Hayvanların zekatı

(1/1)

Sümeyye:
1- HAYVANLARIN ZEKÂTI


Bu sınıf içine deve, sığır-manda, koyun-keçi gibi hayvanlar gi­rer. Bunların hepsine birden "Mâşiye" denilmiştir. Çünkü yürü­yerek otlarlar.

aa) Develerin zekâtı: Devenin zekâta tâbi en az miktarı 5'dir.

5'den- 9'a kadar 1 yaşında bir koyun veya keçi, zekât verilir. 10'dan - 14'e kadar 2 koyun veya keçi zekât verilir. 15'den - 19'a kadar 3 koyun, veya keçi zekât verilir. 20'den - 24'e kadar 4 koyun veya keçi zekât verilir.

25'den - 35'e kadar 1 yaşını bitirmiş 1 dişi deve yavrusu zekât verilir. (Yoksa erkeği).

36'dan - 45ıe kadar 2 yaşını bitirmiş 1 dişi deva zekât verilir.

46'dan - 60'a kadar 3 yaşını bitirmiş, üzerine binilebilen, yük taşıyan 1 deve verilir.

61'den 75'e kadar 4 yaşını tamamlamış 1 dişi deve verilir.

76'dan - 90'a kadar 1 yaşını doldurmuş 2 dişi deve, dişi yoksa erkeği zekât verilir.

91'den - 120'ye kadar 2 yaşım doldurmuş 2 dişi deve verilir.

Nisbetler hususunda hüküm burada bitmektedir. Bu konuda icmâ vâki olmuştur. Deve miktarı 120'yi geçerse zekât miktarında hukukçular ihtilâf etmişlerdir. Ebû Hanîfe'ye göre, tekrar baştan hesap edilir. İmam Mâlik'e göre, 130'a ulaşınca 2 yaşında 1 dişi de­ve 1 yaşında 2 dişi deve zekât verilir.

Şafiî'ye göre: 121'den itibaren her 40 devede 1 yaşında 1 dişi deve ve her 50 devede 2 yaşım bitirmiş 1 dişi deve zekât verilir. Bu duruma göre, 121 devede 1 yaşını bitirmiş 1 dişi deve, 130 devede

2 yaşını bitirmiş 1 dişi deve ve 1 yaşını bitirmiş 2 dişi deve 150 de­vede 2 yaşını bitirmiş 3 dişi deve, 160 devede 1 yaşını bitirmiş 4 di­şi deve, 170 devede 2 yaşını bitirmiş 1 dişi deve ve 1 yaşını bitirmiş

3 dişi deve, 180 devede 2 yaşım bitirmiş 2 dişi deve ve 1 yaşını bi­tirmiş 2 dişi deve, 190 devede 2 yaşını bitirmiş 3 dişi deve ve 1 yaşı­nı bitirmiş 1 dişi deve, 200 devede muhayyer olarak ya 2 yaşını bi­tirmiş 4 dişi deve veya 1 yaşını bitirmiş 5 dişi deve zekât verilir. Şayet bu şartlardan birini taşıyan bulunmazsa iki şıktan diğerini muhakkak verir. İki şıktan da verebiliyorsa zekât memuru üstün olan şıkkı tercih eder. Bir görüşe göre 2 yaşını bitirmiş olanları alır. Çünkü faydası çok, sıkıntısı azdır. Bundan sonra aynı kıyas tarzı devam eder. Her 40 devede 1 yaşını bitirmiş 1 dişi deve, her 50 devede 2 yaşını bitirmiş 1 dişi deve zekât verilir.

bb) Sığır ve mandaların zekâtı: Bunlarda ilk nisab (ölçü) miktarı 30'dur. 30 sığır veya mandada 6 ayım doldurmuş 1 erkek veya dişi buzağı zekât verilir. 40 sığır veya mandada 1 yaşını dol­durmuş 1 dişi buzağı, yoksa erkek buzağı verilir. Bir görüşe göre dişi buzağı olmayınca da erkek buzağı zekât olarak verilmez, ka­bul olmaz. Sığır ve mandalar 4O'ı geçince zekâtları hususunda ihtilâf vardır. Ebû Hanîfe'den bir rivayete göre, 50 sığırda 1 yaşını doldurmuş 1 dişi buzağı ve bedelinin 1:4 u, Şafiî'ye göre, 40'dan -60'a kadar zekât gerekmez. 60 sığırda ve mandada 6 aylarım doldurmuş 2 buzağı zekât verilir. 60'dan sonra her 30 sığır için 6 ayını bitirmiş l'er buzağı, her 40 sığırda ise, 1 yaşını bitirmiş 1 buzağı zekât verilir. Bu durumda, 70 sığırda 1 yaşını bitirmiş 1 dana ve 6 ayını bitirmiş 1 buzağı, 80 sığırda 1 yaşım bitirmiş 2 buzağı, 90 sı­ğırda 6 ayını bitirmiş 3 buzağı, 100 sığırda 6 ayını bitirmiş 2 buza­ğı ve 1 yaşını bitirmiş 1 buzağı, 110 sığırda 1 yaşım bitirmiş 2 bu­zağı ve 6 ayını bitirmiş bir buzağı 120 sığırda tercih hakkı olup is­terse 1 yaşını bitirmiş 3 buzağı, isterse 6 ayım bitirmiş 4 buzağı zekât verir, aynen 200 devenin zekâtı gibi. Bir görüşe göre, zekât memuru şartları taşıyanlardan bulduğunu alır. İki gruptan da varsa yarayışlı olanı alır. Bir görüşe göre de, 1 yaşını bitirmiş bu­zağılardan zekât alır. Bundan sonra kıyas üzere her 30 sığırda 6 ayını doldurmuş 1 buzağı zekât alır, her 40 sığırda da 1 yaşım bi­tirmiş 1 buzağı zekât alınır.

cc) Koyun ve keçilerin zekâtı: İlk zekât miktarı ölçüsü 4O'dır, 40dan - 120'ye kadar 2 yaşında 1 koyun veya keçi zekât ve­rilir. Yalnız hepsi de 2 yaşından küçükse, Şafiî'ye göre, 1 yaşından aşağı olmamak üzere 1 koyun veya keçi zekât alınır. Mâlik'e göre, ancak 2 yaşında 1 koyun veya keçi zekât alınır. 121'den - 200'e ka­dar 2 yaşında 2 koyun veya keçi, 201'den - 399'a kadar 2 yaşında 3 koyun veya keçi, 400'de 2 yaşında 4 koyun veya keçi zekât verilir. Bundan sonra her 100 koyun veya keçi için 2 yaşında 1 koyun veya keçi zekât verilir.

Koyun keçi ile, Manda (Camız) sığırla, Acem devesi Arab de-vesiyle aynı işleme tabidir. Çünkü bunlar aynı cinsten sayılırlar. Fakat deve sığırla, sığır koyunla toplanamaz. Cins ayrılığı bu işle­me mânidir. İnsanların, zekâta tabi mallan ayrı ayrı da olsa kıy­metleri toplanıp zekâtları hesap edilir. Karışma kabiliyetleri olan mallar gerekli ölçüye ulaşınca hepsine birden verilen zekât mute­berdir. Mâlik'e göre, karıştırmanın tesiri olmaz, her bir mal kendi başına gerekli ölçüyü doldurmahdır. Doldurmadığında karışık mal zekâta tâbi olma şartları taşıyorsa o zaman onun zekâtı veri­lir. Ebû Hanîfe'ye göre her bir malın zekâtı ayrı ayrı verilir. Ancak o zaman borçtan kurtulur.

Sözü geçen hayvanların zekâtı için iki müşterek şart vardır.

1- Hayvanların Sâime olması: Senenin 6 ayından fazlasını otlaklarda geçiren, yavrulayan, sahihlerine beslenme bakımın­dan sıkıntı vermiyen hayvan olmalıdır. Koşum hayvanı veya ahır­larda beslenen hayvanlarsa Ebû Hanîfe ve Şafiî'ye göre zekâtları verilmez. İmam Mâlik ise bunları da Sâime hayvanlar gibi düşü­nür ve zekâta tâbidir der.

2- Üzerlerinden 1 senenin geçmesi: Hadîs-i şerîfde: "Sene­sini doldurmayan maldan zekât verilmez.'[109] buyurulmuş-tur. Koyun ve keçi, kuzu ve oğlak da senesi dolmasa da anaları ile birlikte hesaba katılırlar. Anaları gerekli ölçüden noksansa Ebû Hanîfe'ye göre, nisabı tamamlamış olurlar. Şafiî'ye göre yavrular nisabı tamamladıktan sonra 1 yılın geçmesi beklenir.

Atlar, katırlar, merkepler zekâta tâbi değildir. Ebû Hanîfe, di­şi atlar (Kısraklar) sâime ise her ata 1 dinar zekât verilir, der. Pey­gamber (s.a.v) de, 'Köleler ve atların zekâtından sizleri muaf tuttum.”[110] buyurmuştur.

Zekât memuru mutlak bir yetki ile tâyin edilmişse, o takdirde ihtilaflı malların zekâtını alıp almamakta kendi reyine ve içtiha­dına göre hareket eder. Her hangi bir hukukçunun veya mal sahi­binin görüşü ile bağlı değildir. Mükelleflerin verdikleri zekât, me­murun belirttiği miktar kadar değilse geçerli olmaz, mükellefle­rin böyle mallar için kendiliklerinden verdikleri miktar tam yet­kili memur için bir Ölçü olamaz.

Yalnız zekâtları toplamak üzere bu işleri yürütmek için tâyin edilen memur, zekâtı, ihtilaflı mallarda tâj'in eden âmirin, içtihadına göre hareket eder. Mal sahiplerinin görüşünü nazara almaz. Kendisinin ictihadda bulunma yetkisi yoktur. Belirtilen miktarca zekât alır. Tâyin eden, bu miktarı belirtmelidir. Bu nevi zekât memuru zekât toplamada bir elçi gibidir. Sultanın görüşle­rini yerine getirir. Duruma göre, sınırlı yetkisi olan zekât memu­ru, köle veya zimmî de olabilir. Genel olarak zekât toplamak için tâyin edilmişse, o zaman zimmî ve kölenin idareci tâyini uygun de­ğildir. Özel zekâta memur edilecekse duruma bakılır.

Zekâtlık malların ve bunlardan alınacak zekâtın miktarı bili­niyorsa, o takdirde böyle bir zekâtı toplamaya köle veya zimmî de görevlendirilebilir. Çünkü burada zekât memuru olmaktan ziya­de bir elçi gibidir. Zekâtlık malların asıl ve miktarı ve alınacak zekâtın miktarı belli değilse zekâtı toplamaya zimmî tâyin edile­mez. Kendisine güvenilemiyen biri, bir mala emîn olarak tâyin edilemez. Kölenin tâyini yapılabilir Çünkü yaptığı rivayet doğru olarak kabul edilir.

Mallara zekât farz olduktan sonra, zekât memuru, toplamada geç kalmış ve bu geç kalışı başka yerlerde zekât toplamadan ileri geliyorsa, mükellefler onun gelmesini bekler. Çünkü zekât me­muru ancak yetiştirebilmektedir. Şayet hiçbir mükellefe uğrama­mış, henüz toplamaya başlamamışsa, Örfen zekâtların ödenmesi vakti de geçmişse mükellefler kendileri zekâtlarını hesaplar ve verilecek yerlere verirler. Çünkü zekât memuruna zekâtın veril­mesi, memurun imkânına bağlıdır. İmkân olmayınca ona verme şartı da düşmüştür. Mal sahibi mükellefler içtihatta bulunma ye­teneğinde iseler mallarının zekâtlarını kendi ictihâdları ile hesap eder, verirler. Böyle durumda değilseler hukukçulara sorar, ona göre verirler. Başkasına sormaya lüzum yoktur.

İki ayrı hukukçuya danışmış birisi zekât vermesi gerektiğini, diğeri ise zekât vermesi gerekmediğini; veya birisi muayyen bir miktar, diğeri ondan fazla bir miktar zekât vermesi gerektiğini belirtmişse, Şafiî mezhebi mensupları bu görüşlerden hangisi ile amel edileceğinde ihtilâfa düşmüşlerdir. Bazılarına göre, hükmü ağır olanla hareket edilir. Bazılarına göre de, iki görüşten istedi­ğini alır, onunla amel eder.

Zekât memuru, zekât verildikten sonra gelirse, mal sahibinin verdiği miktar, zekât memurunun hesabı ile aynı veya daha fazla ise ve zekât toplama hususunda memurun gelmesi yönünden da­ha vakit varsa, memurun görüşüyle hareket edilir. Vakit tama­men geçtikten sonra mükellef zekâtını vermişse, mükellefin görü­şü geçerlidir. Zekât memuru zekâtı kendi görüşüne göre zekâtı tesbit ederse, mükellefler de ona göre zekâtlarını verirler. Buna rağmen ödediği miktar âyet ve hadislerde, belirtilen miktardan az ise aradaki farkı ödemeleri gerekir.[111]



[109] Ebu Davud, zekât 5. Tirmizî, zekât 8,10. İbn Mâce, zekât 5. vs.

[110] İbn Mâce, zekât 4,15. Ebû Davud, zekât 5,11. Muratta, zekât 39, 40, cihad21. vs.

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc