ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Mostar Aylık Kültür ve Aktüalite Dergisi > Diğer Yazılar > Osmanlı da ateş işleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Osmanlı da ateş işleri  (Okunma Sayısı 743 defa)
18 Haziran 2012, 18:02:39
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 18 Haziran 2012, 18:02:39 »



OSMANLI’DA ATEŞ İŞLERİ
Mutlu ÖZGEN • 47. Sayı / DİĞER YAZILAR


Sûrnamelerde yer alan ve “Binbir gece masalları”nın ihtişamını andıran saray düğün ve şenlikleri Osmanlı’nın en parlak devrinin birer şahidi gibiydi. Bu şenliklerde öne çıkan öyle gösteriler vardı ki; bunlar şenliklere ayrı bir güzellik ve heyecan katardı. Bu gösterilerin bir kısmını teknik ağırlıklı olanlar, bir kısmını ise güzel vakit geçirtmek amacıyla yapılan musıkî gösterileri oluştururdu.

Sûrnamelerde bahsi geçen gösterilerden ilki “Mûsıkîye bağlı yapılan gösterilerdi”. Bu gösterilerde; Hânendeler, sâzendeler, raks ve rakkas, çengiler, köçekler, tulumcular ve karagözcüler ön plana çıkardı. Osmanlı Saray Düğünleri ve şenliklerde gösteri yapan diğer oyuncular ise, “Canbaz, Resenbaz, Risminbaz, Hokkabaz, Şişebaz, Matrakbaz, Perendebaz

Curcunabaz, Yılanbaz, Şemşirbaz, Taklabaz” isimleriyle Sûrnâmelerde yer alırdı. Söz konusu oyuncular düğün ve şenlikler sırasında müzik eşliğinde söyledikleri şarkılar, çaldıkları çalgılarla izleyenleri eğlendirip onların güzel vakit geçirmelerini sağlarlardı.

Oyuncular geçişlerini müzik eşliğinde yaparken, kendi meslek hünerlerini gösterir ayrıca çeşitli oyunlar da çıkarırlardı. Düğün asayişini sağlamakla görevli tulumcular ise, bu görevlerini yürütürken seyircileri yaptıkları komikliklerle eğlendirirlerdi. Bunların dışında sırf halkı ve padişahı eğlendirmekle görevli kişiler de vardı. Bunlar özel yetenekleri olan kimselerdi. Ve sırf bu eğlenceler için düğüne davet edilirlerdi. Eğlenceleri çeşitli hünerleriyle bir gösteri niteliğine büründüren bu hüner sahipleri, düğünlerin belli ve tayin edilmiş günlerinde bazen gündüz, bazen gece özellikle de ziyafetler sonrasında meşaleler ve ışık gösterileri eşiliğinde gösterilerini yaparlardı.

Osmanlı düğün ve şenliklerinin öne çıkan gösterisi ise ışık ve ateşle yapılanlardı. Sûrnamelerde bu gösterilere, “Ateş İşleri” ve “kandil donanmaları” adı verilmektedir. Osmanlılar’da kandil donanmaları özellikle su kıyısında ve çok gösterişli olmaktadır. Su kıyısının seçimi tesadüfî değildir. Bu ışıklar hem suda yansıyarak çok daha görkemli bir görünüm sağlamakta hem de bunlar düştükleri yeri yakacakları için bir güvence olmak üzere su kenarı tercih edilmiştir.

Bu gösterilerin başarılı olmasının sağlanması açısından aylar önceden çeşitli hazırlıklar yapılırdı. Bu konuda uzmanlaşmış meşaleciler ve kandille yazı yazan işareciler, ateşbazlar (fişekçiler) ve barut uzmanları çağrılır; bunlar yoğun bir çalışmanın içine girerlerdi. Ateş işlerini yapan bir esnaf grubu da vardır ki, Evliya Çelebi bu ateşbazların İstanbul’da 70 kişi olduklarını, pirleri Ebû Ömer Vasıti olan bu ateşbazların akıllara durgunluk verecek şaşıtıcı maharetler gösterdiklerini belirtir.

Örneğin 1675 şenliği için 300 kadar fişekçi ustası, 150 kandilci getirtilmiş ve bunlara Ayşe Hatun Hanı ayrılmıştır. Bunlar şenlikte kullanılacak muhtelif fişekleri, fişekli dekorları ve tasvirleri hazırlamakla görevlendirilmiştir. Bu şenlikte donanma ve fişek gösterileri her gün akşam karanlığından sabahın erken saatlerine kadar sürmüş, özellikle yatsı namazından sonra büyük ateşler yakılıp eğlenceler düzenlenmiştir. Bu ateş ve ışıklar ilk planda aydınlatma açısından önem taşıyordu. Bunun dışında eğlence, hüner ve sanat göstermek de söz konusuydu. Maharet isteyen işler olan fişek yapımcılığı aynı zamanda bir sanat hâline dönüşüyor ve bunları izleyenler hayranlıklarını gizleyemiyordu. Ayrıca kandiller ve dinî bir mahiyet taşıyan mahyalar da bir beceriyi ve uzun süreli çalışmayı gerektiriyordu.


Fişekler

“Ateş İşleri”nin en önemli bölümünü fişekler teşkil etmektedir. Ustaca yapılan ve ateşbazlar tarafından yine ustaca kullanılan bu fişekler, bir nevi sanat ve hüner göstermek için atılıyor ve izleyenleri hayretler içerisinde bırakıyordu. Fişekler için de günlerce önceden hazırlık yapılıyordu. Mesela 1675 şenliğinde İstanbul’dan, Edirne’den, Mısır’dan getirilen 300 fişekçi vardı. Bu fişekçilerin başında biri Venedikli, diğeri Felemenkli iki dönme bulunuyordu. Bunlar yalnızca fişeklerin yapımını değil, aynı zamanda fişekli gösterileri de denetliyordu. Fişekle yapılan gösteriler arka arkaya düzenleniyor ve her gece en az 200 değişik fişek atılıyordu. Türk ve Mısırlı fişekçiler her gün yeni fişekler yapıyorlardı.

Fişekler, başlı başına yapılıp kullanıldığı gibi bazı dekorlara, insan, hayvan tasvirlerine bağlanıp fırlatılanları ve bir gösteri hâline getirilenleri vardı. Mesela hurma ağacı şeklinde bir tasvir ve etrafına bağlanmış fişekler kale ve kule tasvirlerine yerleştirilen fişekler, kafalarından gözlerinden, burunlarından, kulaklarından fişekler fırlayan yedi başlı ejderhalar; merkep, tazı, ayı ve diğer bazı canlı hayvanlara ve hatta kuşlara bağlanan fişekler vardı. Bunların patlaması ve ışık saçması esnasında meydana gelen izdiham ve eğlenceler görülmeye değerdi.

Fişekler çıkardıkları seslere, şekillerine, patlayınca meydana gelen manzarasına göre isimler veriliyordu. Bu isimlerin bir kısmı “Sûrnameler”de de mevcuttur. Başka kaynaklar ve mensur “Sûrnameler”de ise bunları tamamlayıcı fişek isimlerini buluyoruz. Örneğin; “Vehbî Sûrnamesi” bu fişek isimleri bakımından oldukça zengin malzemeye sahiptir. Diğer kaynaklar da geçen fişek isimlerinden başlıcaları ise şunlardır:

“Âfitâb, âsumânî, arabalı, delüce fişek, horosî fişek, dahme, fırfır fişek, hayâl-i fener, humbara fişeği, kestane fişeği, kabak fişeği, kafes fişeği, kandilli, kartopu fişeği, mühr-i süleyman, müdevver çerhî, nahl-ı hurma fişeği, ördek fişeği, şems-i cihan, şadırvan fişeği, yıldız fişeği, yılan fişeği, suya dalıp çıkan fişek, kebîrî fişek”.

Kandil ve Mahyalar

Kandiller, “İşâreciler” denen kişiler tarafından yapılıyor, yine bunlar tarafından bu kandillerle hünerler gösteriliyordu. Aynı zamanda kandiller bir aydınlatma aracıydı. Kandillerin eğlence ve gösterilerle birlikte daha çok aydınlatma fonksiyonu da bulunmaktadır.


1675 şenliğini anlatan Nâbi, sütunlar üzerine konan kandillerin etrafı aydınlattığını, belirterek sütunların sayısının otuz, kırk kadar olduğunu ve bunların dalı, yaprağı, gövdesi, meyvesi ateşten bir ağaca benzediğini belirtir.

Es’ad ise, anlattığı düğünde sahillerin, yalıların ve gemilerin kandillerle donandığını bu kandillerin çoğunlukla top kandil veya ağaç şeklinde kandil olduğunu belirtir. Aynı düğünü anlatan Rif’at da kandillerin gemilere, Topkapı Sarayı’na, Beşiktaş’a, Çırağan’a, kışlalara, yalılara asılarak Boğaziçi’nden İstanbul’a kadar her yeri aydınlattığını yazar. 1582 şenliğini anlatan Âlî ise, eserinde kendi kendine dönen bir dolap üzerine asılan kandillerin çevreyi aydınlattığını, şahın kasrını bir nur denizi hâline getirdiğini ve kasrın cemâl görmüş Tûr’a benzediğini ifade ediyor.

Mahyaların kandillerle ilişkisi ise, bunların da kandil kullanılarak düzenlenmesidir. Bilindiği gibi aslında dinî bir mahiyet taşıyan mahyalar, mübarek gecelerde ve Ramazan ayında camilerin iki minaresi arasına, tek minareli camilerde ise minare ile kubbe arasına kurulur ve üzerine kandillerle çeşitli yazılar, ayetler yazılan bu mahyalar ramazan süresince yerinde kalırdı. Dinî mahiyet taşımayan mahyalar ise,  bu tür şenliklerde kullanılır ve kandillerle boru çiçeği, kız kulesi, kayık, vapur, köşk, iki minareli cami ve buna benzer resimler yapılırdı. Mesela, 1582 şenliğinde de kandil düzeniyle aslan tasvirleri, ağaçlar, gemiler yapılmıştı ve bunlar ayrıca makaralarla indirilip kaldırılıyor, yazılar, resimler oluşturuluyordu. 

Meş'aleler ve Diğer Unsurlar

“Ateş işleri” ile bağlantılı olarak bir de meşale ve meşaleciler vardır. Sayıları yüzlerce olan bu meşaleciler, akşam olunca ellerinde ve omuzlarında meşalelerle geliyorlar ve hep bir ağızdan padişaha dua ediyorlardı. “İşareci” olarak bilinen meşaleciler ellerindeki kandilleri ve yanar çıraları oyun yerine çepeçevre yerleştiriyorlar, dolayısıyla bu bölge bir gündüz manzarası arzediyordu. Padişah ve çevresine konulanlar altı kollu büyük şamdanlara benziyordu, öbür tarafa konulanlar ise daha küçük, bazen tekli, bazen çiftliydi. Ateş işleriyle ilgili diğer unsurlara ise salların üzerinde meşaleler yakılmasını, donanmaları, gemilerden topların ve tüfeklerin atılmasını, ateşten kalelerini örnek gösterebiliriz. 1582 şenliğini anlatan Gelibolulu Âlî eserinde çeşitli varlıkların, dekorların, kuklaların ve tasvirlerin de yakıldığını ve bunların çevreyi gündüz gibi aydınlattığını anlatıyor ki yakılan tasvirler ve dekorlar arasında; atlar, çadırlar, kiliseler, ruhbanlar, kadırgalar, taçlar, arabalar, köşkler, ağaçlar sayılabilir.

Osmanlılar döneminde muhtelif vesilelerle yapılan ateş ve ışık gösterileri, şenlik ve düğünlerin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Gösteriler müzik eşliğinde ya da müziksiz olarak ve bir spor gösterisi şeklindedir. Eğlencelere katılan göstericiler ülke içinden davet edildiği gibi dış ülkelerden gelenler de önemli bir yekûn tutmuştur. Bunlar arasında hüner gösterme açısından bir rekabet de söz konusu olmuştur. Bu oyuncu ve göstericiler kendilerine ayrılan yerlerde ve günlerde gösterilerini yaparlardı.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Osmanlı da ateş işleri
« Posted on: 19 Ağustos 2019, 06:41:53 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Osmanlı da ateş işleri rüya tabiri,Osmanlı da ateş işleri mekke canlı, Osmanlı da ateş işleri kabe canlı yayın, Osmanlı da ateş işleri Üç boyutlu kuran oku Osmanlı da ateş işleri kuran ı kerim, Osmanlı da ateş işleri peygamber kıssaları,Osmanlı da ateş işleri ilitam ders soruları, Osmanlı da ateş işleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &