ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Diğer Yazılar > Yolu Sarpa Uğratmak
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yolu Sarpa Uğratmak  (Okunma Sayısı 837 defa)
07 Haziran 2012, 16:34:58
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 07 Haziran 2012, 16:34:58 »



Yolu Sarpa Uğratmak


T. Ziya Ergunel | Nisan 2012 | DİĞER YAZILAR   


    “Bu âlem pây-tâ-ser kûh kûh mihnet ü gamdır
    Eder her tîşekâr-ı arzû bir Bîsütûn peydâ.” (Nâilî)

    [(Dağları delen) külünk ustaları (gibi) arzuların her biri bir Bîsütûn dağı oluşturduğu (için), bu dünya baştan ayağa sıkıntı ve keder dağlarıyla (doludur).]

Hepimiz dünya üzerinden geçip giden yolcularız. Tercih ettiğimiz yolla, gidişatımızla, yürüyüşümüzdeki tarz ve kararlılıkla sınanıyoruz. Merhametlilerin en merhametlisi olan Cenab-ı Hak, dünya imtihanımızda bizi bir başımıza bırakmamış, ahiret saadetine ulaşmamız için tutulacak dosdoğru yolu Kur’an-ı Kerim’inde tarif etmiş. Bu yolun nasıl yürüneceğini görelim diye de Rasulullah s.a.v.’i “usve-i hasene” olarak göndermiş bizlere. Ve nihayet asırlardır Rasul-i Ekrem s.a.v.’in izlerini tazeleyen Sâdât-ı Kiram’ı sırat-ı müstakime işaretle vazifelendirmiş.

Dinî hükümleriyle, Sünnet-i Seniyye ile, tasavvufî terbiye ile çağrıldığımız “sırat-ı müstakim”, felaha götürmesi yanında kolay ve ahenkle yürünebildiği için de “dosdoğru yol”dur. Bundan dolayıdır ki sırat-ı müstakimde olduğumuzu iddia ettiğimiz halde yürüyüşümüz aksıyor, yol almakta zorlanıyorsak eğer, yoldan çıkıp sarpa sarmışız demektir. İşte yukarıdaki beyitte 17. asrın Halvetî şairlerinden Nâilî-i Kadîm, yolun sarpa uğratılmasındaki sebeplerden birine, meşhur Ferhat ile Şirin hikâyesini hatırlatarak dikkat çekmektedir.

İranlıların Hüsrev ile Şirin adıyla bizimkinden biraz daha farklı anlattıkları bu hikâyede, dağlarda su yolları açmakta yahut taşlara resim nakşetmekte usta olan Ferhat’ın, mâşukası Şirin’e kavuşmak için Bîsütûn denilen çok sarp ve kayalık bir dağı deldiği rivayeti meşhurdur.

Bîsütûn dağının delinmesi, aşılması imkânsız gibi görünen zorlukların üstesinden gelerek, istenilen hedefe ulaşma arzusundaki kararlılığa atfen mevzu edilse de, tasavvufta insanı yoran, ömrü tüketecek derecede zaman kaybına yol açan ama neticesi veya hasılası olmayan lüzumsuz uğraşları temsil eder.

Nitekim Ferhat’ın deldiği dağın adı “sütunsuz, mesnetsiz, dayanağı olmayan” manasına “bî-sütûn”dur. Yani dünyevî arzu ve heveslerimizin peydâ eylediği, aslında olmayan bir dağdır bu. Dünyaya dair isteklerini hırsla gerçekleştirmek isteyenlerin vehmettikleri herhangi bir engeldir. Arzularımıza ulaşmak için aşmamız gerektiğine inandığımız bîsütûn dağı gibi engellerin asılsızlığı, dünyanın faniliğinden kaynaklanır. Dünya hayatımızın bir gün mutlaka sona ereceği ve dünyanın faniliği unutulunca, nefsin “şirin” gösterdiği mal mülk, para pul, mevki makam arzusu yegane maksat haline gelir de, insanı dağlara sürüp dosdoğru yoldan sarpa sardırır.

Beyitte, “dünya hayatının bir mücadeleden ibaret olduğu” anlayışına, insanın bu mücadeleye kendi eliyle ve boş yere giriştiği söylenerek itiraz ediliyor. Zira baştan sona gam ve mihnet dağlarıyla dolu olması dünyanın bir vasfı değil, insanların dünyaya dair bir zannıdır. Aşmak zorunda olduğumuzu düşündüğümüz bu sıkıntı ve keder dağlarını dünyevî arzularımız var etmektedir.

Böyle olduğu içindir ki şair, şiddeti ve mutlaka bir meşakkate katlanmayı gerektirmesi sebebiyle arzuları “tîşe-kâr”a, yani elinde külünk denilen demirden bir aletle dağları delen ustalara benzetmiş, fakat bunların bir dağı delip aşacağım derken, aslında yeni dağlar peyda ettiklerini söylemiştir. Bir maksada ulaşmak için katlanılan zorlukların yeni ve başka zorluklara kapı açması, dünyevî arzuların sonsuzluğundan yahut nefsin doymak bilmeyen açgözlülüğündendir. Nefs, dünya yolculuğunu unutan insanın karşısına, bin bir zahmetle aştığı her dağın ardından başka bir “hevâ dağı” dikecektir.

Bizi dünya ile uğraştırıp istikamet üzere yürümekten alıkoyan arzulara meşru ihtiyaçlarımız da dahildir. İhtiyacı zaruret sanmak ve bunun sınırsızlığına hükmetmek gibi bir aldanış veya ölçüsüzlük, insanı asla sonu olmayan faydasız bir mücadeleye sevk etmektedir bu dünyada. Geleceğimizi kurtarmak adına daha çok kazanmak, daha çok biriktirmek, daha iyi yerlere gelmek için tevekkül ve teslimiyetin sınırlarını ihlâl eden, ahireti unutturan, kulluk vazifelerimizi ihmale sebebiyet veren her türlü gayretkeşlik, bir meziyet yahut fedakârlık gibi görünse bile beyhude bir yorgunluktur. Çünkü ilahî bir ölçüyle sınırlanmayan ihtiyaçlar bitmeyecek, delip geçtiğimiz hiçbir dağ kalbimizdeki itminansızlığa çare olmayacaktır.

Dünyevî arzu, istek ve ihtiyaçlarımız, aslında olmayan, varlığını vehmettiğimiz mihnet dağlarımızdır bizim. Yok sayarsak sıkıntı kalmayacak, sırat-ı müstakimde yürüyüşümüz sekteye uğramayacaktır. Onun için tasavvuf büyükleri “zengin” olmaya değil, “ganî” olmaya çağırmışlardır insanları. Dağlarla taşlarla uğraşırsanız zengin olabilirsiniz ama ganî olamazsınız. Zira Farsçadan dilimize geçen zengin kelimesinin aslı taş manasına “seng”den türeme “sengîn”dir ve “ağırlığı olan” yahut “değerli taşlara sahip bulunan” demektir. “Ganî” ise “istiğna sahibi”dir; ihtiyacı olmayandır yani. Bu sebeple zengin, sınırsız istek ve ihtiyaçlarının karşısına diktiği sarp dağların başında oyalanırken, ganî olanlar sırat-ı müstakimdeki sonsuzluk kervanının peşinde istikamet üzere yol almaktadırlar.

“Göçtü kervan kaldık dağlar başında” dememek için, çoğu zaman adını ihtiyaç koyarak varlığını meşrulaştırdığımız hevâ dağlarıyla boğuşmayı bırakıp yola gelmeye, yolda olmaya, yolda kalmaya azmetmek lazım.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Yolu Sarpa Uğratmak
« Posted on: 06 Aralık 2019, 19:08:34 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yolu Sarpa Uğratmak rüya tabiri,Yolu Sarpa Uğratmak mekke canlı, Yolu Sarpa Uğratmak kabe canlı yayın, Yolu Sarpa Uğratmak Üç boyutlu kuran oku Yolu Sarpa Uğratmak kuran ı kerim, Yolu Sarpa Uğratmak peygamber kıssaları,Yolu Sarpa Uğratmak ilitam ders soruları, Yolu Sarpa Uğratmakönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &