ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > İtikat > Ahiret Günü > Cehennem Azabı
Sayfa: [1] 2 3 4 ... 9   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cehennem Azabı  (Okunma Sayısı 34211 defa)
09 Aralık 2007, 17:56:40
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 09 Aralık 2007, 17:56:40 »





      Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:   "Halbuki üzerinizde sizi gözetleyen, doğru ve şerefli olan katip melekler vardır. Her ne yaparsanız, O bütün yaptıklarınızı bilendir." (İnfitar; 1O-12) Burada Allah-u Zülcelal'in katiplerinin, insanın amelini yazmaya hiç ihtiyacı yoktur. Çünkü devamlı olarak, Allah-u Zülcelal, ilmi ile bizimle beraberdir. Yaptıklarımızdan, zerre kadar dahi olsa, hiç bir şey O'ndan gizli kalmaz. Bu ayet-i kerimeden maksat; Allah-u Zülcelal'in kıyamet gününde melekleri bizim üzerimize şahid göstermesi içindir. Allah-u Zülcelal insanların günahlardan muhafaza olması için meleklere, insanoğlunun amellerini yazmalarını emretmiştir.    Allah-u Zülcelal ne kadar merhamet sahibi ise, o şekilde ağır azap edicidir. Allah-u Zülcelal'in azabından insanın korkması gerekir.

     Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Onların derileri pişip yandıkça azabı duymaları için onlara yeni cilt giydiririz." (Nisa; 56)  İbn-i Abbas (R.A) bu ayetin tefsirinde: "Onların derileri kağıt gibi incedir." demiştir.

     Hasan-ı Basri şöyle demiştir: "Onların derileri günde yetmiş bin kere yanar ve yenilenir." Hz. Peygamber (S.A.V) şöyle buyurmuştur: "Cehennemliklerin en hafif azaplısı ayaklarına ateşten iki nalın giydirilmiş olan kimsedir. Bu nalınlar o kimsenin beynini tıpkı bir kazan gibi kaynatırlar. Kulakları kor, azı dişleri kor ve kirpikleri yalazdır. Karın boşluğundaki iç organları eriyip ayaklarından akar. Bu kişi en hafif azaplı cehennemliklerden biri olduğu halde en ağır cehennem azabını çekenlerden biri olduğunu zanneder." (Müttefekün Aleyh)

     Mücahid şöyle demiştir: "Cehennemin öyle kuyuları vardır ki, içlerinde deve boynu gibi yılanlar ve katır iriliğinde akrepler bulunur. Cehennemlikler ateşten bu yılanlara doğru kaçınca yılanlar onları ağzları ile yakalayıverirler ve vücutlarını didik didik parçalarlar. Cehennemliklerin bu yılanlardan kurtulabilmek için tek çareleri ateşe sığınmak olur."
Anlatıldığına göre, cehennemlikler bin yıl boyunca feryat eder, fakat bu feryat onlara hiçbir fayda sağlamaz. Sonra: "Dünyadayken sabredince feraha kavuşurduk!" diyerek bin yıl kadar sabrederler. Fakat çektikleri azapta hiçbir hafifleme meydana gelmez. Bunun üzerine: "Bizim için sabretmekte  feryat etmekte birdir, hiçbir             kurtuluş çaremiz yoktur." derler.

    Arkasından aşırı susuzlukları ve ağır azapları karşısında Allah'tan bir yıl boyunca üzerlerine yağmur yağdırmasını isterler. Böylece içinde kıvrandıkları yüksek harareti ve susuzluğu dindirmek isterler. Bin yıllık yalvarmanın sonunda  Allah-u Zülcelal, Cebrail aleyhis-selam'a: "Bunlar ne istiyor?" diye sorar. Cebrail de Allah-u                     Zülcelal'e: "Ey Rabbim! Sen onların durumunu herkesten daha iyi bilirsin, onlar yağmur istiyorlar." diye cevap verir.

    Bunun üzerine, üzerlerinde bazı kızıl bulutlar belirir. Onlar bu bulutları görünce yağmur yağacak sanırlar. Fakat üzerlerine katır  iriliğinde öyle akrepler yağdırılır ki, her biri insanı ısırınca acısı bin yıl boyunca devam eder. Sonra bin yıl daha Allah-u Zülcelal'den yağmur dilerler. Bin yıl sonra başları üzerinde bir takım kara bulutlar belirir. Bulutları görünce: "İşte bunlar yağmur bulutlarıdır." derler. Fakat üzerlerine öyle deve boynu kalınlığında yılanlar yağdırılır ki, her biri insanı sokunca acısı bin yıl boyunca devam eder. İşte Allah-u Zülcelal'in aşağıdaki ayetin manası budur: "İşte, dünyadaki bozgunculuklarının (Küfür ve isyanlarının) karşılığı olarak çektikleri azabın üzerine başka bir azap ekleriz." (Nahl; 88)
Cehennem ehli kendi kendilerine şunu söyleyip inlerler: "Kısa olan dünya hayatımızda biraz sabretseydik, şimdi her şey başka         olurdu. Biz o zaman bu elemli ve karanlık ateş kuyularında yanıp azap çekmez, Allah-u Teala'nın nuruyla aydınlanmış cennetin geniş bahçelerinde, serin gölgelerde ve güzel  köşklerde zevk ve sefa   sürerdik!"

     İşte cehennem böyledir. Buna göre insan ne cür'etle Allah-u             Zülcelal'e karşı günah işleyebilir? Allah-u Zülcelal, bu azaplardan kurtulmamız için bizlere iman cevherini hediye etmiştir. Zamanlardan bir zaman, büyük bir ordusu olan bir padişah, İslam ordusunu daima sıkıştırıyordu. Zamanında  İslam ordusu bir sefer düzenleyerek, o padişahı esir etti. Müslümanlar onu öldürmeyip; bir kazanın altına ateş yakarak ona eziyet vermeye karar verdiler ve de öyle yaptılar. Bu durumda padişah taptığı putlara yalvardı. Fakat hiç kimse onun yardımına gelmedi ve anladı ki, bunların hepsi yalancıdır. Daha Sonra Allah-u Zülcelal'e yalvardı ve kelime-i tevhid getirdi. Bu padişah böyle dediği zaman Allah-u Zülcelal yağmur yağdırdı ve bütün ateşi söndürdü.

    Bir fırtına başlayarak onun içinde bulunduğu kazanı havada  uçurmaya başladı. Allah-u Zülcelal, bu padişahı, hiç Allah'tan haberi olmayan bir kavmin içine attı. Padişah bu kavmin içine düştükten sonra da: "La İlahe İllallah" dedi. Bu kavmin insanları, padişahın başına toplanarak halini sordular. Padişah da onlara başından geçen olayların hepsini anlatı. Ve bu padişahın vesilesiyle, bu kavmin hepsi imana geldiler. İşte iman böyledir. İman, insanı cehennem ateşinden muhafaza eder. Dünyada da insanı bu şekilde kurtarır. Fakat bizim için mühim olan, imanı muhafaza etmektir. Onun muhafazası da; tevbe etmek, günahlardan uzak durmak ve Allah-u Zülcelal'in zikrine sarılmakla olur.

     Ebu Hureyre (R.A) 'dan rivayetle Hz. Peygamber  (S.A.V) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Zülcelal buyurdu ki: "Kulumun inancı oranında yanındayım. (Tevbe ederse tevbesini kabul ederim, Af dilerse suçlarını bağışlarım.) Beni nerede anar hatırlarsa, ben orada yanındayım. Allah'a and olsun, Allah kulunun tevbesine, çölde devesini yitirip tekrar bulanınızın sevinmesinden daha çok sevinir. Ondan razı olur, günahlarını affeder. Kulum bana ibadet ve hayır işlerde bir karış yaklaşırsa, ben ona (Rahmetimle) bir arşın yaklaşırım. Kim bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona (Rahmetimle) bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana yürüyerek yaklaşırsa, ben ona (Rahmetimle) koşarak yaklaşırım. (Kulumun ibadet ve taatına, yararlı işlerine hakettiğinden daha çok ecir ve sevap vererek onu mükafatlandırırım.)" (Buhari, Müslim)

     Hz. Peygamber (S.A.V) bir gün ashab-ı kirama şöyle buyurmuştur:  "Sizden önce geçen milletlerden doksandokuz kişiyi öldüren bir adam yeryüzünde en büyük alimin kim olduğunu sorduğunda, falanca rahip dediler. Rahibe giderek: "Doksandokuz kişi öldürdüğünü, günahlarından tevbesi kabul olunur mu?" diye sorunca rahip: "Hayır!" dedi. Bunun üzerine rahibi de öldürür. Öldürdüklerinin sayısı yüz olur. Daha sonra yeryüzünde: "En büyük alim kimdir?" diye sorunca, falan alim derler. Onun da yanına giderek: "Yüz kişi öldürdüm, tevbe etsem kabul olunur mu?" diye sorunca alim: "Evet, kim tevbenle arana girebilir. Filanca şehre git. Orada Allah'a ibadet eden insanlar var. Onlarla beraber Allah'a kulluk et. Bir daha da memleketine dönme. Zira orası kötülerin yeridir. Sen de onlarla kötü oluyorsun." der. Bunu dinleyen günahkâr iyi kimselerin şehrine gitmek üzere yola çıkar. Yarı yola varınca, ölüm meleği (Azrail) canını almaya gelir. O sırada rahmet melekleri ve azap melekleri gelir, aralarında çekişirler. Rahmet melekleri: "Bu adam kalbini Allah'a bağlayarak, günahlarından tevbe etti." derler. Azap melekleri de: "Bu adam hiç hayır işlemedi. Bütün işleri kötülüktür." derler. Bunun üzerine insan suretinde bir melek gelir ve der ki: "Çıktığı Şehirle gideceği yeri ölçün. Hangisine daha yakınsa oralı sayılır." der. Ölçerler,  gideceği yeri daha yakın bulduklarında, ruhunu rahmet melekleri alır. (Cennet bahçesine götürürler.)

     Diğer bir rivayette: "İyi kimselerin olduğu şehre bir karış daha yakın olduğu için oranın halkından kılınmıştır." denilir. Başka bir rivayette de şöyle denilmiştir: "Allah, çıktığı şehre uzaklaşmasını, gideceği şehre de yaklaşmasını emretti ve: "Aralarını ölçünüz!" dedi. Ölçünce gideceği yere bir karış daha yakın buldular. Bunun üzerine günahları            affolundu." (Buhari, Müslim, İbn Mace)

     Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Gerçekten biz, Ademoğullarına akıl vermek suretiyle onları şan ve şeref sahibi kıldık!" (İsra; 70)  Eğer bu akıl ile derin olarak düşünürsek, elimizde ne kadar fırsatların var olduğunu anlarız. Bu ömürle, bu sermayeyle bir çok şey yapabiliriz. İyi şeyler yaptığımız zaman, ne kadar kârlı olduğumuzu, yapmadığımız zaman da ne kadar zararlı çıktığımızı akıl ile çözebiliriz.

    İşte insanın bunu düşünmesi lazımdır. İnsan bunu düşünmediği zaman, aklı tesirsiz hale gelmiş demektir. Çok kıymetli bir cevher olan akıl tesirsiz kalıp, saltanatını sürdüremiyor demektir. Allah-u Zülcelal, aklı bir padişah gibi insanın vücuduna yerleştirmiştir. İnsan bunu düşündüğü takdirde, aklını iyi kullanır. Eğer derinlemesine düşünürsek, Allah-u Zülcelal bizlere çok güzel fırsatlar vermiştir. İşte bu aklı tesirsiz bırakmamak için, onun üreteceği çarelere başvurmak lazımdır. Aklı güzel kullanmak için, daima dini sohbetlere gidilmeli ve o sohbetlerde Allah-u Zülcelal'in kelamına, Hz. Peygamber (S.A.V)'in hadis-i şeriflerine ve büyük zatların menkıbele-rine yer verilmelidir. Bizim için yegane kazanç, bu dünya hayatında iken ebedi saadeti  kazanmaktır.

    Hepimize malum olduğu gibi, Karun çok zengin bir kimse idi. Şimdi size soruyorum; Karun'un o kadar malı ve mülkü acaba nerededir? İşte dünya böyledir. Dünya hiç kimseye yaramadığı gibi bizlere de yaramaz. Allah-u Zülcelal, insana çok büyük bir nimet olarak aklı bağışlamıştır. İnsan bu akılla, hem dünyasını hem de ahiretini kazanmalıdır. Akıl öyle bir nurani cevherdir ki, onun nuru, kalbin üzerine gelerek, bütün vücudu hareket ettirir. Ulema, dünya hayatının fani, ahiret hayatının ise baki olduğuna, nakil ve akıl ile ittifak etmişlerdir.  İnsan için dünyanın nimetleri ne kadar çok olursa olsun, fani oldukları için hiçbir şeye yaramaz. Dik...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.034


View Profile
Re: Cehennem Azabı
« Posted on: 18 Haziran 2019, 01:35:09 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Cehennem Azabı rüya tabiri,Cehennem Azabı mekke canlı, Cehennem Azabı kabe canlı yayın, Cehennem Azabı Üç boyutlu kuran oku Cehennem Azabı kuran ı kerim, Cehennem Azabı peygamber kıssaları,Cehennem Azabı ilitam ders soruları, Cehennem Azabı önlisans arapça,
Logged
04 Ekim 2009, 17:06:56
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« Yanıtla #1 : 04 Ekim 2009, 17:06:56 »

Amiin amiin amiin .
Rabbim cc bizlere son nefesimizde imanla gocmeyi nasip etsin.
Cehennemin korkunc azabindan bizleri korusun. :'(
Yarabbi cc sen bizlere aci,bizi gunah cukurlarindan cikar,nefsimizi terbiye etmemiz icin bizlere imanimiz ile guc ve kuvvet ver.
Bizleri basi bos birakma,Sensiz birakma Allahim.
Ahirette husrana ugrayanlardan eyleme,kabrimizi cennet bahcesi eyle.
Ihlasla amel etmeyi bizlere nasip eyle,ahirette bizleri Efendimizin (S.A.V) yaninda yer alanlardan eyle,amiin.
Cehennemin o korkunc azabini bizlere tattirma Allahim,bizlere fazlu-kereminle muamele et YaRabbi :'( :'( :'(

Allah cc razi olsun Hocam,gercekler acidir ama muhakkaki herkes hak ettigi cezaya carptirilacaktir.
Rabbim cc bizleri korktuklarimizdan emin eylesin,amiin...

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
25 Mart 2011, 17:04:11
ipek-7e
Yeni Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 93


« Yanıtla #2 : 25 Mart 2011, 17:04:11 »

dünyadaki her sevabımızla cennetteki evimize bir tugla koyu yoruz bir villada oturmakta bir gece konduda oturmakta bizim elimize
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
28 Mart 2011, 22:04:27
murat-7I

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #3 : 28 Mart 2011, 22:04:27 »

Cennette ve cehennemde neler çekeceğimizi birçoğumuz biliyoruz. Peki bunu bilerek neden iyilik yapmıyoruz? Kim isterki cennetin nimetlerinden faydalanmak varken cehennemde ateşler içerisinde yanmayı?
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
06 Şubat 2014, 21:22:16
Pelinay
Bölüm Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.696


« Yanıtla #4 : 06 Şubat 2014, 21:22:16 »

Amin amin amin ecmain inşAllah...Çok güzel bir konuya değinmişsiniz.Rabbim razı olsun....

Bu imtihan sahnesinde herkes karakterine göre kendine bir rol seçmiş ve bütün hünerlerini sergiliyor...Kimisi rolünü iyi oynuyor;sahneyi,kendisinden istenileni çok iyi biliyor ,yönetmenin uyarılarını can kulağıyla dinliyor ve uyguluyor.Oyun bittikten sonra sahneden inmesi ve gerçek hayata dönmesi gerektiğini anlıyor,biliyor...
Kimisi ise sahnenin süslerine,ışıltılarına,seyircilerin övgülü alkışlarına ve sözlerine aldanıyor.Ebediyen orada kalacağını sanıyor ve ona göre hareket ediyor.Oyunda kendine biçilen rolü unutuyor.Yönetmenin uyarılarına aldırış etmeden oynuyor.
Kıyamet günü gelip çattığında,cennet -cehennem gözümüzün önüne geldiğinde herkes dünya sahnesindeki yeteneğine ,sergilediği hünerine göre karşılık görecektir.Yönetmen,O büyük Sultan(c.c) da kendine yakışanı yapacak ve merhametle bize muamele edecektir.O(c.c)'nun merhametini hak etmek için de dünya sahnesinde  bizden istediği rolle oynamamız gerekiyor...O(c.c)'nun merhametine bağladığımız ümitten başka güvenecek bir hünerimiz de yok zaten.....
Sen bizleri imtihanı kaybedip de cehennem azabına çarptırılanlardan eyleme....

Ey Rabbimiz! Sen bizleri imtihan için gönderdiğin bu geçici alemde razı olacağın şekilde yaşat ve yine razı olacağın şekilde canımızı al...
Bize merhametinle tecelli et ve cehennem azabından koru.....Bizlere ,Cennetini hak edecek amellerde bulundur  .
Bizleri cennetinle cemalinle şereflendirdiğin kullarından eyle....

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 06 Şubat 2014, 21:30:39 Gönderen: mevlüdekalınsaz »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3 4 ... 9   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &