ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Asrı Saadette İslam > Asr-ı saadette vergi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Asr-ı saadette vergi  (Okunma Sayısı 3091 defa)
02 Ekim 2010, 21:20:12
Safiye Gül

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 15.436


« : 02 Ekim 2010, 21:20:12 »




ASR-I SAADETTE VERGİ


Prof. Dr. Mehmet Erkal
 



(Marmara Üniversitesi ilahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi, istanbul)

Mehmet Erkal 1944 yılında Sakarya Taraklı'da doğdu. 1955 yılın­da İlkokulu burada bitirdikten sonra hıfzını ta­mamladı. 1966 yılında Î.H.L'den mezun olarak ay­nı yıl istanbul Y.İ.E'ye girdi. 1968'de Beyoğlu Müf­tülüğünde İmam Hatiplik görevi aldı. İslâm Ensti­tüsünü 1970 yılında bitirdi.1975 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesine bağlı olarak başladığı doktora çalışmasını 1981 yı­lında tamamlayarak 1982'de fakültemiz İslâm Hukuku Dalma Öğretim Görevlisi olarak atandı. 1983'de Yardımcı Doçent, 1984'de Doçent oldu. 1988'de atandığı İslâm Hukuku Anabilim Başkan­lığını 1991 yılma kadar sürdürdü. 1989'da kuru­lan fakültemize bağlı İlahiyat Meslek Yüksek Okulu Müdür Yardımcılığına atandı. Halen bu gö­revi sürdürmektedir."İbadet ve Müessese olarak Zekat" adlı bir kitabı ve çeşitli makale ve araştır­maları yayınlanmıştır. [1]

 

Giriş
 

İlk devir islâm fetihlerinin yayıldığı yerler, geniş ölçüde o zamanki dünyanın en büyük iki devleti; Bizans ve Sâsâ-nî Devletlerinin hakimiyeti altındaki topraklar idi. islâm fütuha­tının Arap Yarımadasının dışında yayılmaya başladığı yıllarda Mısır, Suriye Kuzey Afrika Bizans imparatorluğunun; Irak, Iran ve Horosan toprakları da Sâsânî imparatorluğunun hakimiyeti altında idi.

ilk islâm fütuhatı, o devirde dünyanın en büyük iki devletin­den Sâsânî (Iran) imparatorluğunu on sene zarfında tarih sahne­sinden silerek, sahip olduğu toprakları islâm Devleti sınırları içi­ne katmış, Bizans imparatorluğunu da en güzel ve en verimli eyâletlerinden mahrum ederek esas kurulduğu ülkeye çekilmeye mecbur etmiştir.

Bu sebeple, îslâm Vergi Hukukunun Asr-ı Saadet tatbikatını incelemeden önce, Bizans ve Sâsânî Devletlerinin vergi sistemle­rini ve fetih öncesi hükümrân oldukları ülkelerdeki tatbikatı ile Arap Yarımadasındaki Islâni öncesi vergi uygulamalarını gözden geçirmemiz gerekmektedir. [2]

 

I. Bizans Ve Bizans İdaresindeki Mısır Ve Suriye'de Vergi Sistemi:
 

Milâdın ilk iki yüzyılında Roma imparatorluğu, bütün Akde­niz havzasını kaplayan ülkelerde büyük Afrika sahrasında, îskoç-ya'dan Fırat ve Arabistan çöllerine kadar uzanan geniş bir sahada Hâkimiyetini sürdürdü.

Bu ihtişamlı devirlerinde hudutlarına yığdığı çok sayıdaki askeri kuvvetleriyle, yaptırdığı müdafaa teşkilâtı Roma impara­torluk sahasını barbar ismi verilen kavimlerin istilâlarına karşı korudu, fakat Romanın sarf etmek zorunda kaldığı büyük muka­vemet, kendisi için tüketici oldu.[3]

Mîlâdî 3. apır içinde, Batı Asya üzerindeki hâkimiyetini Sâsânî idaresi altında yeniden tesise teşebbüs eden îran, Roma İmparatorluğunun en zengin kısımlarını işgal ve tahrip etti.[4] İki devlet arasında umumiyetle orta doğu ve doğu bölgelerinde cere­yan eden harpler ve devamlı hareket halindeki ordular, küçük As­ya, Suriye ve Mısır'ı kargaşalık içinde bıraktığı gibi, Roma'ya da pahalıya mal oluyordu.

Mağlubiyetle neticelenen savaşlar, iç isyan ve karşı isyan ha­reketlerini doğuruyor, müthiş harp masrafları karşısında mâlî durumu günden güne güçleşen devlet, fazla olarak istilâya uğra­yan topraklarının vergisini toplayamamak, doğu memleketleriyle olan ticaretinin durması yüzünden de ekonomik bunalıma hızla sürükleniyordu.[5]

Önceden gerek ganimet ve gerekse vergiler yoluyla Akdeniz Ülkelerinin altınlarının büyük bir kısmım elinde toplayan Roma, şimdi mağlubiyetle neticelenen harpler, kıymetli maden kaynak­larının kuruması yüzünden, bu altınları bir bir elinden çıkarıyor­du. Esasen doğu ülkelerinden kıymetli eşya ithali dolayısıyla açık veren dış ticaret dengesizliği sebebiyle tüccar, ticaret yapmak için gereken parayı bulamıyordu.[6]

Nihayet devlet ağır harcamaların altından kalkamayacak ha­le gelince, en tehlikeli bir tedbire, paranın ayarını bozarak açıkla­rını kapatma tedbirine başvurdu. Bu hal, bilinen iktisâdı kanun gereği, eşya ve hizmet fiyatlarım yükseltti.[7] Devlet Vergi tahsila­tını da bu çürük para üzerinden yapmaya mecbur olduğundan hazine gelirleri eski masrafları karşılayamaz oldu.[8]

Bu hal, önceleri nakîd para esası üzerine kurulmuş olan vergi sisteminde köklü değişiklikler yapılması ve vergilerin aynîyât ha­linde tahsilini zorunlu kıldı. Aynı sebeple devlet asker, memur ve işçilerin maaşlarını da aynîyât halinde ödemek zorunda kaldı. Bu suretle Ülke ekonomisinde para (nakid) ekonomisinden, tabiî yahut aynî ekonomiye geçiş şeklinde isimlenecek bir değişiklik ol­du.[9] Bu hal çeşitli devirlerde ıslah edilmek istendiyse de 4. asrın vergi sistemi 3. asrın izlerini taşıdı.

Devlet gelirleri, eski vergi sistemi yüzünden fakirleşen ve sa­yıları azalan mükelleflerden tahsil edildiğinden, giderleri karşıla-yamıyordu.[10] Bir vergi reformu zaruri idi. Bu reformu Diocletian (m.s.284-304) yaptı. Constantin (m.s.324-337) geliştirdi. Ancak yapılan bu reformlar geçici bir zaman için faydalı olmalarına rağ­men, çöküşün temel sebeblerini ortadan kaldıramadı.[11]

Üçüncü asırdan sonraki devirlerde Bizans Mali Sisteminin esas unsurları Diocletian ve Constantin'in vergi reformlarına isti-nad ettiği için bu reformlarla yeni bir şekil alan idâri taksimatı da özetlemeliyiz.

Dioclatian zamanında imparatorluk dört büyük Prefelik'ten ibaretti. Her prefeliğin başında bir "Prafecti Prastorio" bulunu­yordu. Bu prefelikler "Dioecesis" lere, her diocesis de eyaletlere bö­lünmüştü. Diocesisler Vicariusler'in idaresine verilmişti.[12]

Constantin'in reformunda da idâri teşkilat imparatorluğun prefeliklere, diocesislere ve eyaletlere bölünmesi esasına dayanı­yordu. Her prefeliğin başında bulunan en yüksek sivil memur olan Praetor prefekt'i, her çeşit vergilerin toplanması ve muhafazası ile görevli idi. Dioecesislerin reisleri bulunan vicariuslara ise, eya­letlerin sicil valilerine bağlı idi. Bunlar proconsul, corrector veya praeses gibi unvanlar taşıyorlardı.[13]

Dioclatian'in reformları ile askeri ve mülki idare birbirinden ayrılmış ve neticede kalabalık bir hükümet heyeti vücuda gelmiş­ti. Constantinus'dan itibaren ise, mülkî ve askerî kuvvet, yavaş yavaş aynı ellerde toplanmaya başladı. Bunun yanında kalabalık hükümet heyeti, bazı önemli değişikliklere uğramasına rağmen, Bizans devrine geçti ve İmparatorluğun son devrine kadar aynen kaldı.[14]

idarî bünye değişikliklere uğramasına ve Bizans Devrinde karışık bir sistem kâim olmasına [15]rağmen, Bizans idarî taksima­tı da esas unsurları Dioclatian ve Constantin'in reformlarına isti­nat eder.

Bizans idaresindeki Mısır'da, islâm fetihlerine tesadüf eden yıllarda idarî mekanizma Junstinian (Ö.563) devrine dayanmak­tadır. Bu taksimata göre, ülke 5 eyâlete ayrılıyordu: Mısır, Libya, Thebaid, Augustamnica ve Arcadia. Her eyalet sivil ve askerî yet­kileri elinde tutan ve "Duka" diye isimlenen bir görevli tarafından yönetiliyordu. Eyaletler de Eparchy'lere taksim edilmiş olup her birinin başında "praeses" denilen sivil bir idareci vardı. Eparchy-ler de muhtelif kategorilere; pagarchy'lere, idarî mülkî teşkilatlı şehirlere ve muhtar bölgelere ayrılıyordu.[16]

Şehir aristokrasisi curiales yahut bouleutai adı verilen top­rak sahipleri, din adamları, bu aristokrat zümre tarafından seçi­len exactor (câbî) lerden müteşekkildi. Exactor, maliyeden ilk so­rumlu kişi idi.[17] Şehirlere bağlı karyeler de benzer idâri nizâma sahipti. Fakat daha küçük ölçüde idi ve yetkiler karye reisinin (protokometes) elinde toplanıyordu.[18]

Suriye de buna benzer taksimata tâbi tutulmuştu. Zira Bi­zans idaresi iki ülkede de benzer taksimatla vergi tahsilini kolay­laştırmayı hedef alıyordu.[19]

Her idare şeklinin nüvesini maliye idaresi teşkil eder. Zira ha­kim olunan ülkenin idaresinde hedef alman ilk gaye, vergilerin zamanında ve mümkün olduğu kadar çok tahsil edilmesidir, işte bu maksatla Diocletian, idarî reformu müteakip vergi reformuna girişmiştir.

Diocletian, önceleri fevkalade anlarda imparatorların özel emirleriyle (indictic) eyaletlerden toplanan tahsislere yeni bir şekil vererek muntazam ve resmi vergiler haline getirdi ve ona "annona" adını verdi.[20]

Daha sonra vergi takdiri için "capitatic" denilen bir sistem uygulandı, istihsal bölgeleri, "capitatio" adı verilen eşit birimlere ayrıldı. Vergi matrahları da "capita" adı verilen gruplar halinde toplandı, imparatorluğun bir nevi kadastrosu yapılarak, söz ko­nusu gruplardan kaç tane bulunduğu tesbit edildi. Bundan sonra önceden tesbit edilen toplam vergi, capita adedine bölünüp, her

eyalete, bölgeye.....capitaların sayısına göre tevzi edildi.

Bizans mali sistemi içinde Suriye'de de toprağın yüzölçümü itibari ile eşit olmayan, fakat yetiştirdiği ürünün değeri bakımın­dan müsavi olan birimlere ayrıldığı ve bu birimlerin "iugum" diye isimlendirildiği görülüyor.[21] Böylece bir çeşit muadelet oluşturu­luyor ve her iugum kıymet bakımından aynı değerde vergi ödüyor­du. Bu birimlerin tesbiti her idarî, mülkî teşkilatlı şehirlerle, onla­ra bağlı karye ve topraklarda kütüklere geçerek tescil ediliyor­du.[22]

 

A- Baş Vergisi (Tributum Capitis)
 

Roma imparatorluğunun ilk yüzyıllarında arazi vergisi ya­nında baş vergisi (tributum capitis) de tahsil edildiğinde tarihçiler itt...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Asr-ı saadette vergi
« Posted on: 21 Eylül 2019, 14:20:03 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Asr-ı saadette vergi rüya tabiri,Asr-ı saadette vergi mekke canlı, Asr-ı saadette vergi kabe canlı yayın, Asr-ı saadette vergi Üç boyutlu kuran oku Asr-ı saadette vergi kuran ı kerim, Asr-ı saadette vergi peygamber kıssaları,Asr-ı saadette vergi ilitam ders soruları, Asr-ı saadette vergiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &