ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Dini Konular > Dini makale ve yazılar  > Allah insan ve kainat arasındaki irtibat
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Allah insan ve kainat arasındaki irtibat  (Okunma Sayısı 1295 defa)
28 Kasım 2010, 16:01:05
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 28 Kasım 2010, 16:01:05 »



Allah İnsan ve Kainat Arasındaki İrtibat veya
Sünnetullaha yeni bir bakış



Osman Eskicioğlu

 
 

Bugünkü medeniyetin, bugünkü kültürün ve bugünkü ilim ve din anlayışlarının Allah, insan ve kâinat denildiği zaman bunlardan her birini yerli yerine koyabildikleri görüşünde değilim. Her varlığın hakkını vermek ve her varlığı yerli yerine oturtmak değil, bilakis varlıkların haklarını ellerinden almışlar, evin sahibini evinden çıkartıp onun yerine yabancıları koymuşlardır. Sanki artık, sahip kiracı, kiracı da evin sahibi olmuş gibidir. Bir defa bu medeniyet ve bu kültür, kâinatı, onu var etmiş olan, onun kural ve kanunlarını koymuş olan, onun sahip ve maliki olan Allah'ın elinden sanki almış, aralarındaki irtibatı sanki koparmıştır. Hâlbuki insan, hayvan, bitki ve cansızlardan meydana getirilmiş bulunan bu kâinat makinesinin tapusu, Allah'ın elindedir. Bu makineyi Allah yapmış ve o yaratmıştır, kullanmak ve faydalanmak üzere insana emanet etmiştir. Kuran sayfalarındaki konuyla ilgili ayetler, "Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Allah'ındır."[1] diye, "Göklerin ve yerin ve bu iki arsında olanların mülkü-yönetimi Allah'a mahsustur."[2] diye ve "âlemlerin Rabbi Allah'tır[3], göklerin, yerin ve bunlar arasındaki olanların Rabbi Allah'tır[4] ve her şeyin Rabbi Allah'tır"[5] diye sessiz sessiz çığlık atıyorlar.

Biz Allah'ı tanıdık mı, biz halik nedir, ulûhiyet nedir, rububiyet nedir, öğrendik mi, kaynaklardan ve hem de tabii ki, ilahi kaynaklardan Allah-Kâinat irtibatıni araştırdık mı? Biz okullarımızda Allah-varlık irtibatınin ne olduğunu öğrencilerimize anlatıp öğretiyor muyuz? Yoksa dinden kopuk ilim anlayışı modasının ve propagandalarının etkisi altında kalarak, okulları, dini okullar ve düz okullar, dini liseler ve düz liseler diyerek ikiye mi ayırdık, böldük ve bölücülük mü yaptık. Yoksa batının filozoflarının ve Dekartların etkisi altında kalarak din başka şey, ilim başka şey mi dedik. Yoksa biz, batıdan din düşmanlığını mı aldık; din dünyaya karışmaz, din devlete karışamaz deyip yasak duvarları mı ördük ve yasakçı kanunlar ve anayasalar mı koyduk. Eğer gerçekten böyle yaptıysak, vah bize!  Hani Albert Einstein, "Dinsiz ilim kör, ilimsiz din topaldır", demişti. İşte dinle bilimi bölenler, kâinatla Allah'ı birbirinden koparanlar, tabiat tabiat deyip tabiat kanunları deyip tabiat perestlik yapanlar bölücülük yaptılar. İşte bu bölücüler Allah, insan ve kâinat ilişkisini anlayamazlar ve sünnetüllahı kavrayamazlar. Biz, 1989 yılında 27–30 Haziran günlerinde On dokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde yapılan "Günümüz Din Bilimleri Araştırmaları ve Problemleri Sempozyumu"na "Din ve Bilimlerde Terim Tarif ve Tasniflerin yenilenmesi" başlığını taşıyan bir tebliğimizle katılmıştık. 26–28. 10,1990 tarihinde Amerika'nın Michigan-Detroit kentinde Nineteenth Annual Conference of the Association of Muslim Social Scientists (Müslüman Sosyal Bilim Adamları Birliğinin Ondokuzuncu Olağan Kongresi)ne de "The Joining Together of Religion and Science in Bringing About Social Change" Sosyal Değişmede Din ile Bilimin Birleştirilmesi) başlığında bir tebliğ sunmuştum. Bu her iki tebliğ de www.enfal.de sitesinde okuyucuların tetkik ve tenkitlerine arz edilmiştir. 

Biz bu iki tebliği konumuz açısından birleştirip özetleyecek olursak şunları söylemek mümkündür. Allah'ın varlık âleminde din ve bilim kanunlarını koyup bunları çalıştırdığı, din kurallarını Allah koyduğu gibi, bilim kurallarını da yine onun koymuş olduğu, âlemlerin Rabbi olan Allah'ın "kün" (ol) demesiyle var olan tabiatta kevni kanunların cereyan ettiği ve bilhassa birey ve toplum olarak insanda ise teşrii kanunların yürürlükte olduğu; fizik, kimya, astronomi ve biyoloji gibi ilimlerin yeryüzünde her yerde hemen hemen aynı olduğu, insana ait kanun ve kuralların ise biraz esnek olduğu; Batıda Rönesansla başlayan fikir hareketleri, fen bilimlerinde gerçeği yakalarken sosyal bilimlerde fahiş hatalar yaptığı, çünkü din ile bilimi ayırdığı ve hatta ayırmak ne kelime, karşıt belki de çelişen ve çekişen iki kurum olduğu; onun için bizim her zaman söylediğimiz gibi sosyal bilimlerin din olup ancak din ve bu sosyal bilimlerde terim tarif ve tasniflerin eskidiği bir gerçektir. O sebeple de göğü yükselten ve dengeyi kuran her şeyi de çift çift yaratan Allah'ın bu değişmez sünnetine uyarak fen bilimleri ile sosyal bilimleri dengeleyerek ve bunlara da bilim-din adı vererek yepyeni bir düşüncenin ortaya çıkmasına şiddetle ihtiyacımız vardır. Eğer bunu yaparsak yeryüzündeki bütün varlıklar fayda görecek, ama eğer yapmazsak herkes zarar görüp sıkıntı çekecektir. Onun için biz dine veya sosyal bilimlere irade kanunu deyip tabiat veya fen bilimlerine de irade dışı kanunlar adı verip bunların her ikisinin de acıkmamızda ve yememizde görüldüğü gibi, insan bünyesinde bulunmakla insanı din ile bilimin kesiştiği düzlemde yaşayan bir varlık olarak tarif etmiş bulunuyoruz. Hz. Peygamber'in bir hadisinden ilham alarak insan ve toplum hayatının bir vücut gibi uzviyet olduğunu ve deniz kıyısındaki kum taneleri veya fizikteki gibi karışım değil, un helvasındaki veya kimyadaki gibi bir bileşim olduğunu söylüyoruz.

Gerçekten kâinat, ilahi buyruklara pek kulak asmayan kimselerin şaşıracakları ve sapacakları kadar karmaşık görülebilir. Çünkü kâinat, her an milyarlarca faaliyetlere sahne olmaktadır. Herkesin ve her varlığın gösteri yapıp rolünü oynadığı veya başka bir ifade ile ilahi iş bölümünde ve onun tasarladığı senaryoda kendisine düşen rolü oynadığı bizim ifade ile amel ettiği bir alandır. Bu haliyle o, dev bir laboratuara veya eşi olmayan muazzam bir sahneye benzemektedir. Böylece kâinat, sanki müthiş manevraların yapıldığı bir kışla ve bir ordugâh, akıllara durgunluk verecek kadar büyük bir fuar ve devasa bir pazaryeri veya sanki sayısız canlıların ve milyarlarca yaratığın faydalandığı yiyip içtiği büyük ve geniş bir sofradır.

Bunun için kainatta cereyan eden kanunların hiç değişmeden ve değişiklik geçirmeden sebep sonuç ilişkisi yolunda devam ettiğini söyleyenler ve determinist bir epistemoloji anlayışını ortaya koyanlar olduğu gibi, varlık alemini Allah'ın yarattığı bir arabaya benzeterek Allah onu bir itekledi, artık kendi kendisine otomobil isminin tam anlamıyla yolunda devam edip gitmektedir. Diğer taraftan Allah'ın sanki değişmez kanunları yok gibi illet, şart ve sebepleri ortadan kaldırarak, Allah her şeye kadirdir ve o dilediğini yapar şeklinde düşünen ve söyleyenler de vardır. Bunu iki yolu, tavsif etmek gerekirse bunlardan birisi ifrat diğeri de tefrittir. Başka açıdan bakıldığı zaman da kâinat olaylarında başka bir yanlış daha yapılmaktadır. Bu tarihi bir hatadır. Daha doğrusu zamanı ve çağı iyi kavrayamayıp zamane olan, tarihselcilik yapan kimseler de vardır. Bugün bu ekolün temsilcisi aynı zamanda müslüman olan merhum Fazlurrahman'dır. Biz, bunların olaylara tarihselci bir yaklaşımla ortaya koymalarını asla tasvip etmiyoruz. Aslında bunlar ve onların öne sürdüğü fikirler, deterministlerin ve onların iddia ettikleri fikir ve düşüncelerin başka bir versiyonu ve başka bir varyantından başka bir şey değildir, diyebiliriz.[6] Mesela zamane olmayan kimseler, demokrasi kavramının tabu olduğu bir yerde ve zamanda bir ellerinde din, diğer ellerinde ilim ölçü ve ölçekleriyle olayı mihenge vururlar ve hayır hayır sizin anladığınız ve uyguladığınız manada bu demokrasi bir bölücülüktür, diye yazılarında ilan ederler. Gerçekten zaman önemlidir; zaman denilen şey terimleri, kelimeleri ve fikirleri kendi rengini boyar. Gecenin rengi karanlıktır; gece medeniyetinde, sisteminde, kural ve kanunlarında karanlıklar olur, meçhuller ve belirsizlikler olur; hatta yanlışlar bulunur. İşte onlardan birisi de sünnetüllahın sadece tabiat kanunlarından ibaret sanılmasıdır. Mesela bu konuda çok sevdiğimiz merhum M. Zekai Konrapa hocamız aynen şöyle diyor. "Gözün görebildiği ve göremediği şu kâinattaki olaylar bazı prensiplere göre meydana gelir. Bunlara "tabiat kanunları" denir. Bu kanunlar ancak, tecrübe ile bilinir: Ateşin yakması, ağaçların yetişmesi, güneşin doğması, yağmurun yağması gibi tabiat olayları hakkında edindiğimiz bilgiler, ya kendi gözlerimize veya başkalarının görgülerine dayanır.

Tabiat kanunlarına dinimizde "ilahi sünnetler" adı verilir. Cenab-ı Hak; kâinat makinesini idare için, bir takım kanunlar yaratmıştır. Bu makinenin her parçası, bu kanunlara bağlıdır. İster "tabiat kanunları" diyelim, isterse "ilahi adetler" adını verelim, bu kanunlar asla değişmez." Hocamız bu düşüncelerini Fetih suresindeki şu ayete dayandırmıştır.[7] Bu ayeti Hüseyin Atay şöyle tercüme etmiştir: "Allah'ın önceden gelip geçmişlere uyguladığı yasası budur. Allah'ın yasasında değişme bulamazsın"[8] Görüldüğü gibi tercüme bize tabiat kanunlarından daha ziyade Allah'ın sosyal kanunlarını hatırlatmaktadır.     

Hâlbuki Hasan Basri Çantay, Meal diye isimlendirdiği tercümesinde bu ayet hakkında Beyzavi ve Medarik'e dayanarak şöyle bir yorum getirmiştir. Allah'ın öteden beri cari olagelen sünneti (âdeti budur). Yani Allah Teala geçmiş ümmetlere gönderdiği peygamberlerinin behemehal galip gelmelerini eski bir kaide ve kanun olarak vaz etmiştir. [9]

Aynı buna benzer bira ayet Ahzab suresinde geçer; orada şöyle buyrulmaktadır: "Bu, Allah'ın daha öncekilere de uyguladığı bir yasası (sünnetüllahı)dır ve sünnetullahta (Allah'ın yasasında) asla bir değişiklik bulamayacaksın."[10] Bu ayetin aslında geçen "ellezine" o kimseler ki kelimesi, teknik ifade ile cemi müzekker kalıbı olup sadece insanları ifade eder. Burada fi harfi kullanılmakla insanlarda veya toplumlarda denilmek suretiyle sünnetullahın toplumlarda cerey...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Allah insan ve kainat arasındaki irtibat
« Posted on: 22 Ekim 2019, 11:35:09 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Allah insan ve kainat arasındaki irtibat rüya tabiri,Allah insan ve kainat arasındaki irtibat mekke canlı, Allah insan ve kainat arasındaki irtibat kabe canlı yayın, Allah insan ve kainat arasındaki irtibat Üç boyutlu kuran oku Allah insan ve kainat arasındaki irtibat kuran ı kerim, Allah insan ve kainat arasındaki irtibat peygamber kıssaları,Allah insan ve kainat arasındaki irtibat ilitam ders soruları, Allah insan ve kainat arasındaki irtibat önlisans arapça,
Logged
06 Ekim 2015, 22:08:52
Damla
Öğrenci Grubu
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3.120


« Yanıtla #1 : 06 Ekim 2015, 22:08:52 »

Selamun aleykum.İnsanlar hiçbir şeyin sahibi değillerdir.Sadece kullanmakla yükümlüyüz.Ayetlerle de belirtildiği gibi 'Alemlerin Rabbi Allah'tır.Mülk de Allah'ındır.''Allah bu düzensizlikleri düzene sokmuştur.Şu anki düzen olmasaydı biz yaşayamazdık.Çok karmakarışık olurdu.Ama Allah bunu da düzene sokmuş ve yaşanabilir hale getirmiştir.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
06 Ekim 2015, 22:32:29
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.477


« Yanıtla #2 : 06 Ekim 2015, 22:32:29 »

Aleykümselam.Rabbim razı olsun paylaşımdan Sümeyye abla.Allah insan ve kainat arasında irtibat kurup,Sünnetullahı anlamak ve algılamaktır.İnsan kainatı Rabbinin gözünden baktığı zamanı,ilim ile anlamaya çalıştığı zaman,kur anı okuyup yorumladığı zaman anlar.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
09 Eylül 2019, 07:25:19
Mehmed.
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 16.225



Site
« Yanıtla #3 : 09 Eylül 2019, 07:25:19 »

Ve Aleykümüsselam Rabbim paylaşım için razı olsun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Hizmet nimettir.
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &