ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum >  ๑۩۞۩๑ Eğlence Dünyası ๑۩۞۩๑ > Çoçukların Dünyası > Dini Hikayeler > Gitmek
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gitmek  (Okunma Sayısı 596 defa)
19 Mayıs 2010, 16:22:19
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 19 Mayıs 2010, 16:22:19 »



Hareket saati gelmişti. Ürkek bakışlı annesini daha fazla tedirgin etmemek için korkularını, heyecanını belli etmemeye çalışıyordu. Annesinin yüzüne yansıyan ızdırabının bilmezlikten değil, ayrılığın kalpleri zorlamasından olduğunu da biliyordu. Lakin güzel şeyler için de olsa insanın sevdiklerinden ayrılmasının ne zor olduğunu şimdi daha iyi anladı. Kenan sakin görünmeye çalışsa da annesinin yüreği çalkantılı bir denizdi. Kadıncağız nasıl endişe etmesindi ki? Oğlunun gideceği yeri buralarda ne gören vardı, ne duyan. Gidenin neyle karşılaşacağını bilen olmaz. Kenan da hiç konuşmuyor ki!

- Dil bilmez, yol yordam bilmezsin. Ne edersin oralarda oğlum?
- Gül devrinde uzaklara gidenler dil mi biliyorlardı ki anne? Hem ucunda ölüm yok ya anacığım, telaş etme sen. Sonu güzel olacak inşAllah.

Başka ne diyebilirdi ki? Gideceği yerin adını ilk duyduğunda; haritada bulmakta zorlandığını mı, tek başına gideceğini mi deseydi, yoksa ilk gidenin kendisi olduğunu mu? Bunları bilse, anacığının yaşlandıkça daha da hassaslaşan yüreği, ağlara takılmış gibi çırpınır dururdu...

Nezahet Hanım, oğlunu hasretle kucaklayıp yanaklarından öptü ve ciğerlerine çekerek saçlarını kokladı. Oğlunu Allah’a emanet ederken sesiyle değil, gözyaşlarıyla konuştu. Kenan bu gözyaşlara tepkisiz kalamadı. Tebessümle baktı annesine,
- Beni Allah’a emanet ediyorsan için rahat olsun anne. O, emanete en iyi sahip çıkan değil mi?

Ellerinden minnetle öpüp ayrılacakken annesinin titreyen parmaklarını kolunda tekrar hissetti. Geriye döndüğünde annesinin sıcak bakışlarıyla kucaklaştı.

-Ya Selma.... Ne diyeyim ben kızcağıza oğlum?

İsmi duyunca içinde bir yanma hissetti Kenan. Kalbi, kafese yeni konmuş kuşunki gibi hızla çarpmaya başladı. Nefes alışları hızlandı. Bir müddet sessizlik oldu. Verecek cevap bulamadı. Bedeninin yüreğine nasıl dar geldiğini ilk o gün fark etti Kenan.

- Ne zor bir imtihan bu Allah’ım! Sıkıntımı sen gider.

Böyle zamanlarda haykırmak ruha nefes aldırır; ama o yine susmayı tercih etti. Yanındakilerden biri,

- Bari dönüş için bir zaman söyle, Kadıncağız rahatlasın.
Kenan içine döndü. Bakışları donuklaştı. Arkadaşının gözlerine, uzakları seyreder gibi baktı. Sonra ancak yanındakinin duyabileceği bir fısıltıyla, “Ben dönmek için gitmiyorum ki!” dedi. Nazife Hanım, bakışlarıyla oğlunu sımsıkı kucaklamış, nefes bile almadan gelecek cevabı bekliyordu. Kenan hâlâ susuyordu. Annesine dönünce kaşları titredi. Kendini bıraksa gözyaşları yanaklarından süzülüverecekti. Derin bir nefes aldı. Bakışlarını ayakucundan kaldırdı ve o gün ilk kez annesinin gözlerine dikti bakışlarını. Kararlı bir ses tonuyla: “Söyle beni beklemesin anne!” dedi ve yürüdü. Sırtını döndüğü için yanaklarının nasıl ıslandığını hiçbiri göremedi.

Uçağa bininceye kadar bir suskunluk devam etti. Koltuklardan bir kısmı boştu. İki çocuğun dışında içerde sessiz bir bekleyiş vardı. Kimisinde ayrılmanın hüznü serpilmişken, kiminin yüzünde de kavuşacak olmanın heyecan verici canlılığı vardı. Etraflarına meraklı bakışlar fırlatan, çocukların yanından geçerken onlara müstakbel öğrencilerim nazarıyla baktı. Çocuklar, Kenan’ı fark etmediler bile...

Yolculuk başladıktan sonra sessizlik daha da belirginleşti. Yeni aldığı kitabı el çantasından çıkardıktan sonra çantayı yan koltuğa bıraktı. Rahat okuyabileceği şekilde geriye yaslandı. O anki ruh hâliyle rasgele açtığı bir sayfadan okumaya başladı…

- Askerler, Firavunun askerleri geliyor! Uyanın, kalkın!

- Sonunda bize de ulaştılar. Hiçbir yere kaçamayız.

- Çocuklar... Öldürecekler onları! Saklanın!

- Bebek nerede, nereye götürdüler onu? Hani annem nerede?
Okuduğu bu cümlelerden sonra Kenan yine duygulandı. Annesinden ayrılırkenki hâli geldi gözlerinin önüne. İçinde bir yanma hissetti. Yüreği sıkıldıkça sıkıldı. Gözleri buğulandı. Bir başına bıraktım ya onu, hakkını helal eder inşAllah. Şimdiye kadar uzun süreli ayrılmamıştık hiç. Keşke yanımda olabilseydi!

- Annen, bebeğini kucakladığı gibi dışarı attı kendini. Telaş ve korkudan yüzü beyaza kesmişti.

Yan koltuklardaki çocuklardan biri uzun bir kahkaha atınca annesinin kaşları indi. Kafası birkaç kez sağa sola sallandı. Çocukların ne konuştuklarını anlayamasa da kahkahalar her dilde aynı. Korkular, ümitler gibi...

- Anneciğim beni de bekle. Böyle karanlıklara çarpa çarpa nereye kadar koşabilirsin?

- Sen gelme kızım. Ben kardeşini Firavunun askerlerinden kaçırmak için içimdeki sesi dinliyorum. Ciğerlerim yanıncaya, boğazım kuruyuncaya kadar da koşup nehre ulaşacağım.

- Ama anne, nehir daha uzak. Böyle bir başına nasıl gidersin? Ben de gelirsem kardeşimi beraber taşırız...

Annenin bu telaşlı şefkati karşısında Kenan yine içine döndü.

- Oğlum sobaya odun atsana.

- Şu ödevimi bitireyim anne

- Bu soğukta ders yapılmaz ki? Yine tembelliğin üzerinde. Bari ben atayım birkaç parça...

Yanındakilere fark ettirmeden koluyla gözlerindeki buğuyu sildi ve okumaya devam etti...

- Ne yapıyorsun böyle anne? Nil nehri bu. Hepimizi yutuverir. Dur, kucağındaki bebekle nasıl geçebilirsin? Yapma! Firavundan kaçırdığın kardeşimi Nil’e mi kaptıracaksın? Lütfen sakin ol biraz.
Kaptan pilotunuz konuşuyor. Rotamız, Madagaskar. Yüksekliğimiz, on bin elli. Tahmini varış saatimiz sabah beş yirmi. Hepinize iyi yolculuklar temennisiyle...

- Nehir geçilecek gibi değil. Şafak da sökmek üzere. Askerler de çok geçmeden bizi bulur...

Anonstan sonra Kenan bir müddet küçük pencereden dışarıyı seyretti. Bulutlar aşağıdan bir nehir gibi köpük köpük akıp gidiyordu. Gözleri sanki kucağındaki bebekle Necva annemizi görür gibi oldu akan köpükler arasında. Arkasında da telaşla yürüyen kızı...

Yüzünde bir tebessüm belirdi Kenan’ın ve zengin hayallerinden sıyrılıp tekrar kitaba döndü....

- Anne, ben çok yoruldum.

- Güneşin kızıllığı dağdan aşağılara taşmaya başladı; ama yine de şu ağacın dibinde biraz soluklanalım.

Çare gösteren olmasa sahipsizlik ne kötü.

- Yiyecek bir şey ister misiniz beyefendi?

- Yok, almayacağım.

- İçecek?

- Meyve suyu lütfen...

Bardaktan bir yudum alınca bakışları pencereden dışarıya kaydı. Bulutlar, gri bir nehir gibi dalgalı akıp gidiyordu. Koca koca ormanlar, başı bulutlara eren dağlar hiçbiri görülmüyordu artık. Her taraf kurşunî...

İçimde bir sükûnet, yüreğinde genişlik var... Daha önceleri de kaç kez duyduğum o ses... Evet, evet aynı ses yine kulaklarımda. “Onu bir süre emzir, şayet başına bir şey geleceğinden endişe edersen ırmağa bırak. Hiç endişe etme. Hiç üzülme.” Bu çocuk, dedesi Yahser, ataları Yakub ve İbrahim gibi seçilmişlerden.
Kenan, “Böylesine zor durumda bile acılı annenin yüreğine genişlik veren Allah’ım, annemin de kalbine aynı genişliği ve sabrı verir inşAllah. Yoksa zavallı kadın öyle bir başına ne yapar oralarda.” diye düşündü.

O kadar yorulmuşlardı ki annesi bebeği emzirdikten sonra nehrin kenarında uyuyakaldılar. Uyandıklarında karşı tepelerden toz bulutu yükselmeye başlamıştı.

-Kızım uyan, askerler... Firavun’un askerleri olmalı.

- Boş bardağınızı alayım lütfen.

- Teşekkür ederim, meyve suyu çok güzeldi.

- Afiyet olsun efendim.

- Toz bulutu iyice yaklaştı. Hadi kızım biraz çabuk ol. Kardeşini sandığa yerleştirelim. Sular da kabarık. Onu ancak asıl sahibi koruyabilir. İçim rahat değil kızım. Onu uzaktan izle, başına bir şey gelmesin.

Ne mutlu o anneye diye iç geçirdi Kenan. Yüreğine cesaret, bedenine kuvvet veren var. İnsanın sahipsiz olmadığını bilmesi ne güzel, diye yutkundu. Tekrar kitaba yönelirken: “Benim de annemin de yüreğine güç ver Allah’ım.” diye mırıldandı.
Kendini kitaba öyle kaptırmıştı ki kendisine seslenildiğini duymadı bile. Çağrıyı sonradan fark ettiğinde etraftaki bakışların üzerine çevrilmiş olduğunu gördü. Suçluymuş gibi hafif bir telaşa kapıldı.
-Beyefendi bir isteğiniz var mı?

Böylesine içine dönmüşken bir şey yiyemezdi.

- Teşekkürler, sağ olun.

Bebek, suların önüne kapıldı gidiyor. Firavun’un karısı asiye, üzerlerine doğru sürüklenen sandıktan habersizdi. Hizmetçileriyle beraber nehrin aşağı kısmında ayaklarını serin sulara uzatmış hem eğleniyor hem dinleniyordu.

Kenan, bir müddet pencereden dışarıyı seyretti. Hâlâ bulutların üzerindeydiler. Koyu gri sular üzerinde akıp gidiyor gibiydi. Allah’ım bana da bir kolaylık göster. Onu karşılayanlar olduğu gibi bana da bir yol göster, diye mırıldandı.

Bebek gözden kaybolunca, anne şefkatinden dolayı içi sıkıldıkça sıkıldı. “Onu sana tekrar kavuşturacağız sesini içinde duymasa sabretmek yüreğine ağır gelecekti. Bu metanetle askerlerin yaklaşmasını bekledi...

Bebeğin annesine metanet veren Allah’ım! Annemin de benim de yüreğimize sabır ver. Onun kalbinde de kavuşma ümidi sönmesin. Dualarını üzerimizden eksiltmesin.

Elinde kitapla uyuyakalmıştı Kenan. Saatler sonra yapılan anonsla uyandı. Uçağın inişe geçmek üzere olduğunu söyleniyordu. İçindeki heyecan yeniden uyandı. Çok uzaklara geldiğini hatırlayınca içini bir hüzün kapladı; ama kitaptaki: “Onu tekrar sana kavuşturacağız.” sözünü hatırladı. İçinde derin bir rahatlık hissetti. Uzaklara gelebilmiş olmanın ferahlığı sardı yüreğini. İşin en zor kısmını, sevdiklerinden ayrılmayı başarabilmenin rahatlığıyla çıkış kapısına yöneldi. Kitabı göğsüne sımsıkı bastırdı ve kalabalıklara karıştı.

 Ali Şanverdi

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.032


View Profile
Re: Gitmek
« Posted on: 21 Nisan 2019, 09:11:20 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Gitmek rüya tabiri,Gitmek mekke canlı, Gitmek kabe canlı yayın, Gitmek Üç boyutlu kuran oku Gitmek kuran ı kerim, Gitmek peygamber kıssaları,Gitmek ilitam ders soruları, Gitmekönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &