ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Asrı Saadette İslam > Asr-ı saadette yahudi ilişkileri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Asr-ı saadette yahudi ilişkileri  (Okunma Sayısı 3469 defa)
04 Ekim 2010, 12:56:17
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.439


« : 04 Ekim 2010, 12:56:17 »



ASR-I SAADETTE YAHUDİLERLE İLİŞKİLER
 

Dr. Nadir Özkuyumcu
 

(Dokuz Eylül Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi, izmir)

Nadir Özkuyumcu 1961 yılında Manisa'da doğdu. İlk, orta ve lise tah­silini aynı şehirde tamamladı. 1982-83 öğretim yı­lında îzmir Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. 1985 yılında "Hz. Pey­gamber Devrinde Yahudilere Karşı Güdülen Siya­set" konulu yüksek lisans tezini, 1993 yılında da "Fethinden Emevîlerin Sonuna Kadar Mısır ve Kuzey Afrika" konulu doktora tezini tamamlaya­rak "Doktor" unvanını aldı.

1985 yılından bu yana Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaktadır.[1]

 

GİRİŞ
 

L.Kaynaklar Ve Araştırmalar
 

Öncelikle şunu belirtelim ki, konumuz Hz. Peygamber devri olduğundan, müracaat ettiğimiz eserler klâsik îslâm Tarihi eser­leri olmuştur. Kaynak bulma yönünden fazla sıkıntımız olmama­sına rağmen, bu kaynak eserlerde bulunan rivayetlerin genellikle birbirini tekrardan ibaret olduğu tarafımızdan müşahede edil­miştir.

Klasik îslâm Tarihi eserleri içinde elimizde bulunan en eski iki kitap îbn Ishak'ın (151/768) Slre'si[2] ve bu eserin tamamlayıcısı durumunda olan Ibn Hişâm'm (218/833) Stresidir.[3] Muhammed Hamidullah'ın tahkikini yaparak ilim alemine kazandırdığı tbn Ishak'ın Sîre'sinde konumuzla ilgili fazla bilgi bulamadık. Ancak; bazı şahısların müslüman oluşlarını naklederken Yahudilerin islâm öncesi durumlarına da temas etmektedir. Ibn Hişâm'ın Sîre'si ise; tezimizi hazırlarken en fazla istifâde ettiğimiz eser oldu. Ibn Hişâm hem islâm öncesi ve hem de konumuzla ilgili olarak, özellikle Hz. Peygamberin Medine'ye hicretinden sonra, burada Yahudilerle arasında meydana gelen, gerek münferid hadiseler ve gerekse yapılan savaşlar ile, bunların neticelerinde yapılan anlaşmalar hakkında doyurucu bilgiler vermektedir. Ayrıca bu eser, Hz. Peygamberin Yahudiler'i islâm'a daveti ve bu davetler sırasında meydana gelen çekişmelerin hemen ardından nazil olan ayetleri zikretmesi, Hz. Peygamber'in Yahudi siyaseti­ni, hicretin ilk yıllarından itibaren zaman içindeki değişimini ayetlere müstenid olarak göstermemiz bakımından da önemli bir yer tutmuştur.

Vâkidî'nin (207/822) Kitâbul-Meğâzisi[4] ise, Hz.Peygam-ber'in Yahudilerle yaptığı savaşlar ve bunlar hakkında en teferru­atlı bilgileri vermektedir.

Belâzurî (279/892)'nin Fut ûhu'I-Buldan[5] isimli eseri ise Ya­hudilerle yapılan savaşlar hakkında kısa bilgiler verdikten sonra, alman ganimetler ve bunların taksimi ile ilgili bilgiler vermekte­dir.

İbn Sa'd (230/884)'m et-Tabâkâtü'l-Kübrâ'sı[6] ve Taberî (3lO/922)'nin Tarih'i[7] genel olarak yukarıda zikrettiğimiz eser­lerdeki rivayetleri nakletmekle beraber, zaman zaman bir konu hakkında farklı rivayetleri de vermektedirler.

Bu temel eserler dışında bazı muahhar kaynaklardan da[8] isti­fademiz oldu.

Tarih kitapları dışında, konumuz Hz.Peygamber devri ile alakalı olduğundan, hadis kitaplarından da faydalandık.[9] Tefsir kitaplarından ise; bazı ayetlerin nüzul sebebleri ve açıklamaları yönü ile yararlandık.[10]

Araştırma mahsulü eserlerden Şevki Dayfın el-Asru'l-Câhilî[11], Muhammed Ahmed Câdbek ve iki arkadaşı tarafından kaleme alınan Eyyâmü'1-Arab fTl-Câhiliyye[12], Muhammed İzzet Derveze'nin Asru'n-Nebî ve Bietühû Kable'l-Bi'se[13], Cevâd Ali'nin Târihu'1-Arab Kable'l-Islâm[14] ve Neşet Çağatay'ın îslâm Öncesi Arap Tarihi ve Câhiliye Çağı[15] isimli eserlerinden Yahudilerin islâm öncesi durumlarının tesbiti açısından faydalandık. Mu­hammed Hamidullah'm islâm Peygamberi[16] isimli eseri ise her yönüyle istifâde ettiğimiz bir kitap oldu.

Bunların dışında Mustafa Faydanın îslâmiyetin Güney Ara­bistan'a Yayılışı isimli Doktora tezinden Yemen'deki Yahudiliğin durumu hakkında faydalanırken, aynı müellifin Hz.Ömer Dev­rinde Gayr-i Müslimlerin Durumu isimli Doçentlik tezinden de Hz. Peygamber'in çeşitli bölgelerdeki Yahudilerle yaptığı anlaş­malardan bahsetmesi sebebiyle istifademiz oldu.[17]

İsmail el-Buhârî, el-Câmiu's-Sahîh, c.I-VIII, İstanbul ,1981; Ebû'l-Hüseyn Müslim b. el-Haccâc el-Kuşeyrî, el-Câmiu's-Sahîh, c.I-V,Mısır 1955-1956; Ebû Davud Süleyman b. el-Eş'as es-Sicistânî, Sünen,c.I-V, İstanbul 1981; Ebû Abdullah Muhammed b. Yezîd el-Kazvinî b. Mâce, Sünen, c.I-II, İstan­bul 1981; Ebû Abdurrahman Ahmed b. Şuaybb. Ali en-Nesei, Sünen, c.I-VI­II, İstanbul 1981; Ebû İsa Muhammed b. İsa Tirmizî, Sünen, İstanbul 1981; Ebû Bekr Ahmed b. el-Hüseyn, es-Sünenü'l-Kübrâ, c.I-X Haydarabat 1935. [18]

 

2.İslâm'dan Önce Arapyaramadası'nda Yahudiler
 

Yakub (a.s.Yun neslinden gelip ibranî[19], Benî îsrâil [20]ve Musevî[21] gibi isimlerle anılan Yahudilerin[22] Arapyanmadası'na ne zaman geldikleri tam olarak belli olmamakla beraber, onların, Bâbil Kralı[23] Buhtünnassar'm[24] M.Ö.587 [25] yılında Kudüs'ü işgal edip halkını esir etmesi ve Bâbil'e götürmesinden[26] veya M.S. 70 yılında Suriye Rum kayserlerinden[27] Titus'un Kudüs'e saldırma­sından sonra birkaç Yahudi kabilesinin kaçarak bu bölgeye geldikleri[28] sanılmaktadır.

Arapyanmadası'na bu şekilde geldikleri tahmin edilen Yahu­diler, bölgenin Hicaz, Vâdi'1-Kurâ, Hayber, Teyma, Yesrib ve Eyle gibi muhtelif yerlerine yerleşmişlerdir.[29] Arapyanmadası'nm değişik bölgelerine yerleşen bu Yahudiler, bulundukları yerlerde ziraatı geliştirmişler[30], açılan panayırlara katılarak ve kervan ti­caretinde ön safa çıkarak[31] ticaret hayatını ellerine geçirmişler­dir.

Yesrib Yahudileri ilk olarak şehrin kenar kısımlarına yerleş­mişler, zamanla güçlenerek buranın yerlileri Cürhüm ve Ameri­kalıları yurtlarından çıkarmışlar ve böylece şehrin kontrolünü el­lerine geçirmişlerdir.[32]

Yahudiler şehrin kontrolünü ellerine aldıktan sonra, sık sık Yesrib çevresinde oturan bedevilerin saldırılarına uğramaya baş­lamışlardır. Bu saldırılara karşı kendilerini koruyabilmek için "Utum"[33] adı verilen kaleler yapmışlardır.[34]

Bâbil esaretinden sonra, dinî hayat yöünüden, kapalı cemaat­ler halinde yaşadıkları belirtilen [35]Yesrib Yahudilerinin, tbrânice bilmelerine [36]rağmen dil hususunda birlikte yaşadıkları Arapla­ra uyduklarını görmekteyiz.[37] Hatta öyle ki, kabilelerinin ve ken­dilerinin isimleri dahi Arapça ifade edilmeye başlanmış [38]ve içle­rinden Samuel b, Adiyâ gibi Arapça şiirler söyleyenler bile çıkmış­tır.[39]

Yesrib Yahudilerinin bu derece çok Arapça kullanmaları, onların Yahudi ırkından olup-olmadığı hususunda tartışmalara yol açmış ve Yahudileşmiş Araplar olabileceği şeklinde bir tezin ortaya atılmasına da sebep olmuştur.[40]

M.S. II. yüzyılda Yemen1 de Seylü'1-Arîm adı verilen bir sel felâketi olmuş ve buranın halkı Arapyanmadası'mn çeşitli yerle­rine göç etmişlerdir.[41] Bu göçler esnasında Kahtânilerin Ezd kolu­na mensup Hâlise b. Salebe b. Amr Muzaykiya, kabilesiyle birlik­te Yesrib'in çevresine yerleşmiştir. Amr Muzaykiya'nm burada daha sonra Yesrib'in iki büyük kabilesini oluşturacak olan Evs ve Hazrec isminde iki oğlu olmuştur.[42]

Medine çevresinde uzun müddet Yahudilere ait köylerde ya­şayan Evs ve Hazrec, Yahudiler tarafından ikinci sınıf insan muamelesine tâbi tutulmuş[43] ve haraç vererek hayatlarını devam ettirmek zorunda bırakılmışlardır.[44] Zaman içinde bu baskılar daha da artmış ve Yahudilerin reisi el-Fidyun [45]evlenen her Arab kızının ilk geceyi kendisiyle geçirmesini mecbur tutacak kadar ileri gitmiştir.[46] Fakat bu baskı fazla sürmemiş ve Mâlik b. Aclân isimli bir Hazrecli'nin kız kardeşinin evlenmesi esnasında sona ermiştir. Mâlik b. Aclân evlenecek olan kız kardeşim el-Fidyun'a teslim etmeyerek Şam'daki Gassâni reisi Ebû Cübeyle'ye giderek durumlarım anlatmış ve ondan yardım istemiştir. Ebû Cübeyle bu isteği kabul ederek Evs ve Hazrec kabilelerini de yanına almış ve Yahudileri yenmiştir. Bir müddet sonra da şehri Evs ve Haz-rec'in idaresine bırakarak geri dönmüştür. Böylece Yesrib'deki Yahudi hakimiyeti sona ermiş [47]ve önceleri Araplar Yahudilere tâbi iken, bu defa Yahudiler Araplara tâbi duruma gelmişlerdir.[48] Evs ve Hazrec'in ele geçirdiği bu üstünlük "Sümeyr" harbine kadar sürmüş, Evs kabilesinin mi yoksa Hazrec kabilesinin mi da­ha üstün olduğu yolunda çıkan bir tartışma (müfâhere) neticesin­de bu savaş meydana gelmiş ve iki kardeş kabile ilk olarak birbi­riyle savaşmıştır. Bu savaşa Yahudiler de katılmış ve Benû Ku-reyza ile Benû1 n-Nadir Evs'in yanında yer alarak Hazrec'i yenilgi­ye uğratmışlardır.[49]

iki kardeş kabile arasında çıkan bu ilk savaştan sonra Yahu­diler, Evs ve Hazrec'i zayıfjatmak için zaman zaman aralarına fit­ne sokmak suretiyle onları savaşmaya tahrik etmişler [50]ve bunda da başarılı olmuşlardır. Fakat kendi aralarında siyasi bir birlik ol­madığından [51]Araplara üstünlük sağlayamamışlar ve bu savaş­larda bazısı Evs'in, bazısı da Hazrec'in yanında yer almak zorun­da kalmışlardı. Meselâ bir defasında Benû Kureyza ve Benû'-Nâdir Yahudileri Hazreclilerle birleşerek, Kureyş ile ittifak ya­pan Evslilere karşı savaşmışlardır.[52] Hz.Peygamber'in Yesrib'e hicretinden önce ve bi'setin 7.senesinde [53]iki kabile tekrar savaş­mışlardır. "Buas" adı verilen bu savaşta Benû Kureyza ve Benun-Nadîr Yahudileri bu defa Evslileıie birleşmişler ve Benû Kaynuka Yahudileriyle ittifak kuran Hazreclileri yenmişlerdir.[54]

Yahudiler, Arapları parçalama hususundaki taktiklerini ba­şarı ile uygulamalarına rağmen, aralarında siyasi bir birlik olma­dığından [55]...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.318


View Profile
Re: Asr-ı saadette yahudi ilişkileri
« Posted on: 19 Şubat 2018, 20:59:46 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Asr-ı saadette yahudi ilişkileri rüya tabiri,Asr-ı saadette yahudi ilişkileri mekke canlı, Asr-ı saadette yahudi ilişkileri kabe canlı yayın, Asr-ı saadette yahudi ilişkileri Üç boyutlu kuran oku Asr-ı saadette yahudi ilişkileri kuran ı kerim, Asr-ı saadette yahudi ilişkileri peygamber kıssaları,Asr-ı saadette yahudi ilişkileri ilitam ders soruları, Asr-ı saadette yahudi ilişkileriönlisans arapça,
Logged
04 Ekim 2010, 13:00:36
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.439


« Yanıtla #1 : 04 Ekim 2010, 13:00:36 »

Uhud ve Hayber savaşlarında Hz. Peygambere yardıma geldikleri, Hz. Peygamberin Uhud savaşında onların yardımlarını kabul etme­yip geri çevirdiği [291], Hayber savaşında ise kabul edip savaştan sonra onlara ganimetten pay verdiği[292] nakledilen rivayetler ara­sındadır. Ayrıca Serahsî'de bulunan diğer bir rivayete göre , Hen­dek savaşından sonra yapılan Benû Kureyza kuşatması sırasında Hz.Peygamber'in, onların Medine'de kalanlarından yardım istediği[293] de nakledilmektedir.[294]

 

3. BENU'N-NADÎR YAHUDİLERİ
 

Hz. Peygamber'in Medine'ye hicretini müteakip yapılan an­laşmada, Evsîiler'in müttefiki olarak yer alan Benu'n-Nadîr Ya­hudileri, Medine'nin dış tarafında ve Benû Hatme mezarlık bölgesinde[295] meskûn olup, dindaşları içinde en kalabalık nüfusa ve Hz. Musa'nın kardeşi Harun (a.s)'a dayanan bir nesebe sahipti­ler.[296]

Bedir savaşma kadar Hz. Peygamberle hei'hangi bir sürtüş­mesine rastlamadığımız Benu'n-Nadir Yahudileri, Bedir savaşın­dan sonra, önce Benû Kaynukalılar'm sürülmesi ve daha sonra da kendi kabilelerinden Ka'b b. el-Eşrefin öldürülmesi olaylarına çok kızmışlar, aynı zamanda içlerini bir korku da kaplamıştı. Hat­ta onlar Ka'b'm Öldürülmesinden sonra Hz. Peygamber ile anlaş­malarını yenilemişlerdi.

Hz. Peygamber ile anlaşma imzalamış olmalarına rağmen on­lar, yukarıda zikrettiğimiz sebeblerden dolayı olsa gerek, rahat durmamışlar ve Mekke'li müşriklerle ilişki kurmuşlardır. Bedir yenilgisiyle çılgına dönen ve Hz. Peygamber'den intikam alma­dıkça yıkanmayacağına yemin eden Mekke'li müşriklerin reisi Ebû Sufyân bir gece 200 adamıyla Hz. Peygamber ve müslüman-lar hakkında bilgi almak için kendilerine gelmiş ve onlar da, ona gerekli bilgileri vermişlerdir. Kaynaklarımız, Ebû Sufyân'm, bu bilgileri aldıktan sonra Mekke'ye dönerken el-Ureyd bölgesinde, hurmalıklarının başında bulunan iki müslümanı öldürdüğünü ve hurmalıklarını yaktığını da nakletmektedirler.[297]

Mekke'li müşriklere gizli olarak verdikleri bilgilerle anlaş­maya aykırı harekette bulunan[298] Benu'n-îs[adîr Yahudileri, Hz. Peygamber'in Uhud savaşında Kureyşlilere üstünlük sağlayama­ması üzerine cesaretlenmişler ve bu arada Kureyşlilerden aldık­ları tehdidkâr bir mektupla[299], Hz. Peygamber ile yaptıkları an­laşmayı tamamen bozma eğilimine girmişlerdir.

Bu gerginlik havası içinde Hz. Peygamberin hicretinin 36. ayı Safer'de[300] (H.3. yıl Safer Temmuz-Ağustos) Bir'i Mauna[301] hadi­sesi meydana gelmiş ve 70 müsîüman mübelliğ tuzağa düşürüle­rek öldürülmüştür, içlerinden sadece Amr b. Ümeyye ed-Damrî isimli bir müsîüman kurtulmuş ve hadiseyi Hz. Peygamber'e ha­ber vermek için Medine'ye doğru yönelmiştir. Yolda Hz. Peygamber ile anlaşması olan Benû Âmir kabilesinden iki kişiye rastla­mış ve onları kendilerine saldıranlardan sanıp öldürmüştür. Son­ra da hemen Medine'ye gelip durumu Hz. Peygamber'e anlatmış­tır. Bu olaydan bir müddet sonra Benu Amir kabilesinin reisi Âmir b. Tufeyl Hz. Peygamber'e bir mektup yazıp, öldürülen iki adamın diyetini istemiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber bir grup arkadaşlarıyla[302] aralarında mevcut olan anlaşmaya daya­narak Benu'n-Nadir'lilere gidip diyete iştirak etmelerini istemiş­tir. Benu'n-Nadirliler diyeti vereceklerini söyleyip biraz bekleme­lerini istemişlerdir. Hz. Peygamber ve arkadaşları da bu arada bir duvarın dibine oturmuşlardır. Yahudiler, Hz. Peygamber'in bu şekilde bir duvar dibine oturmasını firsat bilip, durumu değerlen­dirmek istemişler ve onu öldürmek için kendi aralarında bir plan yapmışlardır. Bu plana göre; içlerinden Amr b. Cihâş isimli birini vazifelendirmişler ve ona yapacağı işi anlatmışlardır. O, Hz. Pey­gamber'in dibine oturduğu duvarın üzerine çıkacak ve onun üstü­ne büyük bir kaya parçası yuvarlayacaktı. Ancak onların bu planı­na içlerinden Sellam b. Mişkem karşı çıkmış ve şayet bunu yapa­cak olurlarsa durumun Hz. Peygamber'e derhal haber verileceği­ni söylemiştir. Buna rağmen Yahudiler bu işte ısrar etmişler ve planlarım uygulamak için harekete geçmişlerdir. Tam bu sırada Hz.Peygamber, kendisiyle birlikte gelen ashabına beklemelerini söyleyerek, bir hacetim görmek için kalkmış gibi yaparak bulun­duğu yerden ayrılmış ve geri dönmemiştir. Durumdan şüphele­nen Yahudiler, Hz. Peygamber'in arkadaşlarına gelip, onun için geciktiğini sormuşlar, ancak onlar da bilmediklerini söylemişler­dir. Bu arada Hz. Peygamber'in dönmemesine bir anlam vereme­yen Yahudilere Kinane b. Suriya: "Muhammed'in niçin kalktığını idrak etmiyor musunuz? Tevrat'a yemin olsun ki, Muhammed si­zin hazırladığınız tuzaktan haberdar edildi. Siz bunu yapmakla kendi nefsinize tuzak kurmuş oldunuz. O, sizin kurduğunuz tu­zaktan dolayı kalkmıştır. O nebilerin sonuncusudur. Siz nebinin, Harun'un neslinden gelmesini istiyorsunuz, ama Allah onu dilediği kavimden gönderir. Muhakkak okuduğumuz kitabımız Tev­rat'ta onun doğum yeri Mekke'dir, hicret yeri ise Yesrib'tir Onun anlatılan sıfatı, bizim kitabımızda anlatılanlar ile çatışmaz, o şimdi sizinle harbetmeye gelecek, sanki ben, sizi yerinizden sürü­lür, çoluk-çocuklarınızı bağırır ve evlerinizle mallarınızı arkanız­da bırakıp gider bir halde görür gibiyim. Şayet bana iki şey hak­kında itaat ederseniz, o şeyler size şeref kazandırır, üçüncüsünde ise hayır yoktur." demiştir.

Benu'n-Nadîrliler: "O ikisi nedir." diye sorduklarında, Kinane b. Suriya birincisinin müslüman olup çocuk-çocuklannı ve malla­rını kurtarmak, bunun yanında yerlerinden de sürülmemek oldu­ğunu söylemiştir. Kinane b. Suriya ikinci teklifinin; Hz. Peygam­ber kendilerini çıkarmak için geldiğinde, ona boyun eğmeleri şek­linde olduğunu, üçüncü teklifinin ise; kalelerine (utum'larına) çe­kilip savunma yapmaları olduğunu söylemiştir. Benu'n-Nadirli­ler savunma yapmayı tercih edince de onlara, yurtlarından çık­malarının daha hayırlı olacağını tekrar hatırlatmış ve kızının ayıplamasından çekinmese islâm'ı kabul edeceğini itiraf etmiştir. Bu arada Sellam b. Mişkem isimli bir yahudi de reisleri Huyey b. Ahtab'a, şayet Hz. peygamberden "çıkınız" diye emir gelecek olur­sa, çıkmayı kabul etmesini tavsiye etmiştir.[303]

Bu arada Hz. Peygamberi arayan Hz. Ebû Bekir ve arkadaş­ları onu ararlarken, yolda, Medine'den gelmekte olan bir adama rastlamışlar ve ona Hz. Peygamber'i görüp görmediğini sormuş­lardır. Adam, onu Medine'ye giderken gördüğünü söylemiş [304]bu­nun üzerine onlar da Medine'ye doğru yola çıkmışlardır. Hz. Pey­gamberi bulduklarında, ona, niçin böyle hareket ettiğini sormuş­lar, Hz. Peygamber de onlara Yahudilerin anlaşmalarını bozduk­larına dair Cibril'in kendisine haber getirdiğini ve bunun üzerine kalkıp Medine'ye geldiğini söylemiştir.[305]

Hz. Peygamber daha sonra Muhammed b. Mesleme'yi çağır­tarak, ona; Benu'n-Nadir Yahudilerine gitmesini ve onlara on gün içinde yurtlarından çıkmaları gerektiği ve bu tarihten sonra bura­da görülecek Yahudilerin boyunlarının vurulacağı haberini gön­derdi. Muhammed b. Mesleme de vazifesini yerine getirip, Hz. Peygamber'in emrini onlara iletti ve Amr b. Cihâş vasıtasıyla yap­mak istedikleri suikastı anlattı. Yahudiler bu sözler karşısında bir şey söyleyemediler ve yurtlarından çıkmak üzere hazırlanma­ya başladılar.[306] Ancak onlar çıkmak üzere hazırlanırlarken Ab­dullah b. Übey b. Selûl elçi göndererek [307]kendisinin 2000 adamla yardıma hazır olduğunu, ayrıca Gatafan ile Benû Kureyzalılar'm da yardıma geleceklerini ve uğrayacakları akibet ne olursa olsun yanlarında yer alacaklarını bildirmiştir. Gelen bu haber üzerine Sellâm b. Mişkem, Abdullah b. Übey b. Selûl'e güvenilemeyeceği­ni, reisleri Huyey b. Ahtab'a söylemiştir. Ancak Heyey b. Ahtab, bu uyarıya rağmen, Hz. Peygamber'e elçi göndererek yerlerinden çıkmayacaklarım bildirmiştir.[308] Hz. Peygamber de bu haber üze­rine savaş hazırlıklarına başlamıştır.[309]

Hz. Peygamber ile Benu'n-Nadir Yahudileri'nin arasının bo­zulmasına sebeb olarak gösterilen bir diğer hadise de, Benu'n-Nadir Yahudilerinin, Kureyşlilerden, Hz. Peygamber'i öldürme hususunda aldıkları mektupdan sonra onların, Hz. Peygamber'e bir mektup yazıp ondan üç müslümam [310]yanma alıp gelmesini ve kendilerinin çıkaracağı üç hahamla tartışmasını istemeleridir. Buna göre, şayet hahamlar kendisini tasdik ederlerse, toptan imân edeceklerdi. Fakat onların hahamlarının üçünün de cübbe-lerinin altında hançerleri vardı. Asıl gayeleri de Hz. Peygamber'i böyle bir bahane ile öldürmekti. Bu arada onların Hz. Peygam­ber'e suikast yapma girişiminde olduklarını anlayan ve daha ön­ceden Benu'n-Nadir Yahudileri'nden biriyle evlenmiş bulunan Ensâr'dan bir müslümamn kızkardeşi gelip durumu kardeşine bildirdi. O da yola çıkmış bulunan Hz. Peygamber'e yetişip, haberi ulaştırdı.[311] Bu haberi alan Hz. Peygamber derhal geri dönüp se­fer hazırlıklarına başlamıştır.

Bu şekilde savaş hazırlıklarına başlayan Hz. Peygamber Me­dine'de Ümmii Mektum'u [312]bırakarak H.4. yılda hicretinin 37. ayı olan Rebiu'l-Evvel'de (M.625 Haziran-Temmuz) yola çıktı.[313] Bayrağı Hz. Ali'nin taşıdığı seferde [314]Hz. Peygamber, hiç vakit kaybetmeden Benu'n-Nadir Yahudilerini muhasara altına almış­tır. Fakat bir müddet sonra muhasarayı kaldırmış ve Benû Kurey-za Yahudileri'nden gelecek yardımı önlemek için bu sefer Benû Kureyza Yahudileri'ni kuşatmıştır. Kuşatma esnasında onlara anlaşma teklif etmiş ve bu teklif olumlu karşılanınca anlaşma ya­pılmıştır. Benû Kureyza Yahudilerin den gelecek tehlikeyi böyle­ce bertaraf eden Hz. Peygamber ertesi gün yeniden Benu'n-Nadir Yahudilerini kuşatma altına almıştır[315]15 gün süren kuşatma[316] esnasında kendilerine va'd edilen yardımı alamayan Yahudiler, Hz. Peygamber'in, hurmalıklarını kestirip yaktırdığım[317] görün­ce, ona fitne çıkarmayı yasakladığı halde, kendisinin hurmalıkla­rını kestirip yaktırmak suretiyle fitne çıkardığını söylemişlerdir. Onl...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &