ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Ameller - İbadetler - Kulluk Kavramı > Allaha Kulluk > Seher Vaktinin Kıymeti
Sayfa: [1] 2 3 4 5   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Seher Vaktinin Kıymeti  (Okunma Sayısı 5038 defa)
11 Aralık 2007, 03:48:51
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 11 Aralık 2007, 03:48:51 »



Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:                "(Bu nimetler) Sabreden, doğru olan, huzurunda boyun büken, infak eden ve seher vaktinde Allah'tan bağış dileyenler (içindir.)" (Al-i İmran; 17)
Görüldüğü gibi, seher vaktinde Allah-u Zülcelal'e yalvararak tevbe istiğfar eden kimseleri, Allah-u Zülcelal bu ayet-i kerimede methetmiştir. Daha sonra seher vaktinde istiğfarda bulunan                  kimselerin, güzel bir amel işlediklerini beyan etmiştir.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Allah-u Teala, her gecenin üçte biri kalınca rahmeti ile dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim. Dua eden kim ise, onun duasını kabul edeyim. Kim benden bir şey isterse, ona vereyim. Kim benden bağışlanmayı isterse, onu bağışlayayım." (Buhari, Müslim)
İnsan, Allah-u Zülcelal'in rahmetine muhtaç olarak, geceleri hiç olmazsa uykusundan az bir miktar feda ederek Allah-u Zülcelal'e en azından iki rekat namaz kılarsa, bu fedakarlığa bakarak Allah-u            Zülcelal de:
"Kulum, diğer insanlar uykudayken, uykusunu bölüp bana ibadet yaptı." diyerek, o kulunu af ve mağfiret edebilir. Yeter ki insan onun affına müşteri olsun.
Geçmiş Evliyaların yaşantılarına baktığımız zaman, ömürleri boyunca seher vakitlerini ibadetle geçirdiklerini görürüz. Nitekim Şakik-i Belhi şöyle demiştir:
 "Kabrimin aydınlık olmasını istedim, onu seher vaktinde namaz kılmakta buldum."
Onun için  her insan her ne kadar onlar gibi yapamıyorsa da, denizden bir damla da olsa hiç olmazsa onlara mutabaat yapmaya gayret göstermesi gerekir.
Anlatıldığına göre, Allah-u Zülcelal Davud aleyhisselam'a şöyle vahyetmiştir:
"Ey Davud! Akşamın karanlığı yayılınca yatıp sabaha kadar uyuyan kimse, beni sevdiğine dair iddiasında yalancıdır."
Rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve          sellem'in yanında gece uyanmadan sabahlayan birinden bahsettiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: "Şeytan onun kulağına bevl etmiştir." buyurdu. (Buhari, Müslim, Nesai)
Gece ibadeti, ahirette çok büyük mükafatları kazanmaya vesiledir. Bütün bunlardan sonra, insan gece uykusundan fedakarlık yaparak korku ve ümit içerisinde Allah-u Zülcelal'e yalvarmalıdır. İnsan nasıl ki bir yolculuğa çıkarken hazırlık yapıyorsa, kıyamet yolculuğunda da gece ibadeti gibi kendisine faydalı olacak esbablara sarılmalıdır.
Allah-u Zülcelal başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için nice aydınlatıcı nimetler saklandığını hiç kimse bilemez."  (Secde; 17)
Demek ki ibadetle vaktini geçiren kimse, kendisi için hazırlanan mükafatı ve hazineleri bilemez. Onun için bundan kendimizi mahrum etmeyelim.
Bu kıymetli olan mükafatın, herkes kendisine nasip olmasını ister. Fakat dünya muhabbeti, nefs ve keyf-ü sefa, insana hicap ve mani oluyor.
İnsanın kalbi bir kale gibidir. Şeytan, insanın kalbine girip orasını istila etmek ister. Buna göre insana düşen görev, kalbinin düşmana karşı giriş yerlerini kapamaktır. İnsan bu kapıları kapatırsa, şeytanın kalbine girmesine mani olmuş olur. Peki, bu kapılar nedir? İşte bunu insanın bilmesi gerekir. Bu kapılardan bir kaç tanesini izah edelim.
Mesela kızmak! Kızmak, insanın aklını tesirsiz hale getirir. Dikkat edersek, bir insan kızdığı zaman akılsızca davranışlarda bulunuyor. Onun için Vehb bin Münebbih şöyle demiştir:
"İnsan kızdığı zaman, çocuğun top ve topaçla oynaması gibi, şeytan onunla oynar."
Bir adam: "Ey Allah'ın Resulü! Beni Allahu Teala'nın kızgınlığından hangi amel korur?" diye sordu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Senin O'nun kullarına kızmaman." (Taberani)
Burada kıyamet gününe inanan mü'minler için çok büyük bir ders vardır. İnsan Allah'ın yarattıklarına karşı şefkatli davranıp kızmaması lazımdır. Bununla birlikte Allah-u Zülcelal'in gazabından da muhafaza olunur. Allah-u Zülcelal'in gazabından muhafaza olmak, insan için en büyük ni'mettir.  Önümüze her hangi kızabileceğimiz bir olay geldiğinde bu hadis-i şerifi hatırlamak lazımdır. İnsan bu şekilde bu hadis-i şerifi hatırlayıp da kızmaktan vazgeçerse, Allah-u                 Zülcelal de o kuluna kıyamet gününde inşAllah gazabı yerinde               rızasını nasip edecektir. Onun için bu emirleri yerine getirmeye gayret edelim...
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem birgün ashab-ı kirama:
"Size göre pehlivan kimdir?" diye sordu. Ashab-ı kiram:
"Pehlivan sırtı yere getirelemeyendir." dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Hayır! Gerçek pehlivan, kızdığı anda kendine hakim olan kimsedir." (Müttefekun Aleyh)
Onun için hiç kızmamak gerekir. Anlatıldığına göre, bir adam Rebi bin Haysem'e kötü bir söz söyledi. Rebi bin Haysem kızmayıp: "Cennetle aramda bir mesafe vardır. Eğer onu aşamazsam, ben senin söylediğinden daha kötüyüm." diye karşılık vermiştir.
Evet, kızgınlığı yutmak Peygamberlerin, velilerin ve alimlerin huyudur. Kızmak ise zalimlerin, hainlerin ve  cahillerin ahlakıdır.
Önceki bir semavi kitapta şöyle denilmiştir:
"Ey İnsan! Kızdığın zaman beni hatırla ki, bende kızdığım zaman seni hatırlayayım da seni de azabımla helak ettiklerim içinde helak etmeyeyim."
Bir gün bedevilerden biri Hz. Ömer radıyallahu anh'a:
"Vallahi sen adaletle hükmetmiyor ve bol vermiyorsun!" dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer radıyallahu anh öfkelendi. Öyleki kızdığı yüzünden belli oldu. O vakit orada bulunanlardan bir kişi: "Ey mü'minlerin emiri! Allahu Zülcelal:
"Affa sarıl, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir." (A'raf; 199)  buyuruyor. Bu adam cahillerden biridir." dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer radıyallahu anh'in kızgınlığı dindi ve adamı affetti.
İnsan ne vakit öfkesini yutarsa Allah için yutmalıdır.  Bunun Allah nezdinde sevabı çok büyüktür. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
"Her kim öfkesini yenerse Allah o kimseden azabını men eder. Her kim Rabbine istiğfar ederse Allah onun istiğfarını kabul eder. Her kim dilini kötü söylemekten muhafaza ederse Allah o kimsenin ayıplarını örter." (Beyhaki)
Öfkelenen kişi euzü besmele çekmeli ve kelime-i tevhidi söylemelidir. Ayakta ise oturmalıdır. Oturuyorsa yan üstü yatmalıdır. Soğuk su ile abdest alması da müstehaptır. Zira öfke ateştendir ve ateşi de su söndürür.
İnsan Allahu Zülcelal'in kullarına kızmayıp, onlara karşı şefkat ve merhametli olması lazımdır. Bu güzel sıfatı elde edebilmek içinde hem Allahu Zülcelal'den istemeli ve hem de gayret göstermelidir. Bu tavsiyeleri yerine getirdiğimiz zaman kızmamız gider ve  şeytan,         kızmamızdan fırsat bulup, bizi günaha götüremez.
Şeytanın kalbe giriş yollarından birisi de kıskançlık ve hırstır. Kıskançlık ve hırs, insanı mahveder. Bunlar da şeytan için büyük bir fırsattır. Bu konuda Evliyalardan bir zat şöyle anlatmıştır:
"Kıskançlıktan sakınınız. Çünkü kıskançlık, gerek göklerde ve gerekse yeryüzünde Allah'a karşı gelmeye ilk yol açan günahtır. Bilindiği gibi şeytan, Adem aleyhisselam'ı kıskandığı için:
"Beni ateşten, onu ise topraktan yarattın!" diyerek ona secde etmek istememiş ve kıskançlığı yüzünden Allah'ın lanetine uğramıştır. Hırsın ilk örneği de Adem aleyhisselam da görülmüştür. Bilindiği gibi Adem aleyhisselam'a:
"Şu ağaç dışında her şey sana mübahtır." dendiği halde, hırsı kendisini o yasak ağacın meyvesinden yemeye sürüklediği için            cennetten çıkarılmıştır.
İnsanın dağlar kadar ameli de olsa, kıskançlık bütün bu amellerin sevabını yok eder. Halbuki insan binbir zahmetle, nefsini zorlayıp amel yaparak sevap kazanıyor, bu sevaplarını da kıskançlık yaparak boşu boşuna mahvetmesi çok yazıktır. Hased eden kimse Allahu            Zülcelal'in ni'metlerinin düşmanıdır. O'nun takdirine kızgındır. O'nun kulları arasındaki yaptığı taksime razı değil demektir.
Hırs da; dünya malının üstüne haris, yani arzu sahibi  olmaktır. Mesela, kadının altına ve güzel elbiselere meraklı olması, erkeğin de ticarette çok mal biriktirme sevdasına tutulmasıdır. Bazı insanlar çok mal biriktirmeye çalışıyor ve bu nedenle namazdan, ibadet ve zikir-den maalesef geri kalıyor. Fakat insan hırsla değil, ancak kanaatle     zengin olur. Onun için denilmiştir ki:
"Kanaattan daha üstün bir zenginlik, haris (hırslı) olmaktan da daha şiddetli bir fakirlik yoktur. Çünkü insanın rızkı, henüz annesinin karnında yüzyirmi günlük iken yazılmaktadır."
İnsanın az bir şeyi olsa da kanaat etse, yine zengin olur. Fakat insan ihtiras sahibi olursa, bütün dünya da kendisinin olsa, bu dünya ile yetinmeyip ikinci bir dünya isteyecek olursa, içinde daima huzursuzluk meydana çıkacaktır.
Şeytanın diğer giriş kapıları ucub, kibir ve cimriliktir. Bütün manevi hastalıkların kapısı da bunlardır. İnsan bu manevi hastalıklardan kolay kolay kurtulamaz. Ancak bu hastalıklardan, bir Evliyanın elinde tevbe etmekle kurtulunur. Daha sonra zikir ve hizmet yapmakla, insandan bu manevi hastalıklar izale olur. Allah-u Zülcelal herşeyi kural ve kaideye bağlamıştır.
İnsan, kural ve kaidelere, Allah-u Zülcelal'in zikrine, ibadetine devam ede ede ve tevbe etmek suretiyle zamanla bu manevi hastalıklardan kurtulur. İnsandan bu manevi hastalıklar zail olduktan sonra, kolaylıkla Allah-u Zülcelal'in ibadetini yapabilecek duruma gelir.
Şunu iyi bilmeliyiz ki; Allah-u Zülcelal'in ibadetinde devamlı olursak, o zaman dünya bizim için hayırlıdır. Aksine dünyaya müptela olursak, dünya bizim için hayırlı değil demektir.
Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan rivayetle Hz. Peygamber                 sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
"Size hayırlınızın kim olduğunu söyleyeyim mi? Hayırlınız, ömrü uzun, amelleri güzel olanınızdır." (Ahmed bin Hanbel, İbn Hıbban, Beyhaki, Hakim)
İşte bunu böyle bilmeliyiz. Eğer biz ömrümüzü salih amel işle-yerek g...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 21 Haziran 2014, 00:08:19 Gönderen: Rüveyha »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Seher Vaktinin Kıymeti
« Posted on: 19 Ocak 2019, 00:41:22 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Seher Vaktinin Kıymeti rüya tabiri,Seher Vaktinin Kıymeti mekke canlı, Seher Vaktinin Kıymeti kabe canlı yayın, Seher Vaktinin Kıymeti Üç boyutlu kuran oku Seher Vaktinin Kıymeti kuran ı kerim, Seher Vaktinin Kıymeti peygamber kıssaları,Seher Vaktinin Kıymeti ilitam ders soruları, Seher Vaktinin Kıymeti önlisans arapça,
Logged
20 Şubat 2014, 22:26:36
Pelinay
Bölüm Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.696


« Yanıtla #1 : 20 Şubat 2014, 22:26:36 »

Paylaşım için teşekkürler.istifade ettiğim bir yazıyıd. Rabbim razı olsun...
Rabbim bizleri uyandırsın.Hidayete erdirdiklerinin yoluna iletsin...
Bizleri yaptığı her işi Onun rızasının gözeterek yapanlardan ve kulluğunu layıkıyla yerine getirenlerden eylesin...
Rabbim seher vaktinin feyzinden ve bereketinden hakkıyla faydalanabilmeyi ,bu faziletli zamanı Ona istiğfar,ibadet ve niyazlarla geçirebilmeyi nasip etsin....
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
20 Şubat 2014, 22:30:01
Hanife Ls 1

Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 892


« Yanıtla #2 : 20 Şubat 2014, 22:30:01 »

selamun aleyküm; amin amin ecmainnnn
Cenab-ı Hakk Kur’an-ı Kerim’de iyileri överken: “Gecenin az bir kısmında uyurlardı. Seherlerde de onlar istiğfar ederler (mağfiret dilerler)di.” buyurmuştur
“(Onlar:) Sabredenler, doğru olanlar, itâat edenler, (mallarını Allah yolunda) sarf edenler ve seherlerde (sabah namazı vaktinden önce) mağfiret dileyenlerdir.” (Âl-i İmran, 17)
“Şübhesiz ki takvâ sâhibleri, Rablerinin kendilerine verdiğini almış kimseler olarak, Cennetlerde ve pınar başlarındadırlar. Çünki onlar, bundan önce iyilik eden kimselerdi. Gecenin az bir kısmında uyurlardı. Seherlerde de onlar istiğfâr ederler (mağfiret dilerler)di.” (Zariyat, 15-18)
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı

Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat bir uykudur; bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar, gider.
20 Şubat 2014, 22:37:58
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 23.605


« Yanıtla #3 : 20 Şubat 2014, 22:37:58 »

Seher vakti insanın evine rızık dağıtılırmış.Uyanık olup,evinin camını,penceresini açıp rızığın eve gelmesini sağlarmış.Paylaşan kardeşimden Allah razı olsun.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
21 Haziran 2014, 18:50:35
Rüveyha
Forum Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 6.764


« Yanıtla #4 : 21 Haziran 2014, 18:50:35 »

Mevlam seherlerde nasipsiz olanlardan eylemesin inşaAllah..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3 4 5   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &