ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Bidayetül Müctehid > Kısastan diyete geçilmesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kısastan diyete geçilmesi  (Okunma Sayısı 554 defa)
02 Şubat 2011, 17:41:31
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 02 Şubat 2011, 17:41:31 »



F- Kısastan Diyete Geçilmesi:



Kısastan diyete geçilmesi konusuna gelince: Ulema her ne kadar, "Öle­nin sahipleri isterlerse öldüreni kısas ederler, isterlerse onu diyet karşılığın­da veyahut diyetsiz olarak bağışlarlar" diye müttefik iseler de, diyet karşılığında onu bağışlamak istedikleri zaman, onun da muvafakati şart mıdır, de­ğil midir diye ihtilaf etmişlerdir. Ibnu'l-Kasım'ın rivayetine göre imam Mâlik, «Ölenin sahipleri, sadece öldüreni kısas etmekle, diyetsiz olarak onu bağışlamak arasında muhayyerdirler. Diyet karşılığında onu bağışlamak is­tedikleri zaman, onun da muvafakati şart mıdır, değil midir diye ihtilaf et­mişlerdir. Îbnu'l-Kasım'ın rivayetine göre îmam Mâlik, «Ölenin sahipleri, sadece öldüreni kısas etmekle, diyetsiz olarak onu bağışlamak arasında mu­hayyerdirler. Diyet karşılığında onu bağışlamak istedikleri zaman ise, onun muvafakati şarttır» demiştir ki, îmam Şafiî, imam Ahmed, Ebû Sevr, imam Dâvûd ve imam Mâlik'in tâbilerinden Medine fukahasının çoğu ise, «Öldü­ren, ister muvafakat etsin, ister etmesin, ölenin sahipleri isterlerse onu diyet karşılığında bağışlayabilirler» demişlerdir. Eşheb ise, imam Mâlik'ten bunu rivayet etmiştir. Fakat kendisinden gelen meşhur rivayet birincisidir, imam Mâlik'in meşhur olan rivayete göre dayanağı, Enes b. Mâlik'in «Peygamber Efendimiz, Allah'ın kitabı kısası emreder' buyurdu» [23] mealindeki hadisi­dir. Çünkü bu hadisten, Delilu'l-Hitab yolu ile; ölenin sahibine, öldüreni kı­sas etmekten başka bir yetki yoktur, diye anlaşılmaktadır. İkinci grubun da­yanağı da, Ebû Hüreyre'nin sabit olan,

«Bir yakını Öldürülen kimse, öldürenden diyet almakla onu bağışla­maktan hangisini daha iyi görüyorsa, onu yapar» hadisidir, ki bu her iki ha­disin de sıhhatında ittifak vardır. Ancak şu var ki, birinci hadisin ölenin sahibi için öldüreni kısas etmekten başka bir yetki bulunmadığına delaleti zayıf­tır. İkinci hadis ise, muhayyerlikte nastır. iki hadisi te'lif etmek de -eğer De-lilü'l-Hitab'ın delaleti ortadan kalkarsa- mümkündür. Te'lif vacip veyahut mümkün olunca da, ikinci hadisin mânâsında te'lif etmek gerekir, Cumhûr da, te'life imkan bulunduğu zaman, te'lifın vacip ve tercihten evla olduğu görüşündedir. Zira Cenâb-ı Hak, "Kendinizi öldürmeyiniz" [24] buyurmuş tur. Bir kimseye «Eğer şu kadar para vermezsen seni Öldüreceğiz» denildiği zaman ölümden kurtulmak için kendisinden istenen parayı vermesi vacib ol­duğuna göre, burada da diyet verip kendini kısastan kurtarmasının-vacib ol­ması lazım gelir. Nitekim açlıktan ölüm haline gelen kimseye, eğer kendisini ölümden kurtaracak kadar bir yiyecek satın alabiliyorsa, o yiyeceği satan al­mak kendisi için vacibtir diye hükmolunur.

İmam Mâlik'ten gelen ikinci rivayete göre, eğer ölenin ailesinden kimisi büyük, kimisi küçük olursa küçüklerin kısas ile diyetten birini seçebilmeleri için büyüyünceye kadar -özellikle ölünün oğullan ile erkek kardeşleri gibi, küçükler büyükleri hacbettikleri zaman- beklemek gerekir.

(Kadı -İbn Rüşd- diyor ki); Büyük babam -Allah rahmet eylesin- daha sağ iken Kurtuba'da böyle bir mes'ele vâki olmuş ve devrinin uleması İmam Mâlik'ten gelen meşhur rivayete göre, yani «Küçüklerin büyümelerini beklemek gerekmez» diye fetva vermişlerdi. Büyük babam da kıyas yaparak bü­yümelerini beklemenin vücubunu söylemişti. Bunun üzerine onlar, koyu bir taklitçiliğin etkisi altında oldukları için büyük babama hücum ederek bütün güçleri ile onu kınamaya başlamışlardı. Ta ki o da onlara karşı, şu görüşü sa­vunan bir risale kaleme almak zorunda kalmıştı, ki bu risalenin nüshaları ha­len halkın elinde bulunmaktadır.

Bu konu ile ilgili olan konuşmamız -öldürenin bağışlanması ile kısas edilmesi olmak üzere- iki kısma ayrılmaktadır. Öldürenin bağışlanması ile ilgili olan konuşmamız da; Öldüreni kim bağışlayabilir, kim bağışlayamaz? bağışlayabilenlerden de, önce bu hakka kimler sahiptir ve onlardan sonra kimler gelir ve diyet karşılığında -ki bu konu daha önce geçti- bağışlama olur mu, olmaz mı? diye keza iki konudur.

Ölenin kanına sahip olanların -aşağı yukarı- hepsi, öldüreni bağışlaya­bilirler. Ölenin kanma sahip olanlar da -imam Mâlik'e göre- Ölenin asabesi-dirler. Diğerlerine göre ise ölenin bütün varisleri onun kanma sahiptirler. Zira müttefiktirler ki, kasten öldürülen bir kimsenin ergenlik çağma ermiş bir­kaç oğlu bulunduğu zaman, eğer onlardan sadece biri öldüreni bağışlarsa kı­sas düşer. Fakat eğer kızları veyahut eşi ya dakızkardeşleri bağışlayıpda asabeleri bağışlamazlarsa, kısas düşer mi, düşmez mi diye ihtilaf etmişlerdir. îmanı Mâlik «Ölenin oğullan dururken kızlarına ve erkek kardeşleri durur­ken kız kardeşlerine -ne bağışlamada, ne de kısasta- söz hakkı düşmez ve  hiçbir teklifleri geçerli olmaz» demiştir. îmam Mâlik'e göre ölenin asabesi dururKen eşinin de bu hususta bir yetkisi yoktur. îmam Ebû Hanife, Süfyan cevrî, îmam Ahmed ve îmam Şafiî ise, «Her varisin sözü, gerek kısasın ve erek diyetteki hissesinin düşmesinde geçerlidir» demişlerdir. îmam Sâfiî'ye göre hazır olanı, olmayanı, büyüğü, küçüğü bu hususta eşittirler. Bunlar, ölenin kanım diyetle takdir etmiş iken, diğerleri gerekçe olarak «Velayet hakkı erkeklerin olup kadınların değildir» demişlerdir.

Kasten öldürülen kimsenin henüz ölmemişken kendisini vuranı kısas­tan ve yanlışlıkla öldürülen kimsenin de, henüz ölmemişken kendisini vura­nı diyetten bağışlaması varisler için geçerli olur mu, olmaz mı diye ihtilaf etmeleri de bu bâbtandır. Kimisi «Kendisi, öldürenini bağışladıktan sonra kimsenin hakkı kalmaz» demiştir. İmam Mâlik, İmam Ebû Hanife ve Evzâî bu görüştedirler. Bu görüş aynı zamanda îmam Şafiî'nin de iki kavlinden biridir. Kimisi de «Onun bağışlaması ile herhangi bir hak ortadan kalkmış ol­maz. O Öldükten sonra varisler isterlerse öldürenini yine de kısas edebilirler» demiştir. Bunu da Ebû Sevr, îmam Dâvûd ve îmam Şâfıî -daha Irak'ta iken-söylemişlerdir. Bunlar «Çünkü Cenûb-ı Allah her ölenin varislerini -bağışla­mak, kısas etmek ve diyet almak gibi- üç yol arasında muhayyer kılmıştır. Bu, ölmeden önce kanını ister bağışlasın, ister bağışlamasın her maktul için geneldir» demişlerdir. Cumhur ise, «Cenâb-ı Allah'ın ölenin varislerine ver­diği yetki, esasında ölenin olup onun ölümünden sonra ancak varislerine ge­çer. Eğer kendisi daha ölmemişken bu yetkisinden vazgeçerse, varislerine herhangi bir şey geçemez» demişlerdir Ulema,

"Kim kanını bağışlarsa, o onun için keffaret olur" [25] âyet-i kerimesinde geçen, kanını bağışlayan kimseden öldürülen kimsenin murad olduğunda ittifak etmişlerse de, «Onun için» de ki zamirin kime ait olduğunda ihtilaf etmişlerdir. «Katilin tevbesi kabul olu­nur» diyenler, «Öldürene aittir» kimisi de «Öldürülene ait olup âyetin mânâsı 'Kim kanını bağışlarsa, bağışlaması günahları için keffaret olur' de­mektedir» demiştir.

Yanlışlıkla Öldürülen kimsenin, henüz ölmemişken diyetini bağışlama­sına gelince: îmam Mâlik, İmam Şâfıî, îmam Ebû Hanife ve İslâm fukahası-nın cumhuru, «Yanlışlıkla öldürülen kimse, eğer henüz ölmemişken diyetini bağışlarsa, terikesinin üçtebirinde sayılır. Meğer varisleri izin verirlerse, o zaman terikenin tamamından çıkar» demişlerdir. Kimisi de «Mutlaka terikenin tamamından çıkar» demiştir. Bunu da söyleyen, Tavus ile Hasan Basrî'dir. Cumhur, «Çünkü bu adam, ölümden sonraki bir malını hibe etmiş olur. Bunun için onun bu hibesi terikesinin üçtebirinden çıkar» demiştir.

İkinci grup da, «Ölenin kendisi bizzat kanını bağışlayabildiğine göre, bedeli olan diyeti bağışlayabilmesi evleviyetle lazım gelir» demişlerdir. Fakat bu mes'ele buradan çok diyetler bahsinin bir mes'elesidir.

Ulema, herhangi bir yerinden sakatlanan kimse, eğer kendisini sakatla­yan adamı bağışladıktan sonra ölürse onun varisleri kanını taleb edebilirler mi, edemezler mi mes'elesinde de ihtilaf etmişlerdir. İmam Mâlik «Taleb edebilirler. Meğer kendisi 'Beni sakatlayan kimseyi beni bu sakatlamadan ve bu sakatlamanın doğuracağı bütün sonuçlardan bağışladım' derse, o za­man herhangi bir talepte bulunamazlar» demiştir. İmam Ebû Yûsuf ile İmam Muhammed ise, «Sakatlanmasının sonuçlarım ister söylemesin 'Beni sakat-layanı bağışladım' dedikten sonra, varislerinin hiçbir hakkı kalmaz» demiş­lerdir. Kimisi de «Mutlak bağışlama ile diyet sakıt olmaz» demiştir. Ancak bunlar «Diyetin tamamı mı, yoksa sakatlanan uzvun diyeti düştükten sonra geri kalanı mı lazım gelir?» diye ihtilaf etmişlerdir. İmam Şafiî'nin tâbilerin-den Müzenî birinci görüşü benimsemiştir.

Ulemanın ihtilaf ettikleri mes'elelerden biri de, herhangi birini kasten Öldüren kimse, eğer Ölenin varisleri onu bağışlarlarsa, hakimin yine onu ce­zalandırması gerekir mi, gerekmez mi meselesidir. İmam Mâlik ile Leys b. Sa'd, «Bu kimseye yüz değnek vurulup ve bir yıl için sürgün edilir» demişler­dir, ki Medine fukahasi bu görüştedirler. Bu görüş aynı zamanda Hz. Ömer'den de rivayet olunmuştur. İmam Şafiî, İmam Ahmed, îshak ve Ebû Sevr de, «Ölenin varisleri onu bağışladıktan sonra herhangi bir ceza artık la­zım gelmez» demişlerdir. Ancak Ebû Sevr «Meğer adam, kötülükle tanın­mış bir kimse olsun. O zaman hakim terbiye için ona istediği cezayı verebi­lir» demiştir. Birinci grubun -zayıf bir rivayetten başka- bir dayanağı yoktur. İkinci grubun dayanağı ise şeriatın zahiridir. Zira şer'î cezaların hepsi tev­kifidir. Bunun hakkında ise şer'an tayin edilmiş bir ceza yoktur. [26]


[23] Buhârî, Tefsir, 65/23, no: 4500.

[24] Nisa, 4/29.

 

[25] Bakara, 2/178.

[26] İbn Rüşd Kadı Ebu'l-Velid Muhammed b. Ahmed b. Muhammed b. Rüşd El-Hafîd, Bidayetü’l-Müctehid ve Nihayetü’l...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kısastan diyete geçilmesi
« Posted on: 19 Ağustos 2019, 08:30:59 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kısastan diyete geçilmesi rüya tabiri,Kısastan diyete geçilmesi mekke canlı, Kısastan diyete geçilmesi kabe canlı yayın, Kısastan diyete geçilmesi Üç boyutlu kuran oku Kısastan diyete geçilmesi kuran ı kerim, Kısastan diyete geçilmesi peygamber kıssaları,Kısastan diyete geçilmesi ilitam ders soruları, Kısastan diyete geçilmesiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &