- Abdullah Bin Zeyd

Adsense kodları


Abdullah Bin Zeyd

Smf Seo Versiyon , -- Seo entegre sistem.

rray
ayten
Wed 6 October 2010, 01:05 am GMT +0200
26)Sâhib-ül ezân: ABDULLAH BİN ZEYD


Hicretten sonra Medîne'de Peygamber efendimizin mescidi yapılmış, burada Müslümanlar cemâatle namaz kılıyorlardı. Ancak o günlerde namaz vakitlerini bildirmek, zahmetli oluyordu. Müslümanlar, Mescid'e toplanır; namaz vaktini beklerlerdi. Bazıları da tam vakti tespit edemezlerdi.

 
Sevgili Peygamberimiz, buna bir çâre arıyorlardı. Bir gün arkadaşlarını topladılar. Meseleyi hep birlikte konuşmaya (istişâreye) başladılar. İlk önce şu teklif yapıldı:

 
- Namaz vakitlerinde çan çaldırsak!

 
Bunun üzerine Peygamber efendimiz buyurdu ki:

 
- Çan çaldırma âdeti, Hıristiyanlara mahsûstur. Bize yakışmaz.

 
Sonra, başka bir düşünce ileri sürüldü:

 
- Boru çaldırsak!

- O da Yahûdîlere âittir. Doğru olmaz.

 
Ateş Yaksak

- Yüksek yerlerde ateş yaksak. Böylece namaz vakitlerini, görerek öğrenmiş oluruz!

 
Bu teklife de Allahü teâlânın Resûlü şöyle buyurdu:

 
- Ateş yakmak, ateşperestlerin, ateşe tapanların işidir. Mecûsîlerin yaptığını taklîd edemeyiz. Son olarak:

-Namaz vakitlerinde, bir bayrak çekelim, teklifinde bulunuldu.

 
Peygamber efendimiz, bunu da beğenmediler. Neticede, karar veremeden dağıldılar. Müslümanlar üzgün olarak evlerine çekildiler.


O toplantıda bulunan Abdullah bin Zeyd, aynı gece bir rüyâ gördü... Ertesi gün, sabah namazından sonra, Sevgili Peygamberimize gördüğü rüyâyı anlattı:

 
" Yâ Resûlallah! Dün gece rüyâmda, mübârek bir zât gördüm. Elinde parlak bir çan vardı. Ona sordum:


- Onu bana satar mısın?

- Çanı ne yapacaksın?

- Müslümanları namaza davet edeceğim.


O mübârek zât güldü ve dedi ki:


- Sana ondan daha hayırlı, bir şey öğreteyim mi?

- Öğret!.

 
O zaman bana, kelimesi kelimesine, Ezân-ı Muhammedî'yi okudu."
 

Abdullah bin Zeyd hazretlerinin rüyâlarını anlatmasından sonra, Allahü teâlânın Resûlü de tebessüm ederek buyurdular ki:

 
- İnşâallah gördüğün hak rüyâdır, sâlih rüyâdır. Şimdi kalk da öğrendiklerini, Bilâl'e öğret! Ezânı, O okusun. Çünkü sesi, senden daha gür, daha yüksektir.
 

Aynı Rü'yâyı Ben de Gördüm

Bu rüyâ ve Ezân kelimelerini işiten Hz. Ömer dedi ki:
 

-Yâ Resûlallah! Seni hak Peygamber olarak gönderen Allaha yemîn ederim ki, aynı rüyâyı ben de gördüm.

 
Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz, ellerini semâya kaldırarak; Cenâb-ı Hakka şükrettiler, hamdettiler.

 
Bundan sonra Sâhib-ül Ezân diye meşhûr olan Abdullah bin Zeyd, Medîneli Müslümanların Hazrec koluna mensuptur. Ebû Muhammed el-Medenî adı ile künyelenmiştir. Akabe bîâtında bulunarak Resûlullaha îmân edip Müslüman olmakla şereflenmiştir. Bedir muharebesine iştirak etmiş ve diğer bütün harplere katılarak, büyük kahramanlıklar göstermiştir.

 
Resûlullah ile beraber Vedâ Haccı'nda bulundu. Bu hac esnasında elinde bulunan bütün mallarını, hayvanlarını, fakirlere sadaka olarak dağıttı.

 
وَمَنْ يُطِعْ اللَّهَ وَالرَّسُولَ فَأُوْلَئِكَ مَعَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنْ النَّبِيِّينَ وَالصِّدِّيقِينَ وَالشُّهَدَاءِ وَالصَّالِحِينَ وَحَسُنَ أُوْلَئِكَ رَفِيقًا
 


“Her kim Allah’a da Resul’e de itaat ederse işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebiler, sıddıklar, şehidler ve salihlerden olan kimselerle beraberdir. İşte onlar ne güzel arkadaştır.” [426]

 
Bir gün Abdullah bin Zeyd, Hz. Peygamber (a.s)'a gelmiş ve: "Ey Allah'ın elçisi, sen ve biz öldüğümüzde sen yüceler yücesinde olacaksın, seni göremiyeceğîz ve seninle bir arada olamıyacağız." deyip üzüntüsünü dile getirmişti de bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu. Abdullah bin Zeyd’in, Hz. Peygamber (a.s)'ın vefatı üzerine "Ey Allahım, benim gözlerimi kör et de sevgilimden sonra sevgilime kavuşuncaya kadar bir şey görmeyeyim." diye düa ettiği ve hemen o anda gözlerinin kör olduğu da nakledilmektedir.[427]
 

644 yılında 64 yaşında iken vefât etti.
 

Abdullah bin Zeyd (r.a) Buyurdu ki:

"Dünyada olup da âhiret hayatı yaşayan insan saâdet içindedir. Bir insan yaşadığı müddetçe Allah’ı hatırından çıkarmayıp, O'na hep yalvarırsa âhirette merhametine sebep olur. Böylece âhiret hayatı yaşamış olur."

 
Tirmizî'den kaydettiğimiz son iki ziyadeden birincisi elfazın ezanda ikişer, ikâmette birer kere tekrar edileceği belirtilmiştir. Şâfiî, Ahmed ve cumhur-u ulemâ bu hadisle amel ederek ikâmeti -başta ve sondaki tekbir dışında- birer kere okumak gerektiğine hükmetmişlerdir.İkinci rivayette ise, ezan ve ikâmet her ikisinde de elfazın ikişer kere okunacağı belirtilmektedir. Bazı âlimler de bunu esas almıştır. Ebû Hanîfe ve ashâbı bu görüştedir. Hanefî ulema'ya, Sevri, İbnu'l-Mübârek ve ehl-i Kûfe'ye göre, ikâmetteki elfazla ezandaki elfaz sayıca aynıdır, ancak ikâmette kad kâmeti'ssalât ilave edilir ve iki kere tekrar edilir. Bunlar Ebû Dâvud ve Tirmizî'de gelen -yukarıda kaydettiğimiz- Abdullah İbnu Zeyd hadisiyle istidlal ederler.

Diğer taraftan Şâfiî, Ahmed İbnu Hanbel ve cumhur, ikâmetin elfazının onbir kelime olduğu, başta ve sonradaki tekbirlerle kad kâmeti'ssalât lafzı dışında hepsinin birer kere, bu belirtilenlerin de ikişer kere söyleneceğine hükmetmişlerdir. Bunda delilleri, müteakiben kaydedeceğimiz Hz. Enes rivayetidir. Sadece İmam Mâlik kad kâmeti'ssalât lafzının bir kere okunacağına hükmetmiştir. Şâfiî'nin de kavl-i kadiminde buna hükmettiği bilinmektedir. Hz. Ömer'in ben de görmüştüm demesi üzerine Hz. Peygamber'in hamdederek daha sağlam oldu demesi, rüyanın sıdkına Hz. Ömer'in şehadet etmiş olması sebebiyledir. Çünkü Sekîne onun diliyle birçok fırsatta konuşmuştur.

 
ـ وعن عبداللّه بن زيد رَضِيَ اللّهُ عَنْه: ]وَقِيلَ لَهُ تَوَضّأ لَنَا وُضُوءَ رسولِ اللّهِ #، فَدَعَا بِإنَاءِ فَفَعَلَ نَحْوَ مَا تَقَدَّمَ، وَفِيهِ: فَمَسَحَ بِرَأسِهِ، فَأقْبَلَ بِيَدَيْهِ وَأدْبَرَ، بَدَأ بِمُقَدَّمِ رَأسِهِ، ثُمَّ ذَهَبَ بِهِمَا إلى قَفَاهُ ثُمَّ رَدَّهُمَا حَتَّى رَجَعَ إلى المَكَانِ الَّذِى بَدَأ مِنْهُ، ثُمَّ غَسَلَ رِجْلَيْهِ[. أخرجه الستة.وفي رواية لمسلم: »وَمَسَحَ بِرَأسِهِ ثَثاً« .

 
-Abdullah İbnu Zeyd (r.a)'ın anlattığına göre, kendisine:"Bizim için, Resûlullah (a.s)'ın abdestiyle bir abdest al (da görelim)!" diye talepte bulunuldu. O, hemen bir kap [su] isteyip, önceki hadiste anlatılan şekilde abdest aldı. Abdest alışını anlatan rivayette şu farklı açıklama var:"Başını meshettikte ellerini (saçları üstünde) ileri ve geri doğru  yürüttü. (Şöyle ki: Mesh ameliyesine) başın ön kısmından başladı ellerini enseye doğru götürdü. Sonra, başladığı yere kadar geri getirdi. Sonra ayaklarını yıkadı."[428]

Bilal2009
Sun 20 January 2019, 02:44 pm GMT +0200
Esselamu aleyküm Rabbim paylaşım için razı olsun

ceren
Sun 20 January 2019, 07:30 pm GMT +0200
Esselamu aleykum. Rabbim razı olsun emeği gecen bizlere bu bilgileri sunan kardesimizden...