Ramazanda Orucunu Bozan Kimseye Ne Gibi Kefaret Gerekir

(1/1)

Reyyan:


Ramazanda Orucunu Cinsel Temasta Bulunmak Suretiyle Bozan Kimseye Ne Gibi Kefaret Gerekir?
 

Şüphesiz ramazanda niyet edilip tutulmakta olan orucu za­ruri bir sebep yokken bile bile bozmak haramdır ve günahtır. O bakımdan bu sınırı aşan kimseye hem kaza, hem de keffaret gere­kir ki, bu bir bakıma bir cezadır.

Ancak oruçlunun orucunu bir şey yemek veya içmek sure­tiyle bozması ile cinsel temasta bulunmak suretiyle bozması aynı şey midir? Bu hususta müctehid imamların görüş, tesbit ve ictihadları farklıdır.

 

Konuyla İlgili Hadisler
 

Ebu Hüreyre (r.a.) den yapılan rivayete göre, adı geçen şöyle haber vermiştir:

"Bir adam Rasulüllah (s.a.v.) Efendimize gelerek dedi ki:

"Ya Rasulallah! Helak oldum." Rasulüllah (s.a.v.) ona:

"Seni helak eden şey nedir?" diye sorunca, o şu cevabı ver­di:

"Ramazanda eşimle cinsel temasta bulundum."

Bunun üzerine Rasulüllah (s.a.v.) ona sordu:

"Bir köle azad etme imkanın var mı?" O da:

"Hayır" dedi. Efendimiz ona:

"Peki iki ay üstüste oruç tutabilir misin?" diye sordu. O da:

"Hayır, tutamam" dedi. Rasulüllah (s.a.v.) bu defa ona:

"Altmış miskini yedirecek imkanın var mı?" diye sordu. O da:

"Hayır yoktur" diye cevap verdi. Sonra o adam oturdu. Derken Peygamber (s.a.v.) Efendimize bir zembil hurma getirildi. Peygamber (s.a.v.) o adama:

"Bunu al da tasadduk et (orucun keffareti olarak dağıt)" buyurdu. Adam:

"Ya Ras­ulallah! Benden fakiri var mıdır? Şu iki kara taş (tepe) arasında bizim aileden daha muhtaç bir aile bulunuyor mu?" Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) Efendimiz ön dişleri görünecek şekilde güldü ve şöyle buyurdu:

"Bu zem­bili al da çoluk-çocuğuna yedir."[133]

İbn Mace ise bu hadisin son kısmını şu lafızla rivayet etmiştir:

"Bir köle azad et" Adam:

"Köle bulamıyorum" dedi. Peygamber (s.a.v.):

"Öyleyse üstüste iki ay oruç tut" buyur­du. Adam:

"Buna gücüm yetmez" dedi. Peygamber:

"Altmış miskini doyur" buyurdu."

Şüphesiz bu anlatımda kuvvetli bir tertip söz konusudur.

Yine İbn Mace ile Ebu Davud'un bir diğer rivayetinde, hadi­sin son bölümü şu lafızla rivayet edilmiştir:

"Onun yerine bir gün oruç tut"

Darekutni ise şöyle rivayet etmiştir:

"Ya Rasulallah! hem helak oldum, hem de helak ettim." Peygamber (s.a.v.) ona:

"Seni helak eden nedir?" diye so­runca, o:

"Eşimle cinsel temasta bulundum" diye cevap ver­di."

Bu anlatımın zahirinden, adamın eşiyle, kadın rıza göstermediği halde zorlayarak temasta bulunduğu anlaşılıyor.

 

Hadis Ve Rivayetlerin Işığında Müctehidlerin Tesbit Ve İctihadları
 

a) Hanefilere göre: Ramazanda oruçlu bulunan kimse eşiyle cinsel temasta bulunur, yani iki sünnet yeri birleşirse hem kaza, hem de keffaret gerekir. Adam bunu zorlanmadan, hataen işlemeden ve unutmadan bilerek yaptığı takdirde orucu bozulur ve belirtilen keffareti yerine getirmesi vacip olur. Eşinin adamı zorla­mak suretiyle cinsel temasta bulunmasını sağlarsa, yine de adama hem kaza, hem de keffaret gerekir. Çünkü cinsel temas ancak penisin sertleşmesi ve zevk duyulmasıyla gerçekleşir. Bu da adamın arzusuyla temasta bulunduğuna delil sayılır.

Ama kadın istemediği halde adam zorla onunla temasta bu­lunursa, adama kaza ve keffaret, kadına da sadece kaza gerekir.

Adam kendi arzusuyla bile bile razamanda eşiyle cinsel te­masta bulunduktan sonra hastalanır da bu hastalığı oruca mani teşkil edecek derecede olursa, adamın üzerinden keffaret vecibesi kalkar.

Adam aynı günde birkaç defa temasta bulunursa, hepsi için bir keffaret yeterli olur. Ancak birinci temastan sonra keffaret öder ve sonra yine temasta bulunursa, o takdirde bu ikinci temas için de keffaret ödemesi gerekir.

İki ramazanda birer defa cinsel temasta bulunur ve birinci ramazandaki temasından dolayı keffaret vermemiş olursa, kendi­sine iki keffaret gerekir. İmam Muhammed'e ve meşayihin çoğuna göre, bir keffaret yeterli olur. Sahih olan da bu görüş ye ictihaddır.[134]

Hanefilere göre, ramazanda eşiyle cinsel temasta bulunan kimseye keffaret gerekmesi için fecir doğmadan önce oruca niyet etmesi şarttır. Aksi halde yalnız kaza gerekir. Aynı zamanda cin­sel temastan sonra iftarı mübah kılacak hastalık ve yolculuk gibi bir sebebin ortaya çıkmaması şarttır. Aksi halde yalnız kaza gere­kir.[135]

b) Şafiilere göre: Ramazanda bozulan oruçtan dolayı kaza ve keffareti gerektiren tek sebep cima', yani cinsel temastır. Bu­nun da on dört şartı vardır. O şartların gerçekleşmesi söz konusu­dur. Şöyle ki:

1- Geceden niyet getirmiş olması,

Yani fecir doğmadan önce o günkü oruca niyet etmesi şarttır. Aksi halde yalnız kaza etmesi gerekir.

2- Cinsel teması bilerek kendi arzusuyla yapması,

Unutarak yaparsa, orucu bozulmaz ve o bakımdan kaza ve keffaret de gerekmez.

3- Kendi irade ve ihtiyarıyla o fiili işlemesi,

Tehdit edilip zorlanarak temasta bulunursa, orucu bozul­maz.

4- Oruçlu halde cinsel temasta bulunmanın haram olduğunu bilmesi,

Eğer İslama yeni girmiş bulunuyor veya din alimlerinden çok uzak yerde yaşıyorsa, o takdirde konuyu bilmediğinden dolayı kendisine ne kaza, ne de keffaret gerekir. Çünkü bu durumda oru­cu bozulmamış kabul edilir.

5- Cinsel temasın ramazan ayında meydana gelmesi,

Şayet nafile veya adak ya da kaza orucu tutarken cinsel te­masta bulunursa, orucu bozulur, sadece kazası gerekir; keffaret gerekmez.

6- Orucun bozulmasında tek ve müstakil sebep olarak cinsel temasın bulunması,

O bakımdan önce orucunu birşey yemek suretiyle bozar, son­ra da cinsel temasta bulunursa keffaret gerekmez.

7- Cinsel temastan dolayı günahkar olacak yaşta olması,

O bakımdan ramazanda henüz ergen olmamış temyiz çağındaki bir çocuğun oruçlu iken cinsel temasta bulunmasından dolayı keffaret gerekmez. Aynı zamanda adam yolculuk halinde olur ve oruca niyet getirerek sabahlar, sonra da iftar vakti girmeden cinsel temasta bulunursa, kendisine keffaret gerekmez.

8- Orucunun sıhhatına tam inanmış bulunması,

Bu nedenle unutarak orucunu yedikten sonra bu fiilinin oru­cu bozduğunu zanneder ve o sebeple cinsel temasta bulunursa, yine keffaret gerekmez.

9- Cinsel temastan sonra cinnet getirmemesi,

Şayet cinnet getirirse, artık kendisine keffaret gerekmez.

10- Kendi nefsiyle bu fiile teşebbüs etmesi,

O bakımdan uyuduğu bir sırada eşi gelip onunla cinsel te­masta bulunursa, keza keffaret gerekmez.

11- Hata yoluyla cinsel temasta bulunmaması,

Gecenin henüz devam ettiğini, fecrin doğmadığını sanıp cin­sel temasta bulunduktan sonra gecenin bittiğini, fecrin doğduğunu farkederse, o takdirde keffaret gerekmez.

12- Cinsel temasın, penisin baş kısmının, baş kısmı kesikse o miktarın ferce girmiş olması,

Belirtilen miktar ferce girmezse veya sadece baş kısmın ucu hafif temas kurarsa, orucu bozulmaz ve dolayısıyla kaza ve keffa­ret gerekmez.

13- Cinsel temasın ferc veya dübürden gerçekleşmesi,

Mücerred penisin kadının bacaklarına veya karın nahiyesine dokunmakla inzal vaki olursa sadece kaza gerekir.

14- Cinsel temasta fail olması, mef’ul olmaması,

O bakımdan eşiyle cinsel temasa teşebbüs eden adama keffa­ret gerekir, eşine gerekmez.[136]

c) Hanbelilere göre: Kaza ve keffareti iki şey gerektirir: Bi­rincisi, ramazanda gündüzleyin, cinsel temasta bulunmak; ikincisi oruçlu olmak veya vücuben imsak etmiş durumda olmak...

Böylece cinsel teması ister diri, ister ölü, ister akıllı, ister mecnune, isterse behime ile yapmış olsun fark etmez. Aynı za­manda ister bu fiili kasden, ister unutarak, ister bilmeyerek, ister bilerek yapsın yine fark etmez. Kendi ihtiyarıyla veya zorlanarak, ya da hataen yapmış olsun yine de keffaret gerekir.

Bu mezhebin delili ise, ramazanda cinsel temasta bulunanla­ra Rasulüllah'ın (s.a.v.) temasta bulundukları vakit ne halde bu­lunduklarını sormaksızın hem kaza, hem de keffaret gerektiğini buyurmasıdır.

Cinsel temasta bulunurken fecir doğarsa, penisi çekse bile hem kaza, hem de keffaret gerekir. Kadın da isteyerek, hükmünü bilerek, oruçlu olduğunu unutmayarak cinsel temasa rıza göstermişse, ona da hem kaza hem de keffaret gerekir.

Ramazanda gündüzleyin oruçlu olduğu halde cinsel temasta bulunur ve aynı gün iftarı mübah kılacak bir hastalığa yakalanırsa, bu hal ondan keffareti düşürmez. Bunun gibi adam cinsel temasta bulunduktan sonra sefere çıkar veya hapse girer, kadın temastan sonra ayhali olursa yine de keffaret düşmez.[137]

d) Malikilere göre: Orucu bozan şeylerden dolayı hem kaza, hem de keffaret gerekir. Şöyle ki:

1- Guslü gerektiren cinsel temas

2- Kasden bilerek bir şey yemek veya içmek

3- Tabii menfezlerden bir şeyin içeri girmesi

4- Mücerred şehvetle karısına bakıp veya eliyle dokunup inzal vaki olması

5- İstimnada bulunması bu cümledendir; yani bunlardan birisini yaptığı takdirde hem kaza, hem de keffaret gerekir.[138]

 

Tahliller Ve Diğer Rivayetler
 

1070 nolu Ebu Hureyre hadisi sahihtir ve ihticaca salihtir. O bakımdan mezhep imamlarının hepsi bu hadisle istidlal ve ihticacda bulunmuştur.

Aynı konu değişik lafızla Darekutni’nin yaptığı rivayette Mualla b. Mensur’un, İbn Uyeyne’den yaptığı rivayette teferrüd ettiği söz konusudur. Beyhaki ise, Hakim’in Mualla b. Mensur’un kitabına baktığı ve: "Helak oldum ve helak ettim" sözüne rastlamadığını söylemiştir.[139]

O bakımdan müctehidlerin bir kısmı Darekutni’nin bu rivayetiyle ihticac etmemiştir. Başta İmam Ahmed olmak üzere fakihlerden bir kısmı, cinsel temasta sadece erkeğe keffaret gerekir demişlerdir. Oysa Darekutni’nin rivayetindeki "helektü ve ehlektü" yani "hem helak oldum, hem de helak ettim" sözü, keffaretin aynı zamanda kadına da gerektiğine işarettir. Ne var ki, Rasulüllah (s.a.v.) Efendimiz o adama keffaretten söz ederken sadece onu muhatab ve yükümlü görmüş, eşine de keffaret gerekir deme­miştir. Müctehidlerin bir kısmı bu inceliği dikkate alarak kadına keffaret gerekmediğini istidlal etmişlerdir.

Sonra adamın "helak oldum" demesi, bu fiili bilerek kasden yaptığını göstermektedir. Çünkü helak, isyandan yana bir me­cazdır. O bakımdan unutarak cinsel temasta bulunana keffaretin gerekmeyeceğini, Hanbeliler dışındaki fakihler belirtmişlerdir. Cumhur da aynı görüştedir. Malikilerden bazısı da bu konuda Hanbeliler gibi ictihadda bulunmuştur.

Ebu Hüreyre rivayetinde "Eşimle cinsel temasta bulundum" ifadesi kullanılırken, bazı rivayetlerde bunun yerine "Ramazanda bir adam orucunu bozdu" lafzı kullanılmıştır. Hanefiler bu ikinci şıkkı dikkate alarak, ramazan orucu kasden ne ile bozulursa bo­zulsun hem kazayı, hem de keffareti gerektirir demişlerdir. Diğer müctehidlerden önemli bir kısmı, sadece cinsel temastan dolayı keffaret gerekeceğini söylemişlerdir ki, İmam Şafii, İmam Ahmed b. Hanbel başta gelenlerdendir.

Hadiste köle azad etme konusunda Rasulüllah'ın "rakabe" kelimesi kullanmasını mutlak anlama alan İmam Ebu Hanife, azad edilecek kölenin kafire de olabileceğini belirtmiştir. Diğer müctehidler ona cevapla şöyle demişlerdir: "Burada mutlak mukayyed üzerine hamledilir, katil keffaretinde olduğu gibi, mutlak anlamda ele alınıp hükme bağlanmaz. Cumhur da aynı görüştedir.[140]

"Altmış miskin" sözü üzerinde duran ilim adamlarından İbn Dakiyk el-Iyd diyor ki, burada it’âm kelimesi altmışa izafe etmiştir. O bakımdan keffaretin altmış fakire dağıtılması söz ko­nusudur. Bir kimse mesela altı miskine her gün altı keffaret ver­mek suretiyle on günde tamamlasa, altmış fakir ve miskine ver­miş olmaz. Cumhur da aynı görüştedir.[141]

Sonra hadisin zahiri keffaretin sıralanan tertibe göre gerçekleştirilmesine delalet etmektedir. Çünkü Rasulüllah (s.a.v.) biri bulunmadığı takdirde ikincisiyle emretmiştir. Bu da tertibin lüzumunu göstermek içindir. Hem (fa) harfiyle bildirilmesi de ayrı bir delalet olarak kendini gösteriyor. Cumhur da bu görüştedir.

Ancak konuyla ilgili rivayetlerin tamamı dikkate alınınca, hem tahyire, hem de tertibe delalet bulunduğu görülür. Ne var ki, tertibe delalet eden rivayetler daha çoktur ve o bakımdan ağırlık kazanmıştır.

Hadiste, Rasulüllah'ın (s.a.v.) o adama: "Bu zenbili al da çoluk-çocuğuna yedir" buyurması, mali sıkıntı içinde olandan oruç keffaretinin kalkacağına işaret vardır. Zira bu emirle, ileride vak­tin müsait, imkanın el verdiği takdirde sana gereken keffareti ödersin işareti mevcut değildir. Bununla beraber İmam Şafii'nin iki kavlinden birinde, "ileride mali imkana erişince bu keffareti ödemesi vacip olur" hükmü yer almaktadır. Cumhurun görüşü ise, aksini iddia edenlerin hilafınadır, yani geçim sıkıntısı içinde ol­mak, oruç keffaretini iskat etmez; mali imkana kavuşuncaya ka­dar bekler.

Bazılarına göre ise, "Rasulüllah'ın o zenbil hurmayı ona ve­rirken "ehline yedir" emrinden maksadın, sana nafakası vacip ol­mayanlara yedir" demektir. Şüphesiz bu yorumda zorlama vardır. Zira adam benim ailemden fakir var mıdır derken kendi çoluk-çocuğunu kasdetmiş ve Rasulüllah (s.a.v.) Efendimiz de ona, götür de onlara yedir buyurmuştur.

İbn Mace ve Ebu Davud'un rivayetinde: "Onun yerine bir gün oruç tut" emri üzerinde hayli durulmuş ve farklı yorumlar yapılmıştır. Diğer rivayetlerde keffaret söz konusu olduğuna göre, bu, keffaret dışında bir de güne gün kaza etmesinin gereğini vur­gulamaktadır.

Hadiste naklettiğimiz bu fazlalık, aynı zamanda Tabiin'den Said b. Müseyyeb'in Mursel'inde zikredilmiş ve Nafi’ b. Cübeyr, el-Hasan ve Muhammed b. Kab de bunu nakletmiştir.

Böylece İslam her konuda olduğu gibi, bu konuda da zorluk getirmemiş ve imkanlar nisbetinde ceza-i müeyyide koymuştur. Keffaret ödeyecek imkana sahip olmayan bir adamı mutlaka ona zorlamak elbetteki dinin yüksek hikmetine uymaz. Bununla bera­ber müctehidlerin farklı ictihadı da bir kolaylık getirmiştir.

 

Çıkarılan Hükümler
 

1- Ramazanda oruçlu kimse kasden, bilerek cinsel temasta bulunursa, hem günah işlemiş olur, hem de kendisine kaza ve kef­faret gerekir.

2- Kadın istemediği halde kocası onunla cinsel temasta bulu­nursa, keffaret sadece kocasına gerekir.

3- Adam cinsel temasta bulunduktan sonra, oruca engel teşkil edecek bir hastalığa yakalanır veya sefere çıkarsa keffaret sakıt olur.

4- Aynı günde birkaç defa cinsel temasta bulunursa, bir kef­faret hepsine kafi gelir. Ancak birinci temastan sonra keffaret ödedikten sonra ikinci defa temasta bulunursa, ikinci bir keffaret ödemesi vacip olur.

5- Fecir doğmadan önce oruca niyet etmez ve öylece gündüze dahil olur ve cinsel temasta bulunursa, sadece kaza gerekir.

Buraya kadar sıraladığımız beş maddelik hüküm Hanefîlere aittir.

6-Oruçlu olduğunu unutarak cinsel temasta bulunur veya yanılarak bu fiili işlerse, orucu bozulmaz ve o bakımdan kaza ve keffaret gerekmez.

Bu üç mezhebe göredir. Hanbelilere göre, orucu bozulur ve aynı zamanda hem kaza hem de keffaret gerekir.

7- Ramazanda oruçlu olduğu halde gündüzleyin kasden bi­lerek bir şey yemek veya içmek de orucu bozar ve hem kaza, hem de keffareti gerekir.

Bu Hanefilerle Malikilere göredir.

8- Bunun gibi ramazanda gündüzleyin kasden orucunu he­rhangi bir şey, bir olay ile bozan kimseye de hem kaza, hem keffa­ret gerekir. Bu da sözü edilen iki mezhebin ictihadıdır.

9- Cinsel temasta bulunurken veya bir şey yerken, içerken fecir doğarsa, Hanbeliler dışında diğer mezheplere göre, derhal içinde bulunduğu fiilden vazgeçmesi gerekir. Aksi halde hem kaza, hem de keffareti mucip olur.

10- Keffaret gerekmesi için failin ergen, akıl olması ve fiili­nin kasde nıukarin bulunması şarttır.

Ayrıca Şafiilere göre keffaretin gerekmesi için 14 şartın gerçekleşmesi söz konusudur ki, bunu onlarla ilgili paragrafta açıklamış bulunuyoruz.

11- Şafiilerle Hanbelilere göre, keffareti gerekli kılan tek fiil, bilerek cinsel temasta bulunmaktır.

12- Hanefilerle Malikilere göre, orucu bozan herhangi bir şey de keffareti gerektirir; yeter ki kasde mukarin olup kişinin irade­siyle gerçekleşmiş bulunsun.

Navigasyon

[0] Mesajlar

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc