza durun''(Bakara, 2/238) Başka bir ayette ise; '' Ailene namaz kılmalarını emret, kendin de onda dâim ol'' (Tâhâ, 20/132) Bu ayetlerle Mevlâ, insandan azar azar da olsa sürekli, hiç bıkmadan kulluk yapmasını, tâbiri diğerle kapıdan hiç ayrılmamasını istemektedir Aksine hakeket etme, meselâ gün boyu namaz kılmayıp, bunu günün sonunda toptan kılma gibi davranışlar belli ki O’nun muradına muhaliftir Zira O, herşeyi vaktinde istiyor
Hayırlı işlerde, devamlılık esastır İnsan gücü nisbetinde her gün Allah yolunda birşeyler yapma durumundadır Bu sayede o hep zinde kalacak, aşk u şevki hiç sönmeyecektir Hizmet etmeyi belli şartlara bağlayıp tekâsül gösterenler, hele okul bir bitsin, hele şu işe bir gireyim, hele çocuk dünyaya gelsin, hele falanca yere bir göç edeyim gibi kayıtlara hizmeti bağlayanlar aldanırlar Zira o imkanlara kavuşmaları garanti olmadığı gibi, kavuştuklarında aynı his ve duygulara sahip olup olmayacaklarından da emin olamazlar Zira, o saatten sonra şeytanın onunla daha çok uğraşacağı ve onu hizmetten alıkoymaya çalışacağı bilinen bir gerçektir İrşad ve tebliğ de devamlılık isteyen önemli mevzulardandır Her gün yeni birşeylerle insanların karşısına çıkıp orijinallik içinde sürekli irşad ve tebliğ adına gayret edilmelidirHer zaman tatlı bir ısrara ihtiyaç vardır İbadetin bir tabiat haline gelmesi, hizmette ihlasın korunabilmesi, tebliğ ve irşadda neticeye ulaşma ancak istikrara bağlıdır

Bir diğer taraftan, evrad u ezkar okuma, bir kısım ders mütâlaası, hayırlı bir eser ortaya koyma gibi hayatımız içinde ve bizim için önemli şeyler de devamlılık prensibiyle istenilen seviyeye ulaşır Mesela, üç beş kişi ile başlanan küçük ders mütalaaları, ısrarla devam edildiğinde öyle bereketli neticeler vermiştir ki, bunun çok şahitleri vardır Birilerinin, bunlar ansiklopedik kitaplar ancak araştırma yapılırken bakılabilir oturup okunmaz okumayla bizmez denen ciltlerle kitabın azimli bir devamlılıkla bittiğine çok şahit olmuşuzdur

İşte hayattaki bu manada bir sürekliliğe “istikrar” denir ki, fertlerin şahsi hayatlarında, dağınıklıktan kurtulma, tertip ve düzeni temin etme böylelikle hem dünyevî işlerinde hem de kulluk hayatında muvaffakiyete ulaşmada çok mühim bir prensiptir Evet, fert planında bu böyle olduğu gibi, cemiyet planında da, devlet planında da böyledir Bugünün modern dünyasında sosyal bilimler istikrarın altını çizer ve ülkelerin geleceğinin siyasi ve ekonomik istikrara bağlı olduğunu ifade ederler Yatırımcılar, bir beldede yatırım yapmadan önce oradaki, ekonomik istikrarı, siyasî istikrarı mutlaka göz önüne alırlar

Allah insanın tabiatını adeta bu prensibe uygun yaratmıştır İnsan, üç gün yemek yemeyeyim, üçüncü gün çatlarcasına yerim diyemez Çünkü tabiatına tersdir Hastalıkları davet manasına gelir Bu husus def-i hacet için de aynıdır Veya hiç spor yapmayan biri, birden ciddi bir antremana girse değişik komplikasyonlarla karşılaşabilir Vücudu kaldıramayabilir Meselâ, bir insandan hiç hazırlık yapmadan yüz kiloyu kaldırması istense yapamayacaktır Fakat yavaş yavaş ama sürekli bir çalışma ile onun da üstünde ağırlıkları kaldırması muhtemeldir Yine mesela hafızlık yapan birisinin, hergün muntazaman ezber yapması gerekir Bir gün ara verse, ertesi gün bir başka mani, sonraki gün yine bir engel derken, gözünde büyür ve o işten kopar gider Bir diğer misal; günlük bir miktar kitap okumaya herkesin ihtiyacı vardır Kişi ona belli bir zaman ayırmazsa, bugün kendini iyi hissetmez, öbür gün mühim bir işi çıkar, ertesi gün keyfi olmaz, daha ertesi gün misafir gelir vs bir türlü sürekli kitap okuma işini hayatında yerleştiremez Eğitim, öğretim, terbiye gibi mühim mevzular da süreklilik ister Çocuğun yetişmesi için gerekli şeyleri yavaş yavaş ama sürekli vermek icap eder Aksi takdirde hazmı zor ve tatbiki müşkil bir eğitim verilmiş olur ki, bunu insan fıtratı kolay kolay kaldıramaz Kur’an’ın 23 senede peyder pey inmesindeki hikmetlerden biri de bu olsa gerek
Bir hayat boyu tatbik edebilme ümidiyle

Ali Ünsal