๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Ahkamüs Sultaniye => Konuyu başlatan: Sümeyye üzerinde 09 Mart 2011, 13:11:49



Konu Başlığı: İmamlık şartları ve tercih sebepleri
Gönderen: Sümeyye üzerinde 09 Mart 2011, 13:11:49
B- İMAMLIK ŞARTLARI VE TERCİH SEBEPLERİ

 


Tâyin edilecek imamda aranılacak vasıflar beştir. 1- Erkek­lik, 2- Dürüstlük, âdil olmak, 3- İyi okuyuculuk (kârîlik), 4-Fakihlik, 5- Dilinin kekeme olmaması, sözlerinin anlaşıla­bilir olmasıdır.

Çocuk, fâsık ve köle birisi imam olmuşsa, imamlığı muteber, fakat imam tâyini muteber değildir. Çünkü küçüklük, kölelik, fâşıklık imamlığa engel değil, bir makama tâyine engeldir. Resûlullah (s.a.v), çocuk olmasına rağmen Amr b. Mesleme'ye, kabilesine namaz kıldırmasını emretmiştir. Çünkü onların en iyi okuyanı Amr idi. Yine Peygamber (s.a.v), kendi kölesinin ardında namaz kılmış ve şöyle buyurmuştur:

"Her iyi ve kötünün ardında namaz kılınız.[97]

Kadının, erkeklik ve dişiliği belli olmayan birisi (hünsâ)nm, ahrazın ve pepenin imam olması uygun değildir. Eğer kadın veya hünsâ imam olmuşsa, ona uyan erkek ve kadınların namazı bozu­lur. Ahraz veya pepe imam olmuş ve harfleri başka harflerle de­ğiştiriyorsa ona uyan cemaatten ahraz ve pepe olanların namazı muteber, diğerlerininki bâtıldır.

İmam olacak şahsın kıraat yönünden bilgisinin en az derecesi Fatiha sûresini, fıkıh yönünden ise en az namaza ait hükümleri bilmesidir. Ancak böyle bir şahıs imamlığa hak kazanır. Kuranın tamâmını ezbere bilir, bütün fıkıh hükümlerine vâkıf olursa ter­cih sebebidir. Fakih olan fakat kıraati çokça bulunmayan biri ile kıraati olup, fıkhı bilgisi olmayan iki şahsın imamlığı söz konusu olursa fıkhî bilgisi olan, diğerine tercih edilir. Fatihayı biliyorsa bu yeterlidir. Çünkü kıraat nihayet mahdud miktarda âyet-i kerîmeyi bilmeyi gerektirir. Halbuki namazda karşılaşılacak hâdiseler pek çoktur. Bunları bilmek de fıkhî bilgiye bağlıdır. Tâyin olunan imam ve müezzinin gördükleri göreve karşılık hazîneden geçimleri miktarınca ücret almaları münâsiptir. Ebû Hanîfe aksi görüştedir.

Umûmî mescidler: Cadde kenarlarında, umûma mahsus bölgelerde ve kabîle içinde yapılan mescidlerdir. Halîfenin bu tür­lü mescid inşa edenlere ve oraya imam tâyinine itirazı olamaz. Mescidi inşâ edenlerin ittifak ettikleri bir şahıs imam tâyin edilir. Tâyin edilen imamdan artık vaz geçemezler. Şayet imam hâlini değiştirirse, o zaman değiştirirler.

Genel mescide imam tâyin edilen bir şahsa, halef olacak birini de nâib olarak tâyin edemezler. Mescidin cemaatı, imam bulun­mayınca o an için nâib seçerler. Mescidin cemaati imam seçimin­de ihtilâf ederlerse ekseriyetin görüşü üzere imam seçilir. İhtilâf gösterenler aded bakımından müsavî iseler, halîfe dince en din­dar, en yaşlı, en iyi okuyan, en fakih birini imam seçer. Halîfenin imam seçişi, ihtilâf gösterenler için mi? Yoksa o mescide gelen bü­tün cemaat için mi geçerlidir? Bu hususta iki fikir vardır. 1- Tâyin işlemi yalnız ihtilâf gösteren cemaat için geçerlidir. İhtilâf göste­renlerin dışındaki cemaat zaten bir hususta anlaşmış, ayrılık güt-memişlerdir. 2- Halîfe, cami cemaatinden imamlığa lâyık olanı se­çer.

Bir şahıs mescid yaptırır kendisi de imamlığa ehil olmazsa mescidin komşularından biri imamlık ve müezzinlik yapar. Ebû Hanîfe'ye göre, mescidi yaptıran imamlığa ve müezzinliğe en lâyık olanıdır. Bir grup, bir evde namaz için hazır bulunsa ev sahibi fazilette, hazır cemaat fertlerinden biraz aşağı da olsa, yine imamlığa o müstehaktır. Halîfe de orada olsa, bir görüşe göre, ida­reciliği genel olduğundan imamlığa da müstehaktır. İkinci görüşe göre de, mülkünde tasarrufta özel bir yetkiyi hâiz olduğundan ev sahibi imamlığa lâyıktır.[98]




[97] Müsned-i Ahmed, 5/455.

[98] El-Ahkâmu’s-Sultaniyye, Ebu’l-Hasan Habib, Bedir Yayınevi, 1/ 197-199.