Yatsı Namazının Vakti Ve Geciktirilmesinin Fazileti

(1/4) > >>

Neslihan:
Yatsı Namazının Vakti Ve Geciktirilmesinin Fazileti

 

Yatsı namazı, günlük hayatımızın muhasebesini yapıp onu duâ, niyaz ve Cenâb-ı Hakk'a yaklaşma arzu ve isteğiyle noktalamanın en uygun ölçüsüdür. O bakımdan gece kalkmayı itiyâd edinmeyenlerin bu namazı kılmadan uyumaları mekruh sayılmıştır. Çünkü uyanmayabilir de farz namazı kaçırmış olabilir.

Yatsı namazının vakti girince, cami ve cemaat söz konusu ise, onu geciktirmeden kılmak müstehabdır. Çünkü cemaatın faziletine ermek isteyen mü'minleri bekletmek doğru değildir. İçlerinde iş sahibi olanlar bulunmakla beraber, yaşlı ve rahatsızlar da olabilir. O bakımdan imamın yatsı namazını geciktirmesi mekruhtur.

İş durumu müsait olup da evinde kılmak isteyenlerin onu gece­nin ilk üçte biri geçinceye kadar geciktirmesi istihbab yollu tavsiye edilmiştir.

İlgili hadisler:

İbn Ömer (r.a.)'den yapılan rivayette, Peygamber (a.s.) Efen­dimiz şöyle buyurmuştur:

"Şafak kızıllıktır. Şafak kaybolunca namaz vâcib olur."[122]

Hz. Aişe (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz bir gece, ilk üçte bir geçinceye kadar (yatsı na­mazını) geciktirdi. Hz. Ömer (r.a.), 'Kadınlar ve çocuklar uyudu' diye sesini yükseltti. Onun üzerine Resûlüllah (a.s.) Efendimiz çık­tı ve şöyle buyurdu:

"Sizden başkası beklemiyor, bugün için ancak Medine'de namaz kılındı."

Sonra da devamla buyurdu ki:

"Yatsı na­mazını şafak'ın kaybolması ile gecenin (ilk) üçte biri arasında kılı­nız...."[123]

Cabir b. Semure (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Re­sûlüllah (a.s.) Efendimiz yatsı namazını yatsının son vaktine ge­ciktirirdi."[124]

Cabir (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz öğle namazını günortasında (sıcak zamanda), ikindi namazını güneş henüz pırıl pırıl iken, akşam namazını güneş bat­tığı zaman kılardı, yatsı namazını bazan geciktirir, bazan acele edip hemen kılardı. Öyleki, (ashabın) toplandığını görünce hemen kıldırırdı, onların ağırdan alıp geciktirdiğini görünce kendisi de gecik­tirirdi. Sabah namazını ise, Peygamber (a.s.) veya ashabı gecenin son karanlığı henüz duruyorken kılardı."[125]

Hz. Aişe (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Bir gece Resûlüllah (a.s.) Efendimiz, (yatsı namazını) geciktirdi, o kadar ki, gecenin önemli bir kısmı geçmiş bulunuyor, Mescid ehli de uyumuş idi. Sonra çıkıp namaz kıldı ve şöyle buyurdu:

"Şüphesiz ki bu, yat­sının vaktidir, ama ümmetime meşakkat vermemiş olsaydım (hep bu vakta geciktirirdim)"[126]

Enes (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz yatsı namazını gece yarısına kadar geciktirdikten son­ra kıldı ve sonra da şöyle buyurdu:

"İnsanlar namaz kılıp uyudu, ama siz, (cemaati bekleyip) intizar ettiğiniz sürece namazda idiniz."[127]

Enes (r.a.) devamla diyor ki: Sanki ben (şu anda) o geceki gibi O'nun yüzünün parlaklığına bakıyormuşum gibiyim.

Ebû Saîd (r.a.)'den yapılan rivayette demiştir ki:

"Bir gece yatsı namazı için Resûlüllah (a.s.) Efendimizi bekledik, o kadar ki gece­nin yarısı geçmiş oldu. Sonra gelip bize namaz kıldırdı ve şöyle buyurdu:

"Oturacak yerlerinizi alın, çünkü insanlar yatacak yerlerini almış buluyor ve siz (yatsı) namazını beklediğiniz sürece hep na­mazda oldunuz. Eğer zayıf kimsenin zayıflığından, hastanın hastalı­ğından olmasaydı, hacet sahibinin ihtiyacından olmasaydı ben bu namazı gecenin yarısına (veya bir parçasına)  geciktirirdim."[128]

Hz. Aişe (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz ve ashabı yatsı namazını ufukta kaybolan kızıllıkta gecenin ilk üçte biri arasında kılarlardı."[129]

Ebû Hüreyre (r.a.)'den yapılan rivayette, Resûlüllah (a.s.) Efen­dimiz şöyle buyurmuştur:

"Ümmetime meşakkat vermemiş olsaydım, yatsı namazını gecenin üçte birine veya yarısına geciktirmelerini emrederdim."[130]

Hadislerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır:

1- Yatsı namazının ilk vakti batı ufkunda beliren şafakın, ya­ni kızıllığın kaybolmasıdır.

2- Yatsı namazını, vakit girince kılmayıp biraz geciktirmek müstehabdır.

3- Namazı beklemek, namaza devam etmek kadar sevap ge­tirir.

4- Yatsı namazını yalnız başına kılan kimse gecenin üçte bi­rine geciktirebilir, bazısı bunun müstehab olduğunu söylemiştir.

5- Öğle namazı günortasında, güneş batıya hafif meylettiğin­de kılınır.

6- İkindi namazı güneş henüz sararmadan kılınır.

7- Akşam namazı, güneş batınca kılınır.

8- Yatsı namazı, cemaatle kılınıyorsa, geciktirilmeden, yal­nız kılınıyorsa, geciktirilerek kılınır.

9- Yatsı namazını gece yarısına geciktirmekte bir sakınca yoktur.

Hadîslerin ışığında müctehid imamların; görüş, tesbit ve ihticacları:

a) İmam Ebû Hanife'ye göre:

Batı ufkunda beliren kızıllık kaybolduktan sonra ortaya çıkan beyazlık kaybolunca, yatsı namazının vakti girmiş olur. Bu durum­da özellikle yaz günlerinde gecenin üçte biri geçmiş olur.[131]

O halde Hanefilerin yatsı namazını gecenin ilk üçte biri geçin­ce kılınmasını müstehab saydıkları anlaşılıyor.

b) Şâfiilere göre:

Bu konuda Cibril hadîsiyle istidlal edip yatsı namazını gecenin ilk üçte birine geciktirmenin "vakt-i ihtiyar" olduğuna kaildirler. Sö­zü edilen hadîste, yatsının iki vakti belirtildikten sonra, (faziletli) vakit bu ikisi arasındakidir, açıklanmıştır ki bu vakt-i ihtiyara hamledilmiştir.

Şafiiler böylece yatsının altı vakti bulunduğunu belirterek şöy­le sıralamışlardır: Fazilet, ihtiyar, kerahetsiz cevaz, hürmet, zaru­ret, özür vakti...[132]

c) Hanbelîlere göre:

Yatsı namazını, bir meşakkat arzetmiyorsa vaktin sonuna ge­ciktirmek müstehabdır. Nitekim bu, Peygamberin (a.s.) ashabın­dan ve sonra da tabiinden ilim ehlinden birçoğunun ihtiyarı da bu­dur.[133]

Hanbelîler bu mes'elede 94 nolu Ebû Hüreyre (r.a.) hadîsiyle istidlal etmişler ve bunun hilâfına nakledilen hadîslerin zayıf oldu­ğunu bilhassa belirtmişlerdir. Abdullah b. Ömer el-Ömerî'nin rivayet ettiği "Vaktin evveli Allah'ın hoşnutluğudur..." mealindeki hadîsten söz ederek zayıf olduğu, Ümmü Ferve' hadîsinin ravîlerinin meçhul bulunduklarını yine Hanbelî fukahası söylemiştir. Ahmed b. Hanbel ise, vaktin evveli şöyle, ortası böyle, sonu öyle diye yapılan riva­yetleri bilmiyorum, yani bunların sıhhati tesbit edilememiştir, di­yor.

Yatsı namazını yalnız başına kılanın geciktirmesi, cemaat ha­linde kılınıyorsa, onların rızasıyla geciktirilmesi müstehabdır. Me­şakkat söz konusu ise, müstehab değildir.[134]

d) Mâlikîlere göre:

İbn Kasım diyor ki:

"Düşmanı gözetleme yerinde bulunan muha­fızların yatsıyı gecenin üçte birine geciktirdiklerini sorduğumda, bunu şiddetle inkâr etti ve sanki şöyle demek istedi: İnsanların namaz kıldığı gibi kılıyorlardır. Bununla şunu belirtmek istiyordu: İnsan­ların şafak (kızıllık) kaybolduktan sonra yatsıyı biraz geciktirip kıl­maları müstahabdır. Nitekim Rasûlüllah (a.s.), Ebûbekir ve Ömer (r.a.) yatsı namazını kılarlar, fakat böylesine bir geciktirme yapmazlardı.[135]

Bu kayıtlardan, İmam Mâlik, yatsının vakit girdikten az bir sü­re sonra kılınmasını müstehab saymış, gecenin üçtebirine gecikti­rilmesini hoş karşılamamıştır.

İlgili diğer rivayetler, tesbitler ve yorumlar:

Fıkhü's-Sünne'de Hz. Aişe, Ebû Hüreyre ve Ebû Said (Allah hepsinden razı olsun) hadîsleri delil gösterilerek, yatsı namazının, meşakkat söz konusu olmadığı takdirde gecenin üçtebirine geciktirilmesinin müstehab olduğu belirtiliyor ve Rasûlüllah (a.s.) Efendimiz'in bu konuda cemaatın durumunu dikkate alıp bazan vak­tin evvelinde, bazan da geciktirerek kıldığına dikkatleri çekiyor.[136]

İmam Mâlik, ilgili hadîslerle istidlal etmemiştir. Nitekim Muvatta'da konuyla ilgili hadîsleri rivayet etmediğini görüyoruz. O daha çok Medine halkının amelini dikkate alarak mezhebini kurmuştur.

Ebû Cafer Tahavî, yatsı namazının geciktirilerek kılınmasıyla ilgili rivayetlerden yirmi kadarını tesbit edip kendi kitabına almış­tır. Biz onlardan birkaç tanesini kitabımıza almak suretiyle bu de­ğerli hadis âliminin görüş ve tesbitini yansıtmak istiyoruz.

Son yatsı vaktine gelince, İbn Abbas, Ebû Saîd el-Hudri ve Ebû Musa'ya göre (Allah hepsinden razı olsun) Resûlüllah (a.s.) Efen­dimiz bu namazı gecenin üçte birine kadar geciktirip öylece kılar­dı.

Cabir b. Abdillâh (r.a.) diyor ki: Resûlüllah (a.s.) bu namazı bir vakitte kıldı: Bazısına göre de vakit gecenin üçte biri idi, bazı­sına göre gece yarısı idi.

İhtimal ki, gecenin üçte biri geçtikten sonra kılmıştır ki, bu yatsı namazının (fazilet bakımından) son vaktidir. Nitekim Ebû Hüreyre'den (r.a.) yapılan rivayette, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in şöyle buyurduğunu söylemiştir:

"Şüphesiz ki, namazın bir evvel vakti, bir de son vakti vardır. Doğrusu yatsı namazının ilk vakti ufukta (şafak-kızıllığın) kaybolmasıdır. (Fazilet bakımından) son vakti ise, gece yarıyı bulduğu zamandır..."

Tahâvi, sonra da konunun başında naklettiğimiz Hz. Aişe (r.a.) ile Enes (r.a.) hadislerini naklederek mes'eleye ağırlık kazandırmış­tır.[137]

Fethü'l-allâm sahibi, yatsı namazının vaktiyle ilgili olarak 90 no­lu Hz. Aişe (r.a.) hadîsini naklederek, bir gece, gecenin önemli bir kısmı geçtikten sonra kıldığını naklederken, bu tabirden maksadın, gecenin yarısı olduğunu belirtiyor, çünkü ilim adamlarının hiçbiri Peygamber (a.s.)'ın yatsıyı gece yarısından sonraya bıraktığını söylememiştir, diyerek bu vaktin "vakt-i muhtar" yani efdaliyet anlamında muhtar vakit olduğuna dikkatleri çekiyor.

Sonra da İbn Mes'ud'dan (r.a.) rivayet edilen, "Amellerin en üs­tünü (faziletlisi) vaktin evvelinde kılınan namazdır" hadîsini nakle­derek Tirmizî ile Hâkim'in bunu sahîhlediklerini belirtiyor ve "Ümmetime meşakkat olmasaydı yatsıyı gece yarısına veya ona yakın bir vakta geciktirirdim" mealindeki hadîsle tearuz edip etmediği üze­rinde duruyor: Bunun umumdan sonra husus olduğu, amm ile hass arasında muâraza bulunmadığı kaidesine irca' ederek genellikle na­mazı ilk vaktinde kılmanın afdal olduğuna, ancak yatsı ve sabah na­mazının, bir de çok sıcak mevsimde öğle namazının geciktirilmesinin müstehab sayıldığına, böylece has ile amm arasında hem muaraza, hem nesih söz konusu olamıyacağına dikkatleri çekmiştir.[138]

Diğer bir husus ise, namazın vaktin evvelinde kılınmasıyla ilgili hadisi rivayette Ali b. Hafs yalnız başına kalmıştır. Oysa Şube'nin arkadaşlarının hemen hepsi aynı hadîsi "evvel" lâfzı olmaksızın "alâ  vaktihâ" şeklinde rivayet etmişlerdir. O takdirde, Ali b. Hafs'in rivâyetiyle istidlal etmektense, diğer râvilerin rivayet lafzıyla istidlal daha uygun olmaz mı?

Buna şöyle cevap verilmiştir: Her ne kadar Ali b. Hafs "fî evveli vaktihâ" lâfzını rivayette yalnız kalmışsa da kendisi ilimde üstâd sayılan saduk (çok doğru) bir zattır, aynı zamanda Müslim'in ricalindedir. Ayrıca İmam Tirmizî ile İbn Huzeyme hadisi sahihlemişlerdir. Bu bakımdan Ali b. Hafs hadîsiyle istidlal edilir.[139]

Tahliller:

86 nolu İbn Ömer hadîsini Darekutnî el-Garâib'de zikretmiş ve böylece hadîsin garib olduğunu belirtmiş, ancak râvilerinin hepsinin sıkat (güvenilir kişiler) olduklarını tesbit etmiştir. İbn Asâkir ile Beyhakî de rivayet ederek sahîh olduğunu belirtmişlerdir. İbn Huzeyme ise kendisi Sahîh'inde Abdullah b. Ömer'den (r.a.) merfû'ân şunu rivayet etmiştir:

"Akşam namazının vakti, şafakın kızıllığının gitmesine kadardır."

Ancak rivayet zincirinde Muhammed b. Yezîd yalnız başına kal­mıştır. Hafız İbn Hacer, onun "saduk" olduğunu söylemiştir.

87 nolu Hz. Aişe (r.a.) hadisinin ricali, Nesâî'nin Sünen'inde geçer ve hepsi de sahîh kabul edilmiştir.

92 nolu Ebû Said hadîsini İbn Mâce, Nesâî, İbn Huzeyme ve di­ğer hadis hafızları tahrîc etmiştir. İsnadı sahihtir.[140]

Ayrıca ilgili hadisler üzerinde Zeylâî'nin tesbit ve tahlilleri de çok önemlidir. Ancak kitabımızın hacmine göre mes'eleyi yeterince açıkladığımızdan onları nakletmeye gerek görmedim.[141]

 
Yatsı Namazını Kılmadan Uyumak Ve Kıldıktan Sonra Konuşup Sohbet Etmek Mekruhtur

 

İslâm dini her konuda olduğu gibi, ibâdet, uyku, iş ve dinlenme konularında da birtakım kurallar koymuş ve bunların hepsini düzene sokup en faydalı düzeyde tutmuştur.

Erken yatıp erken kalkmak hem günü, hem işi, hem hayatın her safhasını bereketlendirir. Vücuda kuvvet, ruha neşat, kalbe in­şirah verir. Uyuşukluğu giderir, tembelliğe pek imkân vermez. O bakımdan Resûlüllah (a.s.) Efendimiz önemli bir iş dışında yatsı namazından sonra uyumayı müstehab saymış ve fiiliyle de bunu ortaya koymuştur. Hattâ bazı ilim adamları sünnet olduğunu bile söylemiştir.

Geç yatmanın, yani yatağa girip uyumanın birtakım zararları söz konusudur: Düzenli bir uyku uyunmaz, sabah namazına zor kal­kılır veya o sırada uyku derinleşip hiç kalkılmaz. Yataktan kalkılmadan güneş doğar ve böylece vücutta bir ağırlık, isteksizlik başlar. İşe geç gidilir ve o günkü iş hayatı alt-üst olabilir.

İlgili hadisler:

Ebû Berzete el-Eslemî (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Şüphesiz ki, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz ateme (gecenin ilk üçte biri geçtiği vakit) diye söyledikleri vakte kadar yatsı namazını ge­ciktirirdi ve yatsıdan önce uyumayı, ondan sonra konuşmayı (otu­rup sohbet etmeyi hoş karşılamaz mekruh sayardı."[142]

İbn Mesûd (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz bizi yatsı namazından sonra oturup sohbet etmek­ten men'etti."[143]

Hz. Ömer (r.a.)'den yapılan rivayette şöyle demiştir:

"Resûlül­lah (a.s.) Efendimiz gece Ebûbekir'in yanında oturup müslümanların (önemli) işleri üzerinde görüşüp konuşurdu, ben de beraberinde bulunurdum."[144]

İbn Abbas (r.a.)'den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Bir gece Meymûne'nin evinde kaldım ki, o gece Resûlüllah (a.s.) Efendimiz de onun yanında bulunuyordu. Maksadım, Resûlüllah (a.s.)'ın ge­celeyin namazı nasıl idi, onu görmek istiyordum. Resûlüllah (a.s.) Efendimiz ev halkıyla bîr saat kadar sohbet ettikten sonra uyudu."[145]

Hadîslerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır:

1- Yatsı namazını gecenin üçte birine geciktirmek müstehabdır.

2- Yatsı namazını kılmadan uyumak mekruhtur.

3- Yatsı namazı kılındıktan sonra -önemli bir mes'ele, ilmî bir konu yoksa- oturup sohbet etmek de mekruhtur. Ülke ve mil­let yararına çözülecek, görüşülüp sonuca bağlanacak veya yetkili­lerin fikirleri alınacak; çok önemli ilmî bir konu üzerinde tartışılacaksa, o takdirde bu bir istisna teşkil eder. Nitekim Resûlüllah (a.s.) Efendimiz, Müslümanların önemli işlerini Ebûbekir Sıddîk'la (r.a.) görüşmek üzere yatsıdan sonra oturup görüştüğü tesbit edilmiş­tir.

4- Aile reisinin eve geç geldiği, yani yatsıyı kılıp öylece gel­diği veya gelip hemen yatsıyı kılıp oturduğu zamanlarda, bir saat kadar oturup ev halkıyla sohbet etmesine cevaz verilmiştir. Nitekim Resûlüllah (a.s.) Efendimiz yatsı namazını kıldırdıktan sonra Hz. Meymûne'nin evine gelmiş ve bir saat kadar onlarla sohbet ettikten sonra uyumuştur.

Müctehid imamların ve diğer ilim adamlarının görüş, tesbit ve yorumları:

a) İmam Ebû Hanife ve rey tarafdarlarına göre, uyuyup bir süre sonra uyanmayı itiyâd edinen veya uyuduktan sonra kendisini uyandıracak birinin bulunması halinde uyuması mekruh değildir. Nitekim Hz. Ali (r.a.) ile Ebû Musa (r.a.)'den de bu anlamda ri­vayetler yapılmıştır.[146]

b) İmam Mâlik'e göre, itiyadı olsun olmasın namaz kılmadan uyuması mekruhtur. Nitekim Hz. Ömer (r.a.), oğlu Abdullah (r.a.) ve İbn Abbas (r.a.) da aynı görüştedirler.

c) Diğer müctehid imamlar da namaz kılmadan uyumayı mek­ruh saymışlardır. Nitekim imam Tirmizi diyor ki:

"İlim ehlinden bir­çoğu yatsı namazını kılmadan uyumayı mekruh görmüşlerdir."

d) İlim adamlarından bir kısmı, ramazanda yatsıdan önce bi­raz uyumaya cevaz vermişlerdir. İmam Tahavî de, Hanefîlerin gö­rüşü istikametinde istidlalde bulunmuştur.  İbn Arabî de aynı gö­rüştedir.

Birinciler bu mes'elede, Buhari ve diğer muhaddîslerin Hz. Aişe (r.a.)'den tahric ettikleri şu hadîsle istidlal etmişlerdir.

"Resûlüîlah (a.s.) Efendimiz yatsıyı gecenin üçte birine kadar geciktirdi, o ka­dar ki, Hz. Ömer (r.a.) kadınlar ve çocuklar uyudu, diye seslendi. Peygamber (a.s.) Efendimiz de onların (yatsı namazını kılmadan) uyuduklarını kınamadı." Ayrıca İbn Ömer'in (r.a.) şu hadîsiyle de istidlal etmişlerdir: "Doğrusu Resûlüllah (a.s.) Efendimiz bir gece meşgul bulunuyordu ki, yatsıyı geciktirdi, o kadar ki, biz Mescid'de uyuya kalmıştık. Sonra uyandık, yine uyuduk, sonra tekrar uyan­dık, derken Resûlüllah (a.s.) Efendimiz çıkageldi..." Ve onların na­mazdan önce uyumaları üzerinde durmadı, hiçbirini kınamadı...

İkinciler ise, Ebû Berze el-Eslemî'nin hadisiyle istidlal etmişler­dir. Çünkü bu anlamdaki hadîsi aynı zamanda İbn Hibban, Hz. Aişe'den, Tirmizî, Enes (r.a.)'den, Kadı Ebû Tahir, İbn Abbas'dan (r.a.) rivayet etmiştir.[147]

Tahliller ve yorumlar:

107 nolu İbn Mes'ud hadîsinin ricali, İbn Mace'nin Sünen'inde rical-i sahih kabul edilmiştir. Tirmizi de buna işarette bulunmuş ve zayıf olduğuna dair bir görüş ortaya çıkmamıştır.

Ayrıca Ahmed b. Hanbel ve Tirmizî şu lâfızla rivayet etmişler­dir:

"Namazdan sonra artık sohbet yoktur."

Tabii namazdan mak­sat, yatsı namazıdır.

"Ancak iki kimse müstesna: Namaz kılmaya devam eden ve bir de müsafir..."[148]

Hafız Ziyâuddîn el-Makdisî Ahkâm'da Hz. Aişe'den merfûân şu lafızla rivayet etmiştir:

"(Yatsı namazından sonra) oturup sohbet etmek ancak üç kimse için (ca­izdir veya) üç kimseye (ruhsat verilmiştir). Namaz kılmaya devam eden, müsafir ve damat..."

108 nolu Ömer hadîsini Tirmizi "hasen" olarak belirlemiş ve Nesâî kendi Sünen'inde tahrîc ederek ricalinin sahih olduğunu söyle­miştir.

Böylece yatsı namazından sonra ilmî bir konu üzerinde veya aile ve toplumun selâmeti bakımından veya önemli bir mes'ele üze­rinde oturup konuşmanın mekruh olmadığı anlaşılıyor. Nitekim cumhur da bu görüştedir. Nevevî de hayırlı bir iş, faydalı bir konu dışında oturup konuşmanın mekruh olduğunu söyleyerek konuya açıklık getirmiştir.[149]

109 nolu İbn Abbas hadisi, yatsıdan sonra oturup sohbete cevaz verenlerin istidlal ettiği rivayetlerden biridir.

 
Çıkarılan Hükümler:

 

1- Yatsı namazından sonra uyumayıp sohbet etmek, tenzîhen mekruhtur.

2- Ancak dinî, ilmî, ahlâkî, siyâsî gibi önemli bir konu üze­rinde görüşmek üzere yatsı namazından sonra biraraya gelip gö­rüşmek mekruh değildir.

3- Yatsı namazından sonra önemli bir konu yoksa uyumak müstehabdır.

4- Akşam geç vakit işinden dönüp ev halkıyla görüşme imkâ­nı bulamayan kimsenin, yatsı namazından sonra bir süre eşiyle, ço­cuklarıyla oturup sohbet etmesine ruhsat verilmiştir.

5- Sabah namazına uyanamıyacak kadar geç yatmak -önem­li bir mes'eleden dolayı değilse- mekruhtur.

6- Erken yatıp erken kalkmak ve erken iş başı yapmak müs­tehabdır.

Sümeyye:
Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh ; geniş içeriğe sahip olan hayirli bir konu..Yatsi namazinin geciktirmek tek tek açiklayici şekilde anlatilmiş..Rabbim c.c razi olsun kardeşim.

Sümeyra:


     Ramazanda teravihle beraber cemaatle kılmak çok güzel oluyor..Diğer zamanlarda da dikkat ederiz inşaallah bu hudutlara..

ırmak özsarı:
Allah razıııı olsun kardeşim...

Yağmur:
Alıntı sahibi: Sümeyra üzerinde 13 Temmuz 2013, 13:19:07



     Ramazanda teravihle beraber cemaatle kılmak çok güzel oluyor..Diğer zamanlarda da dikkat ederiz inşaallah bu hudutlara..

selamünaleyküm hocacım...
Ramazanda değil her zaman dikkat edilmesi gereekeen bir husus hocam...
Allah raazı olsun yine de...

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc