๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ => Ahkam Hadisleri => Konuyu başlatan: Zehibe üzerinde 20 Ağustos 2010, 15:37:44



Konu Başlığı: Birinci Teşehhüdün Emredilmesi
Gönderen: Zehibe üzerinde 20 Ağustos 2010, 15:37:44


Birinci Teşehhüdün Emredilmesi Ve Yanılma Sebebiyle Sakıt Olması
 

Bilindiği gibi, üç ve dört rekâtli namazlarda iki teşehhüd vardır. Birinci teşehhüt vacip, ikincisi farz sayılmıştır. Bu duruma göre, bi­rinci teşehhüdü unutup üçüncü rekâte kalkan kimseden bu sakıt olur mu? İkinci teşehhüdü unutup yerine getirmeyen kimsenin na­mazı bozulur mu?

Bu hususta ilgili hadîsleri nakledip müctehit imamların görüş, tesbit ve ictihatlarını belirttikten sonra mesele açıklığa kavuşmuş olur.

İlgili hadîsler:

İbn Mes'ûd (r.a.)’den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Şüphesiz ki Muhammed (a.s.) şöyle buyurdu:

"Her iki rekâtte oturduğunuz zaman, Et-Tehiyyatu Lillahi Va's-Salavatü Vat-Tayyibatü, Es-Selamü Aleyke Eyyühennebiyyü Ve Rahmetüllahî Ve Berekâtühü Es-Selâmü Aleyna Ve Alâ İbadillahi's-Salihîn. Eşhedü Ellâ İlahe İllallah Ve Eş-Hedü Enne Muhammed'en Abdühü Ve Resülühü, söyle­yin, sonra da sizden herbiri kendisince hoşuna giden dualardan se­çip onunla Aziz ve Celîl Rabbına duâ etsin."[301]

Rifaa b. Râfi' (r.a.)’den yapılan rivayette, Peygamber (a.s.) Efendimizin şöyle buyurduğunu haber vermiştir:

"Namazına kalktığın zaman tekbîr getir, sonra Kur'ân'dan sana kolay geleni oku. Namaz ortasında oturduğun zaman itmi'nan sağla (organların yerini alıp karar kılsın), sol uyluğunu yere döşe, sonra Teşehhüdde bulun."[302]

Abdullah b. Buhayne (r.a.)’den yapılan rivayette, demiştir ki:

"Peygamber (a.s.) Efendimiz öğle namazına kalktı ve üzerinde bir oturma (birinci ka'de) kaldı. Namazını tamamlayınca, ardarda iki secde yaptı ve her secde için tekbîr getirdi, oturmuş vaziyette idi, selâm vermeden önce (yanılma secdesini yerine getirdi), insanlar (cemaat) de onunla beraber secde ettiler ki bu Peygamber'in (a.s.) unuttuğu cülusa karşılıktı."[303]

Hadislerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır:

1- İki rekâtli namazlarda ikinci rekâtin sonunda et-Tehıyyat'a, diğer bir tabirle Teşehhüd'e oturmak farzdır.

2- Üç ve dört rekâth namazlarda ikinci rekâtin sonunda Teşeh­hüd'e oturmak vaciptir.

3- et-Tehiyat'tan sonra birkaç duâ okumak sünnettir. Ancak üç ve dört rekâtli farz ve müekked sünnetlerde durum değişiktir.

4- Namaza tekbîr getirerek başlanır. Daha önce bu husus açık­lanmıştı.

5- Kur'ân'dan kolay gelen bir parça okumak farzdır. Bu da daha önce yeterince açıklanmıştı.

6- Namaz ortasında ikinci rekâtin sonunda sol kalça ve uylu­ğu yere döşeyip öyle oturmak sünnettir.

7- İkinci rekâtin sonunda Teşehhüt okumak vâcibdir.

8- İkinci rekâtin sonunda ilk celseyi unutup yerine getirme­mekten dolayı yanılma secdesi yapmak vâcibdir.

9- Yanılma secdesi, selâm vermeden önce iki secde olarak ar­darda yerine getirilir.

Hadîslerin ışığında müctehit imamların tesbit, ictihat ve istidlâlleri:

a) Hanefilere göre:

Üç ve dört rekâtli farz ve müekked sünnet namazlarda ikinci rekâtin sonunda oturmak vâcibdir. Bu, her iki rekâti birbirinden ayırmak üzere meşru kılınmıştır.

Her iki oturuşta da sol ayağın yan ve üst kısmını yere döşeyip üzerine oturmak, sağ ayağı, parmaklar kıbleye gelecek şekilde dik­mek sünnettir.[304]

Hanefîler oturuş şekli hakkında Hz. Aişe (r.a.) ile Enes b. Mâ­lik (r.a.) hadîsleriyle istidlal etmişlerdir. Hz. Aişe (r.a.) şöyle de­miştir:

"Şüphesizki Resûlüllah (a.s.) Efendimiz namazda oturdu­ğu zaman sol ayağını yere döşeyip üzerine oturur ve sağ ayağını di­kerdi." Enes b. Mâlik (r.a.) de diyor ki:

"Peygamber (a.s.) Efen­dimiz namazda teverrükü men'etti."[305]

Ancak sözünü ettiğimiz oturuş şekli erkeklere mahsustur. Ka­dınlar ise teverrük ederler. Teverrük, sol kalçayı uylukla birlikte ye­re döşeyip üzerine oturmaktır.

Namazda ilk oturuşta et-Tehiyat'tan fazla bir şey okumak mek­ruhtur. Bu hususta icma' vâki olmuştur. et-Tahavî de aynı hususu belirtmiştir.[306]

b) Şâfiilere göre:

Namazda iki rekâtın sonunda hem teşehhüt, yanı et-tahiyat oku­mak, hem oturmak, eğer selâm verilecekse, rükündürler. Selâm ve­rilmeyip üçüncü rekâta kalkılacaksa, ikisi de sünnettir. Teşehhüde oturmak nasıl gerçekleşirse öyle oturmak caizdir. Ancak birinci cel­sede sol ayağın topuğu üzerine oturup sağ ayağı dikmek; ikinci otu­ruşta teverrük etmek sünnettir. İkinci oturuşta Peygamber (a.s.) Efendimiz'e salât'ü selâm getirmek farz, birinci oturuşta ise, sünnet­tir. Ancak birinci oturuşta Peygamber'in âl ve ashabına salâvat ge­tirmek sünnet değildir, ikinci oturuşta sünnettir. Bazısına göre, vâcibdir.[307]

İmam Şafii, teşehhütte oturma şekliyle ilgili görüş ve ictihadını Ebu Humayd es-Sâidî (r.a.) hadîsine dayamış, yani onunla istidlal etmiştir. Adı geçen şöyle demiştir:

"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz iki secdeden sonra oturunca sol ayağını yere yatırıp üzerine oturur, sağ ayağını ise dik tutardı. Dört rekâtin sonunda oturunca, sol kalça ve uyluğunu yere döşeyip üzerine oturur, sağ kalça ve ayağını dik tu­tardı.[308]

c) Hanbelîlere göre:

İki rekât namaz kılınca teşehhüde oturur. Hem oturmak, hem et-Tahiyat okumak meşru'dur, buna muhalefet eden olmamıştır. Çün­kü Peygamber (a.s.) Efendimizden mütevatiren nakledilmiştir. Üm­met de aynı şeyi namazlarında yapmaktadırlar. Akşam namazı veya dört rekâtli bir namaz ise, hem oturmak, hem et-Tahiyat okumak vâ­cibdir. Ancak bu iki rivayetten birine göredir. Nitekim Leys ve İshak'ın da mezhebi böyledir. Diğer rivayete göre, vâcib değillerdir. Birinci rivayet daha sıhhatlidir. Çünkü Peygamber'in (a.s.) buna devam ettiği kesindir.[309]

Teşehhüd'ü belirtilen şekilde okumak, ona bir şey eklememek daha uygundur. İmam Ahmed'e göre, müstehab olan şekli, İbn Mes'ud'dan rivayet edilenidir ve birinci oturuşta sadece onu okumakla yetinilir.

d) Mâlikilere göre:

Gerek birinci oturuş, gerek ikinci oturuşta et-Tehiyat'tan sonra Peygamber (a.s.) Efendimiz'e salâvat getirmek sünnet veya müstehabdır. Her iki oturuşta da teverrük şeklinde oturmak sünnettir.[310]

Diğer rivayetler, yorumlar ve tahliller:

Ebu Cafer, et-Tahavi, namazda birinci ve ikinci oturuş arasında fark bulunduğunu konu edinerek bunlarla ilgili ashab ve tabiinin söz ve fiillerini nakletmiştir. Müctehitlerin de bu konuda ikiye ayrıldıklarını belirterek, bir kısmına göre, birinci oturuşta sağ ayak diki­lir, sol ayak üzerine oturulur; ikinci oturuşta ise, sol kalça ve uyluk yere döşenerek üzerine oturulur ve sağ ayale dikilir. İkincilere göre her iki oturuşta da sağ ayak dikilir, sol ayak yere serilerek üzerine oturulur.

et-Tahavi bu konuda daha çok Vâil b. Hücür (r.a.) rivayetinin sıhhatı üzerinde durmuş ve şöyle bağlamıştır:

"Bununla sabit oldu ki, Vâil b. Hücür'ün rivayeti dikkate alınmış ve Ebu Hanîfe, Ebu Yu­suf ve Muhammed'in kavli de buna göre gerçekleşmiştir."[311]

920 nolu İbn Mes'ûd hadîsini Ahmed b. Hanbel, farklı lâfızlarla farklı yollardan rivayet etmiştir, ama hepsinin de ricali sahihtir, sikattır. Nesâî ve Ahmed hadîsin baş kısmında "Her iki rekâtte otur­duğunuz zaman.." ibaresiyle tesbitte bulunmuşlardır. Tirmizî ise, hadise şu lâfızla başlandığını rivayet etmiştir:. "Resûlüllah (a.s.) Efendimiz, iki rekâtte oturduğumuz zaman bize şunu öğretti..." Nesaî'nin bir diğer rivayetinde ise hadîs şu lafızla rivayet edilmiştir:

"Siz her celsede şöyle deyin..."

Hadîsin son kısmını ise, Buhârî ve Müslim şu lafızla tesbit etmiş­lerdir:

"Sonra da sizden biriniz hoşuna giden duadan seçip onunla dua etsin."

Diğer bir rivayette ise, "Sonra da sena anlamında olanlardan istediğini seçsin." şeklindedir. Nesâî'nin Ebû Hûreyre'den yaptığı bir başka rivayette ise, şu cümle nakledilmiştir:

"Sonra da kendi nefsi için hatırına geldiği şekilde duâ etsin.."

Böylece bu rivayetlere dayanıp istidlal edenler, teşehhüdün vâcib olduğuna kail olmuşlardır. Meşhur olan rivayete göre, İmam Ah­med de aynı görüştedir. Leys, İshak ve İmam Şafii'nin de ictihatları böyledir.

Taberi ise, teşehhüdün vücubunu istidlal ederken şöyle demiştir:

"Namaz önceleri iki rekât olarak farz kılınmıştı, teşehhüd de o iki rekâtin sonunda vâcib idi. Namaz rekâtları fazla kılınınca, yani üç ve dört rekât olunca, fazlalık o vücubu gidermedi."[312]

Birinci teşehhüdün vâcib olmadığına kail olanlar ise, Resûlüllah'ın (a.s.) bazan bunu terkettiği ve dönüp yerine getirmediği, sadece yanılma secdesiyle tamir ettiğiyle istidlal ve ihticac etmişlerdir. Ancak birincilerin kavli daha sıhhatlidir.

921 nolu Rıfaa hadîsini Tirmizî hasenlemiştir. Hadîs, namazda birinci oturuşun vücubuna delâlet etmektedir.

922 nolu Abdullah hadîsinde "üzerinde bir oturma (birinci ka'de) kaldı" tabirinden; birinci oturuşun vâcib olduğu istidlal edilmiştir.

 

Çıkarılan Hükümler:
 

1- Üç ve dört rekâtli namazlarda birinci ka'de (oturuş) vâcibdir. Müctehitlerin bu hususta görüş birliği söz konusudur.

2- Birinci oturuşta et-Tahiyyat okumak, Hanefîlere göre, sün­net; Şafiî ve Hanbelilere göre vâcibdir.

3- Namazda birinci ve ikinci oturuş şekline gelince, sağ ayağı dikmek, sol ayağı yere yatırıp üzerine oturmak sünnettir. Bu, İmam Ebû Hanîfe ve arkadaşlarına göredir. Diğer müctehit imamlara gö­re, son oturuşta teverrük şeklinde oturmak sünnettir.

4- Birinci oturuşta et-Tahiyat'tan sonra salavat ve dua oku­mak meşru değildir. Bu, Hanefîlere göredir. Diğer imamlara göre, sünnet veya müstehabdır.

5- Birinci ka'deyi (oturuşu) unutup veya yanılarak yerine ge­tirmeyen kimseye yanılma secdesi gerekir.