ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Binbir Damla > Ashabı Kehf
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ashabı Kehf  (Okunma Sayısı 1594 defa)
21 Temmuz 2011, 10:08:30
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 21 Temmuz 2011, 10:08:30 »



Binbir Damla


Nisan 2010 136.SAYI


Yusuf YAVUZ kaleme aldı, BİNBİR DAMLA bölümünde yayınlandı.

Ashab-ı Kehf

“Ashab-ı Kehf”, mağara arkadaşları demektir ki, bunların macerası Kur’an-ı Kerim’de haber verilmiştir (Kehf, 9-26). İsa Aleyhisselam’dan sonra “Dakyanus” adıyla bilinen putperest bir kral, herkesin kendisi gibi putlara tapması için halka baskı yapmaya başlar. Onun çevresinden yedi kişi olduğu söylenen mümin bazı gençler putperestlik baskısına tepki gösterip direnirler. Kendilerinden ayrılmayan ve “Kıtmir” denilen bir köpekle birlikte şehir dışındaki bir mağaraya sığınırlar. Orada Allah’a yalvarıp ibadet etmeye başlarlar. “O yiğit gençler mağaraya sığınmışlar ve: Rabbimiz, bize tarafından rahmet ver ve bizim için şu halimizden bir kurtuluş yolu hazırla, demişlerdi.” (Kehf, 10)

Bu gençler geceleyin derin bir uykuya dalmışlardı. Onların yerini öğrenen kral ve adamları korkudan bu mağaraya girememişler, fakat içeride ölsünler diye mağaranın ağzını taşlarla tıkayıp kapatmışlardı. İçeridekilerin uykusu ise üç yüz yıl kadar sürmüştür. Kur’an’ın ifadesiyle: “Onlar mağaralarında üç yüz sene kalmışlar, dokuz (yıl) da eklemişlerdir.” (Kehf, 25)

Günün birinde bir koyun çobanı, koyunları korumaya almak için mağaranın ağzını açmıştı. Ertesi gün ise mağaradaki gençler canlanıp uyanmışlar, ancak bir gün uyuduklarını sanmışlardı. İçlerinden birini (Yemliha) biraz gümüş parayla yiyecek ihtiyacı için çarşıya gönderdiler. Ne var ki gördüğü çevre eski çevre değildi. O dönemde ise şehir halkı ve kralı inançlı ve iyi kimselermiş. Yemliha asırlar öncesinden kalma gümüş parayı yiyecek almak için bir satıcıya uzatınca bir şaşkınlık yaşanmış. Birlikte hükümdara gidip durumu bildirmişler. Mağaradaki gençlerin birkaç asırlık macerasını öğrenen hükümdar ve adamları onları görmek için mağaranın önüne gelirler.

Yemliha bilgi vermek için önce içeri girer ve olup bitenleri arkadaşlarına anlatır. Onlar da Allah’a şükrederek artık dünyadan ayrılmak isterler. Mahşerde uyanmak üzere hepsi ölüm uykusuna dalarak oracıkta uzanıp kalırlar. Hükümdar da mağaranın yanında bir mabet/mescit inşa ettirir.

Ashab-ı Kehf’in yeri kesin belli değildir. İsim listeleri de birbirinden farklıdır. Ashab-ı Kehf diye bilinen birçok mağaradan Anadolu’da Tarsus ve Afşin, Ürdün’de ise Amman civarında Ashab-ı Kehf ihtimaliyle ziyaret edilen yerler en meşhurlarıdır.

İbn-i Cerir, Camiu’l-Beyan (Beyrut 1988), 15/197-233; Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili (İstanbul 1970), 5/3222-3244.

Ashab-ı Uhdud

“Ashab-ı Uhdud”, hendek sahipleri demektir. İslâmiyet’ten yüz yıl kadar önceki bir dönemde hak din üzerinde sabit kalan mümin hıristiyanları dinlerinden döndürmek için ateş dolu uzun ve derin hendeklerde yakarak işkence yapan (yahudi) kimseler hakkında Kur’an-ı Kerim’de yer alan bir tabirdir. İlgili ayetlerde şöyle denilmektedir: “Kahrolsun hendek sahipleri. Tutuşturulmuş ateşle dolu (hendekleri). Onlar da oturmuşlar hendek başına. Seyrediyorlar müminlere yaptıkları (işkenceleri). Müminlerden intikam almalarının sebebi de ancak Aziz ve Hamid olan Allah’a iman etmeleri.” (Buruc, 4-8)

Tarihte ateşle doldurulmuş hendek ve çukurlarda zalimlerin icra ettiği yakma işkencelerinin defalarca tekrarlandığı bilinmektedir. Bunların en meşhuru ise Necran’da (Yemen civarında) yahudi hükümdarı Zünüvas tarafından yapılmış olan büyük işkencedir. Kur’an’da bildirilen Ashab-ı Uhdud budur.

Rivayete göre Zünüvas, güçlü bir orduyla Yemen’den Necran üzerine yürüyüp orayı ele geçirmiş (m. 523), Necran’da hak inanca bağlılığı devam eden hıristiyanların Yahudiliği kabul etmesini istemiş, kabul etmeyenleri çoluk çocuk ayırımı yapmadan ateşle dolu büyük hendeklerde acımasızca yaktırmıştır. Derler ki o müminlerin içinde, yanında üç çocuğuyla birlikte bir kadın da vardı. Birisi henüz süt çocuğuydu. Kadıncağıza: “Dininden dön. Yoksa seni çocuklarınla öldürürüz.” dediler. Kadın bu  zalimane teklifi kabul etmedi. Önce büyük çocuklarını ateşe attılar, kadın yine dönmedi. Sonra küçük çocuğu ve annesini de o azgın ateşe attılar. Bu şekilde yakılan mümin sayısı yirmi bin civarındaymış.

Anlatıldığına göre Hz. Ömer r.a. zamanında Necran harabelerinde yapılan bir kazıda -Necranlı hıristiyanların başkanıyken öldürülen- Abdullah ibn Samir’in cesedi bulunmuş. Ceset oturmuş vaziyette ve başındaki yarasını eliyle kapatmıştı. Eli başından çekilince kanı akıyor, serbest bırakılınca tekrar elini yarasına koyuyormuş. Parmağında ise “Rabbim Allah’tır” yazılı bir yüzük varmış. Bu durum derhal bir mektupla halife Hz. Ömer’e bildirilmiş ve ne yapılacağı sorulmuş. Halife de cevabî mektubunda, onu olduğu gibi bırakıp gömmelerini istemiş ve ceset o haliyle tekrar gömülmüştür.

İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim, 8/366-371; İbnü’l-Esir, el-Kâmil fi’t-Tarih, 1/425-431.

Ashab-ı Fil

“Ashab-ı Fil”, fil ordusu demektir. Habeşistan krallığının Yemen valisi Ebrehe, M. 570 yıllarında San’a şehrinde “Kulleys” adı verilen muhteşem bir mabet yaptırmıştı. Maksadı Kâbe’ye rağbet gösteren Arap halkının ziyaretlerini oraya çevirmekti. Bu duruma tepki gösteren bir adam da gecenin birinde Kulleys’e girip içine pislemişti. Bu hakarete çok öfkelenen ve koyu bir hıristiyan olan Ebrehe gidip Kâbe’yi yıkmaya karar verdi. Topladığı onbinlerce asker (altmış bin olduğu söylenir), Mahmud adlı büyük bir fil ve daha başka fillerle Mekke’ye doğru yola çıktı. Önüne çıkan bazı kuvvetleri de mağlup ederek ilerledi. Taif şehrine gelince askerlerin bir kısmını Mekke’ye gönderdi. Onlar da Peygamber Aleyhiselam’ın dedesi ve Kureyş’in reisi Abdülmuttalib’in iki yüzü aşkın devesiyle ahalinin hayvanlarını sürüp götürdüler.

Bu olayın peşinden Abdülmuttalib, gidip Ebrehe’yle  görüştü. Develerinin geri verilmesini istedi. Ebrehe dedi ki: “Benden develerini istiyorsun da Kâbe’den hiç söz etmiyorsun. Halbuki ben onu yıkmaya geldim.” Aldığı cevap şudur: “Ben develerin sahibiyim. Kâbe’yi de koruyacak sahibi vardır!”

Bu görüşme sonrasında develer geri verildi. Mekke halkı bu güçlü orduyla savaşamayacağı için anlaşma gereği dağlara çekilip olacakları beklemeye başladı. Ebrehe’nin ordusu büyük fili önden sürerek Mekke sınırına dayandı. Kâbe’yi -halatla bağlayıp fillerle çekerek- yıkmak istiyorlardı. Bu sırada Ebrehe’nin yol kılavuzlarında Nüfeyl b. Habib, koca filin kulağından tutarak şöyle bir şey söyledi: “Ey Mahmud çök! Sakın ileriye gitme, sağ salim geriye dön!” Sonra da koşarak dağa çıktı.

Mekke’ye girişte büyük fil direndi, zorlanınca yere yattı. Onu bir türlü Kâbe’ye doğru yürütemediler. O anda sürü halinde “Ebabil” kuşları ortaya çıktı. Her birinin ağzında ve ayaklarında nohut gibi birer taş vardı. Bu taşları ordu üzerine mermi gibi boşalttılar. Kime rastlarsa delip geçiyordu. Askerlerin çoğu öldü. Fil ordusu dağılarak Yemen’e döndü. Ebrehe de dönüşte öldü. Kâbe ise olduğu gibi kaldı. Kur’an’da Fil suresi bu olayı anlatır.

(Ebabil kuşlarına akıl erdiremeyen bazı çok bilmiş yorumcular, bunların öldürücü mikroplar veya volkanik lavlar olarak açıklanabileceğini ileri sürmüşlerdir.)

el-Ezrakî, Ahbaru Mekke (Mekke 1994), 1/136-154; Eyyub Sabri Paşa, Mir’atü’l-Haremeyn (İst. 1301), 1-2/443-458.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ashabı Kehf
« Posted on: 19 Eylül 2019, 09:52:07 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ashabı Kehf rüya tabiri,Ashabı Kehf mekke canlı, Ashabı Kehf kabe canlı yayın, Ashabı Kehf Üç boyutlu kuran oku Ashabı Kehf kuran ı kerim, Ashabı Kehf peygamber kıssaları,Ashabı Kehf ilitam ders soruları, Ashabı Kehfönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &