๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Cem ul Fevaid => Konuyu başlatan: ღAşkullahღ üzerinde 09 Ocak 2011, 16:56:42



Konu Başlığı: Kadınlarla geçim
Gönderen: ღAşkullahღ üzerinde 09 Ocak 2011, 16:56:42
Kadınlarla Geçim (Muaşeret)
 


4325- Âişe radwiyallahu anhâ'dan: Dedi ki:

"Tam onbir kadın oturup kocalarının hal­lerinden haber verme hususunda gizlemiyeceklerine dair birbirlerine söz verip anlaştılar.

Birincisi şöyle dedi: «Kocam (sarp) dağın tepesinde bulunan cılız bir deve eti gibidir; sırtı düz değildir ki yukarıya çıkarılsın, semiz değil ki yerinden kımıldatılıp başka yere götürülsün.»

İkincisi şöyle dedi: «Ben kocamın hâlleri­ni ifşa edemem. Çünkü anlatmaya başlarsam büyük-küçük nesi varsa hepsini anlatırım.»

Üçüncüsü şöyle konuştu: «Benim kocam uzun boyludur. Konuşursam boşanırım, ko­nuşmazsam muallakta bırakılırım.»

Dördüncüsü: «Benim kocam Tihâme ge­cesi gibidir. Ne sıcaklığı vardır ve ne de so­ğukluğu. Ondan ne korkulur, ne de bezilir» dedi.

Beşincisi: «Kocam girdiği zaman kaplan, çıktığı zaman arslandır. Bana bıraktığı (ev iş­lerinden) hesap sormaz» dedi.

Altıncısı: «Kocam yediği zaman katlar (çok yer); içtiği zaman hepsini içer, sömürür; yattığı zaman yorgana iyice sarılır. Kederimi anlamak için elini (elbiseme) sokmaz» dedi.

Yedincisi: «Kocam tohumsuzdur, her dert onundur. Başımı yarar, vücudumu yaralar, (bunları yapmak için) her şeyi toplar (eline geçenle vurur)» dedi.

Sekizincisi: «Kocamın kokusu zaferân, teni ise tavşandır» dedi.

Dokuzuncusu: «Kocam, direği uzun (evi rahat), kılıcının kını uzun, ocağının külü çok, evi meclise yakın (misafirperver) bir adam­dır» dedi.

Onuncusu: «Kocam mâlik (sahip)tir. Hem de ne mâlik! Akıldan geçen her hayrın sahibi­dir. Onun çok çöken, yürümesi az olan deve­leri vardır. Çalgı sesini duydular mı, helak olacaklarını (kesileceklerini) anlarlar" dedi.

Onbirincisi: «Kocam Ebû Zer'dir. Amma ne Ebû Zer'dir! Kulaklarımı küpe ile şakır­dattı, kolumu yağla doldurdu. Beni sevindir­di, benim de gönlüm ferah oldu. Beni Şıkk adı verilen dağ kenarında bir koyun sürüsü ile ge­çinen bir ailenin kızı olarak buldu da at kişne­mesine ve deve sesine sahip harman döğen ve tınas savuran bir aileye kattı. İşte onun yanın­da konuşuyor, fakat kötü ve çirkin bir şey söylemiyorum. Akşam yatarım, sabaha kadar uyurum. İçerim ve kanarım. Ebû Zer'in anne­si. Ebû Zer'in annesi ne annedir! Ambarları büyük ve evi geniştir. Ebû Zer'in oğlu; Ebû Zer'in oğlu ne oğuldur! Yatağı soyulmuş hur­ma lifi gibidir. Kendisini bir kuzu budu doyu­rur. Ebû Zer'in kızma gelince, Ebu Zer'in kı­zı ne kızdır! Babasına ve annesine itaatli kız. Vücudu elbisesini doldurur ve endamıyla et­rafını çatlatır. Ebû Zer'in cariyesi, Ebû Zer'in cariyesi ne cariyedir! Konuşmalarımızı yay­maz, sırrımızı saklar. Azıklarımızı saçıp sa-vurmaz. Evimizi de kuş yuvasına çevirmez.

Bir gün süt tulumları çalkalanmakta iken Ebu Zer çıktı gitti. Böğrünün altında meme-leriyle kaplan gibi oynaşan iki çocuklu bir kadınla karşılaştı. Kadından hoşlanmış olacak ki, beni boşadı ve onu aldı. Ondan sonra ben de şeref sahibi bir adamla evlendim.

(Yeni kocam) bir dediğimi iki etmedi, beni konfor ve nimetlere boğdu. Her hay­vandan bana bir çift verdi. Bana 'Ey Ümmü Zer, ye, ailene de yedir! Ama yine de bana verdiklerinin hepsini bir araya toplarsam, Ebû Zer'in en küçük kabını bile doldur­maz' dedi»."

Âişe dedi ki:

"Bunları anlattığımda Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bana şöyle buyur­du:

«Ben senin için, Ebû Zer'in Ümmü Zer karşısındaki durumu gibi oldum»."


[Buhârî ve Müslim)[265]

 

4326- Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'de: Âişe şöyle dedi:

"Ben Cahiliyette babamın malına hâiz ol­dum."

"Sus ey Âise! Ben senin için Ebû Zer'in Ümmü Zer karşısındaki durumu gibiyim" bu­yurdu.

Sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sel­lem anlatmaya başladı: Cahiliyette onbir ka­dın toplanıp aralarında kocalarının durumları­nı hiç yalan söylemeden anlatmak üzere bir­birlerine söz verdiler.

Benzerini zikretti. Sonu şöyledir:

"Ey Âişe!" dedi.

Ben de şu cevabı verdim:

"Ey Allah'ın Resulü! Sen benim için Ebû Zer'in Ümmü Zer'e karşı olan durumundan daha hayırlısın."[266]

 

4327- Ahmed, Âişe'den, o da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den: Buyurdu ki:

"Onbir kadın toplandı." Benzerini zikretti.[267]

 

4328- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem kendisine yataktayken bir şey anlatmış. Âişe, şöyle demiş:

«Ey Allah'ın Resulü! Babam annem sana feda olsun, eğer sen onu bana anlatmasaydın, onun Hirâfe hadisi olduğunu zannedecektim.»

«Nedir Hirâfe hadisi ey Aişe?» diye so­runca, şu cevabı verdi:

«Olmayan bir olay anlatılınca, ona Hurafe hadisi denilir.» Şöyle buyurdu:

«En doğru hadis, Hirâfe'nin hadisidir; Hirâfe Uzreoğullarından bir adamdır. Cinler onu esir etmişti; onlarla beraberdi. (Cinler) Gizli dinleme yoluyla haber edindiklerinde, ona (Hirâfe'ye) bildirirlerdi, o da insanlara bildirirdi, ve söylediklerini onun dediği gibi gerçek bulurlardı»." [Ahmed, Taberânî Mu'ce-mu'I-Evsat'ta, Ebû Ya'lâ ve Bezzâr.)[268]

 

4329- Âişe radiyallahu anhâ'danf "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e kendisi için pişirdiğim bulamacı getirdim. Sevde'ye: «Ye!» dedim; yemedi.

«Bunu ya yersin ya da yüzüne atar berbat ederim» dediğim halde yine yemedi. Bu defa elimi bulamaca soktum, yüzünü onunla iyice sıvadım. Peygamber sallallahu aleyhi ve sel­lem güldü, onun elini bulamaca sokturdu ve:

«.Haydi sen de onun yüzünü bir iyi sıva!» dedi. O da yüzümü sıvadı. Berbat etti. Buna da güldü. Ömer uğradı, içeri gireceğini sandı ve bize:

«Haydi kalkın, yüzünüzü yıkayın!» dedi.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ondan çekindiği için, ben de devamlı olarak ondan (Ömer'den) çekinirim." [Ebû Ya'lâ][269]

 

4330- Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'in azatlısı Rezîne radiyallahu anhâ'dan:

"Şevde gayet güzel bir şekilde süslenerek Âişe ile Hafsa'nın yanma girdi. Hafsa, Âi-şe'ye:

«Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şimdi yanımıza girecek, bunu pırıl pırıl terte­miz, son derece süslü görürken, bizi kaba, gi­yim kuşamdan yoksun bir halde görecek; ben onun bu süsünü bozacağım» dedi. Sonra şöy­le dedi:

«Ey Şevde! Tek gözlü (Deccâl'i kastedi­yor) çıkmış biliyor musun?»

Çok korktu, titremeye başladı ve sordu:

«Nereye saklanayım?» Şöyle dedi:

«Herkesin gizlendiği şu hurma dalların­dan yapılan çadıra gitmelisin.» Hemen gitti ve orada gizlendi. Orası pislik dolu ve örüm­cek ağı bulunan kötü bir yerdi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem geldi, onlar gülü­yorlardı. Gülmekten konuşamıyorlardı. Üç kere neden güldüklerini sordu, elleri ile çadı­rı gösterdiler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem derhal çadıra gitti; Sevde'yi titrer hal­de görünce, sordu:

«Ne'n var ey Şevde?»

<Ey Allah'ın Resulü! Tek gözlü çıkmış..» deyince:

«O henüz çıkmadı, bir gün mutlaka çıka­caktır, korkma» dedi ve onu, üstünü başını tozdan ve örümcek ağından silkeleyerek çı­kardı." lEbû Ya'lâ ve Taberânî zayıfbir senedle.][270]

 

4331- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem,

bal ve helvayı (tatlıyı) severdi, ikindi nama­zından çıktıktan sonra, hanımlarından birinin yanına girerdi. Bir seferinde Hafsa'nın yanına girdi, orada her zamankinden fazla kaldı. Kıs­kandım ve sebebini sordum.

Hafsa'ya kavminden biri bir tulum bal he­diye etmiş, o da ondan şerbet yapıp Peygam­ber sallallahu aleyhi ve sellem'e içirmiş.

Bunun üzerine dedim ki:

«Vallahi ona bir oyun yapacağız.» Sevde'ye dedim ki: «O mutlaka sana yaklaşacak­tır, yaklaştığı zaman, şöyle de: «Ağzın meğâ-fir (fena kokan urfut ağacının sakızı) koku­yor.» O da sana mutlaka «Hayır» diyecektir. O zaman «Öyleyse bu koku nedir?» diye sor. O da sana: «Hafsa bana bal şerbeti içirdi» di­yecek. O zaman sen de şöyle de: «Demek ki an, (balını) urfut ağacından almış.»

«Olur; bana yaklaştığı zaman bunu kendi­sine söyliyeceğim» dedi.

Öbür taraftan Safiyye'ye dönerek, ona da şöyle dedi: «Ey Safıyye! Sen de aynısını söy­le..»;

Âişe anlatıyor: "Şevde şunu dedi: «Ken­dinden başka hiçbir tanrı olmayan Allah'a ka­sem ederim ki, o kapıda durduğu zaman, sen­den korktuğum için bana tenbih ettiklerini söy­lemek istedim, bana yaklaşınca, şöyle dedim: «Ey Allah'ın Resulü! Meğâfir mi yediniz?»

«Hayır.»

«Öyleyse sende bulduğum bu koku nedir?»

"Hafsa bana bal şerbeti içirdi.»

«Demek ki arı bunu urfut ağacından al­mış» dedim. Benim yanıma gelince ben de aynısını söyledim. Safiyye'nin yanına gidince o da aynısını söyledi. Hafsa'nın sırası gelip de ona gidince, Hafsa şöyle dedi:

«Ey Allah'ın Resulü! Sana yine bal şerbe­ti vereyim mi?»

«İstemem, ihtiyacım yoktur» dedi.

Şevde dedi ki: «Vallahi biz onu (bal şerbe­tinden) mahrum ettik.» Ben ona: «Sus!» de­dim." [Buhârî, Müslim ve Ebû Dâvud.][271]

 

4332- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'in zamanında kadınlarımızla kelâm et­mek ve onlarla neşeli konuşmaktan, hakkı­mızda bir şey nazil olur diye korkardık. O (Peygamber) ölünce, artık (biz de kadınlar gi­bi, söz eder olduk ve onlara karşı kusurda açı­lıp yayıldık." [Buhârî][272]

 

4333- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellenı buyurdu:)

"Aklı ve dini noksan olanlardan akıl sa­hiplerine sizden daha galip gelen kimseyi gör­medim."

"Aklın ve dinin noksanlığı ne demektir?" diye sorunca, şöyle açıkladı:

"Aklın noksanlığı, tek adamın şahitliğine karşılık iki kadının şahitliğidir. Dinin noksan­lığına gelince, biriniz (hayız ve lohusa olun­ca) Ramazan orucunu tutamaz, birçok günle­ri de namazsız geçirir ve kaza etmez."

[Ebû Dâvud][273]

 

4334- Üsâme bin Zeyd radiyallahu anh'­dan:

(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Benden sonra, erkeklere kadınlardan da­ha zararlı bir fitne bırakmadım."

[Buhârî, Müslim ve Tirmizî][274]

 

4335- Aişe radiyallahu anhâ'dan:

Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem bana dedi ki:

"Ben senin benden hoşnut olduğunu da anlarım, bana dargın olduğunu da anlarım."

"Nereden anlıyorsun?" diye sorunca, şöy­le buyurdu:

"Benden hoşnut olduğun zaman «Muhammed'in Rabbi hakkı için hayır» dersin. Bana darıldığın zaman: «İbrahim'in Rabbi hakkı için hayır» dersin." Dedim ki:

"Evet ey Allah'ın Resulü! Ben yalnız se­nin ismini bırakıyorum." [Buhârî ve Müslim][275]

 

4336- Aişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, benimle koşu yaptı; ben onu geçtim." [ibn Mâce][276]

 

4337- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, Safiyye'ye güveyi olarak Medine'ye geldi­ğinde, Ensâr kadınları gelip onun hakkında bilgi verdiler." Âişe dedi ki: "Ben de (onu görmek için) tanınmayacak bir kıyafetle ve yüzümü örtüp gittim. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem gözüme baktı ve beni tanıdı. Dönüp hızlı adımlarla yürüdüm. Bana yetişti ve beni kucaklayarak

«Safiyye'yi nasıl gördün (buldun)?» diye sordu. Cevabım şu oldu:

«Gönder (onu)! Yahudi kadınlarından bir kadindir»." [İbn Mâce zayıf bir senedle.][277]



[265] Bu hadisi Buhârî (nikâh 82, VI, 146-7) ve Müslim (fa-dâilu's-sahâbe no. 92, s. 1896-1902), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Lafız Müs­lim'indir.

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/272-273.

[266] Râvilerinden bazıları Sahîh ricalinden olmakla birlikte bazıları da hakkında söz sarfedilmiş güvenilir kimseler­dir (Mecma'IV, 318).

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/273.

[267] Râvileri Sahîh ricalinden (Mecma' IV, 320).

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/273.

[268] Taberânî'nin isnadında yer alan Alî b. ebî Sâre zayıf bir râvidir. Ahmed'in ricali ise güvenilir kimselerden ol­makla birlikte kimisi hakkında kelâm sarfedilmiştir.

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/273.

[269] Râvilerinden Muh. b. Amr b. Alkame dışındakiler Sahîh ricâlindendir. Onun hadisleri ise hasen olarak kabul edi­lir (Mecma'IV, 316).

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/273-274.

[270] Heysemî diyor ki: "İsnadında tanımadığım bir râvi mev­cuttur" (Mecma' IV, 316).

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/274.

[271] Bu hadisi Buhârî (eşribe 10/2, VI, 245), Müslim (talâk no. 21, s. 1101-2), Tirmizî (no. 1831), Ebû Dâvud (no. 3715) ve İbn Mâce (no. 3323), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Lafız Müslim'e aittir. Diğer lafızlar oldukça kısadır.

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/274-275.

[272] Bu hadisi Buhârî (nikâh 80/2, VI, 145-6), Ebû Nuaym an Süfyân an Abdillah b. Dînâr an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/275.

[273] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4679), Ahmed b. Amr b. es-Serh an ibn Vehb an Bekr b. Mudar an İbni'l-Hâd an Abdillah b. Dînâr an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/275.

[274] Bu hadisi Buhârî (nikâh 17/4, VI, 124), Müslim (zikr ved-duâ no. 97-8, s. 2097-8), Tirmizî (no. 2780) ve İbn Mâce (no. 3998), Süleyman et-Teymî an Ebî Osman en-Nehdîan Usâme (ve Saîd b. Zeyd) asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/275.

[275] Bu hadisi Buhârî (nikâh 108, VI, 158) ve Müslim (fadâ-ilu's-sahabe no. 80, s. 1890), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/275.

[276] Bu hadisi İbn Mâce (no. 1979), Hişâm b. Ammâr an Süf­yân b. Uyeyne an Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe sene­di ile tahrîc etti.

Zevâid'de Buhârî'nin şartmca sahîh olduğu söylenmiş­tir.

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/275.

[277] Bu hadisi İbn Mâce (no. 1980), Ebû Bedr Abbâd b. el-Velîd an Hahbân b. Hilâl an Mübarek b. Fadâle an AH b. Zeyd an Ümmi Muhammed an Âişe senedi ile tahrîc etti.

Ali b. Zeyd sebebiyle isnadı zayıftır.

Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/275.



Konu Başlığı: Ynt: Kadınlarla geçim
Gönderen: Mehmed. üzerinde 06 Temmuz 2019, 17:47:09
Esselamu aleyküm Rabbim bizleri hayatını İslam a uygun yaşayan kullarından eylesin Rabbim paylaşım için razı olsun


Konu Başlığı: Ynt: Kadınlarla geçim
Gönderen: Melek Nur Çelik koü üzerinde 06 Temmuz 2019, 18:29:52
Paylaşım için Allah razı olsun..