Selam Verdikten Sonra Az Bir Süre Oturup

(1/1)

Reyyan:
Selam Verdikten Sonra Az Bir Süre Oturup Bulınduğu Yerden Biraz Sapmak               
 

İmam farz namazı kıldırdıktan sonra ne yapmalıdır? Bulundu­ğu yerde oturup tesbih ve duâ ile mi meşgul olmalıdır, sünnet na­maz varsa kalkıp onu mu kılmalıdır, bulunduğu yerden biraz sağa ve ya sola mı sapmalıdır?

İmama uyup namaz kılanlar, selâmdan sonra safları bozmalı mıdırlar, yoksa safları bozmadan sünnet namaza veya duâ ve tes­bihleri yerine mi getirmelidirler?

Bütün bu soruların cevabını, ilgili hadîsleri ve onlarla ilgili ilim adamlarının tesbit ve görüşlerini naklettikten sonra vermiş olacağız.

İlgili hadîsler:

Hz. Âişe (r.a.) Validemizden yapılan rivayette, demiştir ki:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz (namazın sonunda) selâm verince, ALLAHümme Ente's-Selâm Ve Minke's-Selâm Tebarekte Ya Ze'l-Celâlî Ve'l-İkram diyecek kadar otururdu."[434]

Semüre (r.a.)’den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Peygamber (a.s.) Efendimiz bir namaz kıldığı (kıldırdığı) zaman dönüp yüzüyle bize yönelirdi."[435]

Berâ b. Âzib (r.a.)’den, demiştir ki:

"Bizler Resûlüllah (a.s.) Efendimizin arkasında namaz kıldığımız zaman, Onun sağında bulunmayı ve (selâm verince) yüzüyle bize yönelmesini çok arzu eder­dik."[436]

Yezîd b. Esved (r.a.)’den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Veda haccında Resûlüllah (a.s.) Efendimiz ile birlikte haccetmiş bulu­nuyorduk. O bize sabah namazını kıldırdıktan sonra bulunduğu yer­den biraz saptı ve yüzünü çevirip insanlara yönelerek namaz kılma­yan iki adamın kıssasını anlattı. Bu sırada hazır bulunanlar yerle­rinden kalkıp Resûlüllah'a (a.s.) doğru yürüdüler; ben de yerimden kalkıp onlarla beraber yürüdüm ki o gün ben oradakilerin en genci ve en yakışıklısı idim. Durmadan kalabalığı yarıp Resûlüllah'a (a.s.) ulaştım ve elinden tutup ya yüzünün, ya da göğsünün üzerine koy­dum. Hemen belirteyim ki, Resûlüllah'ın (a.s.) elinden daha temiz ve güzel, daha serin bir el görmedim. Resûlüllah o gün Mescid-i Hayf de bulunuyordu."[437]

Ebu Cuhayfe (r.a.)’den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz gün ortasında Betha'ya doğru çıktı, abdest aldıktan sonra öğle namazını iki, ikindi namazını da iki rekât olarak kıldı ki o esnada önünde kısa bir harbe bulunuyordu, o harbenin ön kısmından da kadın geçiyordu.. (Namazı müteakip) oradaki insanlar kalkıp Resûlüllah'ın (a.s.) ellerini tutarak yüzle­rine sürdüler."

Râvi devamla diyor ki:

"Ben de Peygamber (a.s.)’ın elinden tuttum ve yüzümün üstüne koydum da onu kardan daha soğuk, misk kokusundan daha güzel ve hoş buldum."[438]

İbn Mes'ud  (r.a.)’den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Sizden hiç kimse namazını kılınca mutlaka sağ tarafa ay­rılmayı kendi üzerine bir hak olarak görüp ondan şeytan için bir şey ayırmasın. And olsun ki, Resûlüllah (a.s.) Efendimizi daha çok sol tarafına ayrılırken gördüm."

Diğer bir rivayette, "daha çok insirafı (ayrılması) sol tarafına id" denilmiştir.[439]

Kabisa b. Hilb'den o da babasından rivayet etmiştir. Babası şöy­le haber vermiştir:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz bize imam olur­du da (namazı kıldırınca)  hem sağına, hem soluna ayrılırdı." Yani bazan sağına, bazan da soluna ayrılırdı.[440]

Hadislerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır:

1- Namazı kılıp selâm verdikten sonra, ALLAHümme Ente's-Selamü Ve Minke's-Selâmü    Tebarekte Ya Ze'l-Celâl'î Ve'l-İkrâm diyecek kadar oturmak sünnettir.

2- Namazdan sonra ALLAHümme Ente's-Selâm...... söylemek de sünnettir.

3- İmam namaz kıldırdıktan sonra, farzı müteakip sünnet yoksa, yüzünü cemaate döndürmesi sünnettir.

4- İmam namazı kıldırdıktan sonra sağ tarafına doğru dönüp yüzünü cemaate çevirmesi sünnettir.

5- Farz namazı kılan kimse, mescide geldiğinde imamın cemaate aynı namazı kıldırdığını görürse, onun da imama uyması sünnettir. Çünkü aynı namazı ikinci defa kılması onun için nafile sayılır.

6- İlim ve irfan sahibi sâlih kişilerin elini tutup yüze sürmek müstehabdır.

7- Açık yerde namaz kılarken secde mahalline mızrak ve ben­zeri bir sütre dikmek sünnettir.

8- Kadınların sütrenin önünden geçmesinde bir sakınca yok­tur.

9- İmam namaz kıldırdıktan sonra bulunduğu yerden biraz kayıp veya sağından veya solundan dönüp yüzünü cemaate çevirmesi sünnettir.

Hadîslerin ışığında mezhep imamlarının görüş, tesbit, istidlal ve ihticacları:

a) Hanefilere göre:

İmam farzdan sonra sünnet namazı olmayan sabah ve ikindi namazlarından birini kıldırdığı zaman isterse kalkıp ayrılır, isterse yerinde oturup duâ ile meşgul olur. Ancak kıbleye yönelik bir halde oturması mekruhtur. Bunun bid'a olduğunu söyleyenler de olmuş­tur.[441]

Hanefîler bu meselede 1052 nolu Hz. Aişe (r.a.) hadîsiyle istid­lal etmişlerdir.

İmam selâm verdikten sonra az durup arkasında namaz kılan yoksa yüzünü cemaate çevirir. Böyle yapması müstehabdır. Arka­sında namaz kılan varsa, yüzünü ona çevirmesi mekruhtur.

İmamın yerinden az ayrılıp sağından veya solunda dönerek yü­zünü cemaate çevirmesi müstehabdır. Bu hususta imam muhayyer­dir, yani istediği veya uygun gördüğü tarafından dönüp yüzünü cemaate çevirir.                                                                               

İbn Ömer (r.a.), "İmamın farz namazı kıldırdıktan sonra hiç yerinden inhiraf etmeyip aynı yerde nafile veya sünnet namaz kıl­ması mekruhtur" demiştir.[442]                     

Yine hanefilere göre, açık havada namaz kılan kimseye, bir parmak kalınlığında ve bir zira' (yaklaşık 60-70 cm.) boyunda bir sütreyi secde yerinin önüne dikmesi müstehabdır. Nitekim Resûlüllah (a.s.) Efendimiz, şehir dışına çıkınca beraberinde kısa bir mızrak taşırdı ki onu namaz kılarken secde yerinin önüne dikerdi.     

Dikilen sütrenin önünden geçmekte bir beis yoktur.[443]

Namaz kılanın önünden kadının, eşeğin ve köpeğin geçmesi namazı kesmeyi gerektirmez. İlim adamlarının çoğu bu görüştedir. Zahirilere göre, namazı kesmeyi gerektirir. Onlar bu meselede Ebû Zerr'in (r.a.) "Kadının, eşeğin ve köpeğin geçmesi namazı keser" mealindeki hadisle istidlal etmişlerdir. Hanefiler ise, Ebu Cuhayfe hadîsiyle istidlal etmişlerdir. Ayrıca Ebu Said el-Hudrî'nin (r.a.) rivayet ettiği, "Hiçbir şeyin geçmesi namazı kesmez" mealindeki ha­dîsi dayanak seçmişlerdir. Nitekim Hz. Aişe (r.a.) Urve'ye Irak ehlinin bu mesele hakkında ne dediklerini sormuş, onların, kadın, eşek ve köpeğin geçmesiyle namaz kesilir, dediklerini öğrenince üzülmüş ve şöyle demiştir:

"Ne kötüdür Irak, nifak, şikak ehli ki, biz kadın­ları o iki hayvanla bir tutuyorlar! Oysa Resûlüllah (a.s.) Efendimiz geceleyin benim hücremde kalkıp namaz kılardı, ben de onun ön kıs­mında cenaze gibi uyur halde bulunurdum.."[444]

b) Şâfiilere göre:

Namaz kıldırdıktan sonra sağa veya sola inhiraf etmek sünnettir. Onlar bu meselede Ebu Hüreyre'nin (r.a.), "Peygamber (a.s.) Efendimiz namazı kılıp bitirince sağına veya soluna inhiraf eder, (yerinden az ayrılıp sağından veya solundan dönerek yüzünü ce­maate çevirirdi)." mealindeki hadîsiyle istidlal etmişlerdir.[445]

Nitekim İmam Şafiî bu konuda, şöyle demiştir:

"İster imam olsun, ister yalnız başına namaz kılan veya cemaatle bulunan kimse olsun, namazı kılıp kalkınca, arzu ettiği şekilde sağdan veya soldan dönüp yüzünü sağa, sola veya arkasındakilere çevirebilir, isterse ayrılıp gidebilir. Ama ben, imamın sağa doğru teveccüh etmesinin müstehab olduğunu söylüyorum.[446]

Yine Şâfiîlere göre:

Açık yerde namaz kılınırken sütre kullanmanın dört mertebesi vardır; birinci mertebe mevcut iken diğerlerine gidilmez:

Birinci mertebe, sabit olan temiz eşyadır, duvar, sütun ve ben­zeri şeyler bu cümledendir. İkinci mertebe, dikilen değnek ve ben­zeri şeylerdir. Üçüncü mertebe, üzerinde namaz kılmak içine edindi­ği seccade, aba ve benzeri şeylerdir. Tabii o seccadenin cami mefru­şatından olmaması şarttır. Aksi halde sütre için yeterli sayılmaz. Dördüncü mertebe, yere uzunlamasına veya enine çekilen hattır. Uzunlamasına çekilmesi evlâdır.

Birinci ve ikinci mertebedeki sütrenin yüksekliğinin bir zira'ın üçte ikisi kadar veya daha fazla olması şarttır. Aynı zamanda o sütreyle namaz kılan kimse arasında üç zira'dan fazla bir mesafenin bulunmaması da şarttır. Üçüncü ve dördüncü mertebedeki sütrenin kıble cihetine doğru, en az bir zira'ın üçte ikisi kadar veya daha faz­la uzun olması şarttır ve ayak parmaklarından itibaren kıble cihetine doğru çekilen hattın üç zira'dan daha uzak bir mesafede olma­ması gerekir.[447]

c) Hanbelilere göre:

Cemaat erkek ve kadınlardan oluşuyorsa, o takdirde gerek imam, gerekse erkek cemaatı kadınların kalkıp dışarı çıkmalarına imkân vermek için bulundukları yerde biraz oturmaları müstehabdır, yani namaz kılıp selâm verdikten sonra hemen kalkmayıp kadınların kalkıp çıkmasını beklerler. Nitekim Ümmu Seleme (r.a.) diyor ki:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz zamanında, namaz kılınınca kadınlar oturmayıp hemen kalkarlardı."

Cemaat arasında kadın yoksa, namazı bitirince fazla oturmak müstehab değildir. Hanbeliler bu meselede 1052 nolu Hz. Aişe hadisiyle istidlal etmişlerdir. O halde imam veya münferit selâm verdikten sonra ALLAHümme Ente's-Selâm Ve Minke's-Selâm, Tebarekte Ya Ze'l-Celâli Ve'l-Îkram der veya bunu söyleyecek kadar bekler de öylece yerinden kalkar.

Farzdan sonra sünnet namaz yoksa, kıbleye yönelik oturmak mekruhtur. Sağa veya sola dönülerek az bir inhiraf yapılır. Nitekim Resûlüllah (a.s.) Efendimiz öyle yapmıştır.[448]

Hanbeliler bu meselede 1057 nolu İbn Mes'ud (r.a.) hadîsiyle istidlal etmişlerdir.

İmam Ahmed b. Hanbel de şöyle demiştir:

"İmam farz namazı kıldığı yerde sünnet ve nafile namaz kılmaz. Nitekim Ali b. Ebî Tâlib (r.a.) de öyle demiştir. Ancak imamın arkasında namaz kılanla­rın aynı yerde sünnet ve nafile kılmalarında bir sakınca yoktur. Ni­tekim İbn Ömer (r.a.) de öyle yapmıştır. İshak da aynı görüştedir."

Ahmed b. Hanbel bu meselede, Muğire b. Şu'be'nin (r.a.) riva­yet ettiği şu hadîsle istidlal etmiştir:

"İmam, insanlara namaz kıl­dırdığı yerde, sünnet ve nafile namaz kılmasın!"[449]

d) Mâlikîlere göre:

Sahnun'un İbn Vehb'den onun da Said b. Ebi Eyyûb'dan, onun da Zehre b. Muabbid'den yaptığı rivayete göre, İbn Müseyyeb na­mazın sonunda hem sağına, hem soluna selâm verir, sonra da ima­mın selâmına karşılık verirdi. İmam Mâlik de bu rivayeti benimse­miştir. Sonra da İbn Vehb Yunus b. Yezid'den rivayetle Ebu Zennad'ın, Hârice b. Zeyd b. Sâbit'in, imamların selâm verdikten sonra oturmalarını kınadığını haber vermiş ve şöyle demiştir: "İmamlar selâm verdikleri zaman artık yerlerinden ayrılırlar." İbn Vehb di­yor ki:

"Bana ulaşan bilgiye göre, İbn Şihab selâm verdikten son­ra bulunduğu yerden ayrılmanın sünnet olduğunu söylemiştir." Yine İbn Vehb diyor ki:

"İbn Mes'ûd (r.a.) selâmdan sonra oturmaktansa, iyice ısıtılmış taş üzerinde oturmak hayırlıdır, demiştir."

Yine aynı zat diyor ki:

"Bize kadar gelen haberden, Ebû Bekir Sıddık’ın (r.a.) selâm verdikten sonra sanki kızgın taş üzerinde duruyormuş gibi bir hali olurdu, vakit kaybetmeden yerinden kalkıp ayrılırdı. Hz. Ömer (r.a.) ise, selâmdan sonra bulunduğu yerde oturmak bid'attır, demiştir."[450]

Diğer rivayetler yorumlar ve tahliller:

1052 nolu Hz. Aişe (r.a.) hadîsi sahih kabul edilmiştir. Mâlikiler bu hadîsle de istidlal ederek, selâmdan sonra oturmanın mekruh olduğunu belirtmişlerdir. Bu hadîsi kuvvetlendirir manada Abdurrezzak'ın Enes (r.a.)’den yaptığı şu rivayeti de dikkatten uzak tut­mamak gerekir:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimizin arkasında namaz kıldım. Selâm verdiği saatte (anda) kalkardı. Sonra Ebu Bekir Sıddîk'ın (r.a.) arkasında namaz kıldım, o da selâm verince hemen yerinden kalkar, sanki kızgın bir taş üzerinde duruyormuş gibi dav­ranırdı."[451]

Bunu kuvvetlendiren bir diğer rivayette şudur:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz selâm verdikten sonra az bir süre oturup kadınla­rın ayrılmalarını bekler ve öylece kalkardı." Bu da selâm verdikten sonra vakit kaybetmeden bulunduğu yerden kalkmak asıldır ve meşru'dür.

1053 nolu Semüre (r.a.) hadisini Buhari salât bahsinde kısa, cenâiz bahsinde uzun olarak rivayet etmiştir. Sahih hadîslerden bi­ri sayılan bu rivayet de namazdan sonra imamın yüzünü cemaate döndürmesinin meşruiyetine delâlet etmektedir. Aynı zamanda bu­na devam edildiği de anlaşılıyor. Çünkü (kâne) fiiliyle anlatılmıştır, bu fiil muvazebet (devamlılık) ifade eder. Ancak İmam Nevevi bu fiilin geçmişle ilgili bir kip olduğunu devam ve tekrarı gerektirme­diğini söylemiştir.

Birincilerin görüş ve tesbiti daha uygun kabul edilmiştir. Çün­kü Resûlüllah'ın (a.s.) farzdan sonra sünnet olmayan namazlarda ekseri böyle yaptığı bilinmektedir.

1054 nolu Berâ' (r.a.) hadîsi ise, Resûlüllah (a.s.) Efendimiz'in selâm verdikten sonra sağına meyledip o cihette bulunanlara yüzü­nü çevirdiğine delâlet etmektedir. O halde bu iki hadîsin arasını te'lif ve cem'etmek gerekir: Resûlüllah  (a.s.)  Efendimizin bazan yüzünü iyice cemaate döndürdüğü, bazan da sadece sağ tarafındaki cemaate çevirdiği olmuştur. Her ikisi de meşru'dur. Aynı zamanda Berâ' Hazretlerinin rivayeti, Semüre Hazretlerinin rivayetini tefsir ettiğini de söyleyebiliriz, "Peygamber (a.s.) namazı kılınca yüzünü bize çevirirdi" sözünden, biz sağında bulunan cemaate çevirirdi, manası çıkabilir.

1055 nolu Yezîd b. Esved hadisini Ebu Dâvud, Nesâî ve Tirmizî tahrîc etmişlerdir. Ayrıca Tirmizî bu hadîsin hasen ve sahîh olduğu­nu kaydetmiştir. Ancak Tirmizi'nin rivayetinde hadis şu lâfızla başlamıştır:

"Peygamber (a.s.) Efendimizin haccında ben de hazır bulundum ve Onunla birlikte Mescid-i Hayf'de sabah namazını kıl­dım. Namazını bitirince yerinden ayrıldı..."

Hadîsin isnadında Câbir b. Yezid b. Esved hakkında farklı tesbitler ortaya çıkmışsa da Nesâî onun sika (güvenilir) olduğunu söy­lemiştir.

1056 nolu Ebu Cuhayfe (r.a.)  hadîsini Buharî hem kısa, hem de uzun şekliyle rivayet etmiştir. Hadîs, kadınların namaz kılan er­keğin önünden geçtiği takdirde onun namazını kesmiyeceğine de­lâlet etmektedir.

Diğer 1057 ve 1058 nolu hadisler de, imamın selâm verdikten sonra sağ veya sol tarafına dönmesinin veya tam dönüş yapıp yüzü­nü olduğu gibi cemaate çevirmesinin meşru olduğuna delâlet etmek­tedir.

 

Çıkarılan Hükümler
 

1- İmamın selâm verdikten sonra kıbleye müteveccih bir şe­kilde oturması mekruhtur. Bu, İmam Ebû Hanîfe'ye göredir.

2- İmam Namazı kıldırdıktan sonra, farzı müteakip sünnet namaz yoksa, yüzünü cemaate çevirir, bu müstehabdır.

3- İmam Selâm verdikten sonra arkasında henüz namaz kı­lan varsa, dönüp yüzünü ona çevirmesi mekruhtur.

4- İmamın farz namazı kıldırdıktan sonra sünnet namaz yok­sa, sağına veya soluna dönüp o cihetteki cemaate yönelmesi müste­habdır.

5- Açık yerde namaz kılan kimsenin secde edeceği yerin az önüne bir parmak kalınlığında bir cisim dikmesi müstehabdır.

6- Namaz kılan kimsenin önünden kadın, köpek ve eşek ge­çecek olursa, namazı kesmeyi gerektirmez. Bu da Hanefilere göre­dir.

7- İmamın namazı kıldırdıktan sonra sağına veya soluna doğru kayması sünnettir. İmam Şafiî, namazı kılıp bitiren kimse, sa­ğına, soluna kaymak veya ayrılıp gitmekte serbesttir, demiştir.

8- Açık yerde namaz kılan kimse, önüne dikecek bir sütre bulamadığı takdirde, yere bir çizgi çekilmesi sünnettir. Bu, Şâfiî'lere göredir.

9- Cemaat arasında kadın da bulunuyorsa, o takdirde gerek imamın selâm verdikten sonra, gerekse cemaatin, kadınların kalkıp çıkmalarına imkân vermek için bulundukları yerde az bir süre otur­maları müstehabdır. Bu, Hanbelilere göredir.

Rüveyha:
Mevlam Efendimizin ahlakıyla ahlaklanmayı, her ne yaptıysa elimizden geldiğince yapabilmeyi Mevlam bizlere nasip eylesin..Mevlam Efendimizin şefaatine nail eylesin..

mevlüdekalınsaz:
Eselmaü aleykum ve rahmetulalh; amin ecmain inşALLAH..Mevlam sünnet üzere yaşayabilmeyi ve O( sallahu aleyhi ve selem ) na layık bir ümmet olabilmeyi nasip eylesin inşALLAH....

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc