Taharet

(1/2) > >>

Neslihan:

TAHARET

 

Dinî kurallara uygun temizlik taharet adı altında toplanır. Kur'ân ve Hadîsler'de böyle bir temizliğe geniş yer verilmiş, ilim adamları bunu müstakil bir bölüm halinde işlemişlerdir

Taharet, denilince, tabii ihtiyacı giderdikten sonra yapılacak temizliği, necasetten arınmayı, abdest ve guslü; ayhali ve lohusalık süresi bitince yıkanıp temizlenmeyi, namaz ve bazı ibâdetler için cünüplüğü ve abdestsizliği gidermeyi; murdar sayılan şeylerden sa­kınmayı, paklanmayı içine alır.

O bakımdan fukahaya göre taharet iki çeşittir: Hükmî Ta­haret, Hakikî Taharet. Abdestsizliği ve cünüplüğü giderme birinci kısma; necis ve murdar şeyleri yıkayıp giderme ikinci kısma girer. Birinciye, hadesten taharet, ikinciye necasetten taha­ret denir. Hadesten taharet de üç kısımda toplanır: Abdest, gusül ve teyemmüm...[1]

"Temizlik imânın yarısıdır" mealindeki hadis ise, taharetin din­deki yerini, imân ile sıkı irtibatını, sağlıkla olan yakın münâsebetini bize hatırlatır. [2]

"Şüphesiz ki Allah çokça tevbe edenleri ve çokça arınıp temiz­lenenleri sever." mealindeki ayet ise, manevî kir olan günahları terkedip tevbe edenlerle, Kitap ve Sünnete uygun temizlenenlerin Allah tarafından sevildiklerini müjdeliyor. [3]

O halde Sünnetle ilgili ahkâmı işlerken imanın yarısı ve günlük hayatımızın kopmaz parçası olan taharet konusunu öne almamız kadar tabii ne olabilir?

Hükmî Taharet daha çok su ile, bulunmadığı takdirde temiz toprak ile gerçekleşir. Su denilince deniz, ırmak, göl, akar, birikinti, yağmur gibi isimler akla gelir. Her su ile abdest almak veya gusletmek sahih midir? İşte bu hususu ilgili hadîslerden öğreneceğiz, inşaallah...

Yapılan rivayete göre, Ebû Hüreyre (r.a.) diyor ki:

"Bir adam Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'e sorup dedi ki:

"Ya Resûlellah! Doğru­su biz (bazan gemi veya benzeri bir vasıtaya) binip denizde seyre­diyoruz. Beraberimizde az su taşıyabiliyoruz; onunla abdest alacak olursak susuz kalırız. Deniz suyuyla abdest alabilir miyiz?" Resûlüllah (a.s.) Efendimiz şöyle buyurdu:

"Deniz (var ya) onun suyu tahûr'dür, ölüsü de helâldir."[4]

Hadîs-i şerif'in açık delâletinden üç ayrı hüküm anlaşılmakta­dır:

1- Deniz suyu mutlak anlamda temizdir ve temizleyicidir.

2- Denizde ölen balık türü helâldir.

3- Denizde ölü olarak bulunan her canlı helâldir.

Tahûr tabiri müctehid imamlara göre ya mutahhîr ya da tahîr mânasına gelir. Birinci manâ, deniz suyunun hem temiz, hem temizleyici olduğunu ifade eder. İkinci manâ sadece temiz olduğu­nu açıklar. O halde birinci yoruma göre, deniz suyu ile abdest alınır, gusledilir ve murdar eşya onunla temizlenir. İkinci yoruma gö­re; onunla abdest almak veya gusletmek mekruhtur.           

İmam Şafiî ve İmam Ahmed b. Hanbel'e göre, tahûr tabiri Kur'ân'da birinci mânaya delâlet eder şekilde kullanılmıştır.[5] O bakımdan deniz suyu ile hem abdest almak ve gusletmek, hem de murdar eşyayı yıkayıp temizlemek ve diğer temizlik işlerinde kullanmak caizdir. Nitekim bu su hakkında soru soran adam, so­nunla abdest alabilir miyiz? şeklinde bir ifade kullanmış, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz de ona cevaben "Deniz suyu (var ya) o tahûr'dur" buyurarak onun temiz ve temizleyici olduğunu söylemiştir.

Ashab-ı Kirâm'dan başta İbn Ömer (r.a.) olmak üzere bir kısmı, bunu tahir anlamına yorumlayarak deniz suyuyla abdest alıp gusletmenin caiz olmadığını belirtmişlerdir. [6]

Ayrıca bu konuda Abdullah b. Amr (r.a.)'den rivayet edilen, "Deniz suyu ne cenabeti kaldırmaya yeter, ne de onunla abdest alı­nır. Çünkü denizin altında bir ateş ve ateşin altında bir deniz var ve böylece yedi deniz ve yedi ateş sayıp sıralamıştır." mealindeki hadîsin asılsız olduğunu Ebû Hasen el-Kinanî eş-Şâfiî (H. ?-963/M. 1555) Tenzihü'ş-Şeriatî'l-Merfu'â adlı eserinde belirtmiş ve Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edilen "İki su var ki cenâbetliği kal­dırmaya yeterli değildir. Deniz suyu ve hamam suyu" mealindeki hadisin de hiçbir asla dayanmadığına dikkatleri çekmiştir. [7]

Nitekim Ebu Hanîfe'nin arkadaşlarından bazısı İmam Mâlik'ten naklen ve bazısı da kendi ictihad ve yorumlarını ortaya koyarak, tahûr tabirini tahir ile yorumlamışlardır.[8]

Ancak İbn Ömer'den yapılan rivayetin râvilerinin meçhul ol­duğunu Ebû Dâvud ileri sürerek, delil olamıyacağına işaret etmiştir.

İmam Ebû Hanîfe de deniz suyunun temizleyici olduğunu be­lirterek onunla abdest alıp gusletmekte bir sakınca görülmediğini söylemiştir. Çünkü ilgili hadîsi sadece beş muhaddis tarafından de­ğil, aynı zamanda İbn Huzayme, İbn Carud, Hâkim, Dârekutnî, İbn Ebî Şeybe de kendi eserlerinde rivayet etmişlerdir. İbn Münzir, İbn Mende ve el-Beğavi gibi muhaddîsler de bunun sahih olduğunu açıklamışlardır. İbn Esir, Şerhü'l-Müsned'de bu hadîsin hem sahih, hem meşhur olduğuna dikkatleri çekmiş, müctehid imamlar bunu kendi eserlerinde zikrederek delil göstermişler ve ricalinin güvenilir olduklarını söylemişlerdir.

Denizde yaşayıp orada ölü olarak bulunan balık her türüyle helâldir şu şartla ki, sırtüstü yatık vaziyette su üstüne çıkmış olma­sın...[9]

Hadîsin açık delâletinden, denizde yaşayan her canlının ölüsü de, dirisi de helâldir. Ancak müctehid imamların ictihad ve tesbitleri farklıdır: İmam Ebû Hanife'ye ve bazı arkadaşlarına göre, sa­dece balık bütün türleriyle helâldir, diğer canlılar "habâis" kapsa­mına girdiğinden haramdır. İmam Şafiî ve çoğu arkadaşlarına gö­re, deniz köpeği, deniz domuzu dışında kalan diğer canlılar helâldir. Ayrıca bundan Kurbağa, Kaplumbağa, Timsah, Yılan, Yengeç, İs­takoz da istisna edilmiştir.[10] İmam Mâlik'e göre, denizde yaşa­yan her canlı helâldir, eti yenilebilir.

Ancak Şevkanî'nin Neylü'l-Evtar'da tesbitine göre, İmam Şafiî sıhhata kavuşturulmuş tesbitle deniz domuzu, köpeği ve tilkisi da­hil bütün hayvanlar helâldir, demiştir. Şafiî bu ictihadına dayanak olarak yukarıdaki hadîsi göstermiştir. [11]

 
Çıkarılan Hükümler:

 

1- Deniz suyu hem temizdir, hem temizleyicidir. O bakımdan onunla abdest alıp gusletmek caizdir. Bana muhalefet edenler ol­muşsa da, birincilerin ictihad ve görüşleri ağırlık kazanmıştır. Sa­hih olan da budur...

2- Denizde yaşayıp bir hastalık ve zehirlenme dışında herhan­gi bir sebeple ölen balık helâldir.

3- Denizde yaşayıp istisna edilenlerden başka yine belirtilen iki sebep dışında herhangi bir sebeple ölen diğer hayvanlar da ek­sere göre helâldir.[12]

4- İmam Şafiî'ye göre, ilgili hadîs taharet ilminin yarısını oluşturmaktadır.

Rabia nur kaplan 8.D:
Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ;
Lügatta temizlik manalarına gelir.
Şeriatta ise Hadesden ve pislikten bedeni temizlemektir İslam dini temizliğe çok önem verir.Her ibadete önce temizlikten başlanır.

Yağmur:
aleyküm selam kardeşim;
Temizlik taharettir.
Namazın dışındakilerden biridir. Hadesten ve necasetten taharet vardır .Bunlar:
Hades genel olarak hükmî kirlilik, hadesten tahâret de bu hükmî kirli­likten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dinî literatürde hades yani hükmî kirlilik olarak nitelendirilir.
Yani vücudumuzun kirliliğidir.

Necasatten taharet ise dahaa çok üzerimizdeki elbisenin temizlenmesini,
nazma kılınacak yerin temizliğidir.

Taharet ile bir çok hadis vardır:

İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "AIIah temizlik olmayan namazı kabul etmez, hıyanetle kazanılan paradan verilen sadakayı da kabul etmez."

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "AIIah, sizlerin namazını hades vaki olunca yeniden abdest almadıkça kabul etmez."

Rukiye Çekici:
Alıntı sahibi: yagmur_7-c üzerinde 19 Mart 2014, 14:13:44

aleyküm selam kardeşim;
Temizlik taharettir.
Namazın dışındakilerden biridir. Hadesten ve necasetten taharet vardır .Bunlar:
Hades genel olarak hükmî kirlilik, hadesten tahâret de bu hükmî kirli­likten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dinî literatürde hades yani hükmî kirlilik olarak nitelendirilir.
Yani vücudumuzun kirliliğidir.

Necasatten taharet ise dahaa çok üzerimizdeki elbisenin temizlenmesini,
nazma kılınacak yerin temizliğidir.

Taharet ile bir çok hadis vardır:

İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "AIIah temizlik olmayan namazı kabul etmez, hıyanetle kazanılan paradan verilen sadakayı da kabul etmez."

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "AIIah, sizlerin namazını hades vaki olunca yeniden abdest almadıkça kabul etmez."

Allah senden razı olsun Yağmur...
Gerçekten çook güzel ve yararlı bilgiler vermişsin...

Yağmur:
Alıntı sahibi: Rukiye Çekici üzerinde 19 Mart 2014, 15:02:39

Alıntı sahibi: yagmur_7-c üzerinde 19 Mart 2014, 14:13:44

aleyküm selam kardeşim;
Temizlik taharettir.
Namazın dışındakilerden biridir. Hadesten ve necasetten taharet vardır .Bunlar:
Hades genel olarak hükmî kirlilik, hadesten tahâret de bu hükmî kirli­likten temizlenme demektir. Abdestsizlik durumu yani namaz abdestinin olmayışı ve cünüplük hali, dinî literatürde hades yani hükmî kirlilik olarak nitelendirilir.
Yani vücudumuzun kirliliğidir.

Necasatten taharet ise dahaa çok üzerimizdeki elbisenin temizlenmesini,
nazma kılınacak yerin temizliğidir.

Taharet ile bir çok hadis vardır:

İbnu Ömer (radıyallahu anhüma) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "AIIah temizlik olmayan namazı kabul etmez, hıyanetle kazanılan paradan verilen sadakayı da kabul etmez."

Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "AIIah, sizlerin namazını hades vaki olunca yeniden abdest almadıkça kabul etmez."

Allah senden razı olsun Yağmur...
Gerçekten çook güzel ve yararlı bilgiler vermişsin...

Allah senden de cümlemizden de razı olsun kardeşim...

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc