ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Denemeler > Ölüm Düşleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ölüm Düşleri  (Okunma Sayısı 594 defa)
19 Mayıs 2010, 18:43:26
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 19 Mayıs 2010, 18:43:26 »



Ölüm Düşleri

Ölüm, giden için sükûnet;
Kalan içinse düşle geçen özlem günleri.
Ölülerle ancak rüyâlarda buluşabiliyoruz.

Bir: Dünya Tadı Günü
Atölyeye gideceğim. Atölyeye giderken artık biraz daha dikkatli giyinmek zorunda hissediyorum kendimi. Aslında aykırı durmaya alışmıştım epey zamandan beri. Bazen sıradanlaşmak istiyorum galiba. Sıradanlaşmak için ne mi yapıyorum? Kıyafetlerimde canlı renkleri daha çok tercih ediyorum. Abartılı küpeler takıyorum meselâ... Herkes gibi... Abartılı küpe taktığımda kolyemin sade olmasına özen gösteriyorum. Kolyem de abartılı olsa ruhum sıkılacak. Yine çoğunluk gibi olamıyorum. Yalınlığı seviyorum galiba. Ama hayat abartıyı sevenlerden yana. Neyse, kendimce abartılı şekilde giyindim, süslendim. Atölyeye ulaştım. Kapıyı açan arkadaşın kılığını kıyafetini görünce bir huri gördüğüm zannına kapıldım. Gözlerimi ovuşturdum, gözüme bir şey kaçmış numarası yaparak. Estetikten yana yine vasattım. Neyse... Herkes bir içim su... Sade olmak yine de gizli bir mutluluk veriyor. İçten içe gülümsüyorum kendime. Yemek masasındayız. Konuşuyoruz arkadaşlarla. Hayâller kuruyoruz. Açmayı düşündüğümüz sergilerden bahsediyoruz. Hocamız sırayla soruyor, sıra bana gelince:

—Bahar Hanım, yeni sergi için neler düşünüyorsunuz, diyor. Herkes bana bakınca önce bir tedirginlik yaşıyorum. Artık büyüdüm bu etkiyi üzerimden atmalıyım, rahat olmalıyım herkes gibi olmalıyım, diyerek kendimi rahatlatmaya çalışıyorum. "Ben" diyerek söze başlamayı pek uygun bulamıyorum.

—Hayatın ve nesnelerin yalınlığını ve yalnızlığını anlatan bir sergi düşündüm. Bu yalnız ağaçlar da olabilir yalnız çiçekler de... Fakat buralarda ağacı pek göremediğimden çiçeklerin daha uygun olacağını düşünüyorum. Bilirsiniz çiçekleri de çok severim, dedim. -Masamda devamlı canlı çiçek görenlerin şaşkın bakışlarından bahsetmeyi uygun bulmadım. Bir çiçekle hayata tutunacak kadar zayıf olduğumu da kimse bilmemeli- Hattâ birkaç eskiz de yapmıştım.

Çantamdan usulca eskizlerimi çıkardım. Hocanım, tek tek inceledi, bazı yorumlar yaptı. Bense bu arada kafamda sergide oluşturtacağım bütünlük, kuracağım mantığı tamamlarken bir yandan da hocanımın sorularına cevap veriyorum.

—Tâbi çok yalın tablolar olacak ama varlıklar da öyle değil mi?
—Tablo sözünü söyler, isterseniz gerisini seyirciye bırakalım.

Polemiğe girmek istemiyordum, "Tabii!" deyip bıraktım. Sonra yanımdaki arkadaşın projesi konuşuldu. Açmak istediğim üç serginin bütünlüğüne dair kurgular aklımı kurcalıyordu. Sergiyi açsam ve bir seyirci gibi kenara çekilsem... Yalnızlık istiyorum, hâlbuki tablolarımı yaparken çevrem bir sürü hayâlle dolu. İnsanların arasındayken yalnızlık hissine kapılıyorum. Şimdi olduğu gibi... Hâlbuki diğerleri gibi olsam. Konuşsam, konuşsam... İçimdeki yalnızlık azalır mı? Konuşsam talih bana da güler mi? Ben de diğerleri gibi hayatı sever miyim?

Günlerden perşembe. Bütün gece hayatın tadı üzerinde düşünüyorum. Hayat bana ne verebilir?

İki: Dünya Dağdağası Günü
Durmadan kitap okuyorum. Dünyanın nimetlerini kitap sayfalarında arıyorum. Nedir insanı bu kadar acıktıran? Dünya nimetlerine kelimelerin gölgelerinden bakıyorum. Bazen obur insanlar gibi karşıma çıkan her nimetin tadına bakmak istiyorum. Gözüm kaldırsa da gönlüm kaldıramıyor bunu. Okurken yanımda kâğıt kalem ve bir bardak su bulunduruyorum. Kalem not almak için, su da zaman zaman ortaya çıkan mide bulantısından kurtulabilmek için. Bir hafta boyunca hep kitap okudum. Kalın kalın, ince ince kitaplar... Boy boy, renk renk, tat tat kitaplar. Sonra uyudum.

Rüyâmda okunmuş sular içiyordum. Çantam sırtımda bilmediğim bir yolda ilerliyorum. Bu çantayı ne zaman hazırladım, ne zaman sırtıma aldım, hatırlamıyorum. Dinlenmek için oturduğumda çantamı açıyorum. Yumak yumak iplikler çantamda. Janjanlıları göz kamaştırıyor. İpliklerin hepsi birbirine girmiş. Rengârenkler... Dolaşmış iplikleri sabırla açıyorum. Sonra da bunlar benim oyuncaklarım değil, diyorum. Yanımda Feride oturuyormuş. Ona:

—Al, bunlar senin olsun diyorum.

Feride’nin yüzünde kocaman bir gülümseme. Mutluluk ona ait. Mutluluk yaşamayı seven insanların olsun.

Sonra bir çay bahçesinde buluyorum kendimi. Bahçede yalnız kimse yok, herkesin yanında eşi var. Çiftlerin önünde küçük sehpalar... Sehpaların çevresi içinden küçük ampullerin geçtiği kordonlarla çevrilmiş. Ampuller yanıp sönüyor cılız ışıklarla. Onlarla eğleniyor çiftler. Ampullerin ışıkları çok kısa bir süre yanıyor. Mutluluklar gibi... Aralarından geçerek ilerliyorum. Onlara biraz imrenerek biraz da acıyarak bakıyorum. Yalnızlıklarını başka bir bedeni yanlarına alarak örtmeye çalışıyorlar. Bahçenin bitmesine az kalmış.

Üç: Acıların Koyulaştığı Gün
Bahçelerde geziyorum. Meydanlarda geziyorum. Odalarda geziyorum. Çiçeklerin arasında yalnız geziyorum. Seninle beraber geziyorum. Çiçeklere, yapraklara, toprağa dokunuyorum. Şiirlere dokunuyoruz. Karacaoğlan’ın "Mecliste arif ol kelâmı dinle" mısrasına dokunuyoruz.

Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın "Kaderde ne olur ise etme merak / Uyma kendi nefsine Hakkın emrine bırak" mısraına tutunuyoruz. Mısraların ruhuna dokunmaya çalışıyoruz. Dokunabileceğim her nesneye dokunmak, onların ruhuna temas etmek istiyorum. Ağaçların yapraklarını öpüyorum. Bir şey arıyorum. Bunu tam olarak isimlendiremedim. Uzun bir arayış mı hayat? Çok üzgünüm. Rüyâlarımda bile. Senin yanına tekrar geldiğimde bunları en ince ayrıntısıyla konuşma hayâlleri kuruyorum. Hayâllere dair pek konuşmamıştık seninle.

Dört: Çâresizlik Günü
Sadece seni sevmek için yaratılmıştım.
Suskun ama bir o kadar da konuşan yüzüne bakıyorum. Gözlerini görebiliyorum, gölgelerin kalabalığında. Gözlerimden yüzüne düşen yaşa bakıyorum. Sonra sen yüzüne düşen yaşla beraber toprağa akıyorsun. Bu kâbusun bitmesini bekliyorum. Her zamanki gibi güneş doğunca uyanmanı ve kaldığımız yerden yaşamaya devam etmeyi bekliyorum.

Beş: Sol Yanağındaki Gül Günü
Eğilip yüzüne bakıyorum. Toprak örtmüş yüzünü. Özellikle gözlerini arıyorum. Hâlen delici mi bakar gözlerin? Sonra sol yanağındaki yarayı fark ediyorum. Yara, yanağında kırmızı bir gül yaprağı gibi duruyor. Yaklaşıyorum. Gül yaprağı kayboluyor. Yaran şimdi ağzı temiz bir kuyu. Kuyuya eğilip iyice bakıyorum. Dibi görünmüyor. Tekrar yüzüne bakıyorum. Bu sefer gözlerin kayboluyor. Siyah bir noktaya dönüşüyorlar.

Parmaklarımı birleştirip sıkıca tutuyorsun. Öyle şiddetli tutuyorsun ki ellerimi, sarsılıyorum.

Dünyaya uyandım.
Ellerim vardı, yaram vardı sol yanımda.
Yaram hâlâ kapanmamıştı.
Sen yoktun.

Altı: Dönme Dolap Günü
Güneşin ilk ışıkları dünyaya değerken gözlerimi kapatabiliyorum. İlk ışıkların huzmeleri arasında hayâlin kayboluyor gibi. Yüzünde mütebessim bir edâ... Gitmemiş gibisin. Yaşıyor gibisin. Uyanıyorum. Dünyaya kulak veriyorum: Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehme. Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet. Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet. Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet. Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet Hacımehmet...

Dünya bana böyle sesleniyor. Bu sese hayâlin eşlik ediyor. Canım acıyor. Gözlerimi kapatıyorum çâresiz. Sonra dünya beni bir dolaba bindiriyor. Bir yukarı çıkıyorum, bir aşağı iniyorum. Yukarıdayım, Hüsrev el sallıyor bana. Programımız varmış, kardeşim geliyor:
— Ne oldu biliyor musun?
— Bilmem.
— Şimdi de annemiz öldü.
Toprağa yapışıp inliyorum ve rüyâları bile delen bir sesle bağırıyorum:
Anne! Anne! Anne!

Yedi: Toprak ve Tuz Günü
Uçsuz bucaksız bir çöldeyim. Dünyayı seyrediyorum: Halka-i zikri kurmuş erenler. Tuz toprağa belenmiş. Halkaların üzerinde dervişân oturmuş. Halka halka içinde... İyi bir resim gibi gördüklerim. Uzaktayım. Bütünlüğün güzelliğini seyrediyorum. Bu arada bir münâdî sesleniyor: Sıra sizde! Sıra sizde! Emre itaat ediyorum. Halkanın yarısını ben tamamlayacakmışım. Toprağa bakıyorum, ölümlü toprak; ölülerin evi toprak, dirilerin evi toprak. Elim toprağa değdiğinde tenine dokunmuş gibi bir hisse kapılıyorum. Toprak! Acımı ulaştır ona.

Şeyh efendi, gözleriyle konuşuyor. Halkanın yarısını ben tamamlayacağım. Halkayı belirleyen sınırlara tuz dökmem gerekiyormuş. Toprağa tuzu ekiyorum. Toprağa hediye ettiğim fidanlar acı bir tuza dönüşüyorlar. Neden? İçim eziliyor. Ölüm çiçekleri fışkırıyor topraktan. Gözlerim kamaşıyor. Fâni yüzlerin acısı yüzüme bulaşıyor. Acılarım da yarım, benim gibi. Kardeşim tamamlayacak halkanın diğer yarısını. O geldiğinde tam bir acı olacağım. Acımı tamamlamak istiyorum, sana kavuşmadıktan sonra acım tamamlanmayacak. Dairenin bana düşen bölümünü tamamlamışım. Halkanın yarısındayım. Kardeşimi bekliyorum. Onun gelmesi için vakit varmış. Beklemem gerekiyor. Onun küçük kıyametini beklemek zorundaymışım. O gelene kadar şeyh efendi onun yerine geçecekmiş. Halka tamamlanıyor. Erenler meclisine ince bir tül geriliyor. Nefesler alındı. Bundan sonrasında her şey fertle O’nun arasında ince bir tül... Zikir başlıyor. Dünya tekrar dönmeye başlıyor. Gözlerimi kapatıyorum. Sadece toprağı hissediyorum. Ölümün canlılığı. Aslımı hissediyorum. Hayat, seni seviyorum. Nefesler verildi. Hayy!

 Gülbahar REÇBER

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.032


View Profile
Re: Ölüm Düşleri
« Posted on: 20 Nisan 2019, 17:39:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ölüm Düşleri rüya tabiri,Ölüm Düşleri mekke canlı, Ölüm Düşleri kabe canlı yayın, Ölüm Düşleri Üç boyutlu kuran oku Ölüm Düşleri kuran ı kerim, Ölüm Düşleri peygamber kıssaları,Ölüm Düşleri ilitam ders soruları, Ölüm Düşleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &