ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hadis Eserleri > Cem ul Fevaid  > Peygamber s.a.v. in Medineye hicreti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Peygamber s.a.v. in Medineye hicreti  (Okunma Sayısı 797 defa)
06 Ocak 2011, 21:26:40
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.840



Site
« : 06 Ocak 2011, 21:26:40 »



PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM'İN MEDİNE'YE HİCRETİ

 

6419- Aişe radiyallahu anhâ'dan: "Ana babamı tanıdığım gündenberi İs­lâm'ı din edinmiş olmayarak yaşadıklarını hiç hatırlamadım, Hiçbir gün yoktur ki Peygam­ber sallallahu aleyhi ve sellem sabah-akşam bize uğramamış olsun. Müslümanlar çok ezi­yet görmeye başlayınca, Ebû Beki" Habeşis­tan'a doğru hicret etmek için yola çıktı. Ber-ku'İ-Gimâd'a varınca, Kare kabilesinin reisi olan İbnü'd-Duğunne ile karşılaştı. Dedi ki: 'Ey Ebû Beki' nereye böyle?'

'Kavmim beni çıkardı, yeryüzünde seya­hat edip Rabbime serbestçe İbadet edeceğim.' Şu cevabı verdi: 'Senin gibisi çıkmaz ve çı­kartılamaz. Çünkü sen herkeste bulunmayan malı ihsan edersin, akraba ile ilgilenirsin, za­yıfı taşırsın, misafiri ağırlarsın, Hak'tan gelen felaketlere karşı yardım edersin. Ben seni hi­mayeme alıyorum, sana güvence veriyorum, haydi Mekke'ye dön, Rabbine rahatça ibadet et!' Döndü, beraberinde İbnü'd-Duğunne de gitti. Kureyşin eşrafını dolaşıp şöyle dedi: 'O, kimsede bulunmayan malı ihsan eden, akraba ile ilgilenen, zayıfa yardım eden, misafir ağır­layan, Hak'tan gelen gelen felaketlerde insan­lara yardım eden bu adamı siz ülkesinden na­sıl çıkarırsınız?'

Bunun üzerine Kureyş onun himaye ve emanını kabul etti ve dedi ki:

'Ebû Bekr'e söyle, Rabbine evinde ibadet etsin, evinde namaz kılsın, islediğini okusun, bize eziyet etmesin, açık açık ibadet edip Kur'ân okuyup da kadınlarımızı ve çocukları­mızı elde etmesin, onları babalarından miras kalan dinlerinden etmesin.' İbnü'd-Duğunne gelip bunu Ebû Bekr'e anlattı. Bunun üzerine Ebû Bekr evinde Rabbine ibadet etmeye, na­maz kılmaya ve Kur'ân okumaya başladı. Sonra eviyle yetinmeyip evinin yanında bir mescid yapmaya karar verdi ve yaptı. Orada ibadet etmeye yüksek sesle Kur'ân okumaya başladı. Ebû Beki' ince ruhlu, çok ağlayan bir adamdı. Kur'ân okuduğu zaman gözyaşlarını tutamazdı. Bunu gören müşrik kadınları ve çocukları başına üşüşmeye ve onu dinlemeye koyulunca müşrikler paniğe kapıldı, gidip İb­nü'd-Duğunne gördüler ve şöyle dediler: 'Ebû Bekr'e verdiğin emân ve himayeni yal­nız evinde ibadet edip Kur'ân okuması şartıy­la kabul etmiştik. O ise şimdi evinin avlusun­da bir mescid yaptı, devamlı orada namaz kı­lıyor ve yüksek sesle Kur'ân okuyor, kadınla­rımızı ve çocuklarımızı fitneye düşürmesin­den korkmaya başladık, haydi git onun emânını ve himayesini geri ver!'

O da hemen gelip, Ebû Bekr'e durumu an­lattı ve dedi ki: 'Sen şartı ihlâl ettin. Onun için ya yalnız evinde sesizce ibadet etmekle yeti­nirsin ya da zimmetimi geri verirsin.' Ebû Bekr de: 'Al zimmetini, ver hürriyetimi! Ben Allah'ın himayesine sığınıyorum, O beni sen­den ve herkesten daha iyi korur.'

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem o günlerde Mekke'deydi.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem müslümaıılara şöyle hitap etti: 'Sizin hicret yurdunuz iki taşlık arasındaki hurmalıktır. (Medine'yi kastediyordu)' Ondan sonra Me­dine'ye hicret edenler eltiler, Habeşistan'a gi­denlerin tümü de (dönüşte) Medine'ye hicret etti. Ebû Bekr radiyallahu anlı da hicrete ha­zırlanınca, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona: 'Yavaş ol! Bana izin verilsin de beraber gideriz' dedi. 'Babam annem sana fe­da olsun sana bu hususta izin mi verilecek?' diyerek hayretini izhar etti. 'Olur' dedi. Tam dört ay iki devesini semur ağacının yaprakla­rını yedirerek besledi ve semizleştirdi. Hicret gününü heyecanla bekliyordu, derken bir gün öğle vakti Peygamber sallallahu aleyhi ve sel­lem giyinmiş ve kuşanmış olarak geldi. O sa­atlerde onun geldiği hiç vâki değildi. Biri Ebû Bekr'e 'İşte Allah'ın Resulü giyinik olarak geliyor' dedi. Ebû Beki' de: 'Babam annem ona feda olsun, bu saatte o mutlaka Önemli bir iş için gelmiştir' dedi.

İçeriye girmek için izin istedi ve kendisi­ne izin verilince içeriye girdi. Sonra 'Yanın­dakileri çıkar!' deyince: 'Babam sana feda ol­sun, onlar senin ailen sayılır" dedi.

'Bana hicret için müsaade edildi' buyu-runca, 'Ben de size refakat edebilir miyim?' diye sordu.

'Elbette' buyurdu.

Ebû Bekr: 'Öyleyse bu iki deveden birini al!' deyince, 'Bedeli karşılığı alırım' dedi. Ben de onlara deriden bir dağarcık içinde bir miktar azık düzenleyip koydum. Dağarcığın ağzı bağlanacağı sırada (Ebû Bekr'in kızı) Esma, belinin kuşağından bir parça yırtıp, onunla dağarcığın ağzını bağladı. Bu nedenle daha sonra ona Zâtu'n-nitâk 'Kuşaklı' adı ta­kıldı.

Sonra Ebû Bekr Peygamber sallallahu

aleyhi ve sellem'le birlikte Sevr mağarasına gittiler. Orada tam üç gece kaldılar, Ebû Bekr'in oğlu Abdullah maharetli ve çabuk an­layışlı bir küçüktü. Gece mağarada onlarla beraber kalır, sabahleyin erkenden Mekke'ye gider, orada sabahlardı, insanlardan haberleri toplar, akşam karanlıkta gelir yine onlarla be­raber kalırdı. Ebû Bekr'in azatlısı olan Âmir bin Füheyre ise oralarda sağmal koyun otlatır­dı, akşam olup karanlık basınca onlara süt ge­tirir ve orada onlarla birlikte gecelerdi.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Ebû Bekr, ed-Dîl oğullarından ve el-Âs bin Vâü'in yeminli müttefiklerinden yol kılavuz­luğu yapan bir adamı kiralamışlardı ve ona güvenmişlerdi ve şöyle demişlerdi:'  şu iki deveyi bize üç gün sonra Sevr mağarasının önüne gel ve bizi oradan al!' dediler.

O da üç gün sonra o iki deve ile mağara­nın önüne geldi, beraberlerinde Âmir bin Fu-" heyr ve o kılavuz olduğu halde sahil yolundan yola revan oldular."

İbn Şihâb der ki: "Abdurrahman bin Mâ­lik, babasından, o da Siirâka bin Cu'şam'dan şunu rivayet etti:

Bize Kureyş elçileri gelip dediler ki: 'Kim Muhammed'i ve Ebû Bekir'i bulup öldürür ya da esir ederse ona şu kadar Ödül verilecektir.'

Ben, Mudlicoğulları kavminin meclisinde otururken bîr adam geldi ve dedi ki:

'Ey Sürâka! Ben sahilde biraz evvel bîr karartı gördüm. Galiba o, Muhammed ve ar­kadaşlarıdır. Onlar olduğunu sanıyorum.' Ben de dedim kî: 'Onlar değildir. Sen galiba falan falanı gördün. Onlar biraz evvel gözümüzün önünden geçtilerdi.' Orada biraz oturduktan sonra kalktım, evime gittim. Cariyeme atı ha­zırlamasını ve benim için bekletmesini emret­tim. Sonra kargımı alıp, evin arkasından çık­tım, gizlice atıma atladım ve peşlerine düş­tüm, yaklaşınca atım tökezledi ve yere düş­tüm. Sonra hemen toparlanıp sadağının için­den fal oklarını çıkardım. Muhammed'le as-hâbma zarar verir miyim, yoksa vermez miyim diye fala baktım. Sonucunda hoşlanmadı­ğım (yani zarar veremeyeceğim) ortaya çıktı. Buna rağmen atıma atlayıp ne olursa olsun onlara saldıracağım, dedim ve yürüdüm. Pey­gamber sallallahu aleyhi ve sellem Kur'ân okuyordu sağa sola bakmıyordu. Ebû Bekr ise durmadan arkasına dönüyordu. Onlara iyice yaklaşınca, atım dizlerine kadar kuma gömül­dü, üzerinden düştüm. Dizginini çektim zar zor kalktı. Ayağa kalkınca gömülen izinden göğe doğru duman yükseldi. Hemen oklarla fala baktım, gene arzulamadığım çıktı. Bu de­fa 'el-Emân' diye bağırdım; durdular. Atımı sürdüm, yanlarına gittim; Resûlullah ve asha­bını saldırımdan koruyan bunca olaylardan sonra gönlümde Resûlullah sallalahu aleyhi ve sellem'in durumu ve peygamberlik davası­nın yakında zahir olup zafere ulaşacağına ka­naat hasıl oldu.

Dedim ki: 'Senin kavmin (Kureyş,) başına ödül koydu.' İnsanların haklarında ne istedik­lerini ve neler düşündüklerini anlattım. Onla­ra yiyecek şeyler de sundum, kabul etmediler. 'Ancak durumumuzu kimseye söyleme ve bil­dirme!' dediler. Ben de kendilerinden bir gü­vence yazılmasını rica ettim. Kabul edip Âmir bin Füheyr'e: 'Haydi buna bir emân yaz' diye emretti ki o da bir derinin üstüne ya­zıp verdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sel­lem de arkadaşları ile birlikte yoluna devam etti."

İbn Şihâb der ki: Bana Urve bildirdi: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Şam'dan gelen bir tüccar kafilesi içinde Zü-beyr'e rastladı. Zübeyr, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile Ebû Bekr'e birer beyaz gömlek verip onları güzelce giyindirdi. Öte yandan Medine müslümanları Peygamber sal­lallahu aleyhi ve sellem'in yola çıktığını duy-

dular. Her sabah Harre'ye gidip geliyorlar, gözlemeye koyuluyorlardı. Öğlen sıcağında evlerine dönüyorlardı. Yine bir gün epey bek­ledikten sonra sıcağa dayanamayıp evlerine dönmüşlerdi. Bir yahudi de bir kulenin üze­rine birşeye bakmak için çıktı. Derken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve arka­daşlarının beyazlar giyinmiş ve serap denizini yararak gelmekte olduklarını gördü ve dayanamayıp avazı çıktığı kadar bağırdı: 'Ey arap topluluğu, işte beklemekte olduğunuz dedeniz!'

Müslümanlar hemen silaha sarılıp gittiler. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'i Harre'nin sırtında karşıladılar. O ise, sağ ta­raftan Amr bin Avf oğullarının yanma inip ko­nakladı. Tarih, Rebiu'I-Evvel ayının bir pa­zartesi günü idi. Ebû Beki" ayağa kalktı, Pey­gamber sallallahu aleyhi ve sellem oturuyor­du. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i tanımayan ve görmeyen Ensârdan bazı kim­seler Ebû Bekr'e gelmeye başladılar. Pey­gamber sallallahu aleyhi ve sellem güneş al­tında kalınca, Ebu Bekr hırkasıyla onu gölge­lendirdi. İnsanlar ancak o zaman Peygambe­rin kim olduğunun farkına vardılar. Peygam­ber sallallahu aleyhi ve sellem, Amr bin Avfo-ğullannda on üç güne yakın bir süre kaldı. O müddet zarfında takva üzerine tesis edilen (Kûbâ) Mescidi(ni) yaptı, orada onlara namaz kıldırdı. Sonra devesine binip yola revan ol­du, insanlar da yanında yürüyorlardı. Devesi gelip bugünkü Mescidi Nebî'niıı bulunduğu yere çöktü. O zamanlarda müslümanlar orası­nı namaz kılma yeri yapmışlardı. Önceleri orası, Es'ad bin Zürâre'nin himayesinde bulu­nan, İki yetim olan Selıl ve Süheyl'in hurma kurutma harmanlan idi. Devesinin çöktüğü o yer için Peygamber sallallahu ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.300


View Profile
Re: Peygamber s.a.v. in Medineye hicreti
« Posted on: 19 Kasım 2017, 03:56:01 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Peygamber s.a.v. in Medineye hicreti rüya tabiri,Peygamber s.a.v. in Medineye hicreti mekke canlı, Peygamber s.a.v. in Medineye hicreti kabe canlı yayın, Peygamber s.a.v. in Medineye hicreti Üç boyutlu kuran oku Peygamber s.a.v. in Medineye hicreti kuran ı kerim, Peygamber s.a.v. in Medineye hicreti peygamber kıssaları,Peygamber s.a.v. in Medineye hicreti ilitam ders soruları, Peygamber s.a.v. in Medineye hicretiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &